Görev yaptığı karakolda başından vurulmuş halde bulunan Jandarma Er Caner Bahar’ın kuşkulu ölümüyle ilgili dosyaya Taraf Gazetesi ulaştı. Dosya çelişkilerle dolu.
Caner Bahar, henüz 21 yaşındaydı. "Vatani görevini yapmak üzere" Kastamonu'nun Bozkurt Karakolu'na gitmişti. 4 Şubat 2009 günü erkenden kalkmış, lavaboya gitmiş ve arkadaşından sigara paketi almıştı. Sigarayı İçtikten sonra paketi geri lavaboya getirmiş ve birkaç dakika sonra karakolda patlama sesi duyulmuştu. Tüm karakol patlama sesinin geldiği yere, silahlığa doğru koşmuş ve Caner’in başından vurulmuş olarak yerde yattığını görmüştü. Caner Bahar, hayata gözlerini yummuştu. Olay kamuoyuna 'intihar' olarak açıklandı.
Caner Bahar'ın ölümüyle ilgili basında daha önce bazı haberler çıkmıştı. Baba Ramazan Bahar, oğlunun öldürüldüğüne dair bazı belgeleri kamuoyuyla paylaşmış ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Taraf, 20 aydır soruşturması devam eden dosyaya ulaştı. Olayın intihar değil, cinayet olduğu yönünde ciddi deliller var. Ancak buna rağmen 20 aydır dosyanın sonuçlandırılmaması kafalan karıştırıyor,
İşte dosyadaki ayrıntılar:
Kovanlar değiştirildi
Caner'in ölümünün ardından tutulan olay yeri inceleme raporunda iki kovan bulunuyor. Kovanlardan birinin numarası MKE 9 P 03. Diğerinin numarası ise MKE 9P04.BU kovanlar incelenmek üzere Jandarma Genel Komutanlığına gönderiliyor. Yolda ne oluyorsa oluyor balistiğe giden kovanlardan biri değiştiriliyor. Sonu 04 ile biten kovanın yerine sonu 07 numarayla biten yeni bir kovan konuyor. Jandarma Komutanlığı da doğal olarak bu durumda mermilerin Ud ayn silahtan çıktığına karar veriyor.
Olayla İlgili soru işaretleri bununla da sınırlı değil. Olay yeri inceleme raporuna göre silahlıkta kapı altında bir mermi izine rastlanırken, Caner'in arkadaşları duvarda bulunan diğer mermi izinin rapora yazılmadığını babaya söylüyor.
Otopside de gariplikler var
Caner'in intihar olayıyla ilgili bir gariplik de morgda yaşanıyor. Resmî raporlara göre Caner, o8:3o'da ölmesine rağmen, saat I3:i5'te yapılan Adli Muayene Otopsi Tutanağı öncesi yaralı bölgelerde kanama olduğu gerekçesiyle, Caner'in kafası sargı bezleriyle kapatıldıktan sonra kamera ve fotoğraf çekimi yapılıyor. Tıbben olaydan beş saat sonra kan pıhtılaştığı için kanama olması mümkün değil. Caner'in arkadaştan verdikleri ifadede de olayın 08.30'da Tesbihli'nin star marka tabancası ise tüm girişimlere rağmen incelenmiyor. Caner Bahar'ın intihar ettiği söylenen arkadaşına ait silahla ilgili de bugüne kadar parmak izi incelemesi yapılmış değil. Buna gerekçe olarak da Jandarma Astsubay Ercan örken'in olaydan sonra silaha dokunması gösteriliyor, Örken'in verdiği ifadeye göre, panik halinde olan askerler, başka bir olaya meydan vermemesi için silahın şarjörünü gevşetip bırakmış. O anda da silaha dokunmaması gerektiğini hatırlamış.
Komutandan çelişkili İfade
Karakol Komutanı Mehmet Tesbihli ifadesinde, "Olayı bana santralci bildirdi, lojmandan geldim" demesine rağmen, askerlerin verdikleri ifadede kendisinin olaydan sonra karakolun ikinci katından eşofmanla merdivenden aşağı inmiş. Yani ! olay anında evde değil karakolda. Olay yeri inceleme raporunun ilk sayfasına göre Caner Bahar'ın vücudunun üst tarafı çıplak. Raporun sonunda ise hastaneye gelindiğinde Bahar'ın üzerinde "Parka, ceket, yün içlik ve haki atlet olduğu" belirtiliyor. Aynı rapora göre savcının talimatıyla Caner Bahar'ın parkası, kriminal inceleme maksadıyla muhafaza altına alınmış. Ancak baba Ramazan Bahar, oğlunun parkasının olaydan dört gün sonra dolaptan alınıp, komutanlara verildiğini, arkadaşlarından öğrenmiş. Tartışmalı parka üzerinde Jandarma Kriminal Dairesi'nin yaptığı incelemede de barut izine rastlanmış. Babaya göre parkaya daha sonra atış yapıldı.
AİHM, asker intiharında Türkiye'yi mahkûm etti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Tunceli'de askerlik yaparken 2003 yılında intihar eden Mevlüt Baysan isimli gencin ailesinin yaptığı başvuruda, Türkiye'yi haksız buldu. AİHM, Türk yetkililerinin intiharla ilgili etkili bir soruşturma yapmadığına hükmederek, Baysan'ın yakınlarına 39 bin Avro ödenmesini kararlaştırdı. Bu arada İHD verilerine göre 1991-2001 yıllan arasında 815 şüpheli asker ölümü yaşandı.
KIŞLADA BİR GÜNDE İKİ ŞÜPHELİ ÖLÜM
Isparta'da askerliğini yapan iki aylık asker Uğur Koç, eğitim sırasında vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi, izmir'in Menemen tlçesi'nde ise çenesinin altından vurulmuş şekilde bulunan askerin ölümü kayıtlara intihar olarak geçti.
Son zamanlarda dikkat çekecek oranda yoğunlaşan kışladaki asker ölümlerine bir gün içinde iki vaka daha eklendi. İsparta'da vatani görevini yapan iki aylık asker Uğur Koç, eğitim sırasında vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Koç'un ölümüne neden olan kurşunun kimin tüfeğinden çıktığının belirlenmesi için soruşturma açıldı. Koç ailesi, olayı yargıya taşıyacaklarını açıkladı.
İntihar etti' dendi
Önceki gün yaşanan ikinci olayının adresi ise Menemen 57'nci Topçu Tugay Komutanlığıydı. Bu birlikte askerlik yapan er Bilal Çıplak, kanlar içinde bulundu. Çenesinin altına isabet eden kurşun nedeniyle ağır yaralanan Çıplak, hastanedeki tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Çıplak'ın cenazesi gerekli işlemlerin ardından memleketi olan Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi'ne gönderilirken, olay aileye intihar olarak bildirildi.