21 Haziran 2013 Cuma

TSK'DAN AÇIKLAMA: PKK HELİKOPTERE ATEŞ AÇTI

TSK'dan yapılan açıklamasa PKK'lıların Kolordu Komutanı'nın bulunduğu helikoptere ateş açtığı ortaya çıktı.

İşte TSK'nın internet sitesinden yapılan açıklama;
20 Haziran 2013 Perşembe günü saat 18.40 sularında, içinde Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı ile 3’üncü Tümen Komutanının da bulunduğu komuta heyetini taşıyan Komuta-Kontrol helikopterine (S-70) teröristler tarafından Hakkâri ili Yüksekova ilçesi İkiyaka Dağlarından dört el ateş edilmiş; helikopter kaçınma manevrası yaparak ateş bölgesinden süratle uzaklaşmış ve emniyetli bir şekilde Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığına inmiştir.
Helikopter üzerinde yapılan kontrolde, bir merminin helikopterin sağ kargo ön camından girerek, helikopterin ana kirişlerine hasar verdiği ve kontrol kutusunun üst çeperinde kaldığı tespit edilmiştir.

Askeri savcılıktan olumsuz yanıt

DİYARBAKIR'ın Kulp İlçesi Alacakaya Köyü Keper Mezrası'nda 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybolan 11 köylü ile ilgili 7 yıldır soruşturmayı yürüten 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı, yakınlarının kemiklerini isteyen ailelere olumsuz yanıt verdi.


Askeri Savcılık tarafından ailelerin avukatlarına gönderilen yazıda, 'savcılık emanetinde bulunan kemik parçalarının birey olarak ayrımı yapılmadığından bu aşamada ailelere verilmeyeceği ve emanette kalmaya devam edileceği' belirtildi.

Kulp İlçesi'ne bağlı Alaca Köyü Keper Mezrası'nda 9 Ekim 1993 tarihinde gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Mehmet Şah Atala, Nusrettin Yerlikaya, Turan Demir, Behçet Tutuş, Bahri Şimşek, Şerif Avar, Hasan Avar, Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Ümit Taş ve Abdi Yumuk'un PKK tarafından öldürüldüklerine ilişkin kanıt bulamayan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, görevsizlik kararı vererek dosyayı Kulp Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.

Dosya, Kulp Cumhuriyet Savcılığı tarafından da görevsizlik kararı verilerek 2006 yılında 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildi. Askeri savcılık, zaman aşamı tehditi altındaki dosya ile ilgili soruşturmasını sürdürürken, aileler 2004 yılında bulunan 11 kişiye ait olan kemiklerin kendilerine verilmesini istedi. Avukatlar aracılığı ile iletilen talebe ret cevabı veren Askeri Savcılık, hali hazırda Askeri Savcılığın emanetinde bulunan kemik parçalarının birey olarak ayrımı yapalmadığından bu aşamada kemik parçalarının askeri savcılık emanetinde kalmaya devat etmesi gerektiğini belirtti.

AVUKATLAR, GENERAL ERTÜRK İÇİN YAKALAMA KARARI İSTEMİŞTİ

Kayıp yakınlarının avukatı Rahşan Bataray, Diyarbakır 7'nci Kolordo Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderdiği dilekçede, dosyanın zaman aşımına uğramasına 4 ay kaldığı gözönünde bulundurularak, dosya hakkında görevsizlik kararı verilmesi ve o dönemde bölgede görevli olan ve 11 köylüyü gözaltına alan Bolu Komando Tugayı'nın başında yer alan Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istemişti.

KEMİKLER ARAZİDE BULUNMUŞ, AİHM TÜRKİYE'Yİ MAHKUM ETMİŞTİ

2004 yılında 'köye geri dönüş projesi' kapsamında köye dönen köylüler, arazide bazı kemikler buldu. İHD Diyarbakır şubesine haber veren köylülerin detaylı aramasında bulunan kemikler avukatlar aracılığı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda incelenince kemiklerin, kaybolan köylülere ait olduğu kesinleşmişti. Yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 1993 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru, Mayıs 2001'de sonuçlanmış, mahkeme, ailelere toplam 1 milyon lira tazminat ödenmesine karar vererek Türkiye bu davada mahkum edilmişti.

Balyoz sanıklarından tepki!

“Adalete giden yolda bir köprü daha yıkıldı"
  Balyoz Davası'ndan tutuklu bulunan general ve amirallerin de aralarında bulunduğu 57 tutuklu muvazzaf asker, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinde 256 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarının onanmasını talep etmesine “Adalete giden yolda bir köprü daha yıkıldı" ifadeleriyle tepki gösterdi.


Hadımköy Askeri Cezaevi'nde Balyoz Davası'ndan tutuklu bulunan sanıklar Hava Orgeneral Bilgin Balanlı, Kormiral Can Erenoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Halil Helvacıoğlu, Koramiral Deniz Cora, Korgeneral Turgut Atman, Tümgeneral Bülent Kocababuç, Tuğamiral Levent Görgeç, Tuğgeneral Kubilay Baloğlu, Tuğamiral Şafak Yürekli, Hakim Albay Onur Uluocak, Tuğamiral Ali Sadi Ünsal’ın da aralarında bulunduğu 57 muvazzaf asker, avukatları aracılığıyla yazılı bir açıklama yaptı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Balyoz Davası'nda 256 sanık hakkında 20 yıl ile 16 yıl arasında değişen mahkumiyet kararlarının onanmasını talep etmesine karşı yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdiler: "Adalete giden yolda bir köprü daha yıkıldı. Asrın İftirası, Balyoz Davası yargılama sürecinin en başında, karanlık güçlerin Cumhuriyet düşmanlarıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kurduğu hain komplo tarafımızdan açıkça ortaya konmuştur. Buna ramen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 17 Haziran 2013 tarihli tebliğname ile de bu komplonun farkına varılmadığı görülmektedir."

"HUKUKUN KATLEDİLDİĞİ DAVA"

Açıklamada, "Kesinlikle siyasi olan ve hukukun katledildiği bu dava tebliğname ile hukuki bir zemine oturtulmaya çalışılmışsa da, bu nafile çaba somut delillerle ortaya koyduğumuz hukuksuzlukların hiçbirine cevap vermeye yeterli olmamıştır. Böylece hukuk tarihine asla silinemeyecek kara bir leke daha sürülmüştür. Çünkü özünde hukuksuzluk ve haksızlık olan hiçbir şey meşru zemine oturtulamaz. Tebliğname Yargıtay’ın nihai kararı olmamakla birlikte, hukuksuzluğun devam etmesi nedeniyle adalete giden bir köprü daha yıkılmıştır. Bu durum Cumhuriyetimiz ve geleceği açısından da endişe verici bir gelişme olmuştur" ifadelerine yer verildi.

"DÜNYA TARİHİNDE ÖRNEĞİ GÖRÜLMEMİŞ KİN VE NEFRET"

Açıklamada, "Dünya tarihinde örneği görülmemiş kin ve nefrete dayalı iftiralarla özgürlükleri ve gelecekleri çalınan, devletin birliği ve ülke bütünlüğü için canı pahasına görev yapan bizlere uygulanan haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ve zulüm devam ettirilmektedir. Ne zulüm yapılırsa yapılsın ve hangi komplo kurulursa kurulsun bizlerin masum olduğu gerçeği asla değişmeyecektir. Aziz Türk Milleti biz değişmez Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleriyiz ve tüm dünyanın da bildiği gibi onun askerleri eğilip bükülmezler ve asla boyun eğmezler" ifadeleri yer aldı.

Genelkurmay: Yurt-Kor belgesi devlet sırrı kapsamında


 




  12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştirenlerden dönemin Genelkurmay Başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'nın yargılanmasına Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor.

    Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, teknik araçlarla kayıt altına alınmasına oy birliğiyle karar verildiğini açıkladı. Sanıkların esas hakkında mütaalanın okunması sırasında bağışık tutulmalarının talep edildiğini bildirdi.

    Yurt-Kor belgesi ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı'ndan cevap geldi. Yurt-Kor belgesinin devlet sırrına haiz bilgiler içerdiğinin değerlendirildiği bildirildi. Genelkurmay, görevlendirilecek personel tarafından mahkemeye gönderilerek heyet tarafından belgenin değerlendirilmesini istedi.

    Mahkeme heyeti ise devlet sırrı olup olmadığı konusunda yeniden bir değerlendirme yapılmasını müzakkere yazarak talep etti. Mahkeme, bu belgenin mahkemeye yapılan ihbar sonucu ortaya çıktığını ifade etti. Devlet sırrı olmadığı değerlendirilmesi halinde Yurt-Kor belgesinin mahkemeye gönderilmesi istendi. Eğer devlet sırrı ise hangi esaslara göre bunun belirlendiğinin bildirilmesi talep edildi.

    Genelkurmay, bu müzakkereye ise 'çok gizli gizli belge statüsünde devam ettiği'ni bildirdi. Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, bu belgenin 13 Haziran 2013 tarihinde mahkemede hazır edildiğini ve incelendiğini açıkladı. Konuya ilişkin bir tutanak tutulduğunu dile getiren İnce, tutanağın özetini okudu.

    Belgenin kimin tarafından hazırlandığının belirlenmediği ve İç Hizmet Kanunu 35. maddeye atıfta bulunduğu kaydedildi. Avukat Aydın Erdoğan ise bu belgenin örneğinin alınmamasını eleştirerek belgeyi görmek istediklerini söyledi.

Valiler askerin PKK’ya operasyonunu engelledi!

Türkiye’den çekilen PKK’lıların görüntülerini elde eden askerler valileri bilgilendirdi. Ancak valiler ‘çözüm süreci’ nedeniyle askere PKK’lı gruplara yönelik operasyon talimatı vermedi

PKK’nın çekilme sürecindeki en kritik soru yanıtını buldu. VATAN’ın edindiği bilgilere göre 8 Mayıs’ta çekilme sürecini başlatan PKK’lılara ait bazı grupların görüntü ve bilgisi TSK tarafından elde edildi. Bunun üzerine TSK, yasal sorumluluğunu yerine getirerek valileri bilgilendirdi. Ancak valiler, “çözüm süreci” hassasiyeti nedeniyle TSK’ya, PKK’lılara müdahale yönünde bir talimat vermedi. Böylece sürecin başladığı ilk günden bu yana tartışılan “Çekilen PKK’lılara karşı TSK ve valiler nasıl bir tutum izleyecek?” sorusu da yanıtını bulmuş oldu.

TSK, eskiden olduğu gibi valinin “olur”uyla operasyon ve arazi arama tarama faaliyetleri için harekete geçebiliyor. Yol güvenliği ve güvenlik kontrolü gibi görevlerini ise vali talimatına gerek kalmaksızın sürdürüyor. Bu konuda hükümet tarafından TSK’ya yeni bir direktif verilmemişti.

Şemsiye ve battaniye

Bu arada PKK’nın çekilme süreci, Türkiye’nin ciddi maliyetlerle sahip olduğu insansız hava araçları heronların, terörle mücadelede etkin olamadığı tartışmalarını da beraberinde getirdi. Teröristlerin şemşiye ve ıslak battaniye kullanarak heronların kapsama alanından çıktığı askeri kaynaklar tarafından da doğrulandı. Ayrıca heronların, odaklamayla sadece 150 metrelik bir alanının görüntüsünü aldığı belirtildi. Isıya duyarlı “zoom”lama yapan heronları gören teröristlerin, şemsiye ve ıslak battaniye kullanarak ve hareketsiz kalarak, heronları tesirsiz kıldığı askeri kaynaklar tarafından da vurgulandı.

12 EYLÜL DAVASINDA KRİTİK GÜN

Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya, 12 Eylül, darbe, dava, haber, haberler, güncel haberler

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı 12 Eylül darbesi davasında savcı, sanıklar hakkında talep ettiği cezaları açıklayacak.

Star'ın haberine göre, Darbeci generaller Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savcılık darbecilere istenen cezayı bugün açıklayacak. 12 Eylül davasının 13’üncü duruşmasında, askeri darbe öncesi Kenan Evren’in talimatıyla hazırlandığı iddia edilen YURT-KOR belgesinin, Genelkurmay eski Harekât Başkanı Korgeneral Abdullah Recep tarafından imha edildiği ihbarı yapıldı. Bu gelişme üzerine mahkeme, Genelkurmay’a yazı yazarak belgenin akıbetini sordu.
YURT-KOR savunması yapacaklar
Genelkurmay başkanlığı önce devlet sırrı diye göndermediği belgeyi daha sonra mahkemenin ikinci yazısı üzerine gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı’ndan mahkemeye gönderilen plana göre, 12 Eylül darbesinin 1975 yılında YURT-KOR adlı belgeyle planlandığı ortaya çıkmıştı. 12 Eylül askeri darbesinin ve aşamalarının yazılı olduğu Bayrak Harekât Planı’nın ise Kenan Evren tarafından 1979’da güncellenerek uygulamaya konulan YURT-KOR planına bağlı olarak hazırlandığı kaydedildi. Ayrıca YURT-KOR belgesinde darbeye hazırlık planıyla iddianamede darbeye zemin hazırlamak için yapılan çalışmalarında birbiriyle örtüştüğü tespitinin yapıldığı öğrenildi. Evren tüm bu iddialara telekonferans sistemiyle mahkemeye bağlanarak cevap verecek. Bir önceki duruşmada mahkeme heyeti duruşma savcısına mütalaa vermesi için dosyanın savcılığa gönderilmesi kararını vermişti. Savcı bugünkü duruşmada Evren ve Şahinkaya hakkında istenen cezayı açıklayacak. İddianamede Evren ve Şahinkaya için ağırlaştırılmış müebbet cezası istenmişti.

MİT protokolüne bilgi edinme kalkanı



Taraf ’ın, “Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), herkesin özel hayatını fişlemeye başladı” başlığı ile duyurduğu haberde adı geçen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, konuya ilişkin bilgilendirilme talebimizi Bilgi Edinme Kanunu gereğince reddetti. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nden önceki gün gelen cevapta şu ifadeler yer aldı: “Genel Müdürlüğümüz Bilgi Edinme Birimine 10 Haziran 2013 tarihinde yapmış olduğunuz başvuruda MİT Müsteşarlığı ile Kurumumuz arasında protokol düzenlendiği iddia edilmekte ayrıca düzenlendiği iddia edilen protokol hakkında bilgi istenmektedir. Talebinizin 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu kapsamında değerlendirilmesi neticesinde ilgili kanunun 18. maddesi gereğince talebiniz reddedilmiştir.” PTT Genel Müdürü Osman Tural, MİT protokolünü doğrulamıştı.

Başçavuşa 4 yumurta hapsi

Asker istihkakından 4 yumurtayla omlet yaptıran Astsubay Başçavuş T.T., kamuyu 91 kuruş zarara uğratmak ve memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmaktan 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Tekirdağ Malkara 95’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda 13 Ocak’ta nöbetçi olan Astsubay Başçavuş T.T., sabah kahvaltısı için kışlanın mutfağında görevli İkmal Onbaşı Yusuf Doğan’dan kendisine omlet yapmasını istedi. Omlet pişerken mutfağa giren Tugay Nöbetçi Amiri Yarbay Erol Umut, kahvaltı listesinde olmayan omletin kime hazırlandığını sordu. Onbaşı Yusuf Doğan, soğuk hava dolabında ertesi günün mönüsü olan düğün çorbasında kullanılmak için duran 4 yumurtayı Başçavuş T.T.’nin sabah kahvaltısı için kullandığını belirtti. Yarbay Erol Umut, durumu tutanak altına aldı. Ardından konu askeri yargıya taşındı.

5 YIL BENZER SUÇA KARIŞMAZSA...
2’nci Kolordu Askeri Mahkemesi’nde, 17 Haziran’da yapılan duruşmada, Başçavuş T.T. 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ortaya çıkan 91 kuruş kamu zararının 5 yıl içinde T.T.’den tazmin edilmesi de karara bağlandı. Cezanın 2 yıldan az olması, Başçavuş T.T.’yi hapse girmekten kurtardı. Mahkeme hükmün açıklanmasını erteledi. Astsubay T.T., 5 yıl boyunca benzer bir suça karışmazsa hapse girmeyecek.
Kamuya 91 kuruş zarar
Yaklaşık 3 ay süren soruşturmanın ardından Gelibolu’daki 2’nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Savcı Yardımcısı Hâkim Teğmen Uğur Gültekin, 1 Nisan’da iddianame düzenledi. İddianamede Astsubay Başçavuş T.T.’nin kahvaltı listesinden farklı olarak omlet yapmak suretiyle memuriyet nüfuzunu kötüye kullandığını ve kamuyu 91 kuruş zarara uğrattığını iddia etti.

Oğlum nasıl şehit oldu / EMRE USLU



Oğlum nasıl şehit oldu   Güroymak Faciası’nda ölen polis memuru Volkan Sabaz’ın acılı babası Mehmet Sabaz “MİT bombası mı öldürdü” haberimiz üzerine Taraf’a konuştu: Baştan beri ben de şüphe duydum


Güroymak faciasında yaşamını yitiren polis memuru Volkan Sabaz’ın babası Memet Sabaz, “MİT Bombası mı Öldürdü” haberimiz üzerine gazetemizi ziyaret etti. Baba Sabaz, olay olduğundan bu yana bazı şüpheli durumlar fark etmiş. Bunun için kurumlara dilekçeler vermiş. Ancak gelen cevaplar hep olumsuz olmuş. Hatta İzmit’ten kalkıp Bitlis’e kadar gidip konuyu araştırmış. Ancak bir şey bulamamış.

Taraf ’ın haberi üzerine şüphelendiği konular birazcık olsun aralanmış. Sabaz, olayın takipçisi olmak için gazetemize kadar geldi. Baba Sabaz haberde yer alan bilgi ve belgeleri çok önemli bulduğunu belirterek konunun takipçisi olacağını söyledi.

Soruşturma yeniden açılsın

Sabaz, şunları söyledi: “Başbakan’ın MİT ve Emniyet yetkilileriyle ilgili yapılan soruşturmaya izin vermemesi söz konusu olamaz. Başbakanımız bu tür konularda çok duyarlıdır. Kimsenin hakkını yedirmez. Muhtemelen konunun detaylarından haberdar olmadığı için bu soruşturmanın devam etmesine izin vermemiştir. Şehit aileleri konusunda çok duyarlı olan Sayın Başbakan’dan beklentimiz bu soruşturmanın bir an önce yeniden açılıp ilgililer hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını sağlamasıdır. Ben kendi adıma bu konunun takipçisi olacağım. Konuyu yargıya taşıyacağım. Daha önceden İçişleri Bakanlığı’na şüphelerim doğrultusunda dilekçe vermiştim. Konu ile ilgili cevaplar bana bildirilmişti. Şüphelerime ilişkin verilen cevaplar beni tatmin etmemişti. Bu haber üzerine yeniden konuyu yargıya taşıyarak konunun takipçisi olacağım. Yetkililerden konunun kapatılmamasını istiyorum. Diğer şehit aileleriyle iletişim kurdum. Onlar da benimle aynı fikirde. Bu haber hepimizi şok etti. Konuştuğum şehit aileleri de aynı davanın takipçisi olacaklar. Polislerin kullandığı zırhlı araçta neden jammer yoktu? Orada şehit olan polisler bir trafik kazasına karışan şoförü Bitlis’te cezaevine teslim etmek için gitmişti. Bombalama olayı Bitlis’ten dönüşte oluyor. Bu çocukların Bitlis’ten dönüşünü PKK’lılar nereden biliyordu?”


Bu sorular cevap bekliyor

TARAF’IN Bitlis Güroymakta 11 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan patlamada ihmali olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan MİT mensubu H.D’nin, Reyhanlı patlamasında ihmalle suçlanan Hatay Bölge Müdürü H.D olduğuna ilişkin haberi Meclis gündemine taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sunulan soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

1 Bahsi geçen iddialar doğru mudur? MİT, patlamanın olduğu bölgedeki terör örgütü üyelerinin bombalı eylem girişiminde olduğunu neden bomba patladıktan 20 dakika sonra vermiştir?

2 MİT neden bomba patladıktan 20 dakika sonra alelacele elindeki bilgiyi Emniyet ve Jandarma ile paylaşma ihtiyacı duymuştur? MİT, bombalama yapacak terör örgütü üyelerinin isimlerini ve bomba koyma arayışını önceden biliyor muydu?

3 MİT tarafından planlanan, düzeneğin MİT’e teslim edilmesi esnasında yaşanan plan dışı gelişmeler nelerdir? Bomba düzeneği terör örgütünün eline nasıl geçmiştir?

4 MİT ile Jandarma’nın incelemeleri sonrası, bombayı uzaktan ateşlemek amacıyla kullanılan R912277306 seri numaralı MT800 model COBRA marka telsizin Emniyet’e gönderilen ile aynılığı konusundaki görüş ayrılığının nedenleri nelerdir? Patlamada kullanılan telsiz düzeneği ile Emniyet’e teslim edilen aynı mıdır? Değilse farklı seri numarası nedir?

5 MİT personelinin soruşturulması için istenen izin neden bir yıl Başbakanlık’ta beklemiştir? Bahsi geçen olayla ilgili istihbarat yetkililerince bir açıklama yapılması düşünülmekte midir?

20 Haziran 2013 Perşembe

Bişkek, ABD’nin ülkedeki askeri varlığına son verdi






  Kırgızistan Meclisi Cokurku Keneş (Yüksek Meclis ), ABD’nin ülkedeki askeri varlığına son verdi.
Meclis, hükümetin ABD'nin Kırgızistan'daki askeri varlığını sonlandıracak askeri üsle ilgili yasa tasarısını onayladı. Buna göre ABD'nin, ismi sonradan Manas Transit Merkez olarak değiştirilen ülkedeki askeri üssünü 11 Haziran 2014’e kadar boşaltması gerekiyor.

Hükümetin askeri üsle ilgili tasarısı gündemiyle toplanan meclisin bugünkü Genel Kurul toplantısındaki oylamaya 96 milletvekili katıldı. Vekillerden 91’i tasarının lehine oy kullanırken, 5’i aleyhte oy kullandı. Oylama sonucunda meclisten büyük çoğunlukla destek alan tasarı, şuanda tedavi için Türkiye’de bulunan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev tarafından imzalandıktan sonra yürürlüğe girecek.

ABD ile Kırgızistan arasında 2009'da imzalanan askeri üs anlaşmasının iptalini öngören tasarıya göre, ABD, buradaki askeri varlığını 11 Haziran 2014’ê kadar sonlandırması gerekiyor. Kırgız hükümeti, ilgili yasayı 21 Mayıs'ta meclisi göndermişti.

MGK tutanakları için kanun teklifi

Teklif, CHP'li Mehmet Şeker'den geldi

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının görüşme tutanaklarının yayımlanması için kanun teklifi verdi.

Şeker'in, TBMM Başkanlığı'na sunduğu tektlif, MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun, "Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında yapılan görüşmeler, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevlileri tarafından usulüne uygun şekilde tutanakla tespit edilir. Kararların asılları ve görüşme tutanakları Genel Sekreterlikte saklanır. Tutanaklar ve görüşmeler açıklanamaz ve yayınlanamaz. Kararlar Milli Güvenlik Kurulunun vereceği karara göre açıklanabilir veya yayınlanabilir" maddesini yürürlükten kaldırıyor.

Teklifin gerekçesinde, söz konusu hükmün yürürlükten kaldırılarak, Türkiye'nin tam ve sağlam bir demokratik zemine oturmasının, kamu yönetiminde şeffaflık ilkelerinin yaygınlaştırılmasının, karanlık noktaların aydınlatılmasının sağlanmasının amaçlandığı belirtildi.

D.BAKIR'DA 800 ASKERLE DEV OPERASYON

Diyarbakır'da, MİT desteğiyle 800 asker ile havadan helikopterlerin katıldığı, kapsamlı uyuşturucu operasyonu başlatıldı.

Diyarbakır'ın, Lice, Hani ile Kocaköy İlçesi arasındaki ormanlık alanda bulunan 6 köyde, MİT desteğiyle Diyarbakır ve Mardin'den yaklaşık 800 asker ile havadan helikopterlerin katıldığı, kapsamlı uyuşturucu operasyonu başlatıldı.

'Narko terör' adı verilen operasyonda 800 görevli ve 2 Sikorsky helikopter kullanılıyor.
Diyarbakır Valiliği, Jandarma Bölge Komutanlığı'nca Lice, Hani ile Kocaköy İlçesi arasında kalan 6 köyde bu sabah kapsamlı uyuşturucu operasyonu başlatıldığını açıkladı. Açıklamada şöyle denildi:
"Uyuşturucu ile mücadele kapsamında yoğunluklu olarak Lice ilçesi güneyi ve Kocaköy ile Hani İlçesi arasında kalan bölgede bulunan 6 köy civarındaki arazideki ormanlık alanların içinde bulunan vadilerde, suç gruplarının denetiminde esrar üretimi yapılan alanlara yönelik operasyon başlamıştır. Operasyon öncesi Diyarbakır İl Jandarma İstihbarat ve Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi'nin çalışmaları sonucu yasa dışı ekim yapılan alanlar teknik imkanlar kullanılarak belirlenmiştir. İstihbari çalışmaya MİT Bölge Başkanlığınca da destek sağlanmıştır. Elde edilen tüm istihbari bilgiler Jandarma Bölge Komutanlığınca değerlendirilerek tespit edilen alanlarda esrar üretmek maksadıyla örgütlü olarak ekilen alanlara yönelik olarak hava destekli operasyon planlanmıştır."

Operasyona Diyarbakır ve Mardin'den askeri birliklerin katıldığı belirtilen açıklamada şöyle denildi:
"Operasyona Diyarbakır Jandarma Özel Harekât Taburu, Silvan Jandarma Komando Alayı, Mardin Jandarma Özel Harekat Bölüğü, geçici köy korucuları operasyon timleri olmak üzere toplam 40 tim kuvvet katılmaktadır. Operasyona Jandarma Bölge Komutanlığı'nca taarruz helikopter kolu, 2 adet Sikorsky tipi helikopter ile havadan, 13 Kirpi ve 20 Kobra tipi zırhlı araçlar ile karadan destek sağlanmaktadır. Güvenlik operasyonu çemberinde, İl Jandarma Komutanlığı narkotik timleri, istihbarat personeli ile Lice, Hani ve Kocaköy ilçe jandarma komutanlıkları adli jandarma ekipleri görev almaktadır. Operasyon ile ilgili tüm soruşturma, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'Narko- Terör Dosyası' kapsamında talimatları doğrultusunda yürütülmektedir. Operasyonda gerek güvenlik tedbirlerinde, gerekse narkotik madde mücadelesinde olmak üzere toplam 800 personel görev almaktadır."

PKK'LILAR TSK'NIN ÜS BÖLGESİNE YERLEŞTİ

Bahar tertiplenmesi kapsamında gittikleri üs bölgesinde askerlere, PKK’lıların taciz ateşi açtığı öğrenildi.

Çözüm sürecinde PKK’lılarla ilk sıcak temas 3 Haziran’da yaşandı. Bahar tertiplenmesi için üs bölgesine giden askerler karşılarında PKK’lıları bulunca çatışma yaşandı.
Çekilme sürecinde TSK ile PKK’yı ilk kez karşı karşıya getiren 3 Haziran’daki Karaçalı Üs Bölgesi çatışmasında neler yaşandığının perde arkasına ulaşıldı. Vatan'ın haberine göre, Üs bölgesinin PKK tarafından işgal edildiği ortaya çıktı. Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türkiye-Irak Hududu üzerinde ve Şırnak-Uludere-Gülyazı bölgesinde bulunan Karaçalı Üs Bölgesi, kışın TSK tarafından boşaltıldı. TSK, bahar tertiplenmesi kapsamında Karaçalı Üs Bölgesi’ne 3 Haziran’da asker sevkiyatı yaptı. Ancak üs bölgesinin, PKK’lılar tarafından işgal edildiği ortaya çıktı. Askeri sevkiyatı gören PKK’lılar, askerlere taciz ateşi açtı. Açılan ateş sonucu yerden seken taşlardan bir Jandarma Uzman Çavuş hafif şekilde yaralandı. Yoğun çatışma yaşandığı, üs bölgesindeki PKK’lılara destek amacıyla Irak tarafından da teröristler tarafından ateş açıldığı öğrenildi.

Vali bilgilendirildi

Olayın ardından TSK, ateş edilen bölgeye, meşru müdafaa kapsamında, bir Kobra (AH-1) Taarruz Helikopter kolu ile ateşle keşif faaliyeti icra etti. Ancak edinilen bilgilere göre bölgenin 1. derece askeri bölge olması ve meşru müdafaa olması nedeniyle TSK önce validen operasyon izni almadı. Önce operasyon yapıldı ardından da Şırnak Valiliği olayla ilgili bilgilendirildi. Kobra Helikopterinin ateşle keşif faaliyeti sonrasında ise PKK’lıların kayıp verip vermedikleri ise henüz netlik kazanmadı. Çatışmaların ardından üs bölgesi TSK’nın kontrolüne geçti.

PKK’nın çekilme sürecini başlattığı 8 Mayıs’tan, bu yana TSK’ya yeni bir hükümet direktifi verilmemişti. Bu nedenle TSK, eskiden olduğu gibi valinin oluruyla operasyon ve arazi arama tarama faaliyetleri için harekete geçebiliyor. Yol güvenliği ve güvenlik kontrolü gibi görevlerini ise vali talimatına gerek kalmaksızın sürdürüyor.

O MİT’çi Reyhanlı’da - EMRE USLU






Gazetemizin dün gündeme getirdiği Güroymak faciasında beş polis ve altı sivilin hayatını kaybetmesine neden olan patlamada ihmali olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan MİT mensubu H.D’nin Reyhanlı patlamasında ihmalle suçlanan Hatay MİT Bölge Müdürü H.D. olduğu ortaya çıktı.

Tatvan Bölge Müdürü olduğu dönemde MİT’in eline geçen bomba düzeneğini muhbirim ortaya çıkmasın diye yeniden PKK’ya gönderen MİT Bitlis sorumlusu H.D. beşi polis 11 kişinin ölümüne neden olan patlamada ihmalle suçlanmış hakkında soruşturma açılmak istenmişti.

Sözkonusu olayda, MİT’in envanterine giren bir patlayıcı infilak düzeneği daha sonra MİT’in bölgedeki bir haber elemanına teslim edilmiş ve ardından 18 Ekim 2011’de Bitlis-Muş karayolunda düzenlenen saldırıda kullanılmıştı. Yolun menfezine konulan bombayla Güroymak İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne ait zırhlı aracın havaya uçurulması sonucu beş polis ve biri iki yaşında çocuk olmak üzere altı sivil hayatını kaybetmişti.

Olay sonrası Jandarma Kriminal’in yaptığı incelemede patlayıcının düzeneğinin seri numarasının MİT’in envanterindeki patlayıcı düzeneğinin seri numarasıyla aynı çıktığı tesbit edilmişti.

11 kişinin öldüğü olayla ilgili dönemin MİT Tatvan Bölge Müdürü H.D. hakkında soruşturma başlatılmış, ancak izin için Başbakanlığa gönderilen dosya bir yılı aşkın süre bekletildikten sonra yargılama talebi Başbakan Erdoğan tarafından reddedilmiş, ihmal dosyası kapatılmıştı.
 

Güroymak faciası kapatıldı Reyhanlı faciası yaşandı

Hakkında başlatılan savcılık araştırması devam eden H.D’nin MİT’in en kritik operasyon bölgesi olan Hatay Bölge Müdürlüğü’ne atandığı ortaya çıktı. H.D. şimdi de 52 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı patlamasında ihmalle suçlanıyor. H.D. 23 gün boyunca takip ettirdiği bombacılara ilişkin bilgileri Emniyet ve Jandarma’ya vermemiş ardından da 52 kişinin hayatını kaybettiği patlama meydana gelmişti.

Reyhanlı’da 52 kişinin hayatını kaybettiği saldırının faillerinin nisan ayı başından itibaren patlamanın olduğu güne kadar 23 gün boyunca MİT tarafından canlı olarak dinlemeye alındığı ortaya çıkmıştı. Bomba konulacak araçların satın alınması, zula bölümlerinin yapılması, patlayıcıların yerleştirilmesi bu dinlemelerde tesbit edilmişti. Ancak MİT Hatay Bölge Müdürlüğü tarafından bu kritik bilgi Emniyet, Jandarma ve hükümet kanadıyla paylaşılmamıştı.

MİT, 23 gün boyunca elinde tuttuğu bu bilgileri patlamadan bir gün önce Emniyet’e telefonla ihbar gelince paylaşıma açmıştı. Patlamaya 18 saat kala verilen bilgiler üzerine faillerin adreslerine yapılan baskınlarda telefon kayıtlarında bahsedilen iki araç bulunamamış ve patlama meydana gelmişti.

Güvenlik kaynakları Güroymak faciasında ihmali bulunduğu için soruşturma açılan H.D’nin ödül gibi atamayla MİT’in en kritik operasyon bölgesine atanmasının Reyhanlı faciasını beraberinde getirdiğini ifade ediyor. Aynı kaynaklar “İstihbarat dünyasında en küçük hatanın ölümle sonuçlandığı biline biline Güroymak’taki ihmalin soruşturulamaması Reyhanlı faciasını beraberinde getirdi” değerlendirmesinde bulundular.
 

Çarpıcı yöntem benzerliği

Güroymak faciasında patlamadan 20 dakika sonra MİT, patlamadan önce elde ettiği bilgileri Emniyet Müdürlüğü ve ilgili birimlere vermişti. O bilgilere göre “Muş/ Hasköy/ Ortanca Köyü ile Bitlis/ Güroymak İlçesi kırsal alanı arasında faaliyet gösteren Serhat (K) ve beraberindeki iki KONGRA-GEL (PKK) mensubunun bomba yapımında kullanılmak üzere çeşitli malzeme temini arayışı içerisinde bulundukları, bu kapsamda ilk etapta, mayın/ EYP’yi telsizle uzaktan patlatmayı sağlayacak düzenek ve üç adet boş mutfak tüpü temin eden söz konusu KONGRA-GEL (PKK) grubunun Ekim 2011 ayı 3. haftası itibariyle ise Güroymak İlçesi’nde bulunan milisleri kanalı ile iki çuval gübre tedarik etmek için çalışma başlattıkları” bildirildi deniyordu.
 

Reyhanlı’da da aynı yöntem

Reyhanlı bombalamalarının olduğu gün de MİT Hatay Bölge Müdürlüğü’nün benzer bir şekilde elindeki bilgileri Emniyet ve ilgili birimlerle paylaştığı anlaşılmıştı. Hatırlanacağı gibi Reyhanlı patlamasının meydana geldiği günün sabahında faillerin kendi aralarında yaptıkları “bombaların araçlara sığmadığı” yönündeki konuşmalar tesbit edilmiş, ancak bu bilgi de MİT Hatay Bölge Müdürlüğü tarafından MİT’in merkezi ve diğer güvenlik birimleriyle patlamadan iki saat sonra paylaşılmıştı.

Güvenlik uzmanları MİT sorumlusu H.D’nin her iki olayda da benzer bir yöntem kullanarak patlamadan önce edindiği bilgiyi patlamadan sonra paylaşmasının nedenini “herhangi bir soruşturma durumunda sorumluluğu üzerinden atmak” olarak yorumluyor.

Güvenlik kulisleri soruşturması sürerken ödül gibi bir atamayla MİT Tatvan Bölge Müdürlüğü’nden Hatay’a Bölge Müdürü olarak atanan H.D’nin bu Reyhanlı bombalamasında benzer ihmali ve benzer yöntemlerle ihmali örtme çabalarıyla kaynıyor. Bir güvenlik uzmanı “11 kişinin ölümünü soruşturtmazsan 50 kişi de ölür yüz kişi de ölür. Bizim işimiz ihmal ve hata kaldırmaz” değerlendirmesinde bulundu...

19 Haziran 2013 Çarşamba

PKK's Karayılan threatens to pull out of settlement process

The leader of the military wing of the terrorist Kurdistan Workers' Party (PKK), Murat Karayılan, has said the PKK is ready to fight again, threatening to withdraw from a settlement process launched by the Turkish government last year to resolve the long-standing terrorism problem in the country.
 
Speaking to the PKK-affiliated Fırat news agency (ANF), Karayılan accused the Turkish government of preparing for a war against the terrorist organization as it gradually withdraws from Turkish soil.

Turkish authorities and the jailed leader of the PKK, Abdullah Öcalan, have held a series of talks to end the decades-old conflict that has resulted in the deaths of at least 40,000 people. At least five groups of deputies from the pro-Kurdish Peace and Democracy Party (BDP) have visited İmralı Island, off the İstanbul coast, where Öcalan is imprisoned, trying to work out the details of the settlement talks.

On March 21, BDP deputies read aloud a letter by Öcalan calling on members of the PKK to leave the country as the first step of the settlement process. However, the PKK leadership and the Turkish authorities are at odds over the method of withdrawal, with the latter saying the terrorist group must lay down arms before leaving.

“The Kurdish movement should be let free now that a new period for a democratic solution has started. It has been decided [during the settlement process] that violence should be put aside and the conflicts should be solved through democratic means. It has been said [by Öcalan], ‘Let guns be silenced and politics dominate.' Although we kept our end of the bargain during the process, the Turkish side has been engaged in violent acts, which makes us anxious,” Karayılan said and suggested the abolishment of the controversial village guard system as part of the settlement efforts.

Karayılan further criticized Turkey for carrying out reconnaissance missions over the Kandil Mountains in northern Iraq, where the PKK is based. He said he can order PKK forces any time to prepare for attack, adding that they are always ready for a war.

Commenting on a declaration that came out of a recent Kurdish conference, the PKK leader said it was “positive.”

A two-day conference, titled the “North Kurdistan Unity and Solution Conference,” was held June 15-16 in the southeastern province of Diyarbakır. It has ended with a declaration listing the demands of Turkey's Kurds, including freedom for Öcalan and special autonomous status for Turkey's Kurdish-dominated regions.

Meanwhile BDP leader Selahattin Demirtaş told reporters on Wednesday that the settlement process is not stuck and it has come to a phase when the government should open democratic and peaceful political channels. He argued that the attitude of the government hints that the ruling body is driving the settlement process towards deadlock. “If the government does not fulfill its duties and meet the expectations of the public opinion, there will be trouble,” he added.

Askeri araç kaza yaptı

ARTVİN’in Şavşat İlçesi'nde askeri aracın kaza yapması sonucu 13 asker hafif yaralandı.
Ardahan'dan Artvin'e hareket halindeki askeri minibüs, saat 14.00 sıralarında Şavşat- Artvin karayolunun 30’uncu kilometresindeki Soğuksu Mevkii'nde kontrolden çıkarak bankete çarptı. Kazada 13 asker hafif yaralandı. Yaralı askerler, Şavşat Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

YARGITAY: BALYOZCULAR BİLE BİLE SUÇ İŞLEDİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz sanıklarının sadece emre uymadığı, hukuki sonucu da bildiklerine dikkat çekti, 'Darbeyi sadece asker yapmaz' dedi.

Yargıtay Başsavcılığı darbe için farklı ideolojileri olanların da bir araya gelebileceğine vurgu yaparak darbe suçunu sadece asker değil herkesin işleyebileceğini kaydetti. Darbe için bir terör örgütüne ihtiyaç olmadığını belirten Başsavcılık derneklerin de darbeye iştirak edebileceğini bildirdi.

BALYOZ TEBLİĞNAMESİ’NDE DARBECİ NİTELEMESİ: İDEOLOJİLERİ FARKLI HEDEFLERİ AYNI

Star'ın haberine göre, Yargıtay Başsavcılığı, Balyoz darbe planı davası sanıklarıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Öncelikle şu çok iyi bilinmelidir ki bu suç ile amaçlanan hedefe ulaşmak için bir araya gelen yapılar farklı ideolojilere sahip olsalar bile hedefe ulaşmak için tüm çalışmalarında ortak noktadır” dedi. Başsavcılığın Balyoz tebliğnamesinde, darbe suçunun illa da asker faillerce gerçekleştirileceğine dair bir düzenleme olmadığı ifade edildi. “Vatandaş, yabancı, belirli görevle yükümlü kimse”nin bu suçun faili olabileceğine vurgu yapıldı. Tebliğnamede, “Bu suç çok failli suçlardandır. Amaç suçun yerine getirilmesinde çok iradenin birleşmesi gerekmektedir. Çok kişinin hedef suç için bir araya gelmesi de tehlike doğurduğu için, neticede zarar doğmasa bile tehlike hali kanun koyucu tarafından cezalandırılmaktadır” denildi.

Cunta da olabilir dernek de
Tebliğnamede, “Öncelikle şu çok iyi bilinmelidir ki bu suç ile amaçlanan hedefe ulaşmak için bir araya gelen yapılar farklı ideolojilere sahip olsalar bile hedefe ulaşmak için hükümet otoritesinin zaafa uğratılması ve bu otoritenin ortadan kaldırılması hepsinde ve tüm çalışmalarında ortak noktadır” değerlendirmesine yer verildi.

Başsavcılık görüşünde, darbe suçunun işlenmesi için herhangi bir terör örgütünün varlığına ihtiyaç olmadığının altı çizildi. Tebliğnamede, “Sonucu elde etmeye elverişli yapıdaki tüm oluşumlar; askeri cunta, sendika, kulüp, dernek gibi oluşumlarda yer alan tüm kişiler diğer koşulları sağlamak kaydı ile bu suçun faili olabilirler” görüşü kaydedildi. “Diğer koşullar” ise suçun mahiyeti, aşamalarda görev alacak kişi sayısı ve niteliği, disiplin, gizliliğe riayet, özel iletişim metotlarının kullanılması olarak sıralandı.

Tebliğnamede, “Bu yapılanmalar, kendilerinin yönetip yönlendirmedikleri siyasi iktidarı kullananların iradelerini cebir ve şiddet ile bir şekilde zorlamak suretiyle ifsat ederek, görevlerini yapmalarına kısmen veya tamamen engel olmak amacıyla mevcut hükümeti zora sokacak eylem planlarını hazırlarlar, kadroları oluştururlar ve ortam oluştuğunda da cebir ve şiddet kullanarak siyasi iktidarın görevi bırakmasını sağlayıp, kendileri yönetmeye başlarlar” değerlendirmesi yapıldı.

Hukuki sonucunu biliyorlardı

Başsavcılık, sanıkların sadece emir gereği seminerlere katıldığı ve nedenle de ceza almamaları gerektiği yönündeki itiraza katılmadı. Tebliğnamede, sadece seminere katılmanın esas alınmadığı belirtilerek, “Sanıkların hukuki durumları bilerek ve isteyerek gerçekleştirilen suç konusu diğer eylemlerle birlikte değerlendirilmiştir” denildi.

Bomba ihaneti / Emre USLU









Bomba ihaneti Beş polis altı sivili MİT bombası şehit etmiş
On bir kişinin hayatını kaybettiği Güroymak patlamasının altından yeni bir istihbarat skandalı çıktı. Beş polis ve altı sivilin hayatını kaybettiği patlamaya sebep olan bombanın MİT tarafından bir muhbire verildiği, ardından bombanın izinin kaybedildiği tesbit edildi. Skandal boyutundaki ihmale ilişkin olarak soruşturma başlatılırken, sözkonusu MİT personelinin yargılanması için izin dosyasının bir yılı aşkın zaman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde beklediği, ardından izin talebinin reddedildiği öğrenildi.

Güroymak katliamı
olarak anılan olay 18 Ekim 2011’de saat 16:00 civarında Bitlis-Güroymak karayolunda meydana gelmiş, zırhlı polis aracının geçişi sırasında daha önceden karayoluna döşenen mayın, uzaktan kumanda ile patlatılmış, patlamada araçtaki polislerden Yalçın Demir, Volkan Sabaz, Kamuran Ercan, Bülent Emen ve Şaban Kılıçaslan şehit olmuştu.
Saldırıda, yoldan geçen kamyonette bulunan Hiranur Eraslan (4), Ferit Eraslan isimli kardeşler ile amcaları Cahit Eraslan hayatını kaybetmişti. Olayda ağır yaralanan Esra, Elif (10) ve Mihriban Eraslan (17) yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştı. Ancak Elif ve Esra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti.

MİT bombayı inceletmiş ardından PKK’lı muhbire vermiş

Olay sonrası başlatılan soruşturmada sözkonusu bomba düzeneğinin devlet envanterine girdiği belirlendi.
Edinilen bilgiye göre olay şöyle gelişti:
Bitlis Tatvan’da bulunan MİT Bölge Müdürlüğü görevlileri tarafından 3 Ekim 2011’de Bitlis Emniyet Müdürü Halil İbrahim Doğan aranarak, ellerinde bomba imha uzmanı tarafından görülmesi gereken bir malzeme bulunduğu bildirildi.

H.
ve U. isimli MİT Personeli tarafından getirilen düzenek, Bitlis İl Emniyet Müdürü Doğan ve uzman personelin bulunduğu bir ekip tarafından incelendi. Bomba imha uzmanı tarafından düzenek üzerinde yapılan çalışmada; düzeneğin bombayı uzaktan ateşlemek amacıyla kullanılan R912277306 seri numaralı MT800 model COBRA marka telsizden yapıldığı ve patlayıcıyı uzaktan infilak ettirmek için kullanılmak üzere hazırlandığı bilgisi verildi.
MİT görevlileri H. ve U.’nun deşifre olmaması için düzeneği haber elemanına geri vermeleri gerektiği, bu nedenle düzeneğin bir bombalama eyleminde kullanılmayacak şekilde bozulup muhbire geri verilip verilmeyeceği soruldu.
Emniyet yetkilileri düzeneği bozmanın mümkün olduğunu ancak örgütün kırsal kadrosundaki eğitimli personelin düzeneği tamir edebileceği ve konunun kontrolden çıkabileceği, düzeneğin kesinlikle tekrar PKK’nın kırsal kadrosuna verilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Emniyet’in bomba imha uzmanları bomba ateşleme düzeneğini bozarken düzeneğin fotoğrafını çekti ve seri numarasını aldı. Daha sonra düzeneğin bazı bağlantı yerleri ve lehimleri söküldü. Ancak elektronik konusunda uzman birinin düzeneği yeniden çalışır hâle getirebileceği ifade edilerek MİT yetkililerine tekrar verildi.
Emniyet bomba düzeneğinin PKK’nın eline geçmemesi ve MİT muhbirinin deşifre olmaması için bir plan geliştirelim talebini iletti. Bomba düzeneğinin incelenmesinden birkaç gün sonra plan, MİT tarafından Emniyet’e iletildi.
Plana göre; haber kaynağı yanında örgüte yakın bir kişinin olduğu ve yanında düzeneğin bulunduğu hâlde il merkezinden Tatvan İlçesi’ne seyahat ederken yolda polis uygulama noktası kurulacak, polis kontrol noktasını gören haber kaynağı elindeki malzemeyi uygun bir yere fırlatacak, böylelikle, yanında bulunan örgüte yakın kişinin de şahitliğinde, düzeneğin terör örgütüne geçmesi engellenecekti.
Plan doğrultusunda TEM ve Asayiş Şube’den kontrol noktası ekipleri oluşturuldu. Yaklaşık bir hafta, MİT görevlilerinden polis uygulama noktası kurulması amacıyla uygun zaman ve yer hakkında bilgi beklendi.

Bir hafta sonra MİT yetkilileri tarafından, düzeneğin örgüt mensuplarına ulaştırılması yönünde kontrolleri dışında bir gelişme yaşandığı ve düzeneğin örgüte gönderilmek zorunda kalındığı bilgisi verildi.

MİT’in Emniyet’e verdiği bu bilgiden yaklaşık bir hafta sonra 18 Ekim 2011’de Bitlis-Muş karayolunda Güroymak İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne ait zırhlı aracın geçişi esnasında uzaktan kumandalı bomba düzeneği, PKK’lılar tarafından patlatıldı ve beş polis ile altı sivil hayatını kaybetti.

Seri numaraları aynı çıktı

Olay yerinde yapılan ilk incelemede kullanılan bombanın COBRA marka telsizle uzaktan kumandalı olarak patlatıldığı anlaşıldı. Bu bilgi üzerine MİT’le temasa geçilirken MİT görevlileri “eylemde kullanılan düzenek ile Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen COBRA marka telsiz düzeneğinin aynı olmadığını” beyan ettiler.
Ancak konuyla ilgili Jandarma Kriminal Laboratuarları tarafından hazırlanan 16.12.2011 tarihli raporda, bombalama eyleminde kullanılan cihaz ile MİT görevlileri tarafından temin edilen cihazın seri numaralarının aynı olduğu anlaşıldı.

Soruşturma kapatıldı

Konuyla ilgili bütün bilgiler ve ihmaller zinciri yargıya intikal ederken sorumlular hakkında soruşturma başlatıldı. MİT Tatvan Bölge Müdürü H. ve MİT personeli U. hakkında soruşturma sürerken MİT görevlilerinin yargılanmasını Başbakan iznine bağlayan değişiklik yapıldı. Bunun üzerine soruşturmanın devam etmesi için iki MİT görevlisi hakkında Başbakan Erdoğan’dan yargılama izni talep edildi. Dosya yaklaşık bir yıl Başbakanlık’ta bekledi. Geçtiğimiz günlerde ise Erdoğan tarafından yargılama izni verilmediği savcılığa iletildi.

İstihbarat mı saklandı?

Patlamadan 20 dakika sonra ilginç bir olay yaşandı. Bitlis MİT görevlileri Emniyet Müdürlüğü ve ilgili birimlere “Muş/ Hasköy/ Ortanca Köyü ile Bitlis/ Güroymak İlçesi kırsal alanı arasında faaliyet gösteren Serhat (K) ve beraberindeki iki KONGRA-GEL (PKK) mensubunun bomba yapımında kullanılmak üzere çeşitli malzeme temini arayışı içerisinde bulundukları, bu kapsamda ilk etapta, mayın/EYP’yi telsizle uzaktan patlatmayı sağlayacak düzenek ve üç adet boş mutfak tüpü temin eden söz konusu KONGRA-GEL  (PKK) grubunun Ekim 2011 ayı 3. haftası itibariyle ise Güroymak İlçesi’nde bulunan milisleri kanalı ile iki çuval gübre tedarik etmek için çalışma başlattıkları” bildirildi.
Patlamadan iki gün sonra yine MİT’ten gelen haber notunda da eylemde kullanılan malzemeleri temin eden kişiler hakkında bilgiler yer aldı.
Eğer soruşturmaya izin verilseydi savcılık şu soruların cevabını araştıracaktı: MİT patlamanın olduğu bölgedeki PKK’lıların bombalı eylem girişimini neden bombadan önce vermedi de bomba patladıktan 20 dakika sonra verdi? MİT neden bomba patladıktan 20 dakika sonra alelacele elindeki bilgiyi Emniyet ve Jandarma ile paylaşma ihtiyacı duydu? MİT bombalama yapacak PKK’lıların isimlerini ve bomba koyma arayışını önceden biliyor muydu? Bitlis MİT yetkilileri tarafından, belirtilen ve düzeneğin örgüt mensuplarına ulaştırılması yönünde kontrolleri dışında yaşanan gelişme neydi?


Patlamadan sonra bölge karıştı

Olaydan bir gün sonra 19 Ekim 2011’de, PKK Hakkâri-Çukurca İlçesi’ndeki askerî birliklere eş zamanlı saldırılar düzenlendi ve saldırılarda toplam 24 asker şehit olurken, 18 asker yaralandı. Bu karışıklığın zamanlaması da ilginç bulunuyor...

18 Haziran 2013 Salı

Bingöl'de 5 uzman çavuş tecavüzden serbest


Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 yaşındaki E.A. adlı kız çocuğuna 2 yıl önce cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla 5 uzman çavuş hakkında soruşturma başlattı. E.A.’nın suç duyurusu ile ortaya çıkan olayla ilgili tutuklanan 4 uzman çavuş, bir üst mahkemeye yapılan itiraz ile serbest bırakılırken, soruşturmada gizlilik kararı alındı.

Bingöl’ün Solhan İlçesi’nde oturan 16 yaşındaki E.A, yaklaşık geçen ay Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak, 2 yıl önce uzman çavuş Y.A. tarafından kaçarılarak cinsel istismara uğradığını, daha sonraki tarihlerde defalarca uzman çavuş Y.A. ve arkadaşları İ.Y., M.T., M.K. ve soyadını bilmediği H. adlı uzman çavuşların cinsel istismar ve tecavüzüne uğradığını belirterek, söz konusu kişilerden şikayetçi olduğunu belirtti. Başvurudan sonra açılan soruşturma kapsamında tutuklanan 4 uzman çavuşun bir üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı belirtildi.

Bingöl’de yaşandığı iddia edilen ve soruşturma konusu olan ve cinsel istismar ve tecavüz iddiaları ile ilgili E.A’nın avukatı Canan Çakabay, savcılığın olayı titizlikle araştırdığını ve soruşturmayla ilgili gizlilik kararı alındığı için soruşturmanın ne aşamada olduğunu bilmediklerini söyledi. Avukat Çakabay, müvekili için de savcılıktan koruma isteminde bunduklarını belirtirek, bu yöndeki taleplerininde kabul edilmesini umut ettiklerini söyledi.

İRAN’IN SURİYE’YE ASKER GÖNDERECEĞİNİ YALANLADI


Sözcü İran’ın Beşar Esad yönetimine destek sağlamak amacıyla Suriye’ye dört bin asker göndereceğine dair ortaya konulan iddiaları kesin dille yalanladı.
Irakçi, “Bu haberi yüzde yüz yalanlıyoruz. Suriye hükümeti ve ordusunun terörist gruplarla savaşmak için bu tip yardımlara ihtiyacı yok. Kendi başına düşmanlarla savaşabilir” diye konuştu.
İngiliz The Independent Gazetesi, İran’ın Suriye’ye dört bin Devrim Muhafızı Askeri'ni göndereceğini iddia etmişti. Konu Türk basınında da geniş yankı bulmuştu.

Öğrenciler insansız hava aracı yaptı


Çorum Hitit Üniversitesi Havacılık Kulübü öğrencileri tarafından tasarlanan insansız hava aracının tanıtımı yapıldı.
Hitit Üniversitesi Havacılık Kulübü öğrencileri, uzun süredir üzerinde çalıştıkları projeyi tamamladı. Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan'ın da yer aldığı toplantıda öğrenciler tarafından tasarlanan insansız hava aracı tanıtıldı. 3 metre kanat açıklığı, 2.5 metre gövde, havada 4 saat kalabilen, 25 kiloya kadar kamera ve benzeri malzeme taşıyabilen, insansız hava aracı, büyük dikkatle incelendi.
2 YILDA TAMAMLANDI
Üniversite Havacılık Kulübü öğrencisi Murat Kımık rehberliğinde yapılan çalışma sonunda insansız hava aracı yaklaşık 2 yılda tamamlanarak test uçuşu yapılacak hale geldi. Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan tarafından, öğrencilere başarı belgesi verildi. Öğrencilerin çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Alkan, öğrencileri büyük bir özveri sergileyerek tamamladıkları gurur verici projeden dolayı tebrik etti.

Dövizle askerlikte indirim

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ilk Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda Dövizle askerlik fiyatını düşüreceklerini açıkladı.
Erdoğan, dün, Yurt Dışı Türkler Danışma Kurulu toplantısında gurbetçilerle dövizle askerlik pazarlığı yapmıştı. 10 bin avroluk ücreti yüksek bulan gurbetçilerin fiyat önerilerini de Başbakan Erdoğan çok düşük bulmuştu.

Dövizle askerlikte indirim

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ilk Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda Dövizle askerlik fiyatını düşüreceklerini açıkladı.
Erdoğan, dün, Yurt Dışı Türkler Danışma Kurulu toplantısında gurbetçilerle dövizle askerlik pazarlığı yapmıştı. 10 bin avroluk ücreti yüksek bulan gurbetçilerin fiyat önerilerini de Başbakan Erdoğan çok düşük bulmuştu.

SURİYE SINIRINA TERMAL KAMERA

TSK, 'geleceğin sınır karakolu' olarak nitelendirilen sınır fiziki güvenlik sistemleriyle donatılmış sınır karakolunu, Suriye sınırında test ediyor.

Yasa dışı sınır geçişi ve kaçakçılıkla mücadelede etkin kontrolün amaçlandığı karakolda, sınır hattı termal ve gece görüşlü kameralarla takip ediliyor. Mehmetçik bu sayede, sınır nöbeti tutmak yerine uzaktan ihlalleri tespit ediyor ve derhal müdahelede bulunuyor. 70. Mekanize Piyade Tugayına bağlı Mardin'in Kızıltepe ilçesi Suriye sınırındaki Şehit Çoban Hudut Karakolu yasa dışı sınır geçişleri ve kaçakçılıkla mücadelede son teknoloji kullanılıyor.

SINIRIN HER METRESİ TAKİPTE
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından pilot olarak uygulanan proje kapsamında sınır karakolunun sorumluluk sahası kameralar ve sensörlerle donatıldı. Sınır olaylarına daha hızlı müdahale için sınır hat yolu asfaltlanırken sınırın her metresi komuta kontrol merkezinden 24 saat takip ediliyor. Nöbetçilerin kaldırıldığı, onların görevini kameraların yaptığı karakolun sorumluluk sahasında 13 gözetleme kamerası bulunuyor. Kameraların 9'u hat boyunca konumlandırılırken ikisi geniş alan ikisi ise yakın alan çekimi yapıyor. Sistemle sınır hattındaki alanlar kameralarda elektronik olarak işaretleniyor. Söz konusu alanların ihlali durumunda sistem sinyal veriyor. Gece görüş kameralarının yanı sıra bazı alanlar da termal kameralarla izleniyor. Kontrol edilen sınır hattında en küçük hareketlilikte, sistem alarm veriyor. Görüntüde kaçakçıların veya yasadışı sınır geçişinin tespit edilmesi üzerine karakolda alarm veriliyor. Alarmın ardından ani müdahale mangası görev için hazırlanıyor.

Her şey kayıt altında
12. Hudut Bölük Komutanı Yüzbaşı Gökhan Karabacak, karakoldaki yeni sistemin örnek uygulamasıyla sınır güvenliğinin sağlandığını belirtti. Sistemin komuta kontrol odasından yönetildiğini ifade eden Karabacak, 'Herşey kayıt altına alınıyor. Sistemin amacı sınır hattı boyunca yasa dışı geçişlerin tespiti ve önlenmesine yönelik etkin bir fiziki güvenlik sistemini tesis etmektir' diye konuştu.

İşte Suriyelilerin istediği uçuşa yasak bölge haritası

Obama ve Putin Kuzey İrlanda’da baş başa verip Suriye’nin geleceğini konuşurken, Suriyeli muhalifler de Washington’da Yönetim’e uçuşa yasak bölge haritası öneriyordu. İşte o harita. Üzerine biraz konuşacağız. Ve Washington’ın yavaş yavaş nasıl Esad’lı planlara itirazını yumuşatma sürecine girdiğine bakacağız.

“Neden Obama ve Putin başbaşa görüşüyorlar. Başkan neden Putin’i Suriye konusunda ikna etmek için müttefiklerinden yardım istemiyor” dedim.
Tatmin edici bir yanıt veremedi karşımdaki Amerikan Dışişleri yetkilisi.
Şundan sormuştum halbuki.

Beyaz Saray Suriye’de Esad Rejimi’nin muhaliflere karşı kimyasal silah kullandığını açıkladı ya.
Rusya da bunu Irak Savaşı öncesi Irak’ta kitle imha silahı bulunduğu iddiasına benzetti ya.
Ben de dedim ki, “Irak analojisi tam olarak uymuyor. Çünkü o zaman siz yalnızdınız. Ama bu sefer yanınızda Fransa var. Türkiye var. Niye Putin’i tek başınıza iknaya çalışıyorsunuz. Niye beraber anlatmıyorsunuz?”

Tık yok.
Niye biliyor musunuz?
Çünkü ABD’nin Rusya’yı Suriye için ikna etme gibi bir derdi tam olarak yok da ondan.
Çünkü Türk Hükümeti halen anlamadığı ya da mecburen öyle görüntü verdiği halde bu iş Obama’nın radarının ortasında değil de ondan.

Aralarında konuşacaklar.
Putin “İkna olmadım” diyecek.
Sonra kimyasal silah kullanıldı mı kullanılmadı mı diye yine Birleşmiş Milletler’in devreye girmesi istenecek.
O soruşturma yine uzayacak.
Bu arada Ağustos ayında İran’da yeni Cumhurbaşkanı Ruhani’nin görevi devralması beklenecek.
Nükleer müzakere pazarlığı kızışacak.
Bundan yaralanan Hizbullah Suriye’de rejimi biraz daha sağlamlaştıracak.
Öyle gidecek.

Geçen hafta Wall Street Journal bir anket yaptı. Amerikalıların Suriyelilere silah yardımı yapmasına kamuoyu desteği sadece yüzde 11.
Bu hafta da Gallup’un bir araştırması çıktı.
Bırakın silahı herhangi bir askeri malzeme yardımına onay verenler bile sadece yüzde 37.
Tamam, Obama topal ördek.
Bir daha seçilme derdi yok ama hangi politikacı zaten epey riskli bir işte kendi kamuoyunun bu kadar dikine gider.
İşte Washington merkezli Suriye Acil Görev Gücü’nün hazırladığı uçuşa yasak bölge önerisi içeren haritayı da ben öyle görüyorum.
Olmayacak, muhtemelen destek görmeyecek bir Suriye projesi.

Kafasını kuma gömen ‘penguenlere’ / Emre USLU

Bu yazıyı özellikle bu ülkeyi seven vicdanlı AKP’li yazarların ve okurların okumasını isterim.
Biliyorum yine kızacak, yine küfürler edecek, bir sürü uçuk kaçık senaryolarla beni suçlayacaksınız. Tamam, bunları yine yapın. Ama yazımı sonuna kadar okuyun. Haksızsam asın beni, gezelerinizin köşelerinde, yetmedi manşetlerinde asın. Bel altı yöntemlerine yeniden dönün. Ama bu ülkeyi seviyorsanız şu gerçekleri insanlardan gizlemeyin.

Gezi olayları konusunda
hükümet tarafı da kabul ediyor ki ilk günlerde daha yumuşak bir yaklaşımla Gezi’ye çadır kuranlarla diyalog kurulsaydı bu işler bu aşamaya gelmezdi. Buna itirazınız var mı? YOK. Peki, hükümet neden böyle davranmadı da bizzat Başbakan’ın talimatıyla Gezi’ye bir şafak vakti operasyon düzenleyip Gezi Parkı’ndaki göstericiler gazlarla püskürtüldü?
Nedenini siz de biliyorsunuz: Hükümetin elinde bir istihbarat vardı. Buna göre “uluslararası güçler” Erdoğan’ı devirmek için hazlılık yapıyordu. Hükümet o istihbarat verisine dayanarak Gezi’ye operasyon yaptı ve olaylar çığırından çıktı.
Elinde sağlam bir istihbarat bulunan hükümetten ne beklenir? O istihbarata göre daha basiretli davranması değil mi? Hükümetin elinde böyle bir istihbarat varsa neden basiretli davranıp olayların çığırından çıkmasını önleyemedi?
Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, bizim istihbarat teşkilatımız yüksek dereceli analiz miyobudur. Toplumun sosyolojik fay hatlarını kin damarlarını göremediğini, her şeyi komplocu kafa ile açıklamaya çalışır. İkincisi, Erdoğan özellikle son iki yıldır hükümetin bakanlarını bile dışlayıp ülkeyi “danışmanlar heyetiyle” yönetiyor. Daha da kötüsü ülkeyi yönetmek için esas alınan veri MİT’in komplocu kafayla hazırladığı miyobik verileri.
Bakın İstihbarat teşkilatımızdaki yüksek dereceli miyopi nelere maloldu?

1)
Hakan Fidan 2010 yılında MİT’e geldikten sonra İran ile ortak operasyonlar yapıp PKK’yı bitireceğini anlattı hep. Devleti buna ikna de etti. Hatta İran PJAK ile mücadele ederken Türk uçakları İran’a yardım için PJAK kamplarını bombaladı.
MİT, CIA’den aldığı bilgileri İran ile paylaştığı için Türk-ABD istihbarat anlaşması bile riske edildi. Bu bilgiler çerçevesinde Murat Karayılan İran tarafından yakalandı. Ne oldu? İran PKK ile anlaşıp Karayılan’ın serbest bırakılması karşılığında kendi PJAK sorununu halletli. Hatta PKK’ya ateşkesi kabul etmeyin size lojistik destek sağlayalım dedi. Yani bize kazık attı? Şimdi akıllı bir devletin dönüp nerede hata yaptık diye kendini sorgulaması gerekmez mi? Evet. Peki, biz ne yaptık? Hiç.

2)
Suriye konusunda Suriye’yi köy köy biliyoruz diye övünen istihbarat teşkilatının Esad’ın ne kadar gücünün olduğunu, ne kadar dayanabileceğini hesap edememesi ciddi bir zaaf mıdır? Evet. Bu zaafın üstüne siyaset inşa etmek bir körlük müdür? Evet. Peki, biz ne yaptık? MİT’in verdiği bilgileri esas alarak Esad’ın erken gideceğini hesap edip çuvalladık. Dönüp nerede hata yapıyoruz diye özeleştiri yaptık mı? Ne gezer.

3)
Uludere’de Fehman Hüseyin’i vurup PKK’ya karşı psikolojik üstünlük sağladıktan sonra PKK’yı masaya oturtma üzerine hesap yaptık mı? Evet. Sonucu ne oldu? PKK bir oyun oynadı kendi köylülerimizi bombalattı bize. Hesabını sormak bir yana nerede hata yaptık diye özeleştiri yaptık mı? Hayır. Dosyayı kapattık. Açmak isteyen gazetecilerin üstüne MİT’i saldık ve canlarını okumak istedik. Sonuç: Hüsran.

4)
Reyhanlı saldırılarında MİT’in elinde istihbarat olmasına rağmen Emniyet güçleriyle zamanında paylaşmadığı için 50 yurttaşımızı kaybettik mi? Evet. Ne oldu? “Olayı yapanları yakaladık” diye övünmekle yetiniyoruz. Ya olayın olmasını önlemeyen yetkililer? 50 insanımızın ölmesinin hesabını sadece olayı yapanlardan mı soracağız yoksa olayın olacağını bile bile engellemeyenlerde azıcık olsun kusur aramayacak mıyız?

5)
Muhalif komutanı Esad’a satan MİT’çilerin dosyası kapatıldı mı? Evet.

6)
Suriye’de düşen uçağı oraya yönlendirenin MİT olduğu ortaya çıktı. Ama dosyası kapatıldı.

7)
PKK ile barış süreci işliyor deniyor ama barış süreci denen süreçte PKK hem sosyolojik taban olarak, hem uluslararası imaj ve güç olarak, hem de barış sürecinde dağa çıkardığı 2000 militanı ile askerî güç olarak güçleniyor. PKK’nın tamamen silah bırakmayacağı ise artık herkes tarafından kabul ediliyor. PKK’nın, çatışmaları başlatırsa Türkiye için çok ama çok zor günlerin başlayacağı da biliniyor. Türkiye bu ortamda bu riski kaldırabilir mi? Hayır.
MİT’in bunca yanlışına rağmen kurum bir İstibdat Teşkilatına dönüştürülmek için yasal çalışmalar yapılıyor. Bu yasa çıkarsa sadece Türkiye’nin demokrasisi kaybetmez. Türkiye tam anlamıyla bir Ortadoğu ülkesine döner.
Ülkenin geleceğini karartan bu gerçekleri dile getirmeyerek, dile getirenlere bin bir komplo kurup itibarsızlaştırmaya çalışarak bu ülkeye iyilik mi yapıyorsunuz?
Bilmem bu tablo kafasını kuma gömen “penguenlere” bir şeyler anlatıyor mu?

17 Haziran 2013 Pazartesi

Muğla'da bir asker nöbet kulübesinde intihar etti

Muğla Marmaris İlçe Jandarma Komutanlığı’nda vatani görevini yapan 21 yaşındaki Er Okan A., gece nöbetinde kalbine dayadığı tüfeğiyle intihar etti.

Datça-Marmaris Karayolu üzerindeki Marmaris İlçe Jandarma Komutanlığı’nın nizamiye kapısından, dün saat 23.00 sıralarında tek el silah sesi duyuldu. Bunun üzerine kapıya koşan diğer askerler, nöbetteki jandarma er Okan A.'yı nöbet kulübesinde ölü buldu. Terhisine 5 ay kaldığı öğrenilen Er Okan A.'nın, kalbine dayadığı tüfeği ile intihar ettiği belirlendi. Er Okan A.'nın cesedi olay yerindeki gerekli incelemelerin ardından Marmaris Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı. Yapılacak otopsinin ardından Er Okan A.'nın cenazesinin memleketi Zonguldak’ın Çaycuma İlçesi’ne gönderileceği bildirildi.

Er Okan A.'nın komutanları ve silah arkadaşları tarafından sevilen biri olduğu öğrenildi. Er Okan A.'nın intihar nedeninin araştırıldığı bildirildi.

Balyoz davasında flaş gelişme!

"Cezaları onansın"

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Planı davasında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'a verilen 20'şer yıl hapis cezasının onanmasını istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Planı davasında Orgeneral Bilgin Balanlı, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Orgeneral Ergin Saygun ve eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık'a verilen 18'er yıl hapis cezasının da onanmasını istedi.

Aselsan'dan dev sözleşme!


Aselsan'dan dev sözleşme!
Aselsan'dan KAP'a yapılan açıklamaya göre şirket, bir yurtdışı müşterisiyle bazı gece görüş cihazlarının üretim altyapısının kurulmasına yönelik olarak, toplam 3.235.760 dolar tutarında bir sözleşme imzaladı. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2013 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilecek.

Ayrıca şirket, yine bir yurtdışı müşterisiyle çeşitli elektro-optik cihazların satışına yönelik olarak, toplam 1.355.870 dolar tutarında bir sözleşme daha imzaladığını açıkladı. Açıklamada söz konusu sözleşme kapsamında teslimatların 2013 yılında gerçekleştirileceği belirtildi.

Korkuyu öfkeyle bastırmak / Namık Çınar

Zaten hangi kabadayılığı eşelesen, altında ödü şeyine karışmış bir korku yatar.
Yüzbaşıyken, taburun bölük komutanları bir gün böyle oturmuş hep birlikte çay içerek lâflıyoruz. Aramızda en kıdemli hasta ruhlu bir yüzbaşı, kendisine hizmetlenen postasına sudan bir sebeple durup dururken bir tokat atıverdi.
Sonra yetinmedi, bir tane, bir tane, bir tane daha!..
Hepimiz bakışmaya başladık.
Ve birden, dayak yiyen oğlan kurtulmayı başararak kaçmaya başladı.
O da tabii arkasından kovalamaya.
Çocuk önde, yüzbaşı arkada, eğitim alanında dört dönüyorlar.
Baktık olacak gibi değil, biz de peşlerinden seğirttik ki; yakaladığı askeri tam ayakları altına almışken, çocuğu elinden zor belâ alabildik.
Biraz soluklanınca, döndü bize şöyle dedi:

“Arkadaşlar, siz farkında değilsiniz; hani ilk attığım tokat vardı ya, o zaman ağzından kan geldi. Eğer dursaydım, korktuğumu sanacaktı.”
O yüzbaşı ödleğin tekiydi. Bu yanını gizlemek için de, gözünü budaktan sakınmayan rollerinde bir zalime dönüşmüştü.

Erdoğan
şimdi bana, giderek o yüzbaşıyı hatırlatıyor.
Çoğu kendi çocuklarından bile küçük gençlere, daha ilk günden akıl almaz bir güç uygulayarak kıyabileceğini ve ayrıca sertliği de bir muktedirlik vasfı olarak algıladığını gösterdi.
Oysa bu ülke, en özgürlükçü boyutlarda bir demokraside yaşamaya müstahaktır. Üstelik bunu hepimize bir kez daha hatırlatan, işte o düşman bellediği gençler olmuştur.
Ama Erdoğan o gençlerden korkuyor.
Meselâ, hiç yeri değilken bu süreçte bile iyice pısmış Kılıçdaroğlu’na olur olmaz sataşması, aslında rakip olarak onu istemesinden, onu aramasından, ona razı gelmesinden kaynaklanıyor.
Ne ki gençler, kendisine ve Kılıçdaroğlu’na da, Bahçeli’ye de, Demirtaş’a da, Öcalan’la Karayılan’a da, bütün din bezirgânlarına da, yani siyasal ve toplumsal alanın bütün aktörlerine, geleneksel problemlerin sadece ve sadece özgürlük ve demokrasi sorunları olduklarını, avuç içi kadar bir yeşil alanda üç hafta boyunca kurdukları özü bakımından ideal bir düzenle uygulamalı olarak gösterdiler.
Belki naif ve çokça da insanı gülümseten yalınlıktaki işleriyle, sizin hemen her alandaki muazzam yapılarınızın esasında ne denli çürük-çarık olduklarını hepimizin gözleri önüne sermiş oldular.

Yeni neslin ortak küresel davranışlarını, işin kolayına kaçarak uluslararası komplo teorilerinde arayan Erdoğan, bu söylemleriyle bütün dünyayı karşısına almaya muhtemelen devam edeceğe benziyor.
Hâlbuki yeryüzünün dikta ve diktaya teşne rejimlerini, uluslararası örgütsel faaliyetler değil, birey olmayı çoktan hâlletmiş gençlere esin kaynağı olan, meselâ Diktatörlükten demokrasiye adlı kitabın yazarı Gene Sharp gibi bir sürü özgürlükçü “cin çarp”mıştır.

Her ülkenin kendi sembolleriyle demokrasiye kavuşacağını muştulayan bir sürü özgürlükçü manifesto, Sırbistan’da Miloseviç’i devirenlerin; Ukrayna’da Turuncu, Gürcistan’da Gül, Kırgızistan’da Lâle ve Belarus’ta Kot Devrimlerini yapanların; İslâm âleminde, Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’de, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de, Moritanya, S.Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta Arap Baharlarını gerçekleştirenlerin tecrübelerini yenilere aktarabileceklerini ve birbirlerini tetikleyebileceklerini öngörüyorlar.

Devrim yaşamış duayenler, uluslararası kariyeristler gibi, şimdi dünyanın yeniyetme göstericilerine artık bir devrim koçu olarak deneyim sunabiliyorlar.
ABD ve AB gibi demokrasi konusunda titizlenen ülkeler de, bu hususları destekleyecek şekilde tavır takınabiliyorlar.
Bütün bunları gizli saklı yapmaya gerek yok artık dünyada.
Her yere demokrasi istemek ayıp bir şey değil ki, saman altından su yürütülsün.
Çağımızda herkes açık oynuyor.
Sermayeler küresel olacak ama demokrasi talepleri olmayacak.
Uluslararası siyasal ve toplumsal dayanışmalara geldi mi, homurdanacaksın.
Sen Esed’in düşmesi için ülke ülke dolaşmadın mı?
Bu meşruiyeti nerden aldın, pekiyi? O diktatörün yeryüzünden silinmesi lâzım geldiğinden değil mi?
Ama sana olunca, aynaya bakmayı hiç akıl etmediğin için, sonra böyle apışıp kalıveriyorsun.
Öyle değil ama hadi diyelim bu olayları dış müdahalelerle tertiplediler.
Bundan kurtulmanın tek çaresi var artık: Demokratik olmak!
Ülkenin karıştırılmasını istemiyorsan, kayıtsız şartsız demokratik olacaksın.
Yok başka çıkışın!
Fakat sen bireysel olarak, bir kere kendin demokrat değilsin ki!
Şartlar oluşsa, Esed’den aşağı kalır yerin olmayacağı da ortaya çıktı zaten.
Sorun AKP bile değil, doğrudan sensin.
Artık beraber ıslanılabileceğini sanmıyorum, seninle bu yağmurda.
Rafting yapmaktan başka işe yaramayan debisi bozuk bir nehre benziyor, çünkü düzenin.

14 Haziran 2013 Cuma

28 Şubat davasında flaş gelişme

28 Şubat davasında 75 tutuklu sanıktan 37'sine tahliye kararı verildiği öğrenildi. Tehliye olan sanıkların arasında Engin Alan ve Erdal Ceylanoğlu da var.

Davanın sanıkları arasında Birinci Ordu Komutanlığı görevini yapan Orgeneral Yalçın Ataman, Batı Çalışma Grubu'nu  kurduğu iddia edilen Çevik Bir, Balyoz davasında ağırlaştırılmış mahkumiyet alan Çetin Doğan, emekli Tümgeneral Erol Özkasnak, eski kuvvet komutanları Ahmet Çörekçi, Hikmet Köksal, Teoman Koman, Fevzi Türkeri, Erdal Ceylanoğlu, eski MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç, MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan gibi isimler yer alıyordu. Ayrıca iddianamede eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz de davanın sivil sanıkları arasındaydı.

Tahliye olan o isimler
Tutuklu sanıklar Mustafa Bıyık,
İbrahim Selman Yazıcı,
Abdurrahman Yavuz Gürcüoğlu,
Serdar Çelebi,
Mustafa Babacan,
Orhan Nalcıoğlu,
İsrafil Aydın,
Engin  Alan,
Metin Yavuz Yalçın,
Cengiz Koşal,
Mustafa  Hakan  Bural,
Yahya Kemal Yakışkan,
Adem Demir,
Yahya Cem Özarslan,
Ziya Batur,
Bahaddin Çelik,
Yüksel Sönmez,
Salih Eryiğit,
Osman Bülbül,
Ahmet Dağcı,
Veli Seyit,
Seyfullah Sönmez,
Sezai Kürşat Ökte,
Ahmet  Aka,
Alican Türk,
Osman Atilla Kurtay,
Mustafa Kemal Savcı, 
Berkay Turgut,
İsmail Hakkı Önder,
Ahmet Nazmi Solmaz,
Mehmet Ali Yıldırım,
Metin Keşap,
Celalettin Bacanlı,
Mustafa Köseoğlu,
Mustafa İhsan Tavazar,
Lokman Ekinci ve
Erdal Ceylanoğlu tahliye edildi.

Adana'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı

Adana'da askeri aracın devrilmesi sonucu bir astsubay başçavuş şehit oldu. Kazada 2 asker yaralandı.
Kaza saat 01.15'de merkez Sarıçam İlçesi'nin D-400 Karayolu Kürkçüler Mevkii'nde meydana geldi. Kürkçüler Cezaevi'nde görevli Astsubay Jandarma Kıdemli Başçavuş Güner Fatih Hiçdurmaz'ın komutasındaki askeri araç, hastanelerde tedavi gören mahkumları kontrol ettikten sonra cezaevine dönerken, Kürkçüler yakınlarında kontrolden çıkarak takla attı. Aracın sürücüsü ile bir asker yaralandı, Jandarma Kıdemli Başçavuş Güner Fatih Hiçdurmaz ise olay yerinde şehit oldu. İsimleri açıklanmayan yaralı askerler ise götürüldüğü hastanede tedaviye alındı.
Cumhuriyet Savcısı'nın incelemesinin ardından Şehit Güner Fatih Hiçdurmaz'ın cenazesi meslektaşları tarafından teslim alındı. İl Jandarma Komutanlığı'na getirilen şehit Jandarma Kıdemli Başçavuş Hiçdurmaz için tören yapıldı. Törene, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, 6'ncı Mekanize Tümen Komutanı Tüm General Sezai Bostancı, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu, şehidin mesai arkadaşları ile askeri ve sivil protokol katıldı.
Bekâr olan şehit Astsubay Hiçdurmaz'ın Türk bayrağına sarılı tabutunun başında konuşan İl Jandarma Komutanı Kurmay Kıdemli Albay Murat Koç, "Aldığı görevleri eksiksiz yapabilen, çalışmakla onur duyduğumuz bir arkadaşımızdı. Vatan için görev yaparken şehit olan arkadaşımıza Allah'tan rahmet, mesai arkadaşlarımıza da başsağlığı diliyorum" diye konuştu. Yapılan duanın ardından Hiçdurmaz'ın cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Balıkesir'in Edremit İlçesi'ne gönderildi.

Askerler devreye girdi

Süryani köylüler, cinayet şüphelisinin ailesini köyden kovdular.


ŞIRNAK'ın İdil İlçesi'ne bağlı, Süryani vatandaşların yaşadığı Öğündük Köyü'nde, arazi anlaşmazlığı nedeniyle geçen nisan ayında çıkan kavgada Besim Uyanık'ın bıçakla öldürülmesinin ardından, cinayet şüphelisi olarak tutuklanan Engin Üstüner'in ailesi köyü terk etti. Ancak aile dün gece yarısı yeniden köye dönüp evlerine yerleşince, köylülerin tepkisiyle karşılaştı. Köylüler eve yürüyüş düzenlerken, güvenlik önlemi alan jandarma Üstüner ailesini köyden çıkardı.

İdil'e bağlı Süryani vatandaşların yaşadığı Öğündük Köyü'nde geçen nisan ayında, Süryani akraba aileler arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan bıçaklı kavgada 34 yaşındaki Besim Uyanık öldü, kardeşi Habib Uyanık yaralandı. Olayın ardından Engin Üstüner cinayet şüphelisi olarak tutuklanırken, yakınları da köyü terk etmek zorunda kaldı.

BDP'Lİ HASİP KAPLAN BARIŞTIRDI

İki aile arasındaki husumetin kan davasına dönüşmemesi için BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile ilçenin ileri gelenleri devreye girip aileleri barıştırdı. Ancak Uyanık ailesi, Üstüner ailesinin köye dönmesini istemedi. Geçen hafta içinde Üstüner ailesinin köye geldiğini öğrenen köylüler, yürüyüş düzenleyerek aileyi istemediğini dile getirdi. Bunun üzerine aile köyü yeniden terk etmek zorunda kaldı.

GECE YARISI YİNE DÖNDÜLER

Aradan geçen bir hafta sonra Üstüner ailesi, dün gece yarısı yeniden köye dönerek evlerine yerleşti. Üstüner ailesinin geldiğini öğrenen köylüler yürüyüş düzenleyerek aileyi istemediğini dile getirdi. Köyde jandarma geniş güvenlik önlemleri alırken, Üstüner ailesinin evinin etrafında da olası bir saldırıya karşı jandarma tarafından adeta etten duvar örüldü.

KOMUTAN DEVREYE GİRDİ

Evin önünde toplanan köylüler 'Katiller', 'Katilleri istemiyoruz', 'Köyümüzü terk edin' diye sık sık sloganlar attı. Bunun üzerine İdil İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Murat Alkan, evde bulunan Üstüner ailesi ile görüştü. Binbaşı Alkan, daha sonra görüştüğü öfkeli köylülere, ailenin köyden ayrılacağını söyleyerek sakin olmalarını istedi. Öfkeli köylülerin uzaklaşmasının ardından Üstüner ailesi jandarma tarafından sıkı güvenlik önlemleri altında köyden çıkarıldı.

Bu arada İdil Kaymakamı Muhammet Mustafa İmamoğlu ile BDP İlçe Başkanı Ekrem Şavlı köye giderek, köylülerden sakin olmalarını istedi.

DÜŞÜRÜLEN TÜRK UÇAĞIYLA İLGİLİ YENİ GELİŞME

Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağına ilişkin soruşturmada yeni gelişme...

Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağına ilişkin soruşturma hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderdi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Şehit Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy'un ailesinin avukatı Mehmet Katar'ın, uçağın düşürülmesinde ihmal ve kasıt şüphesi bulunduğu gerekçesiyle ilgililer hakkında 21 Aralık 2012'de suç duyurusunda bulunması üzerine, Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince başlatılan soruşturmada görevsizlik kararı verildi.
Savcılık, dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderdi.
Geçen yıl Haziran ayında Suriye tarafından askeri uçağın düşürülmesi sonucu Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan ile Hava Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy şehit olmuştu.
Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'ne dilekçeyle müracaat eden Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy'un ailesinin avukatı Mehmet Katar, uçağın düşürülmesinde ihmal ve kasıt şüphesi bulunduğu gerekçesiyle bazı kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

"Yurt Kor" belgesi 12 Eylül mahkemesinde




         -Genekurmay Baskanligi'nin, "devlet sirri" niteliginde oldugu belirtilen "Yurt Kor" isimli darbe planini, 12 Eylül darbesine iliskin, Evren ve Sahinkaya'nin yargilandigi Ankara 12. Agir Ceza Mahkemesi'ne gönderdigi bildirildi

-CMK'nin 125. maddesi uyarinca belgeler üzerinde inceleme yapan mahkeme, "12 Eylül sürecinin" yer aldigi kisimlari tutanak altina aldi

-Belgelerde yer alan, TSK'nin, "önlenmesini amaçladigi tehlikeler" ile "Yurt Kor planinin sartlara göre yeniden planlanmasi" düsüncesi dikkat çekti      

Genekurmay Baskanligi'nin, "devlet sirri" niteliginde oldugu belirtilen "Yurt Kor" isimli darbe planini, 12 Eylül darbesine iliskin, Kenan Evren ve Tahsin Sahinkaya'nin yargilandigi Ankara 12. Agir Ceza Mahkemesi'ne gönderdigi bildirildi.

     Ceza Muhakamesi Kanunu'nun (CMK) 125. maddesi uyarinca belgeler üzerinde inceleme yapan mahkeme, "12 Eylül sürecinin" yer aldigi kisimlari tutanak altina aldi.

     Buna göre, "Türk Silahli Kuvvetleri (TSK) Planlama Direktifleri 3. Bölüm Ulusal Özel Harekat Planlari, Planlama Direktifleri 1. Kisim" basligini tasiyan klasörde, Kenan Evren imzali 10 Temmuz 1979 tarihli emir yer aliyor.

     Söz konusu direktifin, TSK Iç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinde yer alan "Silahli Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmis olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktir" hükmü uyarinca düzenlendigi belirtilen emirde, bunun Emniyet-Asayis (EMASYA) planlari ile karistirilmamasi uyarisi bulunuyor.

     "Yurt Kor" planinda, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi, kendisini vatandaslarin koruyuculuguna emanet etmis olup, bu emanetin dis tehlikeye  oldugu kadar içeriden belirecek tehditlere karsi da nihali koruma sorumlulugu Türk Silahli Kuvvetlerine aittir" açiklamasi yer aldi.

     -Önlenecek tehlikeler

     Planda, "önlenilmesi amaçlanan tehlikeler" söyle siralandi:

     "-Komünizm, Kürtçülük, irikçilik, irtica gibi iç tehditler,

     -Anarsik unsurlarla etnik gruplarin faaliyetlerinin birlesmesi ve bunlardan destek alinarak etnik gruplarin istismar edilmesi,

     -Atatürk ve 27 Mayis ilkelerini red ve inkar eden topluluklarin iç düzeni bozucu faaliyetleri,

     -TSK'nin bütünlügünü bozmak ve bünyesinde zaafiyet yaratmak amaçli gruplarin faaliyetleri,

     -Halka yapilacak gizli ve açik telkinler neticesinde halk ayaklanmasi,

     -Türkiye'de huzur ve sükunun temin, iktisadi bünyeyi gelistirme, yasam seviyesini yükseltme, Atatürk ilkelerini yasatma ve 27 Mayis ruhunu ebedilestirme gibi kamuoyunu kendi tarafina çekmek isteyen fikirlerin arasindaki kisi ve topluluklarin, gerçek amaçlarini gizleyerek silahli bir ayaklanma tesebbüsü."

     Planda, politik durum, düsman ve dost kuvvetlerin degerlendirilmesi de yapildi.

     -Yeni duruma göre yeni planlama

     "Yurt Kor Planlama Direktifi" nin yürürlükten kaldirilmasiyla ilgili yazilarin da yer aldigi belgede, "Türkiye Cumhuriyeti sinirlari dahilinde bas gösteren ayaklanma, vatan ve cumhuriyete karsi eylemli bir kalkisma, ülkenin ve milletin bölünmezligini içten ve distan tehlikeye düsürme, Anayasa'nin tanidigi hür ve demokratik düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldirmaya yönelen yaygin siddet hareketlerinin" Anayasa'da belirtilen olaganüstü hal ve sikiyönetim ilanini gerektiren faaliyetler oldugu kaydedildi.

     TSK'nin, olaganüstü hal, sikiyönetim yasalarina göre, "Genelkurmay Emniyet ve Asayis Direktifinde" belirtilen esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti'ni içten gelebilecek bir tehdide karsi koruyup, kollayacagi ifade edilen belgede, "TSK'nin mevcut yapisi, komuta iliskileri ve personelin göreve bagliligi göz önünde bulunduruldugunda böyle bir tehdidin olmayacagi, böyle bir ihtimal bulunsa dahi baristan itibaren yapilacak planlamalarin bazi sakincalarinin olabilecegi, böyle bir durumda mevcut planlarin yürürlüge konulmasindan öte o günkü sartlara göre yapilacak planlama ve verilecek emirlerle tehdidin kaldirilmasinin daha uygun ve emniyetli olacagi" degerlendirilmesinde bulunuldu.

     "Yurt Kor" planinin iptal edilmesi durumunda, sartlar dahilinde yeni bir "konsept planin" hizla harekat planina dönüstürülmesi teklifinin de yer aldigi belgede, Genelkurmay Baskaninin emri dogrultusunda, dönemin Genelkurmay 2. Baskani Necdet Öztorun imzali 6 Agustos 1985'te "direktiflerin kaldirildigina yönelik" ilgili komutanliklara gönderilen yazi da bulunuyor.