25 Kasım 2010 Perşembe

Generallerin açığa alınması sizi neden geriyor? / Ahmet Kekeç

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, önceki gün, YAŞ’ta terfi ettirilmediği için mahkemeye başvuran bir jandarma komutanını açığa aldı.
Benzeri bir işi, dün de, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül yaptı...

Bu kez iki general açığa alındı...
Bu “açığa alınmış” kıymetli generallerin ortak özelliği, “darbe davası sanığı” olmaları.
İlk açığa alınan kişinin ismini Balyoz davasında duymuştuk.
Meraklı bir generalimiz...
Bol sayıda “yasa dışı dinleme” yaptırmış ve birçok insanı fişlemiş...
İşin “hakikati” yargı safahatından sonra ortaya çıkacak. Şimdilik yorum yapmıyoruz.
Milli Savunma Bakanı’nın açığa aldığı generallerden birini de, bir internet sitesinde, “sesiyle, sözüyle ve eylemleriyle” tanımış, bir daha da unutmamıştık...
Başbakan Erdoğan’a Gediktepe’de brifing veren general hani...

Tesadüfe bakın ki, bu değerli komutanın görev yaptığı bölgede 4 PKK baskını gerçekleşiyor ve toplam 42 askerimiz şehit oluyor. Ardından pek çok soru işareti bırakan Aktütün, Gediktepe ve Hantepe olaylarından söz ediyorum...

Bir de “mayın faciası” var...
Hatırlarsanız, Hakkari’nin Çukurca ilçesi Hantepe mevkiinde mayın patlamış, 7 askerimiz şehit olmuştu.
Mayını PKK’nın döşediği iddia edilmiş, mevzu kapatılmıştı.
Mevzu, internet ortamına düşen ses kaydından sonra tekrar açıldı.
Meğer, “PKK mayını” denilen mayınlar, mahut generalin bilgisi dahilinde, bir Jandarma tuğgeneralinin emriyle, bizzat “bizimkiler tarafından” döşenmiş.
Sonrasını biliyorsunuz...

Mahut generalin ismi darbe soruşturması dosyasına girdi...
Mayını döşeme emrini veren jandarma komutanı da, “birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçlamasıyla Genelkurmay Askeri Mahkemesi tarafından tutuklandı.

Bir de “Heron skandalı” var ki, bu kadarı kifayet eder...
İşbu generaller, prosedür gereği açığa alındılar.
Herhangi bir hukuksuzluk, herhangi bir yasa dışılık yok.
Üstelik, yapılan iş “hiyerarşik işleyişe” uygun.
Fakat, sen gel bunu CHP sözcülerine anlat.

Eskinin (daha doğrusu YDH döneminin) radikal demokratı, fetret döneminin Kürtçü genel başkan yardımcısı, yeninin Kemalist aktivisti CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, yapılan işin “sivil darbe” olduğunu söylüyor.

Ne olacaktı?
Hakkında ciddi suçlamalar bulunan “görevliler”, eski mutlu dönemlerde olduğu gibi, “dokunulamaz, soruşturulamaz, burnundan kıl aldırılmaz” konumlarını muhafaza mı edeceklerdi?

Kemal Bey neden rahatsız oluyor bu açığa almalardan?
Siyaset kurumunun “hukuk çerçevesi”nde inisiyatif alması onu neden bu kadar geriyor?
İdari bir tasarrufu “sivil darbe” olarak yorumlayan, dolayısıyla darbenin sivil olma ihtimali karşısında tüyleri diken diken olan Kemal Bey’imiz, darbenin “askerisine” karşı neden aynı celadetli tavrı sergilemiyor?
Generallerin açığa alınmasına içerliyor da, neden o mayınları, bombaları, Heron rezaletlerini dert etmiyor?
Eski “mutlu dönemlerde” astsubay çavuşları bile racon keserlerdi...
Başbakan tartaklarlardı...
Hatta, Başbakan tokatlarlardı...
Kemal Bey, eski “mutlu vasat”ın sürmesini mi istiyor?
Ne yaparsa yapsın, “darbeciye” dokunma...
Bu mu?
Kaç zamandır kaktırmaya çalıştıkları “Yeni CHP, yeni siyaset” bu mu?