Yukarıdaki
asker bu fotoğraf çekilirken 32 yaşındaydı.Bu fotoğraf bana geldiğinde artık
hep 32 yaşında kalacaktı.Sporcunun zeki, çevik, ahlaklı ve ölüsü olarak!
Tabii
ki “terör var, terörle mücadele var”; 50 bin ölü var; daha onlarcası, yüzlercesi,
binlercesi eklenecek kadar çocuk var ülkede.Tabii ki ölüm öyle tek tek, haber
bile değil.Tabii ki bir askerin ölümünün böylesi resmen kutsal bile değil.Tabii
ki ölümün böylesini ne haber yaparlar, ne büyük tören!
Tabii
ki “Asker tükenmez, aileler bölünmez” diye bağıran olmaz!Ama bir insandır; 24’ünde
bir eşi, henüz baba bile dememiş 14 aylık bir kızı, çok özlemiş 6 yaşında bir
kızı daha vardır.ölüm, hem de merhametsiz bir emir komuta biçiminde gelmişse, “zayiat”
olarak bir tabuta sıkıştırılıp da memleketine, karısına, minicik kızına
yollanan bir insan (daha) vardır!
Uzman
çavuş Savaş çiftçi de, komutan “Nasılsın asker” diye ortaya karışık sorunca, “Sağol”
demek zorundaydı.Sağ olabilmek için, “Bugün rahatsızım komutanım, spor yapmasam”
dedi.Askeri disiplin, ast-üst ilişkisi, askerlikten soğumama şartı itiraz
tanımadı.Yapılacak, yap!Ast-üst olunacak; altüst olunacak, ol!Aklında
muhtemelen iki evladı, göğsünde o ağrı; atılmamak, işsiz kalmamak, daha fazla
ezilmemek için; komutana sağol diyebilmek için ölümüne koştu, koştu... Yığılıverdi.
Revire
götürdüler. Bu kez Doktor Komutan inanmadı. Can çekişen bedeni “Spor istirahati
almak için numara yapmak”la suçlandı.Sonra bir ambulans arkasına koyuverdiler
numaracıyı!Doktor Komutan, üst idi ya, arkaya değil, ön koltuğa geçti.Tekrar çalıştı
kalp son nefesle. Sonra oradan oraya. 7 Şubat öğlene kadar koma hali.Sağlam
kafa sağlam vücutta derken, kafa ve vücudun derin uykusuna.ölüm zaten
başındaydı. Geldi, öne değil, yanına oturdu. Aldı, götürdü.
İki çocuk, “Sporsever,
spor emreder, numara çakar, külyutmaz emir komuta zinciri” sonunda babasız
kaldı.Siz muhteremler muhtemelen bu haberi görmediniz, duymadınız.
Bu kadar çok “şehit”
ve “ölü ele geçirilen”in olduğu memlekette, iki çocuğu, genç bir kadını, bir
babayı, sevgili bir analığı, onca arkadaşı kahreden “cebren zayiat”ı bir
cinayete benzer bile saymadınız.Bir, iki ajans haberi şöyle geçti: “Görev
yaptığı sırada kalp krizi geçiren Hava Uzman...”
Savcı
talimat verdi.Kesildi, biçildi, otopside de koşturuldu Savaş çiftçi.Hayat
savaşını emir komuta ile kaybetmiş; önce sesi, sonra nefesi ve de bedeni
kesilmiş, memleketi Osmaniye’ye yollandı.Usul böyle: Bir Kaza Tetkik
Heyeti kuruldu.”Şahit askerler” durumu anlattı.
Tuğgeneral, hiç gelmediği uzman çavuş
gazinosuna vardı:”Arkadaşlar, bölük komutanınız aleyhinde ifade vermişsiniz.
Olmaz! Siz hiç erata kızmıyor musunuz? Takdir-i ilahi. Başınız sağolsun.”
***
"Savaş çiftçi işte böyle numaradan öldü.Sayıyla
vermemişlerdi zaten.Numarasını tabutuyla taşıdı.Numarasını iki minik çocuğuna
miras bıraktı.Numarasıyla bir mezarlıkta parsel bulundu.Numarasıyla toprağa
karıştı.Dokuz aylık bebekken annesini kaybetmiş, analığı büyütmüş, yıllarca
hakikati söylememişler.Numaradan öldü, hakikatine kavuştu.Esas duruşta
komutanlarına arz eder!Not: Ondan birkaç gün önce, bir anne, Gülsüm Koç da “PKK'nın
kaçırdığı” uzman çavuş oğlu Zihni'nin yolunu gözlerken kalpten ölmüştü.
“Gelinim Kürttür, biz kardeşiz” diyen kocasının elinden kaymıştı. 32 yaşında
bir kadın, 11 ve 4 yaşında iki çocuk da “bir babanın dönüşü”nü bekliyordu.Not:
Bazı “iyi şeyler”: AİHM'in mahkum ettiği “yargısız oda hapsi”nin
nihayet kaldırılacağına dair haberler gibi.