Hizbulergenekon Yazı Dizisi 3. Bölüm
Ergenekon iddianamesinde uzun yıllar Hizbullah içerisinde bulunmuş ve Hüseyin Velioğlu'nu çocukluğundan beri tanıyan gizli tanığın ifadelerine devam edelim.
Hüseyin Velioğlu ve arkadaşları 1981’de İran'dan Türkiye’ye döndükten sonra Diyarbakır'da İlim Kitabevi'ni kurdular. Bu kitabevi 12 Eylül sonrası oluşturulmaya çalışılan örgütsel yapının merkezi olacaktı.
Kitabevi kurulduktan sonra Velioğlu ve arkadaşları bölgede molla olarak bilinen şahıslar, tarikat ve aşiret liderleri ve önde gelen kişilere gittiler. Kısa süre içinde kitabevi yüzlerce ziyaretçiyle dolup taşmaya, bu yeni hareketin etrafında insanlar kümelenmeye başlamıştı.
Tam da bu dönemde yani işler yoluna girip gereken kitle oluşmaya başladığı zamanlarda, Hüseyin Velioğlu ayda bir ortadan kayboluyor, bir hafta sonra geri dönüyordu. Kendisinin nereye gittiği ve ne yaptığı sorulduğunda ise “İstanbul'a İranlılar'la görüşmeye gittiğini” söylüyordu.
Gizli tanığa göre örgütte kalmış olduğu uzun yıllarda elde ettiği tecrübesine göre Velioğlu'nun bu kaybolmaları söylediği gibi İranlılar'la görüşme değildi. Örgütteki bazı kimseler bu kayboluşları, Velioğlu'nun kendisini yönlendiren gizli bir takım kişilerle bir araya gelmesi olarak değerlendiriyordu.
Başka bir ilginç olay ise Molla Mansur Güzelsoy'un anlattıklarıydı. Güzelsoy, Hizbullah içinde İlim-Menzil çatışmasının yaşandığı dönemde 10-15 kişiye ilginç şeyler anlatmıştı. Güzelsoy, öğrenci olduğu yıllarda Ankara'da Hüseyin Velioğlu ile aynı evde kaldıklarını ve Velioğlu'nun sürekli MİT'ten olduklarını söylediği iki istihbaratçıyla ilişki içinde olduğunu ve sık sık Velioğlu'nu ziyaret ettiklerini anlattı. Bu bilgileri açıklamak Güzelsoy'un sonu oldu. Molla Mansur Güzelsoy, yaklaşık 15 gün sonra Diyarbakır'da bir sabah namazı çıkışı Hüseyin Velioğlu'na bağlı “İlim” grubu mensuplarınca sopalarla dövülerek öldürüldü.
Dincileri Fişleyen Dinci Örgüt
Örgütün görünürde İranlılar tarafından yönlendirildiği 1990'lı yıllara kadar Velioğlu sık sık İran'a gidip geldi. Ancak Hüseyin Velioğlu bu ziyaretlerinde İranlılar'dan farklı bir gücün isteklerini de yerine getiriyordu. Velioğlu, İran'daki vaktinin çoğunu İran'da faaliyet gösteren Türkler hakkında bilgi toplmaya çalışmak ve o bölgeye gidip gelen Türklerin kimliklerini tespit etmek için harcıyordu. Böylece İrancı gözükerek, İran’da rahatça hareket ediyor ve İran’la ilişkili olan Türkleri fişleyip, ayda bir görüştüğü derin isimlere iletiyordu.
Bir Gecede Sünni Oldular
Velioğlu üzerinde sadece İran'ın etki sahibi olmadığının bir göstergesi de Şia mezhebine sempati duyan Hizbullah'taki ani değişimdi. 1991'e kadar neredeyse ibadetlerini bile şiilerin yaptıkları şekilde yerine getiren örgüt, o tarihte İran'la ilişkisin kesip birden bire sünni anlayışa dönmüştü.
PKK-Hizbullah çatışmasında iki örgütten de pek çok kişi ölüyordu. 1995 yılında Hizbullah'ı temsilen İsa Altsoy PKK temsilcileriyle Irak'ta biraraya gelerek ateşkes kararı almıştı. Bunların nasıl biraraya geldikleri örgütte daima bir soru işareti olarak kaldı.
Hizbullah zaman zaman kendi mensuplarını “devlete çalışıyor” diye kaçırıp sorguluyor ve suçlu bulduklarını öldürüyordu. Devlet örgüt için bir düşmandı. Ancak gizli tanık, örgütte olduğu uzun yıllar boyunca Hüseyin Velioğlu hayatta olduğu sürece örgütün devlet kurumlarına karşı bir eylem yaptığına veya planladığına şahit olmamıştı. Ancak Velioğlu öldürüldükten sonra, militanlar polisle çatışmaya girmişlerdi.
Hüseyin Velioğlu kendisine çok yakın üst düzey mensuplara devlet görevlilerinin kendilerine ajanlık teklif edebileceğini söylemesi ve birkaç hafta içinde toplantıda olan isimlerden bazılarının gerçekten de ajanlık teklifi almaları da Velioğlu'nun derin bağlantılarını gösteriyordu.
Velioğlu’nu Koruyan Gizli El Alenen Deşifre
24 Aralık 1984'te İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No’lu Askerî Mahkemesi’nin önüne “Hizbullah Dosyası” isminde bir dosya geldi. Hüseyin Velioğlu'nu koruyan gizli el ilk kez açık seçik burada kendini belli etti. İddianamede Çetin Emeç davasının sanıklarından Adil Ateş’in verdiği ifadeler doğrultusunda gözaltına alınan 15 sanık arasında Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun da adı geçiyordu. Ancak Velioğlu “sanık” olarak davada yer almadı. Bu Hizbullah davası önemli mahkûmiyet kararlarıyla sonuçlandı. Ancak bu kişiler 1991 yılında çıkan af nedeniyle şartlı tahliye ile serbest bırakıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder