9 Şubat 2011 Çarşamba

Bu kadar kaplan fazla, bize kağıt yeter! / Umur Talu

Yeni siyasi, askeri, medyatik tartışma konumuz için CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Profesör Süheyl Batum’u kutlarım!

Her yanımıza bulaşmış iki yüzlülükleri, tepeden tırnağa (yine) ortaya çıkarmaya vesile oldu.
***
1. KENDİSİ: Biri elbet öyle de düşünebilir. Ama “Asker kağıttan kaplan. ABD içini boşalmış” deyip “Gıkı çıkmıyor”a getirmek, bir “sosyal demokrat” için “ordu eleştirisi” değil de, “suskun ordu eleştirisi” ise, facia. Hele kendini “Sosyalist Enternasyonal üyesi” sayıyorsa!

Liderinin de kendisinin de sık başvurduğu, “öyle demedim, bana demediler” cıstaklı “çevir kazı yanmasın” dansı ise, sosyal demokratlık şu yana, mertliğe sığmaz.

Dünkü “Kağıttan kaplan diyor ki” başlıklı yazının ana fikri gibi; hakiki bir “cumhuriyetçi” esas, her yerde olduğu gibi “ezilen askerler”e bakar önce; “imtiyazlar”ı dert edinir. “Paşa askerler”in, imtiyazlı bir devasa piyasa holdingi yönetiminde ne aradığını sorgular.

“Kral çıplak” diyecekse, kafadan krallara, kölelere bakar:

Bir sosyal demokrat, biraz “sınıf” penceresinden bakar… “Sınıf”tan tek anladığı okul sıraları ile üniversite amfileri değilse!

Bahçeli’den bile aldığı “mecburi demokrasi kursu” da ona ders kitabı kapağı olsun!

"Söylediklerim TSK’yı üzerse ben de üzülürüm” diyen hisli kaplan!

2. GENELKURMAY: “Askeri günlük siyasete çekme gayretini üzülerek izliyoruz” diyorlar.

Pardon; “asker” değil elbet, ama “Generaller” ananevi olarak “günlük siyaset” dışında mı?

Bula bula “kağıttan kaplan” eleştirisini mi buldunuz, “siyasete çekme gayreti” diye.

“Orduyu siyasete çekmekten sanık” olanlar için on binlerce “asker”den zoraki kesinti yapmıyor musunuz? “Orduyu siyasetin tepesine çeken” eski darbecilere, heveslilere, muhtıracılara, herkesi ast sayıp azarlayan “üst”ün şahıslara bir kelimeniz oldu mu? O darbelerde sizler ne görev yapıyordunuz?

Fikir beyan edegeldiğiniz (bu dönem elbet daha oto kontrollü) her mevzu “siyaset” değil mi? Genelkurmay neden Milli Savunma Bakanlığı üstünde?

“Askeri günlük ekonomik çıkarlara çeken”, sınıf ayrımı yapan OYAK Paşaları için de Genelkurmay’ın bir çift sözü olur mu? Onların “hakaretler”i arkasında duruyorlar mı?

3. YARGI: Zonguldak Başsavcılığı Batum’a inceleme başlatmış. Neden?


özgürlüklere karşı darbe iması yaptı diye mi? TSK’ya hakaret etti diye mi?

özgürlüklere darbe istedi diye mi? Yoksa özgür ifadeleri hükümeti ve Genelkurmay’ı rahatsız eder diye mi?

önceki yazıda OYAK Başkanı Emekli General’in, onca muvazzaf generalin de yönetiminde bulunduğu “Militer kapitalist holding” adına “hakaretler”ini aktardım. Batum’un “kağıttan kaplan”ı hakaretse, emekli ve muvazzaf üyeleri dahil, eleştiren herkese “Dedikoducu, çıkarcı, kıskanç, kendini bilmez, terbiyesiz, aymaz” diyebilen “Paşa”nınki kağıt mı!

4. KILIçDAROĞLU: Bir lider, “Alevi’ye Alevi; Kürt’e Kürt” diyemediği gibi, ne “kağıt”a kağıt, ne “kaplan”a kaplan diyebiliyor.

Yardımcısının çarpıcı beyanından sonra Genelkurmay Başkanı ile görüşüyor ama “Bu konuyu hiç konuşmadık” diyebiliyor. Hemen ardından Genelkurmay yardımcısına karşı özel açıklama yapıyor; o yine anında konuşmuyor!

O zaman, ya yardımcısı yardımcı değil; ya kendisi başkan değil, lider hiç değil!

Ve sonunda dediği de şu: “Ordu da her kurum gibi eleştirilebilir. Fakat önceki genel başkanımızın (hani kasetle götürülünce pat diye yerini kaptığı!) güzel bir sözü var: Orduyu eleştirmek CHP genel başkanı katında olur ancak!”

Yuh desem ayıp, tüh desem kayıp!

5. İKTİDAR: AKP açıklama yapıyor: “CHP’ye göre, asker darbe yaparsa kaplan, milli iradeye saygı duyarsa kağıt oluyor. Bu TSK’ya hakaret”. Başbakan, “TSK bizimle ilgili bir kuruluştur. Bu karşılıksız kalırsa TSK’yla futbol topu gibi oynarlar. Bedeli ödettirilmelidir” diyor.

Şimdi de size mi kaldı “TSK’ya hakaret” diye bağırıp öyle ya da böyle eleştiri susturmak! Madem “kaplan”la derdiniz var; hadi filmdeki esas oğlanlarla, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan kaplanlarıyla hesaplaşıp bedel ödettirin. “Bize bağlı” diyemiyorsunuz ama madem “sizinle ilgili kuruluş”, hadi bakanlığınıza bağlayın; Askeri Yargı’yı kaldırın, hadi!

Hadi TSK’nın (ve ülkenin) gelmiş geçmişindeki ABD gölgesini yok sayın.
6. MEDYA: özellikle “yandaş” diye bilinen ve eski “klasik” yandaşları (devlet, Genelkurmay veya eski hükümet yandaşları!) gücendirmemek için “neo-kanka” dediklerim.

Nasıl bir sırıtıklıktır, nasıl bir “sivil”celi demokratlıktır ki; Genelkurmay iktidara değil, bu kez CHP’liye çatınca etekleriniz zil çalarak hemen “Asker dedi ki” diye manşete koşturuyorsunuz?

Yahu bu nasıl şeydir!