22 Kasım 2010 Pazartesi

Karargâh İzmir'e... / Muharrem Sarıkaya

GÜNLERDİR NATO'nun Lizbon Zirvesi konuşuluyor.

Türkiye'nin direnişinin sonuç verdiğinden bahsedilip "Bastırdık, bileğini büküp aldık" cümleleri sıralanıyor.
İyi de Türkiye ne istedi ve ne aldı?
Yıllardır NATO'da görev yapan iki uzmanla dün Lizbon'dan telefonla konuştum.
Aradığımda Afganistan Devlet Başkanı Karzai'nin konuşmasını dinliyorlardı.
Konuşmadan çıkardığım sonuçları sıralamam gerekirse...

İZMİR Mİ RAMSTEIN MI?
Başbakan Erdoğan'ın da zirve öncesinde dile getirdiği gibi NATO'daki mücadele alanlarından biri, yeni kurulacak füze kalkanı sisteminin komuta karargâhının nerede kurulacağı üzerineydi.

Türkiye, NATO'nun yeni konsepti gereği kapatılıp Lizbon'a taşınacak olan İzmir'deki NATO Hava Üssü'nün füze kalkanı sisteminin yeni karargâhı olması için bastırdı.

Ankara bu talebini şu üç gerekçeye dayandırdı:

1- NATO, İzmir'deki üssü ile Türkiye'nin savunmasına da destek veriyordu. Yeni komutanın İzmir'e gelmesiyle bu özelliği devam eder. 2- Karargâhın Türkiye'de olması, iyi komşuluk ilişkisi içinde bulunduğu İran, Suriye ile bölgedeki diğer ülkelerin füze kalkanı sistemi dolayısıyla agresif hareket etmesinin önüne geçer. 3- NATO merkezine bağlı olacak bu üsten daha çabuk hareket kabiliyetine sahip Kosova benzeri operasyonlar yapılabilir.

ABD ise kendisinin de kontrolü altındaki Almanya'da bulunan Ramstein'daki üssün karargâh olarak kurulması için bastırdı.

Her ne kadar Haziran 2011'de kesin karara varılacak olunsa da NATO uzmanları, Füze Kalkanı Savunma Sistemi'nin yüzde 75 İzmir'de kurulacağına inanıyor.

İlginç olan, Almanya'nın ekonomik olarak güçlenmesinden sıkıntı duyan Fransa'nın da bu projede Türkiye'yi destekliyor olması...

İRAN VE SURİYE ADI
ABD'nin ilk hazırladığı "Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım" adını verdiği füze kalkanı sisteminde İran'ın adı yer alıyordu.
Fransa ise metne "Ortadoğu" olarak bölgesel bir isim koymak istedi.

Ancak görev NATO'ya geçince isimler kalktı. Çünkü soğuk savaş dönemlerinde Sovyetler Birliği'nin adını anmayan NATO geleneğinde ülke adı sıralamak yok.
Ayrıca NATO Genel Sekreteri için ağustos ayında akil adamların hazırladığı 11 sayfalık metinde de İran ve Suriye'nin adı zaten yer almıyordu.
Türkiye'nin bu konuda yüksek sesle konuşmuş olmasının ötesinde kazancı olmadı.

MALİYETİ UCUZLAYACAK
Türkiye savunma amaçlı Patriot füzeleri almayı planlıyordu. Şimdi NATO kapsamında korunacağı için maliyeti nispeten azalacak. Yeni konsept ile NATO'nun küçülme kararı da Türkiye'ye yarayacak. Çünkü NATO, 300-400 binlik ordular yerine daha küçük, hareketli ve teknolojik özelliğe sahip birliklere yönelme kararı aldı.

AB RESTİ
Türkiye'nin bastırıp elde ettiği bir diğer kazanç, AB'nin NATO'yu kendi savunma örgütü gibi kullanma çabasını engellemek oldu.

Ancak 28 NATO üyesinden 21 'inin AB üyesi olduğu anımsandığında Türkiye'nin bu konuda daha uzun süre direncini nasıl sürdüreceği de ayrı bir tartışma konusu.
Özetle, Türkiye'nin bu zirveden beklentileri ve aldıkları bunlardan ibaret.