28 Şubat 2011 Pazartesi

İrtica bir nevi hastalıktır


İrtica bir nevi hastalıktır 28 Şubat 1997 sonrası ilk Bakanlar Kurulu’nda Erbakan, MGK bildirisine böyle tepki verdi: İrtica ve kaba softalık bir nevi hastalık 

13Mart 1997 Perşembe...28 Şubat günü yapılan tarihî Milli Güvenlik Kurulu’ndan ancak 15 gün sonra toplanabilen Bakanlar Kurulu üyeleri Başbakanlık Merkez Bina’nın altı salonundalar.
6 mart günü yapılması planlanan Bakanlar Kurulu toplantısı bakanlar biraraya getirilemediği için bugüne ertelenmişti. O günkü toplantının yoklar listesinde Antalya’da olan Devlet Bakanı Abdullah Gül ve Küba’da olan Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna var.

 Bildiri bakanlara okunuyor

Toplantıyı açan Başbakan Necmettin Erbakan gündemin birinci maddesini açıklıyor: “Milli Güvenlik Kurulu kararları.”
Erbakan “Bakanlar Kurulu üyeleri doğrudan bilgi sahibi olsun” diyerek MGK kararlarını ve MGK’nın basına yaptığı açıklamayı okuması için sözü Devlet Bakanı Lütfü Esengün’e veriyor. 15 gündür basında hükümete muhtıra olarak verilen MGK bildirisi bir bakan tarafından hükümet üyelerine okunuyor.

 Çiller: Gerekeni hemen yapalım

İlk sözü Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller alıyor. Postmodern darbe sürecine karşı meydanlara bile inen, darbe sürecine karşı sert açıklamalar yapan Çiller’in 28 Şubat’tan sonraki ilk Bakanlar Kurulu’nda konuşması şaşırtıcı. Çiller MGK bildirisindeki önerilerin bir an önce hayata geçirilmesini istiyor ve hükümetin Refah kanadını açıklamaları konusunda uyarıyor:
“Türkiye çok ciddi bir dönemden geçiyor. Biraz önce kararı okunan Milli Güvenlik Kurulu anayasada yeri olan bir kuruldur. Bu kararlarla ortaya çıkan hususların gereği yapılacak, ilgili bakanlar bu konudaki çalışmaları hassasiyetle yürütecekler ve alınacak tedbirler de kısa, orta ve uzun vadeli olarak düşünülecektir. Kısa vadeli olanlar hemen uygulamaya konulacak, orta ve uzun vadeli tedbirlere yönelik olarak özellikle yasa gerektiren, ek mali kaynak gerektiren hususların tekrar Bakanlar Kurulu’nca değerlendirmeye alınacaktır. Bu çalışmaların ciddiyetle yürütülmesi ve kamuoyuna da bu meseleler üzerine ciddiyetle gidildiği mesajının verilmesi gerekmektedir.”

 

Başkanlarınıza hâkim olun

Çiller daha sonra sözü hükümet ortağına getiriyor ve özetle “tabanınıza ve belediye başkanlarınıza hâkim olun, tahrik etmeyin” diyor: “Her iki parti kendi kimlikleriyle yürümeye devam edecekler. Ancak yapılacak beyanlarla bazı unsurların tahrik edilmesi halinde bu, hükümeti etkileyecektir... Demokratik bir rejimin hükümet üyeleri olarak herkesin üzerine düşeni yapması gerekir. Ortamı bozmaya hazır bir medya, onlarla işbirliği halinde bazı kesimlerin de olduğu göz önünde bulundurularak bu durumun aşılması gerekir. Hükümetin işbirliği içinde tabana, belediye başkanlarına da hâkim olunarak hükümet icraatının öne çıkarılacağı bir atmosferin sürdürülmesi gerek.”

 Mesajımı anladığınızı sanıyorum

Çiller devam ediyor: “Bu ileri sürülen iddiaların haksızlık olduğunu ileri sürmek mümkün. Ancak mesele haklı olmak meselesi değil. Siyasi bir oluşum meydana getirildi. Bu yüzden toplumda bir uzlaşma yaratmak gerek, toplumun kucaklanması gereken bir dönemden geçiyoruz. Hükümetin toplumsal uzlaşma üzerine kurulduğu baştan ifade edilmişti. Milli Güvenlik Kurulu kararlarını kısa, orta ve uzun vadede icraata koyacağımızı ve iyi bir dayanışma içerisinde işin gereğinin yapıldığını topluma da ileterek bunun üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bunun için ilgili başkanların ilk etapta gerekli icraatları ortaya koymaları ve bunu da kamuoyuna bildirmeleri gerekiyor. Milli, Savunma, Adalet, İçişleri ve Milli Eğitim bakanları gereğini yapmaları ve buna ilişkin mesajları kamuoyuna vermeleri lazım. Hükümete ilişkin yapılacak icraatlarda, Bakanlar Kurulu’nda karar verilmeden konuşulmamalı...”
Çiller konuşmasını son bir uyarı ile bitiriyor: “Vermiş olduğum mesajın satırlarını ve satır aralarını bütün üyelerin iyi anladığına inanıyorum.”

 Erbakan: Çiller’e katılıyorum

Ve söz yeniden Başbakan Erbakan’a geçiyor. Salon uyarı ve imalarla dolu Çiller’in sözlerine Erbakan’ın yorumunu merakla bekliyor. Erbakan’ın çıkışı da en az Çiller kadar şaşırtıcı: “Sayın Çiller konuyu fevkalade güzel ortaya koydu. Konuşmalarına aynen katılıyorum. Tek kelime bile ilave veya çıkarmaya lüzum görmüyorum...

 İrtica İsrail’de de var

İrtica konusunda Sayın Çiller’in temel tesbitine katılıyorum. İrtica konusu bu hükümetle ilgili değil. İcraatımız ortada, herşey anayasaya uygun yapılıyor. İrtica ve kaba softalık bir nevi hastalık. Bu Türkiye’ye has bir konu değil, mesela İsrail‘de bu hastalık Türkiye’den çok daha fazla. Bugün Avrupa’da da dini taassup var. Ortaçağ’da Avrupa bu hastalığı bütün şiddetiyle yaşadı.

 Evren de Özal’ı uyarmıştı

Türkiye’de bu hastalık bugün meselesi değildir. 27 Aralık 1987 tarihli belgeye bakın. O tarihte, yani 10 sene evvel Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı, Turgut Özal’ın Başbakan olduğu dönemde toplanan Milli Güvenlik Kurulu‘nda irtica faaliyetlerinde alınması gereken tedbirler hakkında bilgi alınmıştır. Ek listede ise belirtilen tedbirlerin uygulanmasının hükümete bildirilmesine karar verilmiştir.
Listeye baktığımızda bugün alınması gerekli görülen tedbirlerin hepsinin o listede bulunduğu görülüyor. Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere irtica konusu bugünün meselesi değil. 10 sene önce de aynı mesele vardı, konunun bu hükümetle ilgisi yok. Bugün bu sorunu hükümete izafe etmeye kalkışmak medyanın bir oyunu. 10 sene evvel Milli Güvenlik Kurulu’nun bu 22 maddelik listesini hiç kimse bugün olduğu gibi 20 tane canlı yayınla takip etmedi. Bugünkü durumda asıl maksat irtica ve irtica ile mücadele değil, medyanın asıl maksadı hükümeti yıkmaktır.

 Tavsiyeler isabetli

Ancak hükümet, irticayı önlemek için kesinlikle kararlı ve inançlıdır. İrtica ve laikliğin ne olduğuna medeni bir şekilde bakıldığında ortada ciddi hiçbir meselenin olmadığı görülür. Böyle körü körüne birtakım dogmatik hareketlerde bulunulmasının da kimseye faydası yok. Ancak bu şekilde düşünenler her zaman var. İBDA-C ve Cemalettin Kaplan’ın uzun uzun filmleri gösteriliyor, bunlar tasvip görülen hareketler değildir. Bu tür taşkınlıklar ve şuursuz hareketlerle mücadele hükümetin en samimi dileğidir. Bakanlar Kurulu irtica ve gericilikle mücadelede kesinlikle kararlı olacaktır. Bu hususta gösterilen tepkiler ciddi şekilde ele alınıp gerekenler yapılacaktır.”