17 Ocak 2012 Salı

11 kafatasının bulunduğu kazılar arkeolog gözetiminde sürüyor


Diyarbakır'da 1993-1999 yılları arasında JİTEM karargâhı olarak kullanılan binanın yan tarafındaki kazı çalışması yeniden başladı.
 
4 gün içinde bulunan 11 kafatası ve çok sayıda kemik adlî tıpta muhafaza altına alındı. Faili meçhul cinayetlere ışık tutması beklenen kemiklerin kimlere ait olduğu, yapılacak DNA testinin ardından netlik kazanacak. Diyarbakır özel yetkili cumhuriyet savcıları Osman Coşkun ve Mustafa Baklacı gözetiminde gerçekleştirilen kazı çalışmaları büyük titizlik içinde yapılıyor. Bölge SİT alanı olduğu için iş makineleri kullanılamıyor. Arkeologların denetimindeki kazılar, kazma ve küreklerle sürdürülüyor. Bölgeye basın mensupları dahil kimse yaklaştırılmıyor. Kültür Bakanlığı tarafından restorasyon çalışmaları sürdürülen Diyarbakır'ın Suriçi semtindeki İç Kale bölgesinde, doğalgaz borusu döşemek için çarşamba günü kazı yapılmıştı. JİTEM Grup Komutanlığı'nın, 1999 yılına kadar sorgu ve işkence üssü olarak kullandığı eski Merkez Kapalı Cezaevi'nin yan tarafında yapılan kazıda insanlara ait olduğu değerlendirilen 6 kafatası ve çok sayıda kemik bulundu. Olay yerine gelen savcı, bütün bölgenin güvenlik çemberine alınmasını istedi. Genişletilen kazı çalışmalarında 5 kafatasına daha ulaşıldı. Güneydoğu'daki faili meçhuller sebebiyle isminden sıkça söz edilen Sur İçi'ndeki JİTEM merkezinin bulunduğu bölgede çıkan kemiklerin, faili meçhule kurban giden kişilere ait olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Güneydoğu'da 1990'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin olarak son 2 yılda 7 farklı ilde yapılan kazılarda 938 kemik bulundu. Adli Tıp Kurumu, bunların 530 tanesinin hayvanlara ait olduğunu açıkladı, diğer kemiklerle ilgili DNA araştırması ise sürüyor. 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybolan 6 kişinin kemikleri, yakınlarından alınan DNA ile uyuşmuştu. Lice ilçesinde 2009 yılı Temmuz ayında yapılan kazıda pantolon, ayakkabı, insan kafatası ve kemik parçaları bulundu. Kemikler, 1997 yılında JİTEM tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybolan Sadık ve Seyithan Ulumaskan'a ait olup olmadığının belirlenmesi için Adli Tıp'a gönderildi. Kemiklerin Ulumaskan ailesine ait olmadığı açıklanmıştı.