25 Şubat 2009 Çarşamba

Veli Küçük mahkemeye rest çekti

Ergenekon operasyonunun tutuklu sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçük bu davada tutukluluğunun ceza değil hizmet olduğunu savundu.
'Ergenekon'' davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük, ''Ben burada tutukluluğu bir ceza olarak görmüyorum. Vatanıma, bayrağıma, Atatürk'e yaptığım bir hizmet olarak görüyorum'' dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada söz alan Veli Küçük'ün avukatı ve kızı Zeynep Küçük, ''Bu durumu size aktarmaktan rahatsızlık duyuyorum, ama sizden başka talepte bulunacağımız bir merci kalmadı'' ifadesini kullandı.
Müvekkilinin kalp damarında stent olduğunu, bazı başka şikayetlerinin de olması nedeniyle 20 Şubatta Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini belirten Zeynep Küçük, bazı tetkiklerle kan testlerinin yapıldığını kaydetti.
Kan testinde AFP değerinin normalin 4.5 katı çıktığının görüldüğünü belirten Zeynep Küçük, doktorun bu nedenle Veli Küçük'ü daha ileri tetkiklerin yapılması için başka hastaneye sevk etmek istediğini anlattı.
İlgili doktorun sevk yapılabilmesi için Başhekimden izin almaya gittiğini, ancak döndüğünde, aynı kan örneklerine yeniden test yapılmasının istendiğini ve başka hastaneye sevkin onaylanmadığını söylediğini kaydeden Küçük, yeniden yapılan testte değerlerin aynı çıktığını aktardı.
Buna rağmen Veli Küçük'ün başka hastaneye sevkinin yapılmadığını belirten avukat Küçük, tahlil sonuçlarının da kendisine verilmediğini ifade etti.
Tahlil sonuçlarını almak için Başhekimliğe bir dilekçeyle başvurduğunu, Başhekim ile yaptığı görüşmede aynı testlerin 3. kez yapılmasının istendiğini kaydeden Küçük, testin 3. kez yapılmasına izin verdiğini, ancak diğer 2 testin sonuçlarını almak istediğini anlattı.
Başhekimin, kendisine 2 testin sonuçlarını alabileceğini söylemesine rağmen, test sonuçlarını alacağı birime gittiğinde, buradaki personeli ertesi güne kadar sonuçları vermemeleri konusunda telefonla talimatlandırdığını savunan Küçük, bunun rutin bir uygulama olmadığını belirtip, 3. testin yapılmasını reddettiğini kaydetti.
Zeynep Küçük, şöyle konuştu:
''Sabah bir araç göndererek test için kan almak istemişler. Biz kan vermeyi reddettik. Onunla birlikte test sonuçlarını da cezaevine göndermişler. Sonuçları cezaevinden almak istedim, ama doğal olarak onlar da vermediler. Savcılıktan olur aldıktan sonra test sonuçlarına ulaşabildim. O da 2 testin sonucu değil, bir testin sonucu. 3 gündür müvekkilime uygulanan kan testinin sonuçlarını almak için uğraşıyorum. Ben kimi kime şikayet edeyim. Bizim en değerli hakkımız olan yaşam hakkımız ihlal ediliyor. Sizden yaşam hakkımızı koruma altına almamızı istiyoruz. Bundan sonra müvekkilime ilişkin tüm sağlık kayıtlarının dosyaya celp edilmesini istiyoruz. Avukatı ve kızı olarak ben bunu beceremedim.''
Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, ''Biz deneyelim bakalım, becerebilecek miyiz acaba?'' dedi.
-VELİ KÜÇÜK-
Söz alan tutuklu sanık Veli Küçük, Kandıra F Tipi Cezaevindeyken ağır bir rahatsızlık geçirdiğini, bu sırada kalp damarına da stent takıldığını anlattı.
Bu stentin 6 ayda bir kontrol edilmesi gerektiği söylenmesine rağmen, ''Hastaneye yatmak istiyor'' denmesini engellemek için kontrole gitmediğini söyleyen Küçük, şöyle konuştu:
''Ben duracaksam, bu vatan için dik duracağım. Öleceksem de vatan için öleceğim. Gücüme giden, yukarıdan talimat geldi. Yukarıdan diyorsam, Hükümet'ten, bu davanın eş başkanı olan savcısından talimat geliyor; 'Veli Küçük'ü sevk etmeyeceksiniz, 2. kez kan alacak, başkasının kanıyla karıştırıp bir şey yok diyeceksiniz'. Ben 35 sene bu ülkeye hizmet ettim. Ölünceye kadar da hizmet edeceğim. Bir diyet ödetilecekse ben bunu ödeyeceğim. Ben burada tutukluluğu bir ceza olarak görmüyorum. Vatanıma, bayrağıma, Atatürk'e yaptığım bir hizmet olarak görüyorum. 13 aydır tutukluyum. 13 aydır paşa paşa yatıyorum. Lütfen beni rahat bıraksınlar.''
Tutuklu sanıklardan İsmail Yıldız da özel bir televizyon kanalında yapılan bir haberde, JİTEM'de çalıştığının ifade edildiğini belirterek, bu televizyon kanalından, kendisinin JİTEM elemanı olduğuna dair bilgi ve belgelerin istenmesini talep etti.
Söz alan bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıklardan Vatan Bölükbaşıoğlu'nun 6. kez tahliyesini talep etti.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de değişik tarihlerde Genelkurmay Başkanlığına yazılan yazılara tek bir cevap verildiğini söyledi.
Muzaffer Tekin'in talebine ilişkin cevapta, bomba eğitiminin MKE 1A modeli eğitim el bombalarıyla yapıldığının belirtildiğini kaydeden Şengün, Fikret Emek'in de hangi tarihler arasında hangi eğitimi aldığının bildirildiğini söyledi.
Başkan Şengün, RTÜK'ten Tuncay Güney'in katıldığı TRT 2'deki yayının DVD'sinin gönderildiğini de tutanağa yazdırdı.
MAHKEMEDEN HASTANEYE VELİ KÜÇÜK YAZISI
''Ergenekon'' davasına bakan Mahkeme Heyeti, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Silivri Devlet Hastanesindeki muayene ve tetkiklerine ilişkin belgelerin ivedi istenmesine karar verdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Başkan Köksal Şengün, Mahkeme Heyetinin aldığı kararları açıkladı.
Avukatının talepleri doğrultusunda, Veli Küçük'ün Silivri Devlet Hastanesindeki tüm muayene ve tetkiklerine ilişkin belgelerin ivedi istenmesine karar veren Mahkeme Heyeti, 20 Şubat 2009'daki kan tahlilinin 2 kez yapıldığı belirtilerek bu tahlil sonuçlarının ayrı ayrı gönderilmesinin istenmesini hükme bağladı.
Mahkeme Heyeti, belgeler geldikten sonra sanığın tekrar Silivri Devlet Hastanesine sevk edilerek, önceki şikayetleri konusunda tekrar muayene ve tahlillerinin yapılması ve muayene sonucu düzenlenecek raporun istenmesini kararlaştırdı.
Sevgi Erenerol ve Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül'ün talebi doğrultusunda, Tuncay Güney'in kullandığı belirtilen telefon numarasıyla 2007 yılı Haziran ayından bugüne kadarki sürede Türkiye'de herhangi bir telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından sorulmasına karar veren Mahkeme Heyeti, daha önce gönderilmesine rağmen cevap verilmeyen cep telefonu numarasına ilişkin yazının da tenkiden akıbetinin sorulmasına hükmetti.
Mahkeme Heyeti, daha önce MİT'e gönderilip bugüne kadar cevap verilmeyen yazılarla ilgili ayrı ayrı tenkiden akıbetlerinin sorulmasını da hükme bağladı.
Tutuklu sanıklardan Mehmet Adnan Akfırat'ın raporlarıyla cezaevi doktorlarına sevk edilerek, duruşmalara katılıp akşama kadar sandalyede oturmasının sağlığı açısından bir sakınca doğurup doğurmadığının tespitinin istenmesine karar veren Mahkeme Heyeti, Fikret Emek'in taleplerinin de Genelkurmay Askeri Mahkemesinden gönderilen hakkındaki dava dosyası incelendikten sonra karara bağlanmasına hükmetti.
Jandarma Genel Komutanlığına yazı yazılarak, sanık İsmail Yıldız'ın herhangi bir birimde çalışıp çalışmadığının, SESAR Araştırma Merkezinin Jandarma Genel Komutanlığına herhangi bir şekilde danışmanlık hizmeti verip vermediğinin soruşturulmasını kararlaştıran Mahkeme Heyeti, Yıldız'ın diğer taleplerini reddetti.
Mahkeme Heyeti, sanık Kemal Kerinçsiz'in talebi doğrultusunda emanette bulunan tüm gizli içerikli yada devlet sırrı niteliğindeki belgelerin celp edilerek mahkemece incelenmesine, bu belgelerin sanığa verilmesi yönündeki talebin ise incelemenin ardından karara bağlanmasına hükmetti.
Tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar veren Mahkeme Heyeti, duruşmayı 26 Şubat Perşembe günü saat 09.30'a bıraktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder