7 Temmuz 2015 Salı

Savunma sanayii, YAŞ süreci, kasım sendromu / OKAN MÜDERRİSOĞLU

Tarih: 7 Temmuz 2011. 2003-2010 icra dönemine ilişkin 'Veda Mesajı'ndan kısa notlar şöyle:

Savunma sanayii proje sayısı 66'dan 269'a, tutarı 5.5 milyar dolardan 45.5 milyar dolara yükseldi.
Mutlaka yerli üretim, olmuyorsa ortak üretim modeli benimsendi, off set şartı kesin kural oldu ve hazır alım oranı yüzde 10'un altına indi.
Türkiye, silah alımında 6'ncı sıradan 13'üncü sıraya indi (Daha az ithalat yaptı).
Savunma sanayii ürünlerinin ihracatında 27'nci sıradan 21'inci sıraya çıktı.
Sektörün cirosu 1.3 milyar dolardan 2.7 milyar dolara, ihracatı 331 milyon dolardan 853 milyon dolara yükseldi (4 yıl önceki verilerle).
İhalelerde, iş payının en az yüzde 30'unun KOBİ'lere verilmesi şartı getirilerek, teknoloji tabana yayıldı.
A400M ve F35 projeleri ile uluslararası ortaklık kurularak geleceğe adım atıldı.
Tank, piyade tüfeği, makineli tüfek, bomba atar, havadan taşınabilir obüsler yerli üretime geçti.
Mayına dayanıklı araçlar, kasırga, cirit füzeleri, uzun menzilli tanksavar roketleri, 42 km menzilli fırtına ve panzer obüsleri hizmete girdi.
200 m'ye kadar savaş gemileri Türkiye'de üretilmeye başlandı, milli katkı oranı yüzde 70'i aştı.
Askeri taarruz helikopteri ve Göktürk uydusu milli imkânlarla üretildi.
700 milyon dolar harcanan, 56 milyon lira zarar eden Sabiha Gökçen Havalimanı ıslah edilerek, yap- işlet- devret yöntemiyle ihale edilerek devlet 2 milyar euro gelir sağladı...
Liste uzayıp gidiyor.

***

Bugünlerde gözler Suriye sınırında olduğu için, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, milli kapasitesi hayati önemde. Dışa bağımlı bir ordunun, değil sınırın ötesinde güvenli insani bölge kurması, kendi sınırları içinde bile operasyonel kabiliyeti kısıtlı olur. Kıbrıs Barış Harekâtı'na gitmeye gerek yok 1990'lı yıllar bunun örnekleri ile dolu.
Yukarıdaki bilançonun sahibi yeniden Milli Savunma Bakanlığı'na getirilen Vecdi Gönül. Vecdi Bey'in "Batı Yöntemleriyle Batılılaşma. Örnek Olay: Offsett" başlıklı kitabı Ankara Üniversitesi tarafından yayımlandı. Kitap, teknik olduğu kadar felsefi derinlikli. Geniş ufuklu medeniyet analizi niteliğinde...
Unutmadan, ağustos başındaki Yüksek Askeri Şûra gerek komuta kademesinin yenilenmesi, gerekse TSK'daki paralel yapı unsurlarının temizlenmesi veya pasifize edilmesi bakımından kritik önemde. Böylesi ağır bir görevi, hassas geçiş döneminde üstlenecek ideal isimlerden biri Vecdi Bey'di. Gönül'ün, Aralık 2002 Şûrası'nda, "Yargı yolu kapalı olduğu" gerekçesi ile o dönem Başbakan olan Sn. Abdullah Gül'le birlikte YAŞ ihraçlarına "şerh koyması" dönüm noktası idi. Uzun mücadelelerden sonra bu çarpık hukuki durum iyileştirildi.
Vecdi Bey'in, Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında, "kişiler üzerinden kurumlar yıpratılmasın. Suçun şahsiliği ilkesi gözetilsin" çağrısı ise o günkü gürültü ortamında pek çok çevre tarafından fark edilmedi de...

Netice olarak... 7 Haziran'dan sonra koalisyon pazarlığına giren ve sürekli şartlar ileri sürenler, dünden bugüne fatura kesmeden önce geçmişi iyi etüt etmeliler. Ayrıca... Yarını da düşünmek her sorumlu siyasetçinin birinci görevi olmalı. Örneğin, kasım ayındaki G 20 Zirvesi'ni Türkiye için fırsata çevirmek veya ABD Merkez Bankası'nın faiz artışının yaratacağı risklere karşı hazırlıklı olmak artık sadece AK Parti'nin meselesi değil, samimi siyaset üreten herkesin meselesi...