1 Temmuz 2015 Çarşamba

İşte MGK'da Askerin Erdoğan'a Anlattıkları

"Yeni hükümet kurulmadan atılacak her adım, yeni hükümeti daha ilk günden çıkmaza sokacak." Son MGK'da "Suriye'ye gir" emri çerçevesinde konuşulanları köşesine taşıyan Sözcü'den Saygı Öztürk, askerin Erdoğan'a “Suriye ile mutabakata varılmadan Suriye topraklarına askerimizin girmesi çılgınlıktır” dediğini ve bunun nedenlerini tek tek açıkladığını yazdı.

İşte, Öztürk'ün o önemli analizi:

Askerler Cumhurbaşkanı’na neler anlattı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldı. “Suriye ile mutabakata varılmadan Suriye topraklarına askerimizin girmesi çılgınlıktır” sözleri de askerler tarafından sıkça dile getirildi. Çünkü, bir adım attıktan sonra bunun geri dönüşü de son derece zor.

Suriye Hükümeti’nin kontrolünden çıkan ve teröristler tarafından işgal edilen yerlere askerimiz girmeden havadan yere ya da karadan karaya füzeyle, uzun namlulu silahlarla o bölgeleri atış altına almak mümkün. Bundan sonrasını komutanlar şöyle anlattı:

EMRİ VERENLER YARGILANIR

Uluslararası savaş hukuku kapsamında, yapılan işlem suç oluşturur. Çünkü, siz Birleşmiş Milletler’den (BM) onay almadan başka bir ülkenin topraklarına hedef gözetmeksizin atışta bulunuyorsunuz. O bölgede ölecek ya da yaralanacaklar resmi silahlı kuvvetler olmadığı için öldürülen her kişi sivil vatandaş olarak kabul edilir ve bunun hesabı ileride Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden isterse Lahey Adalet Divanı nezdinde sorulur. Bu BM’ye verilmiş onursuz bir koz olur.

Bunun örneği var. Bosna’daki katliamlarda sivil vatandaşların öldürülmesiyle ilgili olarak Sırp general yargılanıyor. Asker, hükümetten yazılı bir emir almadıkça, hükümet böyle bir sorumluluğu kabul etmeyebilir. Böyle bir emir almadan yapılacak harekat atış emrini veren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin generallerinin savaş hukuku kapsamında yargılanmasına yol açar.

HUKUKİ ALT YAPISI OLMALI

Silahlı Kuvvetler’in yazılı emir alması da yeterli olmaz. Bunun için daha önce TBMM’den alınan yetkinin yeterli olup olmadığı da hukukçular tarafından incelenmeli, 4 Ekim’e kadar geçerli olan tezkerenin güvenli bölgeyi kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı. Yoksa Silahlı Kuvvetler, savaş hukukuna aykırı kanunsuz emri uygulamış duruma düşer. Çünkü, ateş edilen yer bilinmeyen bir yer olmayacak.

Emir verilirse Suriye’ye girilir. Ama bunun hukuki alt yapısının da iyi hazırlanması, Suriye, İran, Rusya, ABD gibi ülkelere böyle bir şeye niçin giriştiğimiz çok iyi anlatılmalı. Bu yapılmazsa ülke olarak zor durumda kalınır.

GİRMEK ÇILGINLIKTIR ÇÜNKÜ…

Suriye topraklarına girmek, orada güvenli bölge oluşturmaya çalışmak hele bu mevsimde Türk Silahlı Kuvvetleri için çılgınlık olur. Hava çok sıcak olduğundan bizim askeri personelimiz, silahlarımız, araçlarımız için uygun bir mevsimde değiliz.

Bizim araçlarımız kumsal bölgede, kum tipisine karşı korumalı araçlar değil. Bunlar 50 derece sıcakta, 40 derece soğukta harekata uygun değil. Yaya piyadenin bu tür havalarda hareketi kısıtlıdır. Silahlar çok tutukluk yapar. Böyle bir harekat ancak şubat-mart-nisan aylarında veya ekim ayından sonra yapılırsa olumlu netice alınır. Şu anda yapılmaz demiyoruz, yapılır ama istenilen sonuç alınamaz.

PİLOTLAR İÇİN EĞİTİM OLUR

Hava harekatının etkili olabilmesi için toplu insan hedefinin olması lazım. Teröristler toplu hareket etmez. Küçük gruplar halinde dolaşırlar. 15-20 kişiyi havadan vurmakla olumlu sonuç alınamaz. Çünkü bunlar hemen dağılır. Ancak 50’den fazla insan grubunu bulursanız sonuç alabilirsiniz.

Hava harekatı teröristlerden çok onların silah, mühimmat, gıda maddelerini sakladıkları, haberleşme merkezinin yeri, toplu barındırdıkları yerler tespit edilirse etkili olur. Onun dışında hava harekatının terörist grup üzerindeki etkisi sadece psikolojiktir; o da geçidir. Bu tür harekatlarla sadece pilotların eğitimi sağlanmış olur.

O ATIŞLARDAN SONUÇ ALINMAZ

Karadan karaya yapacağınız atışlarda araçlar ve toplu hedefler için etkili olunabilir.Teröristlere nişan alarak atış yapılamaz. Uzun namlulu top mermisi, havan atarsınız, tank topuyla ateş edersiniz. Bunlar düştüğü yerde araç varsa, bina varsa etki eder. Ama o topun toplu olmadıkları sürece birkaç kişiyi öldürmesi çok zordur. Hiçbir harekat, karadan desteklenmezse başarılı olamaz.

Bir taraftan havadan vurursunuz, karadan da uzun namlulu silahlarla yatık mermi yollu silahlarla yapacağınız atışlar, karşıdaki terörist grupları özellikle psikolojikman etki altına alır, sersemletir, şaşırtır, onların gizlenmesini sağlar. İşte bunun sağladığı baskı, sizin karadan fazla kayıp vermeden harekat yapmanızı ve hedefleri yok etmenizi kolaylaştırır. Çünkü, kara ve hava atışlarıyla teröristin size atış yapmasını engelliyorsunuz.

Güvenli bölge oluşturulabilmesi, ABD’nin Kuzey Irak için Irak Ordusu’na uyguladığı 36. paralele benzemez. Çünkü, Suriye’de güvenli bölge oluşturmak istediğimiz yerlerde düzenli bir ordu yok. Karşınızda 10-15 kişilik gruplar var.”

Tabii onların söyledikleri burnunla bitmedi. Olayın Türkiye’ye terör yönünden de ciddi yansımalarından söz edildi. Yeni hükümet kurulmadan atılacak her adım, yeni hükümeti daha ilk günden çıkmaza sokacak.