27 Mart 2009 Cuma

DARBECİLER DE YARGILANIRMIŞ.../ Fehmi Koru

İki gün sonra sandık başına gidip oyumuzu kullanacağız; tıpkı bundan önceki sayısız seçimde olduğu gibi...Türkiye'de Parlamentolu sistem yaklaşık 150 yıldır devam ediyor; siyasi eğilimimizi oy kulllanarak dışa vurmaya millet olarak alışkınız... Seçimler yoluyla güçlü iktidarları işbaşına getiren de, beğenmediğimizde iş başından götüren de biziz ve bunu seviyoruz.Ancak birileri için kazın ayağı hiç de böyle değil. Dört-beş kez demokrasiyi kesintiye uğrattı o birileri, kimbilir kaç kez de kesintiye uğratmaya niyet etti de o noktadan öteye götüremedi. Samet Kuşçu adlı bir binbaşının ihbarı üzerine 'darbeci' olduğundan kuşkulanılan dokuz subay 1960 öncesinde yargılandı; Talat Aydemir ve arkadaşları da 1960'dan sonra...
Öncekiler darbecilik heveslerine devam etmek üzere serbest bırakıldı; sonrakilerin bir kısmı ise darbe girişiminin cezasını canıyla ödedi.Sonuca ulaşmış dört veya beş darbeden hiçbirinin hesabı sorulamadı bu ülkede...Başka ülkeler ise, demokrasilerine kast eden kişiler ve kadroların gözlerinin yaşına bakmadılar. İspanya'da Yarbay Antonio Tejero Molina 23 Şubat 1981 tarihinde parlamentoyu bastı; basmasına bastı, ama darbe girişimi yüzünden tam 15 yıl cezaevinde tecrit hayatı yaşamak zorunda kaldı. Yunanistan'ı yedi yıl (1967-1974) yöneten Albaylar Cuntası üyeleri yargılanıp önce idama, sonra ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldılar; nedamet getirdiğini kamuoyu önünde açıklamayanların cenazeleri cezaevinden çıktı.
Önceki gün mahkeme tarafından yargılanması kabul edilen ikinci Ergenekon iddianamesi Türkiye'yi demokrasisi özürlü bir ülke olmaktan uzaklaştıracak önemli bir adım teşkil ediyor. Seçimle işbaşına gelmiş bir siyasi kadroyu silâh zoruyla yerinden etmek için örgütlenmiş bir 'cunta' ile teşvikçi ve işbirlikçileri olduğu Cumhuriyet Savcıları tarafından iddia edilen bir grup, yargı önünde hesap verecek...1960 sonrasında iki kez üstüste darbeye kalkışanların yargılanabilmesini başbakanlık koltuğunda 'tarihi bir kişilik' olarak İsmet İnönü'nün oturmasına borçluyduk. Sivil giyinse de karşıdan bakanlara her zaman üniformalı gibi görünmeyi başarmış biriydi İsmet Paşa; kendi iradesine karşı çıkan maceracı askerleri yargı önüne ancak o çıkartabilirdi.
İşbaşında sivil bir iktidar ile sivil bir başbakanın bulunduğu bir dönemde, rütbeli kişilerin de aralarında yer aldığı bir darbe kadrosunun yargılanması ilk kez gerçekleşecek ülkemizde... İlk kez... Türkiye için bu, sonuç ne olursa olsun, demokrasisinin de olgunlaştığının ispatı sayılabilir.Çok yıldızlı rütbelilerin bugünün dünyasında 'darbe' hevesine kapılmaları bir 'trajedi' aslında. Dünyayı, içinden geçilen dönemin özelliklerini, Türkiye'nin bugün taşıdığı önemi ve bu önemin nereden kaynaklandığını anlayamamış, dış konjonktür yüzünden uzaktaki destekçiler arkasından çekildiği için artık darbeler döneminin sona erdiğini kavrayamamış rütbeliler nasıl bir 'kurmay' eğitimi aldılar acaba?
Ya kimi onları tahrik eden kimi de hizmetlerini emirlerine sunan sivillere ne demeli? Bu denli kör ve sağır bir kadro, niyeti gerçeğe dönüştürse ve başarılı bir darbe sahneye koyabilseydi, ülkenin başına kimbilir ne dertler açacaktı...Umarız, yargı süreci sırasında girişimde bulunmaya hazırlandıkları yanlış eylemden nedamet getirir bu kadro... Nadim olurlar ve nedametlerini kamuoyu önünde ifade ederlerse, kendilerinden sonra gelebilecek başka maceracıları da uyarmış olurlar.Hiç kuşkunuz olmasın, demokrasisi olgunlaşan Türkiye'nin önü olabildiğince açık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder