16 Şubat 2011 Çarşamba

Sözleşmeli erler terörle mücadele için mi / AHMET FARUK GÜNEŞ

Sözleşmeli Erbaş ve Er Tasarısı’ndan bu askerlerin terörle mücadelede kullanılacağı anlaşılıyor

Terörle Savaş mı mücadele mi? Birleşik Devletler dışında terörle mücadele eden diğer demokrasiler “terörle savaş” terimini kullanmaktan ısrarla kaçınmıştır. Kırsal alanda süren terör saldırıları bazı nitelikleri bakımından savaşı andırabilir. Ancak kırsal alanda süren yaygın ve uzun süreli çatışmalar da nihayetinde siyasi bir hedefe ulaşmak üzere yoğun olarak işlenen örgütlü suçlardır.

Ülkemizde en başından bu yana resmi otorite tarafından terörle mücadele terimi kullanılmıştır. Ancak bu mücadele fiilen; Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı, Jandarma Bölge komutanlıkları, İl Güvenlik Komutanlıkları, Jandarma il ve ilçe komutanlıkları, Jandarma Komando taburları/bölükleri, jandarma hava unsurları, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele unsurları, jandarma yönetiminde köylerini koruyan veya operasyonlara katılan köy korucuları, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın terörle mücadeleye ilişkin görev verilen bölgede konuşlu birlikleri, yine aynı kuvvetin bölge dışından gelen terörle mücadele görevi verilmiş birlikleri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın iç güvenlik operasyonuna katılan unsurları, kısa bir süre de olsa Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın birlikleri, Özel Kuvvetler Komutanlığı unsurları, valilerin emriyle askerî birliklerle birlikte operasyona katılan özel harekât polisleri tarafından yapılmıştır.

Teröriste karşı askerî birlik

Kırsal alanda aktif olan terör örgütlerine karşı askerî birliklerin kullanılması son zamanlara kadar hem karar mercileri hem de halk tarafından normal kabul edildi. Kırsal alandaki kolluk gücünün askerî bir birim olan jandarma teşkilatı olması da bu kabulü kolaylaştırdı.

Teröristle mücadelede askerî birlikleri kullanmanın sorgulanmaya başlanmasının nedeni bazı birliklere yapılan terörist saldırılarda yaşananlara ilişkin bilgilerin yazılı basında cesurca ortaya konulması ve sorgulanması oldu. Saldırılarda yaşamını yitirenlerin çoğunlukla askerlik görevini zorunlu olarak yapmakta olan erler olması kamuoyunda bu sorgulamanın yayılmasına ve derinleşmesine yol açtı. Bu tartışma ve sorgulamalar terörle mücadelenin profesyonelce yapılması gerektiği yolunda bir mutabakat ortaya çıkardı.

Şimdi ise TBMM’ne sunulan Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanun Tasarı’sının genel gerekçesinden bu sözleşmeli askerlerin terörle mücadelede de kullanılacakları anlaşılıyor. Bu şekilde teröristle mücadelede bir başarı sağlanabileceği düşünülüyor.

Askerî birliklerin profesyonel bile olsalar terörle mücadelede kullanılmaları doğru değildir. Bu durum işin tabiatından kaynaklanmaktadır.

Askerî Birlikler yurt savunmasını gerçekleştirmek üzere harbe hazırlık görevini yürütür. Askerî birlikler düşman denen rakiplere karşı hazırdırlar. Askerî yapı bu hazırlıkta moral olarak ülkesinin tüm vatandaşlarına muhtaçtır. Şu ya da bu gerekçeyle kendi yurttaşına silahını doğrultmak durumunda kalması üzerinde yükseldiği zeminin kaybına yol açar.

Askerlerin profesyonel ordu şeklinde organize olmalarının kolluk gücü olarak kullanılmama prensibine hiçbir etkisi yoktur. Dünyanın en etkili profesyonelliğine sahip Birleşik Devletler Federal askerî yapısı kendi anavatanında teröristle mücadelede kullanılmaz. Birleşik Devletler’de terörle mücadelede birincil yetkili organizasyon Adalet Bakanlığı’na bağlı sivil bir iç güvenlik kurumu olan Federal Araştırma Bürosudur (FBI). FBI bu yetkisini askerî birlikler içinde meydana gelen terör olaylarında dahi kullanmaktadır.

Teröriste karşı askerî birlikleri kullanmanın mahsurları

Askerî yapı yüksek teknolojili ağır silahları düşman kodlamasıyla kullanmaktadır. Kırsal alanda terörle mücadele suçlulara karşı yürütülmektedir. Teröristlerin baskın özellikleri düşman değil suçlu olmalarıdır. Karşınızda suçlu varsa mücadelenizde bu düzlemde yürümek zorundadır. Suçla mücadeleye ilişkin genel strateji ve taktikler kullanılmalıdır. Oysa askerî birliklerin teröristle mücadelede kullanılması askerî strateji, taktik ve terminolojiyi de bu alana boca etmektedir. Bir müddet “alan hâkimiyeti” adı verilen uygulama buna örnektir. Alana hâkim olmak alanın boşaltılması olarak değerlendirilmiştir.

Organize suçla mücadele daha çok istihbarat ve analize dayalı bir çalışmadır, zor ve silah ikincildir. Silahını zanlıya yöneltmiş polisin tetiğe uyguladığı kuvvet esnasında aklına gelen ilk şey mahkeme mübaşirinin onu davet eden yüksek sesi olur/olmalıdır. İkinci düşünce de zanlıyı sağ yakalayıp olayla/örgütle ilgili daha fazla bilgi alma ihtimalini canlı tutmaktır. İç güvenlik mantığı yok etmeye dayanmaz. Engelleme ve yakalamaya dayanır. Örgütlü suçlarda temel strateji örgütün yönetim kadrosunun ve kıdemli elemanlarının yakalanması ya da engellenmesidir. Eleman sıkıntısı çekmeyen kalabalık terör örgütlerinde kıdemsiz teröristlerin öldürülmesi örgütün insan kaynağını “yenilemesine” yardımcı olmaktadır.

Teröristle mücadelenin profesyonel askerî birlikler tarafından yapılması kırsalda teröristle mücadelenin askerî birliklerce yapılması gerektiği ön kabulünün tabulaşmasına yol açacaktır. Türkiye iç güvenlik birimlerinin kırsal alanda teröristle mücadele etmekte yetersiz olduğu fikri yerleşecektir. Kırsal alanda teröristle mücadele etme yöntemini değiştirme yolunda kamuoyunda oluşan mutabakat kötü kullanılmış olacaktır. Tamamen sivil yönetim ve denetim altında yapılması gereken teröristle mücadele kalıcı olarak sivil iradenin inisiyatif ve denetim alanından çıkacaktır.

Askeri birliklerin kolluk gücü olarak kullanılması ve demokrasi

Askerî birlikler sadece asli işleri olan ülke dış savunması kamu hizmetine odaklanmalıdır. Askerî birlikler kolluk ve diğer askerlik dışı faaliyetlerden tamamen arındırılmalıdır. Amerikan Hava Kuvvetleri’nin eski adlî müşaviri emekli Tümgeneral Charles J. Dunlap Jr. 1992 yılında yazdığı “2012 Yılındaki Amerikan Askerî Darbesi’nin Temelleri” adlı makalesinde Amerikan ordusunun 2012 yılında askerî darbe yapabilme tehlikesi olduğu tezini şu iki unsura dayandırarak savunmaktadır. Amerikan askerî yapısı giderek daha fazla dâhili sivil işlerle ilgilenme eğilimindedir ve Amerikan askerî yapısı giderek daha fazla monolitikleşmektedir.

Askerî organizasyon bu yazının ilgisi dışındadır. Ancak askerî birliklerin kolluk gücü olmaktan çıkarılması demokrasinin sivilleşmesine, kuvvetlenmesine ve derinleşmesine düşünüldüğünden daha fazla katkı sağlayacaktır. Birinci sınıf demokrasiler liginde olmak için terörle mücadelenin sivillerin yönetim ve denetimindeki sivil (asker olmayan) iç güvenlik birimleriyle yapılması gereklidir.

Terör örgütleri nasıl yok oluyor

18 Eylül 2008 tarihinde Birleşik Devletler Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonu, Terörizm ve Konvansiyonel Olmayan Tehdit ve Güçler Alt Komisyonu’na sunulmuş bir çalışma terörist grupların nasıl yok olduğunu incelemektedir. Çalışmada 1968 ile 2006 yılları arasında var olan 648 terörist grubun nasıl sonlandığı incelenmiştir. Bunlardan %43’ünün üyelerinin kendi istekleriyle silah kullanmaktan vazgeçip politik sürece dâhil olarak, %40’ının polis ya da istihbarat birimlerinin örgütün etkili üyelerini tutuklaması ya da öldürmesiyle, %10’unun da askerî birimlerce sona erdirildiği anlaşılmıştır. Çalışmaya göre terör örgütlerinin % 7’si amaçlarına ulaşmışlardır.

En az başarı askerî yöntemde

Askerî birlikler eliyle terörle mücadele etmeye çalışan ülkeler terör örgütlerinin sonlandırılmasında bu araştırmaya göre en küçük başarı olasılığını seçmişlerdir.

Teröristle mücadelede tam yetkili otorite olan İçişleri Bakanlığı bu sorumluluğunu kısa takvimli kamuya açık bir eylem planı dâhilinde üstlenmelidir. Kırsal alanda teröristle mücadelenin sivilleşmesi yönünde atılacak cesur adımlar iç güvenlik ortamını normalleştirecektir. Sözleşmeli er ve erbaşlar harbe hazır olma kamu hizmetinin profesyonelleşmesinde önemli katkılar sağlayabilir ancak teröriste askerle ‘savaşma’ şerefi verilmemelidir.