17 Mart 2011 Perşembe

Bit gibi görüyorlar! / Umur Talu

Garip ama gerçek!

Yalanlanmayınca; bir ses kaydımız daha oldu. Hem de, “1. Ordu içinde Balyoz darbe planı soruşturması”nı yapan Askeri Başsavcı Albay ile birkaç kişiden oluşan bir askeri heyetin sohbeti, yorumları, mütalaası, tespitleri, hatta yargıları.

önce şunu söylemeli:

Bu bile dinlenmiş! İğrenç!

Maalesef sonra da öteki geliyor:

Savunma hak ve normal de, inkârcılık da, darbecilik de iğrenç!

***

Bu konuşma “delil” olmayabilir ama “farkındalık” açısından dönüm noktası olabilir.

Şimdi ortada sadece “iktidarın savcıları” yok…

“Sivil savcılar literatürü bilmediği için daha anlayamadı. Oysa her şey ellerinin altında. Tarafsız askeri bilirkişilerle çalışabilse, ellerindeki mesaj emirlerinden darbe hazırlığını hemen ispatlarlar” diyen…

“Bu darbe planıdır” deyince “hayatı kaydırılan” Askeri Bilirkişi Binbaşı’dan “Tarafsız ve ideal bilirkişiydi; böylesini görmedim” diye söz eden…

Bazı gazetelerden “Dinci basın”, iktidardan “Bunlar” diye bahsederek mesafesini belli eden…

çetin Doğan ve Hurşit Tolon’un tasavvurlarını “darbe hazırlığı” diye nitelendiren bir Askeri Başsavcı da var; hem de yanındaki askeri hukukçularla birlikte. (Bilirkişi Binbaşı’dan “çocuk” diye söz ettiklerine göre, rütbe ve kıdemleri en az Albay seviyesinde!)

Diyor ki, “Bütün o emirleri, emirlerin götürülüş tarzını, nelerin gizli olduğunu, hepsini çok iyi biliyorum. Bunlar daha ortaya çıkmadı. Olayın normal plan semineri olmadığı ortaya çıkacak.”

***

Bu “mütalaa”da ilginç bir nokta da var.

En azından bana “yakın” geldi; çünkü defalarca yazdığım bir şey.

Sanırım şöyle düşünüyor konuşanlardan bazısı:

Aslında darbe planı emir komuta zinciri içindeydi. Sonradan, Genelkurmay Başkanı Hilmi özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman darbe heveslerine zkarşı tavır aldı.

(Yalman, 2002 Askeri Şurası’na kadar Jandarma Genel Komutanı’ydı. Ve başka bazı belgelerde, birilerinden şantajımsı bir şeye maruz olduğu kanısı doğuyor)

Bana göre de öyleydi. Kritik eşik ise ABD’nin istediği 1 Mart tezkeresinin kabul edilmemesi; AKP’nin her tarafı idare eden nabza göre şerbetçiliği iyi becermesi; ABD yönetiminde klasik kanadın, İsrail ve İsrailci şahinlerin arzuladığı darbeyi (artık) istememesiydi!

***

Kendime yontuyorum ya, onca yılın onca yazısının iki ana fikri de bu “ortam dinlemesi mütalaaları”nda, 1. Ordu Başsavcısı tarafından çarpıcı biçimde ifade ediliyor:

1. Askeri Yargı’nın (vicdanı bağımsız çok sayıda askere rağmen) emir komuta mekanizması olduğu;

2. “üstler”in “astları, altları, alttakileri”, yargı mensubunu bile, nasıl gördüğü.

Buyurun, 1. Ordu Başsavcısı’nın onca yıllık askerlik ve yargı deneyiminin sonunda vardığı şu tespiti (siz de) dinleyin:

“Komutanların, orgeneral seviyesindeki komutanların, var ya, görüş açısı şu kadar. Bit gibi görüyor, tamam mı? Seni, beni, şu kadarcık bit gibi görüyor. Adam beni hakim olarak görmüyor. Ben işe yarayan bir adamım, bir şeyim, tamam mı!”

Sanırım “darbenin ruhu” da bu:

Herkesi altında, herkesi bit gibi görmek!

İşin acısı, sözde anti militarist, darbe karşıtı nice cumhuriyetçi ile demokratın, liberal veya muhafazakârın, bürokrasiden iş dünyasına, siyasetten medyaya, sağdan sola nicesinin dünyası da bu:

Ötekini, alttakini, altındakini bit gibi görmek!