21 Şubat 2012 Salı

‘Disko’da işkence itirafı

Askerlik yaptığı Kıbrıs’ta disiplin koğuşunda işkence gören ve kaldırıldığı hastanede ölen Uğur Kantar’la ilgili duruşmada sanık gardiyanlar, cezaevindeki tüm uygulalamalardan Astsubay Arslan’ın sorumlu olduğunu iddia etti

‘Disko’da işkence itirafı Kuzey Kıbrıs’ta askerlik yaptığı sırada disiplin koğuşunda işkence gören, 26 Temmuz 2011’de Ankara GATA’ya sevk edilen, 12 Ekim 2011’de hayatını kaybeden Uğur Kantar ile ilgili yürütülen davanın 3. duruşmasında ilginç gelişmeler yaşandı. Girne Askeri Mahkemesi’nde görülen duruşmada “Biz alt devre olduğumuz için söz hakkımız yoktu. Emirlere uymak zorundaydık” diyen sanık gardiyan Ahmet Yurdusevdi, “Ben cezaevinde görev yapmak istemediğimi Ayhan Arslan’a söyledim. O ‘Burada kalacaksın’ dedi. Bu konuşmalardan bir kaç gün sonra Ayhan Şentürk, Astsubay cezaevine geldi ve bizi toplayarak bir konuşma yaptı. ‘Sizlerden bir ekip kurdum. Ben buradan gidene kadar bu ekip devam edecek. Burada her şeyden Ayhan Arslan sorumludur. Onun her dediğini yapacaksınız’ dedi. Böyle uygulama yapılması için bize emir veren Ayhan Arslan ve Fırat Keser’dir” dedi.

Duruşmada cezaevinde yapılan işkencelere tanıklık eden başka askerler de dinlendi. Aldığı 3 gün disiplin cezası yüzünden Tümen Disiplin Cezaevi’nde kalan Adil Vural, “Ayhan Arslan ve Fırat Keser’den sebepsiz yere tekme ve tokat yedim. Bu gardiyanlar hemen hemen bütün mahkumlara kötü muamelede davranıyorlardı” dedi. Vural şöyle devam etti:

‘Su bile vermiyorlardı’

“Uğur Kantar en çok dayak yiyenlerdendi. Ayhan ve Fırat sürekli herkese vuruyorlardı, güneş altında bekletiyorlardı. Cezaevinde bulunduğumuz yer duvarları yüksek tepeden güneş vuran bir yerdi. Neredeyse 50 derece sıcaklık oluyordu. 10 dakikada bir su içmeden kimse dayanamazdı. Ne zaman su istesek, izin vermiyorlar, 40 dakika, bir saat gibi süreler geçtikten sonra topluca su içmemize izin veriyorlardı. Ayrıca bu su, cezaevinin damındaki su deposundan geldiği için sıcaktı. Bu şekilde güneş altında kaldığımız için böbreklerimiz ve ciğerlerimiz kuruyordu.”

Tümen Disiplin Cezaevi’nde kalan Gazi Yılmaz ise, “Uğur Kantar, ‘Allah aşkına bana su verin’ diyordu. Ayhan ile Fırat su vermiyorlardı. Daha sonra sürükleyerek banyoya götürdüler, banyoda olanları görmedim. Sonra Uğur Kantar’ı dışarıya çıkardılar. Uğur sürekli, ‘Bana su verin’ diyor, başka bir şey demiyordu. Uğur’u kelepçeleyip güneşin altında bıraktılar. Baygındı. Diğer mahkûmları ise, ‘Söz dinlemezseniz, burada olanları anlatırsanız, sizin de haliniz böyle olur’ diye tehdit ettiler. Daha sonra Uğur’u götürdüler” dedi. Karara bağlanamayan dava 20 Nisan tarihine ertelendi.