24 Eylül 2012 Pazartesi

Darbeyle mücadelede ceza yetmez, anayasal reform lazım

Balyoz davasından çıkan tarihi kararın yankıları sürüyor. Sanıklara verilen cezaların caydırıcı olduğunu belirten emekli albay hakim Ümit Kardaş, darbelerin tamamıyla önüne geçilmesini istiyor. Bunun için de yapısal reformlara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun da "Demokratik kazanımlar sivil anayasa ile güvence altına alınmalı." diyor.
 
Balyoz darbe planı davasında yargılanan 365 sanıktan 325'i ceza aldı. Verilen kararla sivil bir mahkeme tarafından ilk defa darbe girişiminde bulunan askerlere ceza verilmiş oldu. Mahkemenin bu tarihi kararına destekler sürüyor. Karara ilişkin görüşler özetle şöyle: 

Ümit Kardaş (Emekli albay hakim): Türkiye'de bir darbeler geleneği var. Ancak ilk defa böyle bir darbe girişimi yargılanmış oldu. Artık darbe yapmayı düşünenler açısından bu kararın caydırıcı etkisi olacak. Sadece mahkeme kararıyla, yargısal yolla bunu reforme etmek, bunun zihniyetini değiştirmek mümkün değil. Yapısal değişiklikler gerekiyor. Örneğin Genelkurmay'ın yönetim sistemini demokratikleştirerek Milli Savunma Bakanlığı'na bağlamak, çift başlı yargıyı ortadan kaldırmak gibi bütün bunlar atılması gereken adımlar. Bu reformlar yapılmadan konjonktür değiştiğinde tehlike oluşabilir. Şimdiki rejimin adına demokrasi diyorsunuz ama TSK sürekli çeşitli şekillerde müdahalede bulunuyor. Bunun tamamen önlenmesi gerekir.



Prof. Dr. Ergun Özbudun (Anayasa hukukçusu): Yeni anayasada asker-sivil ilişkileri yeniden düzenlenmelidir. Öncelikle, Batı standartlarına uymayan askeri yargı ortadan kaldırılmalı. Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmalı. Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) konumu da yeni anayasada net olarak ortaya konulmalı. Yani demokratik kazanımlar sivil anayasa ile güvence altına alınmalı. Yeni anayasada demokratikleşme adına buna dikkat edilmeli.

Nuri Gürgür (Eski Türk Ocakları Başkanı): Türkiye'de 27 Mayıs'la başlayan ve zaman içerisinde doğrudan darbe şeklinde ortaya çıkan, yönetim değişikliğine yol açan bir süreç yaşandı. Burada sivil ve asker bürokrasinin kol kola çalıştıklarını, yani konunun öncelikle bir zihniyet meselesi olduğunu görüyoruz. Toplumun iradesini dikkate almayan, kendi görüş ve düşüncelerini tek haklı olarak gören (askerler) bunu ellerindeki gücü kullanarak yönetime hakim olmak istiyordu. Şimdi bu son davalarla (Ergenekon, Balyoz...) Türkiye'de çok köklü bir değişim yaşanıyor. Darbeler sürecinin, en azından büyük ölçüde, ortadan kalkmakta olması demokrasinin geleceği açısından sevindirici bir gelişmedir. Ancak Balyoz davasında gerekçeler açıklanmadığı için bu hükümler üzerinde durmak için çok erken olur. Yargıtay safhasının beklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Avukat Necati Ceylan (Türkiye Gönüllü Teşekkülleri Vakfı Başkanı): Türkiye'deki yargının üzerinde bir askerî vesayet söz konusuydu. Yıllarca darbelerden hiç hesap sorulmamıştı. Şimdi herkes eşit bir şekilde sorgulandı. Suça teşebbüs edenler bedelini karşısında buldu. Bundan sonra kafasından darbe geçiren sonuçlarını da göze alacak. Bu cezalar, uygulamaya geçirildikten sonra hiyerarşi içerisinde kanuna aykırı bir talimat verilirse emir alanlar da 'Ben bunu yapmıyorum, yapmayacağım' diyecektir. Artık millet uyandı bundan sonra darbe olması çok zor.

6 muvazzaf subay tutuklandı
'Balyoz planı' davasında haklarında yakalama emri çıkarılan Tuğgeneral Suat Dönmez'in de aralarında bulunduğu 6 muvazzaf subay tutuklandı. İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Tuğgeneral Suat Dönmez ile 5 albay, nöbetçi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Subaylar, yakalama emri kararının yüzlerine okunmasının ardından tutuklandı. Bu arada, bir subayın adliyede rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.