23 Ocak 2009 Cuma

KIVRIKOĞLU: VELİ KÜÇÜK ADIMI KULLANMIŞ / Fikret Bila

Eski Genelkurmay Başkanı, emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, görev yaptığı sürede Ergenekon adı verilen bir örgüt duymadığını belirtti.
Kıvrıkoğlu, önceki günkü görüşmemizde bu konuyla ilgili olarak yönelttiğim sorulara şu yanıtları verdi:
‘Küçük adımızı kullanmış’
Genelkurmay Başkanlığınız döneminde Ergenekon adı verilen örgütten haberiniz olmuş muydu? Veli Küçük’ü tanır mıydınız?- Hayır. Haberim olmadı. Böyle bir örgüt duymadım. Ben de basına yansıyınca öğrendim. Veli Küçük’ü de tanımam. Yakın bir çalışmam olmadı. Benim dönemimde Çanakkale Eğitim Tugayı’nın komutanıydı. Sonra karargâh Bilecik’e taşındı. Ben 23 Mayıs 2001‘de memleketimi ziyarete gittiğimde Bilecik’e, karargâha gittim, ama o zaman Veli Küçük emekli olmuştu. Ben Veli Küçük’ü tanımam, yakın çalışmam olmadı. Ben de Küçük’ü televizyona yansıyan sivil görüntülerinden tanıdım. Ama sonradan anlıyorum, bu benim adımı da kullanmış. Cumhuriyet gazetesinin hisseleriyle ilgili olarak bazı görüşmeler yapmış, ‘işte yukarısı da böyle istiyor’ falan demiş galiba. Herhalde yukarıdakiler derken beni kastetmiş, ben o zaman Genelkurmay Başkanı’ydım. Ama böyle bir olaydan haberim bile yok. Cumhuriyet gazetesinin hisselerini falan bilmem. Ama bu Veli Küçük’ün adımızı kullandığı anlaşılıyor.
Örgütün “1 numarası” olduğunuz yönünde söylentiler yayılmıştı?- Çok saçma. Ben öyle bir örgütün varlığından bile haberdar değilim. Karadayı Paşa da söyledi. Böyle şey olur mu? Sonra baktım, o Tuncay Güney’e ait olduğu söylenen konuşmalarda benim ismim yok. Çekirdek kadro falan demiş. Saçma sapan şeyler.
‘AB’ye girmeliyiz’
Sizin ve birlikte çalıştığınız komutanların Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunuz yorumları yapılıyor. AB konusunda düşünceniz nedir?- Ben Türkiye’nin AB’ye üye olmasının jeopolitik ve jeostratejik bir zorunluluk olduğunu söyledim. Bu çok açık. TSK, AB üyeliğine karşı değildir, olmamıştır. Bizim söylediğimiz, AB’nin Türkiye’ye diğer ülkelere davrandığı gibi eşit biçimde davranmasıydı. Çifte standart uygulamamasıydı. ‘Dolaşım hakkı yok’ dediler, tarım politikasında çifte standart yaptılar ve Kıbrıs’ı özel şart olarak önümüze koydular. Biz bunları eleştirdik. Eşit davranılması gerektiğini söyledim. Sorunun TSK değil AB’nin çifte standardı olduğunu söyledim.
‘AB’ye girecek ülkede darbe olur mu?’
‘28 Şubat 1000 yıl sürer’ demiştiniz. Son olarak darbeler döneminin kapandığını söylediniz?- Bir kere 28 Şubat’ı darbe olarak kabul etmiyorum. Karadayı Paşa da size söyledi. MGK’da alınan ve herkesin imzaladığı kararlar uygulanmadı. Orada alınan kararlarla ilgili meşru zeminlerde yaşanmıştır 28 Şubat. Bana sordular ‘ne kadar sürer’ diye, ben de ‘irtica tehdidi sürdükçe 28 Şubat da devam eder’ dedim. ‘İrtica tehdidi, hevesleri 500 yıl sürerse 28 Şubat da 500 yıl sürer, 1000 yıl sürerse o da 1000 yıl sürer’ dedim. Darbeler mevzuuna gelince. ‘Darbeler dönemi kapandı’ dedim. Çünkü artık MGK var, komutanlar orada görüşlerini zaten söylüyorlar. MGK’da gündem dışındaki konulara ilişkin de madde olur. Bürokratlar çıktıktan sonra o bölümde herkes gündeme getirmek istediği konuyu açar, konuşur. Ayrıca konjonktür de önemli. Artık AB adayı, AB’ye girecek bir ülkede darbeye ihtiyaç olur mu? Asker-sivil diyaloğu açık. Bu nedenle ‘darbeler dönemi kapanmıştır’ dedim.
Kıvrıkoğlu, geçtiğimiz salı günü NTV’de, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, ODTÜ’den Prof. Dr. İhsan Dağı ve gazeteci Lale Sarıibrahimoğlu’yla birlikte katıldığım, Can Dündar’ın “Neden?” programında dile getirilen bazı eleştiri ve sorulara da yanıt vermek istediğini belirtti. Kıvrıkoğlu, yazılı olarak şu açıklamaları yaptı:
‘ABD’ye neden gitmedim?’“Genelkurmay Başkanlığı görev süremde ABD’yi ziyaret etmeyişim tenkit konusu edilmektedir. İşin doğrusu şu şekildedir:Kasım 2001’de bu ziyaretin gerçekleşmesi için taraflar arasında mutabakat sağlanmış, hazırlıklar ona göre yapılmıştır. Fakat ziyaretten kısa bir süre önce ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’da Ermeni soykırım tasarısı kabul edilince, tarafımdan bu ziyaret iptal edilmiştir.Daha sonra 2001 Kasım veya 2002 Mart için ABD yetkilileriyle temasa geçilmiş, onlar 2002 Ağustos ikinci yarısını önermişlerdir. 2002 Ağustos’ta görevim sona ereceği için tarafımdan kabul edilmemiştir.ABD’li emekli yarbayın, hakkımdaki ‘münzevi’ yakıştırması, kendisini bağladığı gibi, fazla önemsenecek bir konu da değildir. Bu tavrını duygusallığına ve kızgınlığına bağlıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder