Hizbulergenekon Yazı Dizisi 4. Bölüm
Ergenekon iddianamesinde sıkça adı geçen bir isim var; Ahmet Cinali...
Ahmet Cinali Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği'nin kurucularından. Ayrıca birçok Ergenekon sanığı ve özellikle de Veli Küçük'le sürekli irtibat halinde. Cinali'nin işyerinde yapılan aramada ele geçen 4 sayfalık dokümanda ise inanılmaz şeyler yazıyor.
Ancak Ahmet Cinali'yi biraz tanımak için Ergenekon soruşturmasında ifade veren tanık Zihni Çakır'ın ifadesinde Ahmet Cinali'den nasıl bahsedildiğine bakmakta yarar var.
Zihni Çakır, Ahmet Cinali'yle ilgili şu bilgileri veriyor.
Ahmet Cinali ve beraberindekiler İstanbul'dan Ankara'ya dönerken yolda polis tarafından çevriliyorlar. Aracın bagajında muhtelif çapta silahlar ve el bombaları bulunmasına rağmen Ahmet Cinali polise bir kimlik gösteriyor ve yollarına devam ediyorlar. Zihni Çakır daha sonra bu kimliği gördüğünde üzerinde Cinali'nin fotoğrafı bulunan Jandama amblemli bir kimlik olduğu görüyor. Ahmet Cinali bu durumu; bir zamanlar Hasan Kundakçı Paşa'nın terörle mücadele ekibinde yer aldığı için bu kimliğin kendisinde olduğu şeklinde açıklıyor. Cinali, Şahin Bey kod adını kullandığını ve Veli Küçük ile de bu dönemlerde irtibatının kurulduğunu anlatıyor.
Şimdi Ahmet Cinali'nin işyerinde ele geçirilen 4 sayfalık dokümanda yazanlara gelelim. Dokümanda özetle, bazı asker personel ve sivil şahısların Mossad'tan İsrailli General Gabriel Libraider'le bir toplantı yaptıkları ve bu toplantıda Tacikistan Genel Kurmay Başkanı ile Ticaret Bakanı'na suikast veya eylem planı yaptıkları belirtiliyor.
Belgede dikkat çeken asıl nokta ise toplantıya katılan askeri personel ve Hizbullah'ın E. Orgeneral Çevik Bir'in kontrolünde olduğunu belirten bir işaretleme yapılmış olması.
Uzun yıllar PKK'nın içinde bulunmuş ve iddianamede Gizli tanık Deniz olarak geçen gizli tanığın ifadelerine göz atalım. Gizli tanık uzun uzun PKK, Abdullah Öcalan, Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük'ün ilişkileri hakkında çok önemli itiraflarda bulunuyor.
PKK'lı gizli tanığın Hizbullah'la ilgili anlattıkları ise çok çarpıcı. 1990'lı yılların başından itibaren başlayan PKK-Hizbullah çatışması yüzünden PKK'nın şehirlerde barınamaz hale geldiğini anlatan gizli tanık, Hizbullah'ın yapmış olduğu eylemlerin profesyonelliği ve çok fazla eylemi gerçekleştirebildiklerinin üzerinde duruyor.
PKK'lı gizli tanık, o dönemde aktif olarak faaliyet yürüttüğü için yurtdışı dahil birçok örgütün kampını geziyor ve yerlerini biliyor. Ancak Hizbullah örgütü mensuplarını bu kamplarda hiç görmüyor. Eğitimsiz örgüt mensuplarının böylesine profesyonel tarzda eylem yapmalarının mümkün olmadığını belirten gizli tanık, herhangi bir kampta eğitilmemişlerse Hizbullah mensuplarının bu eğitimleri nerede aldıklarını soruyor.
Bu soruya cevap olabilecek başka bir iddia ise yine Tuncay Güney'in ifadelerinde bulunuyor. Güney'in ifadesine göre, Doğu Perinçek'in adamı olan ve (2000'e Doğru Dergisi) Güneydoğu-Diyarbakır muhabiri Halit Güngör (Güngen) Jandarma Genel Komutanlığı'nda Hizbullahçıların eğitilmesini fotoğrafladı. “Hizbulkontra”yı ortaya çıkaran fotoğrafları Doğu Perinçek'e gönderen Halit Güngör (Güngen) daha sonra faili meçhul bir şekilde öldürüldü ve fotoğraflar da dergide yayınlanmadı.
Tuncay Güney o dönemde Adnan Akfırat'ın kendisine Halit Güngör'ü Türk Gladyosu'nun öldürdüğünü ve daha sonraki dönemde “Kemalist-Sosyalist” isimli bir ittifak yapıldığını söylediğini ifade ediyor. Elbette ki Perinçek cephesi iddiaları reddediyor.
Emekli Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu'nun ifadesine göre de Ergenekon yapılanması, sağcı ve milleyetçi kesimi kullandığı gibi aşırı sol örgütleri ve Hizbullah'ı da naylon terör örgütü olarak kurdurdu ve eğitti.
Ergenekon dokümanında belirtilen “Naylon Terör Örgütlerinin Oluşturulması” yöntemi Doğu Perinçek'e sorulduğunda Periçek şu cevabı veriyor:
“Naylon terör örgütleri kurmak bizim bazı istihbarat örgütlerimizin ABD ve CİA ve Mossad'dan öğrendiği vahim uygulamalardır. PKK'yı 1975 yılında acıdır ki MİT kurmuştur. Ve yine acıdır ki Hizbullah denen örgütü kullandıklarını MİT Müsteşarı kamuoyu önünde açıklamıştır ve basında yer almıştır. Peki nerede kullanılmışlardır? Bu örgütlere binlerce insanımızı öldürtmüşlerdir....”
Perinçek bütün şüpheleri MİT'in üstünde toplasa da 1988-1992 yılları arasında Milli İstihbarat Teşkilatı'nı bir general yönetiyordu. O yıllarda tümgeneral olan ve Hizbullah'ı kurdurmak ve örgütlenmesini yapmakla suçlanan Teoman Koman...
Ve Teoman Koman kendisine Hizbullah’ı soran gazetecilere şu cevabı vermişti: “Hangi Hizbullah? Bir İran’daki Hizbullah vardır bir de PKK’nın baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar.”
Rejim karşıtı ve irticai olarak görülen bir örgütü, laiklik hassasiyetiyle bilinen TSK'nın üst düzeyinden bir generalin bu sözlerle koruması aslında herşeyi açıklıyordu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder