30 Aralık 2010 Perşembe

Postalını kaynatıp içmeliydi / Fatih Altaylı

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile yaptığımız röportajda, “lider ruhlu askerler yetiştirmeyi amaçladıklarını” söylemişti. Bunda ne kadar başarılı olduklarını bilemiyorum.

Piyasada gördüğümüz örneklerden yola çıkarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aleyhine tek kelime etmek istemem.

Ancak arada öyle çürükler çıkıyor ki, içimizde kuşku uyandırıyor. Son örnek Albay Dursun Çiçek.

Suçlu mu, suçsuz mu bilmiyorum. Ona yargı karar verecek. Ancak kendisinin hal ve tavrını benim bildiğim, tanıdığım Türk askerine, Türk subayına yakıştıramıyorum.

Albay Çiçek, kendisini temize çıkaracak bilgi ve belgeleri ortaya çıkaracak olan kişi veya kişilere vermek üzere bir ödül koymuş.

Olabilir. Kendi bileceği iştir.

Ancak bu ödülü verebilmek ve yaşamını idame ettirebilmek için bir “yardım kampanyası” açmasını Türk ordusunun bir subayına yakıştıramıyorum.

Bir dilenci gibi ortaya çıkmasını içime sindiremiyorum.

Biliyorum ki, durumu zordur.

Maaşındaki kesintilerden dolayı geçim sıkıntısı çekiyor olabilir. Eşinin aldığı maaş ve kendi maaşından kalan bölüm, eskisi gibi geçinmelerine yetmiyor olabilir. Ama onurlu bir subay postalını kaynatır, çorba diye içer, yine de böyle bir şey yapmaz.

Benim Türk Silahlı Kuvvetleri’nden beklentim, hem eğitim hem de sonrasındaki eleme kademelerinde böyle bir yapıya sahip kişileri bu makamlara kadar yükseltmemeleridir.

Ordumuzun saygınlığını bunlardan daha fazla hiçbir şey zedeleyemez.