18 Mart 2009 Çarşamba

Sevgili günlük... Bugün de darbe yapamadık! / Adem Yavuz Arslan


ETÖ kapsamında tutuklanan Mustafa Balbay'ın günlükleri ortaya çıktı. En azından bir kısmı. İşin hukuki yönü bir tarafa karargahtaki psikolojiyi yansıtması açısından ibretlik bir metin.
Medya-asker-siyaset ilişkilerinden ordunun tepe kadrosunun özel hayatlarına kadar çarpıcı bilgiler var Balbay'ın günlüklerinde. Notlardan anlaşıldığı üzere Balbay sadece 'gazetecilik' yapmamış. Kendi ifadesine göre muhtıra benzeri açıklamaları tashih etmiş, katkı sağlamış. Talimat üzerine manşetler atmış, TV programları yapmış. Yine notlardan anlaşıldığı kadarıyla bu 'özel' görüşmelere katılan tek gazeteci değilmiş. Ama 'olağan şüpheliler' herkesin malumu.
Sızan 60 sayfalık notları okuyunca bu ülkenin nasıl badireler atlattığı ortaya çıkıyor. Defalarca darbenin eşiğinden döndüğümüzü , yazılan muhtıraların son anda engellendiğini görüyoruz. Üstelik Özden Örnek'in günlükleriyle çapraz okuduğumuzda isimler, tarihler ve içeriğin 'pişti' olduğunu da görmüş olduk.
Ordu'nun bir kesiminin siyasetçilere ve demokratik kurumlara bakışını yansıtan notlar ise 'vay halimize' dedirtecek cinsten. Bir ülkenin orgeneralleri darbe yapamadığından, eskiden bu işlerin kolay olduğundan, medyayı yönlendirememekten, 'bir defa gelince uzun süre gitmemekten' bahsediyor. 27 Mayıs benzeri 'emir komuta zinciri dışında' bir askeri darbeden dönmüşüz notlara göre.
Halkın oyuyla seçtiği partiyi bölmeye yönelik planlar yapılıyor, milletvekilleri 'cemse' ile tehdit ediliyor. Medya patronlarına talimatnameler gönderilip birinci sayfaya alacakları haberlere kadar müdahale ediliyor. Başbakan'ın eşinin fotoğrafının basılmasına bile tepkililer.
Günlüklere göre daha AK Parti iktidar olmamışken 'önlemler' konuşulmaya başlanıyor. Oysa ki sandıktan çıkan bir partiye fırsat tanımak esastır. Notlar ortaya koyuyor ki; askerin, en azından bir kesiminde kategorik olarak 'türban ve AK Parti' muhalifliği var. Ülkenin başbakanına, meclis başkanına, bakanına ağır hakaretler ve küfürler edilmiş.
Balbay'ın notları karargahtaki çekişmeleri de bütün çıplaklığıyla ortaya dökmüş. Birbirinden nefret eden, birbirini ağır şekilde itham eden kuvvet komutanları var. Özden Örnek ile ilgili 'servet' iddialarından tutunda klasik müziğe ilgisiyle tanınan ve bu yüzden 'Bethoven Paşa' diye tanınan Aytaç Yalman'la ilgili yüz kızartıcı ithamlar kayıtlara geçmiş. Bazı paşalarla ilgili 'tamamen özel' bir takım bilgilerin ortada dolaşması da her bahar ayında başlayan spekülatif haberlerin kaynağı konusunda ip uçları da veriyor.
Günlükler üzerine derin sosyolojik analizler yapmak mümkün. Belki yayınlanmayan bölümlerinde tutuklanmaya gerekçe kabul edilebilecek çok daha çarpıcı veriler de vardır. Fakat insan merak ediyor, Balbay için dayanışma programları düzenleyen meslektaşlarımız günlüklerden sonra 'hepimiz Balbayız' diyorlar mı acaba?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder