11 Temmuz 2010 Pazar

En uzun iki ay / Hamdullah Öztürk

AYM'nin referandum kararı yeni bir sürecin kapısını araladı. Bundan sonrası için siyasi aklın yeniden inşasına ihtiyaç var. Başlayan sürecin tamamlanması eski kafalı siyasetçilerle mümkün değil.

Yeni siyasetçiler devleti Genelkurmay'a havale edip, seçim meydanlarında bol keseden vaatlerle oy toplama lüksünü kaybediyor. Çünkü "Ne yapalım! Yaptırmadılar!" mazereti ortadan kalkıyor.

Eğer yeni süreç başarıyla götürülebilirse, iktidara talip olanlar, güvenlik politikalarından bekamız için gerekli projeksiyonlara kadar her türlü devlet politikasının oluşturulmasında birinci dereceden sorumlu ve etkili makamda bulunacak.

"Davul iktidarın omuzunda, tokmak asker merkezli bürokrasinin elinde." türünden mazeretler bitecek. İster istemez siyasi partiler esaslı bir düşünceye istinat etmek zorunda kalacak. Türkiye, yeni durumlara göre pozisyon belirlemek için önce terör, sonra askerin idareye el koyarak yeni istikameti belirlemesi döneminden çıkma yoluna girecek. Bu süreçler tamamlanmadan, "Türkiye'de darbe dönemi bitmiştir." türünden cümleler kurbağayı ılık suda mayıştırarak haşlamaktan başka bir mana ifade etmiyordu zaten.

Yani referandum ve sonrası iyi idare edilebilirse, mevcut durumun üzerine daha iyi şeyler ekleyebilenlerin istikbali olacak. Kendisini geliştiremeyenler propaganda cümlesi kurmaktan bile aciz duruma düşebilecek.

Bunu zannediyorum herkes görüyor. Onun için önümüzdeki iki ay fazlasıyla önemli. Süreci algılayanlar için söz daha yeni başlıyor. Sürece karşı olanlar için ise sözün bittiği yerdeyiz.

Sözün bittiği yerde terör devreye giriyor. Dolayısıyla PKK, sözü bitenler için alternatifsiz bir araç durumuna geldi. Zaten son iki yılda siyasi kanat tarafından yapılan açıklamalar PKK'nın sözü bitenlerle kader birliğini çok daha önceden fark ettiğini gösteriyordu. Güneydoğu'da laikliğin garantisi olmaktan bahsetti PKK sözcüleri. Cemaatlerin bölgede faaliyetini ancak kendilerinin engelleyebileceğini açıkladı. Her fırsatta göz kırptı, mesaj attı.

Şimdi önümüzde iki ay gibi aslında kısa bir süre var. Bu süre her gün gelmeye başlayan şehit haberleriyle yüreğimizi dağlayacak 60 gün demek. Acılı günlerin geçmek bilmediği malumdur. "Şeb-i yeldayı müneccimler muvakkitler ne bilir./Müptelay-ı gamma sor çün geceler kaç saat." demişler. Teröre sığınanlar önümüzdeki iki ayı, gam geceleri gibi bitmek tükenmek bilmez hale getirmek istiyor.

Terör tırmandırılabilirse eğer, teröristle teröre lanet okuyanların aynı hedefi dövdüğünü hep birlikte seyredeceğiz. Siyasi kanatta BDP ile CHP ve MHP'nin aynı tarafta yer aldığı belli olmaya başladı bile. CHP'nin değişmesi çok zor ama MHP milliliği esas alan yeni bir söylem geliştiremezse girdiği türbülansa dayanamayabilir. MHP kurmayları bunu mutlaka düşünüyordur.

Burada karşı taraf AK Parti değildir. Türkiye'nin potansiyelini görerek daha cesur, daha ciddi ve daha geniş açıya sahip olmakla statükocu ve imkânlardan bihaber olmak karşı karşıya geliyor. AK Parti yeni durumu sezdiği için durduğu yer diğerlerinden ayrılıyor. MHP durum değerlendirmesi yaparak gelişmelere ayak uydurabilme potansiyeline sahip bir partidir.

Sonuçta terörle karartılmak istenen iki ay var önümüzde. Bu zaman zarfı, terörü, arkasındaki tüm odaklarla birlikte tarihe gömecek yeni bir sabahın gecesi de olabilir. Önemli olan burası zaten. Teröristle teröre lanet okuyanı birlikte kucaklayabilen statükocu konseptin sonunun görünüyor olması...