29 Aralık 2010 Çarşamba

Askerlik süresi kısalacak mı? / Sevilay Yükselir

Hatırlarsanız, "Paşa karısına hizmet vatan borcu mudur?" başlığı altında epeyce yazı yazdım. Zorunlu olarak askere alınan evlatlarımızın gerek rütbeliler, gerekse onların ailelerince hizmetçi gibi kullanılmasına artık bir son verilmesini istedim.

Çığ gibi destek mesajları geldi o yazılarıma.

Analardan, babalardan ve askerde olan ya da gitmek üzere olan gençlerden.

Neyse ki TSK orduevlerinde, sosyal tesislerde görevlendirilen Mehmetçik'in yerine profesyonel kadrolar istihdam edeceklerini açıkladı o yazılarımdan sonra.

Umarım karar bir an evvel uygulamaya konulur. Tabii bu arada askerlik çağı gelmiş ya da askerdeki gençlerin çok sevdikleri ve güvendikleri bir kalem oldum. Elbette ki seslerine ses olmamı arzu eden genç arkadaşlarımıza elimden gelen desteği vermeye devam edeceğim.

Biliyorsunuz birkaç ay evvel profesyonel ve bedelli askerlik konusu gündeme geldiğinde askerlik süresinin kısaltılacağına dair açıklamalar yapılmıştı.

Ancak konuyla ilgili, devamında herhangi bir açıklama yapılmadı.

Her zamanki gibi maalesef vatandaşın ağzına bir parmak bal sürüldü ve mesele öylece bırakıldı.

Soruyorlar bana; "Abla acaba askerlik süresi ne zaman kısalacak" diye...

Biraz onları gülümsetmek, biraz da moral vermek için diyorum ki cevaben; "Vallahi elimde şöyle okkalı bir yetki olsa, ben tümden kaldıracağım askerliği falan da kahretsin ki o yetki yok!"

Geçen gün yine bir mektup aldım.
Adı bende saklı Güneydoğu'da görev yapan Mehmetçik kardeşim öylesine haklı dertlenmiş ki!
Demiş ki "Üç dört aydır askerlerde ne moral kaldı ne istek! Akılları fikirleri, 'süre düştü mü, düşecek mi' sorusunda.
Adamlar bundan dolayı bütün vatani hizmetlerden koptu.

Nöbette bile tehlike yaratabilecek düzeye geldi.
Ortaya bir şey atıldı ve daha sonra bütçe çalışmaları vs derken bizim tek tip askerlik projesi rafa kalktı ve sanki bütün basın yayın organları ve yazarlar ortak bir karar almış gibi sus pus oldu. Abla ne olur sen bizim adımıza sor şu soruyu!" Söz verdim. "Soracağım" dedim.
Aha da o soru! "Sayın Başbakanım...
Sayın hükümet yetkililerim... Sayın Genelkurmay başkanım... Yazık değil mi bu çocuklara?
Bilmez misiniz ana baba, memleket hasretiyle yanıp tutuşuyorlar.

Madem hemen uygulamaya koymayacaktınız o zaman ne diye umutlandırdınız bu çocukları? Vallahi billahi hepsi sizden gelecek haberi bekliyor. Sizden onlar adına rica ediyorum. Eğer süreyi kısaltma kararı aldıysanız lütfen hemen uygulamaya koyun. Yok vazgeçtiyseniz o zaman da, 'Yok böyle bişiii!!!

Sizi kandırdık! Şaka yaptık!

Pışıkkk' falan deyip, çocukların boşu boşuna umutlanmasının önüne geçin!"