30 Ocak 2012 Pazartesi

Uludere bombalaması PKK içindeki şahinleri güçlendirdi / Emre Uslu

Geçen nisan ayından bu yana defalarca belirttiğim gibi PKK içindeki şahin kanat Öcalan’a gündem dayattı.  Ortadoğu’da devrimlerin olduğu dönemde barış görüşmesi yapmanın yanlış olacağını ve devrimci halk savaşı çıkararak daha fazla kazanım elde edebilecekleri düşüncesinden hareket eden şahin kanat Öcalan’a rağmen savaş başlattı. Öcalan’ın önünde iki opsiyonun olduğunu,  liderliğini sorgulatmamak için ya şahinlere yanaşıp onların sözcülüğüne soyunacağını ya da şahinleri tasfiye edip barış yanlıları ile barış görüşmelerini yeniden başlatacağını belirtmiştim.

21 Aralık 2011’de Çukurca saldırısından sonra geliştirilen nokta operasyonu konseptiyle birlikte PKK içindeki ılımlı kanadın güçlenmeye başladığı ve başta Cemil Bayık olmak üzere şahin kanadın temsilcileri Mustafa Karasu ve Duran Kalkan’ın görünürlüklerinin giderek azaldığını ve bunun PKK içindeki çatlağın tasfiyeye dönüşmeye başladığını belirtmiştim.
Ancak Uludere’de 34 köylünün kendi uçaklarımızdan sonra bombalanması PKK içindeki dengeleri değiştirip şahinleri güçlendirdi. Çukurca’dan sonra geliştirilen nokta operasyonları konsepti bıçak gibi kesilip durduruldu. Bence zaten amaç da buydu. PKK içindeki şahin kanat ile Ankara’daki derin damarın ortak operasyonu ile PKK içinde zayıflayan şahin kanadın önü yeniden açıldı. Şimdi şahinler güvercinleri tasfiye ediyor. Bunu ben söylemiyorum bizzat PKK Meclisi’nin açıklamasında var bu bilgi.

Buna göre PKK, Silvan saldırısından sonra Murat Karayılan’ın Taraf’a gönderdiği mektupta inkâr ettiği şahinlerin stratejisi Devrimci Halk Savaşı stratejisine geri dönüyor ve açıkça ve yeniden “Devrimci Halk Savaşı başlatacağız” deniyor:  “AKP-Gülen Cemaati iktidarının uluslararası sermayeyi de arkasına alarak, Kürt ulusunun statüsüz kılınması ve köleleştirilmesi anlamına gelen Lozan’ı güncelleştirme amaçlı topyekûn savaşı sürdüreceği, Roboskî’de görüldüğü gibi halkımıza karşı katliam ve soykırımı sürdürme siyasetinde ısrar edeceğini değerlendirmiştir. Bu topyekûn yok etme savaşına karşı Önderliğimiz, halkımız ve Kürt siyaseti direnirken, hareketimizin de daha üst düzeyde ‘Devrimci Halk Savaşı’ perspektifi çizgisinde derinleşmesi gerektiğini tesbit etmiştir. Toplantımız, bunun dışında hiçbir yol bırakmayan ve kirli ittifaklar temelinde dayandığı uluslararası güçlerin desteğiyle bizlere ve halkımıza onursuzca bir yaşamı ve teslimiyeti dayatan AKP faşizmine karşı kapsamlı bir direnişle cevap verilmesinin tarihî bir görev haline geldiğini karar altına almıştır.”

Bu değerlendirmeler PKK Meclisi’nin açıklamaları kamuoyuna yansımadan yazdığım, bir önceki yazımda yer alan analizle örtüşüyor. Yani PKK 15 şubattan itibaren kendi içinde oluşturduğu derin damarın yönlendirmesiyle şiddet eylemlerini tırmandırmayı deneyecek. Bunun için de özellikle şahinler Uludere bombalamalarından sonra inisiyatif alarak kendi içinde pasif gördüğü güvercin kanadın temsilcilerini tasfiye etmeye başlamış. PKK Parti Meclisi toplantı tutanaklarına bu tasfiye şu şekilde yansıyor:
“2011 yılında yürütülen mücadelenin tam bir başarı kazanmaya yetmediğinin altını çizmiştir. Bunun kaynağında öncülükte yaşanan ciddi yetersizliklerin bulunduğunu belirleyen toplantımız, komuta ve militan yapıda dönem görevlerini yerine getirmede yaşanan darlığın aşılmasının öncelikle doğru partileşmeyle mümkün olduğunu tesbit etmiştir. Önderlik çizgisinin zenginliği ve halkımızın büyük fedakârlığına rağmen, ortaya çıkan bütün olanakları zengin taktiklerle değerlendirme yerine, birçok yerde taktiğe girmeme ya da taktik çizginin dışına çıkma pratikleri yaşanmıştır. Pratik süreç içinde yaşanan tüm yetersizlikleri aşmaya dönük örgüt içi bir hamlenin geliştirilmesini gerekli görmüştür. Bu temelde pratik içerisinde çıkan yetmez ve geri tüm yaklaşımları mahkûm [etmiştir].”
Yani PKK içindeki yetersiz gördüğümüz kişileri tasfiye ettik yerine yenilerini getirip yeni bir hamle başlatıyoruz deniyor. Tasfiye edilenlerin başında da muhtemelen pasif olduğu için eleştirilen HPG sorumlusu Nurettin Sofi var ve yerine muhtemelen Kadri Çelik ya da Fehman Hüseyin’in gelmesi, ama mutlaka şahinlerin mezhep damarına yakın bir HPG sorumlusunun getirilmesi söz konusu. Bu bağlamda yine Türkiye içindeki bölge sorumlularının da yine aynı damardan kişiler olması büyük olasılık. Bu değişim önümüzdeki dönem PKK’nın eylemlerinin nerelerde yoğunlaşacağını da gösterir.
Bu çerçevede şahinlerin sözcüsü Mustafa Karasu’unun PKK’nın resmî internet sitesindeki açıklamasında önemli ipuçları var. Karasu Öcalan’ın görüşe çıkmamasını şahinlerin duruşuna destek olarak okuyor:  “Apo ‘benimle bir görüşme olacaksa bu ancak politik olur’ mesajını vermiştir. Artık sadece görüşmelerin olması siyasal durumda bir değişiklik yapmaz. Bir görüşme olursa PKK’nin tutumu değişir, AKP eskisi gibi oyalama politikalarını sürdürür yaklaşımı ve beklentisi içinde olanların yanıldıkları İmralı’daki görüşe çıkmama tutumuyla netleşmiştir. ...AKP’ye bu politikaların karşısında direnişten başka bir tutum bekleyemezsin denmiştir. Diğer yandan da İmralı’ya sıradan yaklaşım gösterilemeyeceği hatırlatılmış, AKP ciddi olmaya davet edilmiştir. ...Artık AKP güçsüzdür. Güç aldığı temel dayanaklardan yoksundur. (Silvan saldırısı öncesinde de AKP en güçsüz zamanında deniyordu –EU.) Apo görüşe çıkmayarak AKP’nin kendini gizleme tutumlarına son tekmeyi de vurmuştur. ...Artık basın açıklaması gibi yumuşak mücadele yöntemleri yerine daha sert ve kararlılık isteyen mücadele yöntemleri devreye girer. Mücadelenin daha doğru kulvarda yürümesi böyle gerçekleşir. ...İmralı’da gösterilen bu tutum aynı zamanda BDP’ye AKP’ye yaklaşımın ne olması gerektiğini göstermektedir. AKP hem BDP’yi bitirmek isteyecek hem de BDP’liler bir şey olmamış gibi AKP’lilerle konuşacaklar ve el sıkışacaklar! Bunun ilkesizlik ve ciddiyetsizlik olacağını bir daha hatırlatılmıştır. (Duran Kalkan da daha önce BDP’yi dağa çağırmıştı –EU.)”

Yani şahinler, “Öcalan son mesajıyla biz şahinlere destek verdi savaşı tırmandıracağız” diyor.