Gölcük'te ele geçirilen yeni Balyoz belgelerine rağmen, hâlâ bu işe inanmayanların olduğunu hayretle görüyorum. Bu şüphecilerden biri, Çetin Doğan'ın kızı ile damadının iddialarına sarılıp soruyor: "2008 tarihinde kurulan bir ilaç firması, nasıl 2002-2003 tarihli Balyoz darbe belgelerinde yer alıyor?"
İngiltere'de yaşasak, Magna Carta'nın anavatanında bu gibi olaylardan bahsedenleri akıl yoluna davet edebiliriz de, bizim ülkemizde, en kuvvetli deliller karşısında bile, işi cemaate bağlayanların, ya aklından zoru vardır; ya da kötü niyeti.
***
Pınar Doğan ve Dani Rodrik'in bu "çok önemli deliline" bir bakalım. (Diğerleri bir bir çürütüldü; elde bir tek 2008'de ismi değişen ilaç firması kaldı) Önce siyasi ortamı hatırlayalım: AK Parti'nin seçimleri kazanmasından itibaren ordu içinde zaten var olan "cumhuriyeti koruma kollama" temayülü harekete geçti. "28 Şubat bin yıl yaşayacaktı" fakat, iktidardan uzaklaştırılan Refah Partisi, bir başka isim altında, birkaç yıl içinde, tek başına memleketin yönetimini "ele geçirmişti." Darbe faaliyetleri sürdü gitti. Balyoz bitti aynı aktörlerle Sarıkız başladı. Orgeneral Şener Eruygur, Jandarma bünyesinde, 28 Şubat'taki Batı Çalışma Grubu'ndan esinlenerek, Cumhuriyet Çalışma Grubu'nu kurdu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ya da Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün duruşu yüzünden bir sonuç alamayacaklarını görüp 2004'te darbeden vazgeçtiler ama Eruygur, emekli olunca da yola devam etti. Eski hazırlıklar içinde görülen isimler, yenilerini organize ettiler. 28 Şubat sürecinde darbe zihniyeti Batı Çalışma Grubu ile su yüzüne çıkmıştı. Bu fişleme faaliyetinin önderlerinden biri, Güven Erkaya Deniz Kuvvetleri komutanıydı. Deniz Kuvvetleri'nin bazı mensuplarının, 2009 Kafes Eylem Planı'nda faal olmasında, bu mirasın izlerini görebiliriz. Öte yandan Dursun Çiçek imzalı İrtica ile Mücadele Eylem Planı da 2009 tarihini taşıyor. Darbe hazırlıkları belli ki, hiç sona ermemiş, adeta bir gruptan diğerine emanet edilmiş. İlker Başbuğ'un, 2008'de, Genelkurmay Başkanı olmasıyla birlikte, sanki yeniden bir hareketlenme göze çarpıyor. Bu arada, anlaşılıyor ki, bilgiler de güncelleştirilmiş. Nitekim, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ortaya çıkan İstanbul Alışveriş Merkezlerinin Durumu başlıklı belge, 5 şubat 2003'te oluşturulmuş ama 19 şubat 2008'de bazı ilavelerle son kez kaydedilmiş.
Denilebilir ki, "Tübitak'ın raporunda, 11 nolu CD'nin son kaydı 2003 olarak gösteriliyor. Peki, içinde, 2008'de isim değiştiren ilaç firması nasıl yer alıyor?" Bu veriden yola çıkan Çetin Paşacılar, 11 no'lu CD'nin sahte olduğu sonucuna varıyor. Oysa düzgün bir muhakeme bizi, ancak Tübitak'ın "son kayıt 2003" tespitinin hatalı olduğu neticesine götürebilir. Zira 2003'te son kaydı yapılan bir cd'de, sahte olsun ya da olmasın, 2008'de kurulan bir firma zaten yer alamaz.
***
Ah bu Fethullahçılar
Türkiye çok büyük bir tehlike atlattı. Maalesef, Türkiye'de darbe döneminin kapatılması çabalarına, bir kısım medya ve koskoca bir siyasi parti destek vermedi; aksine onlara sahip çıktı. Hâlâ da, Gölcük'te çıkan belgeleri küçümsemeye devam ediyorlar. Şimdi ne diyorlar biliyor musunuz... O belgeler de oraya cemaat tarafından yerleştirilmiş.
Bütün metinler nerede yazılıyor? Nasıl, her yere sızmayı başarıyor bu Fethullahçılar? Kâh, Genelkurmay Karargâhı'nda, Dursun Çiçek'in imzasını taklit edip İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı imal ediyorlar; kâh Gölcük'te, İstihbarat subayının odasının zemininin altına 40 kusur klasör dolusu belge yerleştiriyorlar; teğmen Faruk Akın'ın evinde mermi çekirdeğine bir kâğıt sarıp buzdolabının arkasına saklıyorlar. (2009) Notta, "Uğur ve Metin Paşa'ya yapılacak operasyon için Levent Bektaş'tan talimat beklenmesi" yazıyor. Öte yandan, 2003 tarihli Balyoz/ Suga Planı'nda, "Yassıada'ya gönderilecek güven duyulmayan amiraller" arasında da bu iki paşamızın (Metin Ataç ve Eşref Uğur) ismi geçiyor. Bu ne muazzam fikri takip, ne büyük koordinasyon!
***
Ah bu Fethullahçılar
Türkiye çok büyük bir tehlike atlattı. Maalesef, Türkiye'de darbe döneminin kapatılması çabalarına, bir kısım medya ve koskoca bir siyasi parti destek vermedi; aksine onlara sahip çıktı. Hâlâ da, Gölcük'te çıkan belgeleri küçümsemeye devam ediyorlar. Şimdi ne diyorlar biliyor musunuz... O belgeler de oraya cemaat tarafından yerleştirilmiş.
Bütün metinler nerede yazılıyor? Nasıl, her yere sızmayı başarıyor bu Fethullahçılar? Kâh, Genelkurmay Karargâhı'nda, Dursun Çiçek'in imzasını taklit edip İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı imal ediyorlar; kâh Gölcük'te, İstihbarat subayının odasının zemininin altına 40 kusur klasör dolusu belge yerleştiriyorlar; teğmen Faruk Akın'ın evinde mermi çekirdeğine bir kâğıt sarıp buzdolabının arkasına saklıyorlar. (2009) Notta, "Uğur ve Metin Paşa'ya yapılacak operasyon için Levent Bektaş'tan talimat beklenmesi" yazıyor. Öte yandan, 2003 tarihli Balyoz/ Suga Planı'nda, "Yassıada'ya gönderilecek güven duyulmayan amiraller" arasında da bu iki paşamızın (Metin Ataç ve Eşref Uğur) ismi geçiyor. Bu ne muazzam fikri takip, ne büyük koordinasyon!