19 Şubat 2016 Cuma

ANKARA BOMBASINDA KORKUNÇ ŞÜPHE… / Emre Uslu

Türkiye ne zaman Amerika’yı Suriye konusunda ikna etmek istese, ülkede büyük bir bomba patlıyor, onlarca insan ölüyor. Bu tesadüf olabilir mi?
Hatırlayın Erdoğan Suriye konusunda ABD’ye gidip Obama’yı ikna girişiminden hemen önce Reyhanlı bombası patlamıştı. Aşağıdaki yazıyı 14 Mayıs 2015 tarihinde yazmıştım. Lütfen sonuna kadar okuyun. Sonra benzer bir düşünce eksersizini son Ankara bombası için yapalım.
“Artık şu bir gerçek. Türkiye’de bir grup Suriye ile savaşa girmek isterken diğer grup bunu engellemeye çalışıyor. Tıpkı Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi. Sanırım seçimden sonra, AKP kazanırsa, çok büyük olasılıkla Suriye ile savaşa gireceğiz.
 Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan o meşhur toplantıda Türkiye’nin Suriye ile savaşa nasıl gireceği konuşuluyordu. Türkiye’nin Suriye’ye girmesi için üretilecek savaş bahaneleri etraflıca tartışılıyor, Suriye’den Türkiye’ye atılacak birkaç füze ile savaşın bahanesinin yaratılabileceği konuşuluyordu.
 Reyhanlı olayı başlı başına tuhaf bir olaydı. MİT’in bombacıları ve arabaları plaka numaralarına kadar bilmesine rağmen olayın önlenmemesi acaba bir oldubitti ile Türkiye’nin savaşa girmesi için aranan bahane için mi?
 MİT tırlarını durdurduğu için tutuklanan Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman, “Reyhanlı saldırısından bir gün önce MİT’in Emniyet Müdürlüğü’nde kapıda görevli memura özensiz bir mektup bıraktığını, mektubun kritik bilgiler içerdiğini ve acilen yetkililere iletilmesi gerektiğini söylemediğini” anlattı.
 Şişman, kapıdaki görevli memurun mektubu TEM müdürüne vermesi ile Konya ve Ankara’da gerçekleştirilmesi planlanan saldırının rotasının Reyhanlı’ya çevrildiğini anlattı.
 Şu tuhaflığa bakar mısınız? MİT bunu neden yalanlamıyor. Şişman’ın daha vahim iddiaları da var: Bomba dolu aracın otobanda plaka tanıma sistemi bulunduğu için farklı güzergâhtan Reyhanlı’ya ulaştığını ve saldırının gerçekleştiğini anlattı. Savcı Şişman, Erdoğan’ın bu saldırıdan beş gün sonra ABD’ye gittiğini hatırlattı ve şöyle dedi: “Başbakan Erdoğan’ın 16 Mayıs 2015 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyaret nedeni, uzun süredir Suriye ile savaşa girileceği ve bu savaşın nedeni konusundaki iddialar, saldırının asıl hedefinin Ankara ve Konya olduğu hususundaki yorum ve muhasebeyi yüce Türk Milletinin takdirlerine bırakıyorum.
 Gerçekten Savcı Özcan Şişman’ın ima ettiği gibi Reyhanlı olayı Erdoğan’ın Amerika ziyareti öncesinde Amerika’nın Suriye konusunda ikna edilmesi için düzenlenmiş veya göz yumulmuş bir kirli komplo mudur?
 Maalesef buna temelden itiraz edip, hayır Türkiye savaşa girmek için kendi vatandaşını öldürtmez diyemiyoruz artık. Nitekim Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesinde tek gündem Suriye konusunda ABD’nin ikna edilmesiydi.
 Erdoğan ABD ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenlemiş, ABD görüşmesinde Reyhanlı olayının masada olacağını belirterek, istihbarat zafiyeti iddialarıyla ilgili de önemli açıklamalarda bulunmuştu. “Obama ile görüşeceğim. Reyhanlı değerlendirme yapacağımız konular arasında olacak.
 Erdoğan’ın ajandasında Türkiye’nin ABD’den Suriye konusunda daha aktif olmasını isteyeceği ve muhaliflere silah yardımı, uçuşa yasak bölge, güvenli alan kararlarından en azından birini çıkartmaya çalışacağı bir ziyaret vardı. Ancak ABD Türkiye’nin taleplerini “fazla büyük adımlar” olarak tanımlamıştı.
 Hatırlayın; Reyhanlı’yı Suriye istihbaratına ait bir ekibin yaptığı iddia edilmişti. Bu, normalde Türkiye’nin Suriye’ye girmesi için gerekli ve yeterli bir sebepti. Ancak ABD buna destek vermeyince Türkiye Suriye’ye girmedi.
 İran’ın Yemen’e müdahalesinden sonra Suudi Arabistan’ın güneyden, Türkiye’nin kuzeyden Suriye’ye müdahalesi için seçimden sonra yeni bir Reyhanlı saldırısı gibi saldırı olursa ben şaşırmam.

Ben artık Türkiye’deki mücadeleyi savaş cephesi ile savaş karşıtlarının mücadelesi olarak okuyorum…”

Neredeyse bir yıl önce yazdığım bu yazı maalesef tam da öngördüğüm gibi, Suudi Arabistan’ın Suriye savaşı için İncirlik’e yerleştiği günlere denk geldi.

Yine tam da öngördüğüm gibi, maalesef, seçimden sonra yeni bir Reyhanlı saldırı gibi saldırı oldu.
Ve maalesef yine tam da ABD ile Türkiye’nin arasında PYD tartışması başladığı zaman oldu.
Türkiye uzun süredir ABD’ye “tarafını seç, terör örgütü PYD mi senin ortağın yoksa NATO üyesi Türkiye’mi” diye ısrar ediyor, ABD’den de aynı cevabı alıyordu: PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz. Türkiye ile de PYD ile de çalışmaya devam edeceğiz.

Bir süre sonra Türkiye çakma bir angajman kuralı uydurarak PYD hatlarını bombalamaya başladı. Bunun karşılığında ABD’den uyarılar geldi ve PYD hatlarını bombalamayın dedi. Türkiye PYD’nin terör örgütü olduğunu ısrar edip ABD’ye yine yeniden ve sürekli aynı soruyu sordu “PYD terör örgütü ve PYD’ye verdiğiniz silahlar Türkiye’de kullanılıyor, PYD’nin kolu PKK Türkiye’de eylem yapıp asker polis öldürüyor.”
Bu ısrarlar olurken ABD ısrarla PYD’ye destek vereceğini, ve PYD’yi terör örgütü olarak tanımadığını söyledi. Bu tartışma sürerken ABD’nin PYD’nin Türkiye içinde eylem yapan bir terör örgütü olduğuna ikna edilmesi gerekiyordu. Ankara bombası patladı. Nedense yıllardır Türkiye’de eylem yapıp insanları katleden PKK değil de eylemci PYD’li çıktı…

Eylemden hemen sonra Davutoğlu çıkıp ABD’ye sanki daha ikna olmak için ne bekliyorsun der gibi “tutumunuzu netleştirin” çağrısı yaptı. Bu çıkış bile kuşkucu zihinlerde kekre bir tad bıraktı.
Bu sırada Beyaz Saray’dan bir açıklama geldi, Beyaz Saray sözcüsü eylemi PYD’nin yaptığına ilişkin ellerinde bir veri olmadığını söyledi.

Tıpkı Reyhanlı patlaması gibi, yine ABD’yi ikna etme girişimi, yine korkunç patlama, yine o korkunç şüphe…
Bu Reyhanlı veya Ankara bombası Türk istihbaratı tarafından yapıldı demek değil. Belki birileri Türkiye’yi ABD’nin kucağına itiyor, belki birileri ABD ile arasını açmak için bunları yapıyor, belki de bunlardan hiç biri. Ancak Reyhanlı aydınlatılana kadar bunu hiç bir zaman  bilemeyeceğiz, Ankara bombasını tam olarak kim neden yaptı bilmeden bu korkunç şüpheden kendimizi kurtaramayacağız…

Sahi o bombayı kimin nerede patlatacağı öncesinde bilinmesine rağmen neden önlenmedi demiyorum artık, o bombanın patlayacağı bilindiği halde, Rehynalı bombası neden aydınlatılmadı? Sanırım tüm failleri adım adım izlenip bomba patlatıldıktan sonra aydınlatılmayan nadir eylemlerden biridir Reyhanlı. Neden karanlıkta kaldı?