20 Mart 2012 Salı

DARBECİLERDEN ÖZKÖK İÇİN SUİKAST EMRİ!

darbeciler,aytaç yalman,şener eruygur,cengiz çandar,bağdat,hilmi özkök
2004’te darbeciler Özkök’ü öldürmek için DHKP-C’yle irtibata geçti. Suikastı Bağdat’tan gelen bir ihbar engelledi 
 
Taraf yazarı Mehmet Baransu’nun, Tuncay Opçin’le ortak yazdığı “Pirus” adlı kitapta, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’e suikast planı yapıldığı, bu amaçla DHKP-C’yle irtibata geçildiği ancak Bağdat’tan ABD’li yetkililerin bu suikast girişimini Ankara’ya bildirmeleriyle suikastın önlendiği iddia ediliyor.
 
Kitaptaki ilgili bölüm şöyle:
“...Ankara’daki iktidar oyununun taraflarından birisi kural ihlali yapmıştı. Bu cenah ABD’nin de yakından izlediği Türkiye’deki illegal bir terör örgüt ile bağlantı kurmuştu. Bu örgüt DHKP-C’ydi. Amaç, Özkök Paşa’yı ortadan kaldırmak, tıkanan yolu açmaktı. Özkök Paşa’ya bir şey olması durumunda yerine en kıdemli Orgeneral olarak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman geçecekti. Yalman’ın yerine de Şener Eruygur Kara Kuvvetleri Komutanı olacaktı. Bu senaryo için Ankara’da bir hayli çaba sarf edilmiş, hiçbirisi başarılı olmayınca bu defa illegal bir örgüt ile bağlantı kurulmuştu. Ancak Bağdat’tan Türkiye’ye ulaşan bir haber tüm planı boşa çıkarmıştı.”

O iki puşta söyleyin...
Kitapta gazeteci Cengiz Çandar’ın, Hilmi Özkök’e yönelik suikast girişimiyle ilgili şahit olduğu bir olay da anlatılıyor. 2004 yılı Temmuz ayında Aydınlık dergisi Çandar’ı kapak yapmış ve “30 Ağustos tayinlerini CIA adına yürüten adam” diyerek, kendisini hedef almıştı. Bu kapak üzerine Andıç mağduru da olan Çandar, can güvenliğinden endişe ederek, dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’yla Ankara’da görüşmüştü. Aksu, görüşmenin ardından kendisini bir emniyet müdürüne yönlendirmiş ve konuyu bir de ona aktarmasını istemişti. İşte bu görüşmede emniyet müdürü Özkök’e düzenlenmek istenen bir suikast girişiminden bahsetmiş ve konuyla ilgili kendisine detay vermişti. 2 Ağustos 2004’te gerçekleşen bu görüşmeyle ilgili kitapta anlatılan bilgiler şöyle:

“Görüştüğü emniyet görevlisi uzun söyleşi sırasında kendisine, o tarihte Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Aytaç Yalman ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un ‘defterlerinin dürülmekte olduğu’ bilgisini verdi. Emniyet görevlisinin kullandığı deyimle her iki komutanın da ‘kullanım süreleri dolmuştu.’ Yüksek Askerî Şûra’da (YAŞ) emeklilik kararları çıkmak üzereydi. Aynı görüşmede, emniyet görevlisi dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü çok övdü. Özkök’ün demokrasiye bağlı olduğunu vurguladı. Bir seferinde Hilmi Özkök’e ilişkin suikast istihbaratı aldıklarını, bunun üzerine, Ankara Garnizon Komutanlığı’nda çeşitli yetkililerle önlem almak amacıyla biraraya geldiklerini, o toplantıda iki generalin de bulunduğunu ve kendisinin onların önünde, ‘O iki puşta söyleyin, Hilmi Özkök Paşa’yla ilgili girişimle ilgili ilişkilerinden haberdarız’ dediğini, toplantıdaki askerlerin hiç renk vermemesi üzerine, sözlerini tekrarladığını, bu sözlerini Kara Kuvvetleri ve Jandarma komutanlarına aktarılacağına emin olarak söylediğini ifade etti.”