10 Aralık 2015 Perşembe

Uçağın düşürülmesi kime ne getirdi, ne götürdü? / MURAT YETKİN

Türkiye, hemen herkesi gafil avlayan bir şekilde sınırlarının korumasına olabilecek en sert tepkiyi verebileceğini gösterdi. Bu durumu bölgesel siyaset dengeleri açısından okuduğunuzda karşınıza ilginç bir tablo çıkıyor.
Belki daha çok erken diyenleriniz olacaktır…
Ama Türk F-16’sının 24 Kasım’da Rus Su-24 uçağını Suriye sınırını ihlal ettiği gerekçesiyle düşürmesinin sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
Bunu bir kâr-zarar tablosu olarak değil, ama bölgesel siyaset dengeleri açısından okuduğunuzda karşınıza ilginç bir tablo çıkıyor.
***
Öncelikle Türkiye, hemen herkesi gafil avlayan bir şekilde sınırlarının korumasına olabilecek en sert tepkiyi verebileceğini gösterdi.
Türkiye 1974’de Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunduğunda da kimsenin tahmin etmediği bir eylemde bulunmuştu.
Diplomatik camiada hâlâ bunun acaba hükümetin hesapladığı bir stratejinin parçası mı, yoksa işin buralara geleceği hesaplanmadan askeriyeye verilmiş bir talimatın kaçınılmaz sonucu mu olduğu tartışılıyor.
***
Bu tepkinin ilk sonuçlarından birisi, Suriye hava sahasının vızır vızır uçan Rus uçakları (ve füzeleri) nedeniyle fiilen Türk uçaklarına kapanması oldu.
Türkiye 24 Kasım’dan bu yana ABD-öncülüğündeki koalisyonun IŞİD’e karşı akınlarına katılamıyor, hatta ABD de uçuşları gözden geçirdiğini açıkladı.
Yani, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun IŞİD’e karşı koalisyon üzerinden Suriye topraklarında IŞİD’ten arınmış bölge, hatta güvenli bölge kurma önerisi 24 Kasım’dan bu yana daha da zor; fiilen rafa kalktığı söylenebilir.
***
Dolayısıyla ABD ve Türk uçaklarının artık vurmuyor olması IŞİD açısından fena bir gelişme değil.
Rusya IŞİD hedeflerini her gün vurduğunu açıklıyor, ama NATO kaynaklarına bakacak olursanız Rusya IŞİD’den daha fazla Beşar Esad’a karşı savaşan güçleri vuruyor.
Bu durum Esad’ı bir nebze olsun rahatlattı; daha önce Esad’ın mutlaka gitmesi gereken bazı Batılı ülkeler, şimdi büyük şeytan olarak görülen IŞİD’e karşı onunla geçici de olsa işbirliği yapılabileceğini dile getirmeye başladı.
***
Rusların Suriye’de askeri yığınağa başladığı Eylül ayından bu yana, cephede yaşanan en önemli değişim uçağın düşürülmesini takip eden ortamda, dün meydana geldi.
Esad’a karşı Sünni isyanın başladığı en önemli merkezlerden olan Hums şehrindeki son direnişçi grubu da, BM’nin girişimleriyle silahlarını bırakarak şehri terk ettiler.
Rus desteğinin uzun vadede Esad’ı daha ne kadar iktidarda tutacağını şimdiden söylemek güç, ama kısa vadede bu rahatlamayı siyaseten lehine çevirmek için elinden geleni yapıyor.
***
Tabii Rusya’nın Esad’a verdiği bu destek, kendi Sünni Müslüman nüfusunu da göz önüne alınca Putin açısından uzun vadede ciddi soruna dönüşebilir.
Ama Rusya şu anda her ne kadar Türkiye’ye Suriye hava sahasını girilmez bölgeye çevirmiş, güvenli bölge tezini rafa kaldırtmış olsa da, uzun vadede ciddi bir darbe almış sayılıyor.
ABD Başkanı Barack Obama’nın askeri müdahalelere karşı tutumu nedeniyle Ukrayna krizinde, Kırım’ı ilhakında askeri gücünün zirvelerine tırmanan Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in karizması, caydırıcılığı ciddi zarar gördü.
***
Bir Rus savaş uçağı 1952 Kore savaşından bu yana ilk kez bir NATO üyesi tarafından düşürüldü, o da güneydeki ezeli hasmı Türkiye oldu ve buna doğru dürüst karşılık veremedi.
Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev dün “İstesek savaş ilan ederdik” dedi; kuşkusuz yufka yürekli oluşlarından değil, Türkiye’nin NATO üyesi olması nedeniyle askeri yanıt vermedi Rusya.
Putin’in Türkiye ve Türk halkına laf söylemeyip, öfkesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çıkarmaya çalışması da aslında bu yüzden.
***
Doğrusu NATO’nun üyesi Türkiye’nin arkasında Rusya’ya karşı bu kadar sağlam durmasını da ne Rusya, ne de başkaları bekliyordu.
Bu belki de yıllardır Rusya’nın askeri gücüyle siyasi ve ekonomik kazanımlarına karşı, özellikle Ukrayna krizinde sessiz kalan NATO’nun arayıp da bulamadığı fırsattı.
Amerikan ve Fransız uçak gemilerinden İngiliz, Alman uçaklarına, İtalyan denizaltısından Kanada firkateynine dek NATO Doğu Akdeniz’e yığıldı adeta.
***
Dolayısıyla önce Rusya’nın Suriye yığınağı, sonra uçağının düşürülmesiyle ortaya çıkan durum, aslında NATO’nun Rusya’ya karşı Türkiye’ye desteğini açık şekilde teyit etti.
Rusya buna karşın İran’la bağlarını güçlendirerek, Musul ihtilafı nedeniyle Irak hükümetine açık destek vererek ve PYD’ye yardımda bulunmaya başlayarak yanıt verdi.
Bu arada Esad’ın 2011’de iç savaş çıkmadan önce nüfus kağıdını dahi esirgediği Suriye Kürtleri içinden çıkan, PKK’nın Suriye kolu PYD’ye silah sağladığını uluslararası basına ilan edişine tanık olduk.
***
Evet, 24 Kasım öncesinde Türkiye’nin baskısıyla ABD tarafından neredeyse dışlanmak üzere olan PYD, şimdi sadece ABD’den değil, Rusya ve Esad’tan da destek görüyor.
Bunun ne kadar süreceği belli olmaz. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ABD temaslarını yorumlayan Gönül Tol, Amerikalıların Kürt meselesiyle değil, sadece IŞİD’e karşı ne yapabilecekleriyle ilgilendiğini gayet açık şekilde yazdı.
Rusya gibi Esad’ın yakın müttefiki olan İran bu ortamı hem Suriye toprağındaki askeri varlığını meşrulaştırma, hem de Türkiye’ye rakip olduğu Suriye ve Irak coğrafyalarında yüklenme fırsatı olarak değerlendirdi.
***
ABD bu işten belki de en kârlı çıkan ülke oldu.
Öncelikle, Türkiye’nin Suriye toprağında “güvenli bölge” ya da “IŞİD’ten arınmış bölge” kurma talebine öteden beri gönülsüzdü.
Belki de o yüzden Obama hemen atıldı ve Türkiye’nin Suriye sınırındaki “son şeridi de kapaması” çağrısını kamuoyuyla paylaştı.
Oysa o 98 km’lik şerit, tam da Erdoğan’ın Suriye’ye açılan geçit olmasını istediği kısımdı.
***
İkinci olarak, Obama elini kıpırdatmadan, Putin’in karizmasının NATO karşısında çizilişinin tadını çıkarmaya başladı.
Rusya’nın küresel caydırıcılığı, 24 Kasım sonrasında öncesine göre, ateşlediği onca seyir füzesi ve gemi güvertesinde sergilediği roketatara rağmen daha azdır.
Rusya şakaya gelir bir ülke değildir, ciddi bir güçtür ve bu konuyu kolay unutmayacaktır; ama mevcut durumda ABD ve NATO’yu bu yüzden karşısında almamayı tercih ettiği görülmektedir.
***
Rusya’nın bu yaralı kaplan durumu Türkiye’nin bundan böyle adımlarını çok daha temkinli atması gereğini ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan uçağın düşürülmüş olmasının AK Parti hükümetlerinin, Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin 2011’den bu yana eleştiri konusu olmuş Suriye siyasetinin sonunu getirmekte olduğu da söylenebilir.
Bu durum, belki de Türkiye’nin uzun vadede bu olaydan dolayı en önemli kazancı sayılacaktır.

BASIN AÇIKLAMASI

TARİH:08 Aralık 2015
SAAT:16:54
NO:BA-103 / 15

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi AKAR, 08-09 Aralık 2015 tarihleri arasında Eskişehir ve Konya'da bulunan askeri birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunmaktadır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

GÜNLÜK FAALİYETLER

08 Aralık 2015 tarihinde;
  1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:
    1. Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nda görevli TCG BURAKREİS, Doğu Akdeniz’de karakol icra etmektedir.
    2. Birleşmiş Milletler UNIFIL Deniz Harekâtı’na iştirak eden TCG BOZCAADA, Lübnan açıklarında karakol icra etmektedir.
    3. Birleşik Görev Kuvveti-151 Deniz Haydutluğu ile Mücadele görevine iştirak eden TCG GEMLİK, Aden Körfezi’nde karakol icra etmektedir.
    4. Harekât eğitim faaliyetlerinde toplam 33 gemi seyir icra etmiştir.

  2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı:
    Sekiz adet F-16 uçağı ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir.

  3. Sahil Güvenlik Komutanlığı:
    1. Bir adet Arama Kurtarma gemisi ile Ege’de keşif gözetleme görevi icra edilmektedir.
    2. Üç adet bot ve bir adet mobil radar ile Türkiye-Suriye deniz yan hududunda kontrol görevi icra edilmektedir.
  4. K.K.K.LIĞI HUDUT BİRLİKLERİ TARAFINDAN, HUDUTLARDA YASA DIŞI GEÇMEYE ÇALIŞIRKEN YAKALANAN ŞAHISLAR VE ELE GEÇİRİLEN MALZEMELER
    (08 ARALIK 2015)
    Bölge / Yer Yakalanan Şahıslar ve Ele Geçirilen Malzemeler
    Suriye Sınırı
    Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hudut Birlikleri tarafından, gün içerisinde; Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı geçme teşebbüsünde bulunan 437 kişi ve Türkiye’den Suriye’ye yasa dışı çıkmaya çalışan 89 kişi yakalanmıştır.
    Ayrıcı hudut hattında:
    - bir adet araç,
    - 16 adet ziynet eşyası,
    - 11 adet büyükbaş hayvan ele geçirilmiştir.
    Irak Sınırı
    Irak’dan Türkiye’ye yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan iki kişi yakalanmıştır. Ayrıca hudut hattında:
    - 136 litre akaryakıt,
    - 71.000 paket sigara,
    - altı adet binek hayvanı,
    - 290 kilogram, muhtelif gıda maddesi ele geçirilmiştir.
    Yunanistan Sınırı
    Türkiye’den Yunanistan’a yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 12 kişi yakalanmıştır.
    Kara hudutlarımızdan yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 540; deniz hudutlarımızdan 316, ayrıca Türkiye’de bulunmak için yasal gerekleri taşımayan 465 kişi yakalanmıştır.

ÖNEMLİ YURTİÇİ OLAYLAR

Tarih / Saat
08 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Batman / Sason’da icra edilen operasyonda, arazide ve tespit edilen üç sığınakta; muhtelif cins ve miktarda yaşam malzemesi ile El Yapımı Patlayıcı hazırlamakta kullanılan malzemeler ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
08 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır il merkezinde Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristler tarafından kundaklanma sonucu ateşe verilen iki okul kullanılamaz hale gelmiştir.
Tarih / Saat
08 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Bursa / Yıldırım’da, Bölücü Terör Örgütüne yönelik icra edilen operasyonda; iki adet tabanca, beş adet pompalı tüfek, dokuz adet havai fişek ele geçirilmiş, sekiz kişi göz altına alınmıştır.
Tarih / Saat
08 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Kilis/Elbeyli’de sınırı yasa dışı yollarla geçmeye çalışan, DEAŞ Terör Örgütü mensubu yabancı uyruklu iki şahıs (biri çocuk), yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
08 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Irak Kuzeyi Kandil, Hakurk, Zap ve Avaşin Basyan bölgesinde, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlere ait hedefler, düzenlenen hava harekâtı ile imha edilmiştir.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır/Silvan’da, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerce önceden kara yoluna döşendiği tespit edilen bir adet El Yapımı Patlayıcı imha edilmiştir.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Tunceli’de icra edilen operasyonda, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerce inşa edildiği ve kullanıldığı tespit edilen betonarme silah mevzileri imha edilmiş, yapılan aramada bir adet av tüfeği, 24 adet tabanca mermisi ile muhtelif yiyecek malzemesi ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Mardin/Nusaybin’de, Bölücü Terör Örgütü mensuplarına yardım ve yataklık yaptığı tespit edilen altı iş birlikçinin evlerinde yapılan aramada bir adet Kaleşnikof piyade tüfeği, üç adet Kaleşnikof piyade tüfeği şarjörü, 89 adet Kaleşnikof piyade tüfeği mermisi ve muhtelif örgütsel doküman ele geçirilmiş, olayla ilgili söz konusu iş birlikçi şahıs gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak’ta, Irak kuzeyi barınma alanlarından kaçan sekiz Bölücü Terör Örgütü mensubu terörist, güvenlik güçlerine teslim olmuştur.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Bir acayip durum / Saygı Öztürk

Uça­ğı­nın dü­şü­rül­me­si­ni fır­sa­ta çe­vir­mek is­te­yen Rus­ya, bu­nun­la il­gi­li adım­lar atı­yor. Bir uça­ğı­nı, pi­lo­tu­nu fe­da ede­rek Su­ri­ye­’de önem­li bir yer edi­ni­yor, bu ül­ke top­rak­la­rın­da­ki ha­va ve de­niz üs­le­ri­ni güç­len­di­ri­yor. Ba­zı­la­rı da bu­nu ye­ni gör­me­ye baş­la­dı. Açık­ça­sı, kom­şu­muz Su­ri­ye ile il­gi­li her ge­liş­me, ül­ke­mi­zin aley­hi­ne dö­nü­yor.
Bir za­man­lar ara­mız­da­ki ma­yın­lı tar­la­la­rı ma­yın­dan arın­dı­rıp ta­rı­ma aç­mak is­ter­ken, tel ör­gü­le­ri kal­dır­ma­ya ça­lı­şır­ken, AKP hü­kü­me­ti dö­ne­min­de her şey ter­si­ne dön­dü. Şim­di, 911 ki­lo­met­re­lik sı­nı­rı­mı­za du­var­lar çe­ki­li­yor, hen­dek­ler ka­zı­lı­yor, tel ör­gü­ler yük­se­li­yor, sı­nır boy­la­rın­da­ki as­ker sa­yı­mı­zı gi­de­rek ar­tı­rı­yo­ruz. Hü­kü­met yet­ki­li­le­ri bu­nu da bü­yük bir övünç­le an­la­tı­yor.

YER­LEŞ­MEK İÇİN OR­TAM

Tür­ki­ye, Rus­ya­’nın uça­ğı­nı dü­şür­dü ama bu em­ri ve­ren­le­rin de ge­liş­me­ler ko­nu­sun­da ka­fa­sı ka­rı­şık. Uça­ğın ikaz­la­rı hiç duy­ma­ma­sı, 243.0 fre­kan­sı­nın kul­la­nıl­dı­ğı “a­ci­l” ka­nal­da ika­zın di­ğer ül­ke pi­lot­la­rı ta­ra­fın­dan du­yul­ma­sı­na rağ­men Rus pi­lot­la­rı­nın duy­ma­ma­sı­nı bir de şöy­le yo­rum­la­yan­lar var:

- Rus­ya, bir uça­ğı­nı fe­da ede­rek S-400 fü­ze­le­ri­nin Su­ri­ye­’ye ge­ti­ril­me­si­nin, Su­ri­ye­’ye gi­de­cek yar­dım kon­voy­la­rı­nın vu­rul­ma­sı­nın yo­lu­nu aç­tı.

- Pi­lot uya­rıl­ma­dı­ğı ko­nu­sun­da ıs­rar­lı. Eğer uça­ğın ha­ri­ta­sı yan­lış yük­len­miş ve tel­siz fre­kan­sı fark­lı bağ­lan­mış­sa o za­man, Tür­ki­ye­’ye gir­me­di­ği­ni dü­şü­ne­cek ve hiç­bir uya­rı duy­ma­ya­cak­tır. Bun­lar bi­linç­li ola­rak ya­pıl­mış ola­bi­lir.

- Böl­ge­de­ki Rus Ha­va Ha­re­kât Mer­ke­zi­’nin de, Rus uça­ğı­na, Tür­ki­ye ha­va sa­ha­sı­na gir­di­ğin­de ve Türk uça­ğı­nın ken­di­si­ne yak­laş­tı­ğın­da ikaz et­me­si ge­re­kir­di. Bu bi­le­rek ya­pıl­ma­mış ola­bi­lir.

- Ga­rip olan baş­ka bir du­rum da, Türk uça­ğı­nın ra­da­rı­nın ki­lit­len­me­sin­den son­ra Rus uça­ğı­nın hiç­bir kaç­ma ma­nev­ra­sı yap­ma­ma­sıy­dı.

RUS­YA UÇA­ĞI­MI­ZI DÜ­ŞÜR­DÜ

1976 yı­lı­nın 24 Ağus­to­s’­uy­du. 8’in­ci Ana Jet Üs Ko­mu­tan­lı­ğı 184’ün­cü Fi­lo Ko­mu­tan­lı­ğı­’na ait iki RF-5A uçak­la­rı Üs­teğ­men­ler Sa­hir Be­ce­ren ve Hik­met Bo­ğa­tır li­der­li­ğin­de ha­va sa­vun­ma tat­bi­ka­tı kap­sa­mın­da “he­def uça­k” için sa­at 09.12’de kal­kış yap­tı. Muş-Ağ­rı-Si­irt-Di­yar­ba­kır nok­ta­la­rın­dan olu­şan uçuş ko­lu­nun, Muş nok­ta­sı­nın ar­dın­dan Ağ­rı ro­ta­sı­na dö­nen uçak­lar, ro­ta­yı tek­nik ba­zı prob­lem­ler ne­de­niy­le ta­kip ede­me­di.
Son­ra­sın­da hu­dut ih­la­lin­de bu­lu­nan iki nu­ma­ra­lı uçak 09.55’te Rus­ya ta­ra­fın­dan atı­lan dört adet fü­ze ile vu­rul­du. Pi­lot, olay anın­da şid­det­li bir pat­la­ma duy­muş, uça­ğın tüm ikaz lam­ba­la­rı yan­mış ve löv­ye­si bo­şal­mış­tı. Pi­lot, li­der­den al­dı­ğı ta­li­mat­la uçak­tan at­la­dı. Uçak Iğ­dı­r’­ın 7 km. gü­ne­yi­ne dü­şe­rek ta­ma­men ha­sa­ra uğ­ra­dı. Ka­za böl­ge­sin­de ya­pı­lan in­ce­le­me­de ra­dar kon­tro­lün­de olan ko­lun 1-1,5 km. hu­dut ih­la­lin­de bu­lun­du­ğu, kı­rı­ma uğ­ra­yan uça­ğın, fü­ze par­ça­la­rı­nın 7-8 km ile­ri­si­ne düş­tü­ğü an­la­şıl­dı.
Ya­ni, Rus ma­kam­la­rı uçak­la­rı­nın vu­rul­ma­sıy­la ye­ri gö­ğü in­le­ti­yor­lar ama geç­miş­le­rin­de uça­ğı­mı­zı dü­şür­dük­le­ri­ni de ha­tır­la­ma­la­rı ge­re­ki­yor. Ay­rı­ca pi­lot­la­rı­nın Tür­ki­ye top­ra­ğı­nı geç­ti­ği ko­nu­sun­da uya­rı­la­rı ni­çin duy­ma­dı­ğı­na, uya­rı­la­ra rağ­men kaç­ma­dı­ğı­na da açık­lık ge­tir­me­li.

“HA­Dİ AS­LAN­LA­RIM, HA­Dİ KOÇ­LA­RI­M”

Gü­ney­do­ğu­’nun il­çe­le­rin­de kol­luk güç­le­ri can kay­bı ol­ma­ma­sı için ala­bil­di­ği­ne dik­kat­li dav­ra­nı­yor. Kol­lu­ğun gi­re­me­di­ği yer­de şüp­he­li­le­rin ya­ka­lan­ma­la­rı, tu­tuk­lan­ma­la­rı müm­kün ol­mu­yor. Cum­hu­ri­yet sav­cı­lık­la­rı­nın ifa­de­si­ne baş­vur­mak is­te­dik­le­ri ki­şi­le­re teb­li­gat ya­pı­la­mı­yor.
Suç­lu­la­rın kol gez­di­ği, dev­le­te mey­dan oku­du­ğu yer­le­rin bu ha­le gel­me­si­nin so­rum­lu­su hü­kü­met­tir. Şim­di gü­ven­lik­le il­gi­li bi­rik­miş bu ağır yü­kü po­li­sin, jan­dar­ma­nın üze­ri­ne bı­rak­mış du­rum­da­lar. Gü­ney­do­ğu il­çe­le­ri­ne özel ha­re­kat tim­le­ri gön­de­ri­li­yor. Ama bu in­san­la­rın ya­tı­rı­la­bi­le­ce­ği yer bi­le yok. “Ha­di as­lan­la­rım, ha­di koç­la­rı­m” di­yor­lar de­me­si­ne ama on­la­rın bir da­yan­ma gü­cü var. Ge­ri­lim­li bir or­tam­da, kı­şın so­ğu­ğun­da po­lis­le­ri­mi­zin zor ko­şul­lar al­tın­da gö­rev yap­tı­ğı­nı, teç­hi­za­tı­nın bi­le uy­gun ol­ma­dı­ğı­nı ek­le­ye­lim.

GEL­DİK­LE­Rİ Gİ­Bİ HE­MEN GÖN­DE­Rİ­Lİ­YOR­LAR

Jan­dar­ma özel ha­re­kat tim­le­ri­nin du­ru­mu da po­lis­ten çok fark­lı de­ğil. Gü­ney­do­ğu­’da gö­rev sü­re­si do­lan jan­dar­ma Ba­tı il­le­ri­ne ta­yin edi­li­yor. Ama siz öy­le sa­nın. Ba­kı­yor­su­nuz, Şır­na­k’­tan ge­len jan­dar­ma, Ba­tı­da’­ki bir­li­ğin­de gö­re­ve baş­la­dık­tan üç gün son­ra yi­ne Gü­ney­do­ğu­’ya gön­de­ri­li­yor. Ni­çin, ör­ne­ğin ye­ni gö­rev­len­di­ril­di­ği İs­tan­bu­l’­da­ki bir­li­ği, ge­çi­ci ola­rak Gü­ney­do­ğu­’da bu­lu­nu­yor da on­dan.
“Ge­çi­ci gö­re­v” de­ni­lin­ce bu­nun 10-15 gün ya da bi­le­me­di­niz en faz­la bir-iki ay ola­bi­le­ce­ği­ni dü­şü­nür­sü­nüz. Hiç de öy­le de­ğil. Ka­rar­ga­hı Ba­tı­’da olan ba­zı bir­lik­ler 7-8 ay­dır ge­çi­ci gö­rev­le Gü­ney­do­ğu il­le­rin­de gö­rev ya­pı­yor­lar. Ya­ni, Gü­ney­do­ğu­’da jan­dar­ma­nın nor­mal gö­rev sü­re­si­ni dol­dur­ma­sıy­la iş bit­mi­yor. Gü­ney­do­ğu­’dan sağ-sa­lim dö­nü­yor ama he­men ye­ni bir­li­ği­nin ya­nı­na yi­ne Gü­ney­do­ğu­’ya gön­de­ri­li­yor.
Jan­dar­ma­da iş­ler bu ka­dar mı plan­sız, prog­ram­sız yü­rü­yor?

Akdeniz savaş gemisiyle doldu!

Akdeniz savaş gemisiyle doldu!

Suriye’de yaşanan savaşın uluslararası kriz haline gelmesi, Akdeniz’in savaş gemisi dolmasına neden oldu.

Rusya'nın yeni gemilerini Akdeniz'e göndermesinin ardından Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da teyakkuz duruma geçti.

Doğu Akdeniz'de Türkiye dahil 12 ülkeden 36 gemi dolaşırken Türk Donanması çevre limanlarda da 14 muharip, 14 lojistik destek gemisi ile tedbirlerini artırdı. Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'ndan herhangi bir savaş gemisinin bölgeye gitme süresi ise sadece 18 saat sürüyor.

En sıcak günler


Suriye'ye destek vermek için Karadeniz donanmasının önemli kısmını ve uçak gemisi avcısı olarak bilinen RFS Moskva adlı savaş fırkateynini Doğu Akdeniz'e gönderen Rusya, bölgede tarihin en sıcak günlerinin yaşanmasına neden oluyor. Rusya'nın, Suriye'deki Lazkiye hava üssü ve Tartus deniz üssünde 10 tanesi muharip (3 korvet, 2 fırkateyn, 2 muhrip, 2 denizaltı, 1 istihbarat gemisi), 3 tanesi lojistik destek gemisi olmak üzere 13 savaş unsuru bölgede. Sürekli değişim yapan Rus savaş gemileri, Karadeniz'den Türk boğazları yoluyla bölgeye geliyor.


ABD'nin 9 gemisi var

ABD'nin ise USS Roosevelt uçak gemisi ve USS Donald Cook adlı modern destroyeri ile toplam 9 (3 fırkateyn, 2 destroyer, 1 elektronik harp gemisi, 1 istihbarat gemisi ve 1 hava savunma) muharip gemisi var. NATO üyesi Fransa'nın Doğu Akdeniz'de Charles de Gaulle adlı uçak gemisinin yanı sıra 2 fırkateyni, bir denizaltısı bulunuyor. Bölgede ayrıca İtalya'nın 2 (1 fırkateyn ve 1 denizaltı), İngiltere, Kanada, İspanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan ve Hollanda'nın ise birer savaş gemisi seyir halinde.

Aylarca karakol görevi yapabilecek savaş gemisi bulunduran Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 20 muharip, 14 lojistik destek gemisi ile bölgede tedbirleri artırdı. Aksaz Deniz Üssü, Mersin Limanı ve Mağusa Limanı'nı kullanarak pek çok savaş gemisini görevlendiren Deniz Kuvvetleri, deniz karakol uçaklarıyla da hava sahasında devriye uçuşu yapıyor.

Burakreis denizaltısı

III. Muhrip Filotillası'ndan uzun menzilli füze sistemlerine sahip 138 metre uzunluğundaki TCG Gökçeada fırkateyni, yüksek süratli TCG Atak hücumbotu ve donanmanın en modern denizaltısı TCG Burakreis öncülüğünde en az 6 gemi bölgede karakol nöbeti tutuyor. Çağın en modern savaş gemilerinden olan fırkateyn, korvet ve hücumbotlar devriye gezerken, TCG Burakreis diğer denizaltıları dinleyerek su üstü gemilerini koruyor.

Uzun mesafeleri kısa sürede kat edecek hıza sahip hücumbot TCG Atak, etkin savunma sistemi ile bölgedeki Türk gücünü artırırken, yüksek manevra kabiliyetine sahip korvet ise fırkateynin en büyük destekçisi. Bu gemilere su, akaryakıt ve yiyecek desteği veren lojistik gemisi de Doğu Akdeniz'de sürekli görev yapıyor. Ayrıca Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'ndan herhangi bir savaş gemisinin bölgeye gitme süresi sadece 18 saat.

Bizim kontrolümüzde

Doğu Akdeniz'in hava sahası da Dalaman'daki Deniz Hava Üssü'nden kalkan uçaklar tarafından denetleniyor. Deniz karakol uçakları belirli aralıklarla gemilerimizin çevresinde dolaşarak diğer ülkelerin hareketlerini takip ediyor. CN 235 tipi deniz karakol uçakları gelişmiş sonar ve radarlarıyla denizi tararken, fırkateyn üzerinde de bir Sea Hawk helikopter bulunuyor.

Tatbikata katılan gemiler Akdeniz'de


Bölgedeki sıcak gelişmeler nedeniyle 28 Kasım'da NATO üyesi Türkiye, İspanya ve Kanada'nın katılımıyla bir eğitim tatbikatı düzenlendi.

'Doğu Akdeniz'de İttifak Dayanışması' adlı tatbikata NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 unsurlarından Kanada Deniz Kuvvetleri'ne ait HMCS Winnipeg fırkateyni, İspanya Deniz Kuvvetleri'nin SPS Blas De Lez, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan TCG Gökçeada fırkateyni ile TCG Atak hücumbotu katıldı.

Kıbrıs Adası'nın güneyinde gerçekleşen tatbikatta NATO üyesi Deniz Kuvvetleri unsurları arasındaki iş birliği kanıtlandı. Tatbikata katılan gemiler halen Akdeniz'de.

ABD'den Türkiye'ye akıllı bombaya vize!

ABD'nin Türkiye'ye akıllı bomba satışını onayladığı öğrenildi.

ABD yönetiminden Türkiye'nin desteklenmesinin, ABD'nin ulusal çıkarları bakımından hayati önem taşıdığı kaydedildi. ABD yönetimi akıllı bomba için kararını duyurdu.

Söz konusu açıklamada uçaklardan atılan akıllı bomba satışının onayladığı bildirildi. İlk hamlede bin kadar akıllı bomba, Türkiye'ye teslim edilecek.


ABD yönetimi yaptığı açıklamada güçlü ve hazır bir savunma kabiliyeti oluşturması ve korunması için NATO müttefiki olan Türkiye'nin desteklenmesinin, ABD'nin ulusal çıkarları bakımından hayati önem taşıdığı kaydedildi.

8 Aralık 2015 Salı

İkametgâh Silivri- Suç Darbe / Mehmet Baransu


GÜLTEKİN AVCI: Eski savcı, köşe yazarı, gazeteci. İkametgâh Silivri. Suçu, iki köşe yazısı ile hükümeti yıkmaya teşebbüs, darbe girişimi. Örgüt yöneticisi mi, örgüt üyesi mi olacağı konusunda henüz savcılarca karar verilmedi. Gelecek talimata göre karar verilecek.

HİDAYET KARACA: Tv yöneticisi, gazeteci. Bir dizi senaryosuyla hükümeti yıkmaya teşebbüs, darbe suçlamasıyla tutuklu. İkametgâh Silivri. Örgüt yöneticisi denildi, tenzili rütbe ile örgüt üyesi yapıldı.
CEVHERİ GÜVEN- MURAT ÇAPAN: Gazeteciler. Nokta Dergisi’nin bir kapağı ile hükümeti devirmeye teşebbüsten suçlanıyorlar. İkametgâh Silivri.

CAN DÜNDAR- ERDEM GÜL: Gazeteciler. MİT tırları haberi ile casusluk, gizli belge temin etme, ifşa, açıklama, hükümeti devirmeye teşebbüs iddiasıyla tutuklandılar. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. İstemeden örgüte yardımla suçlanıyorlar. İkametgâh Silivri. Ve… 27 ayrı gazeteci, çeşitli nedenlerle Türkiye’nin değişik cezaevlerinde tutuklular.
VE BEN…

MEHMET BARANSU: Gazeteci, 2003 yılında tüm Türkiye’nin haberdar olduğu ancak yazmaya cesaret edemediği 1. Ordu Komutanlığı’ndaki darbe toplantısını haber yaptı. 10 ay önce tutuklandı. Gerekçe; Gizli belgeleri temin etme, ifşa. Balyoz’a “kumpas, sahte belge” diyenler, gizli belge temininden kendisini tutukladılar.İkametgâh Silivri.
Kansere neden olan GDO’lu pirinç haberi yaptı. Suçlular birkaç ay önce oy birliği ile 7 yıl hapis cezası aldı. İnsanların sağlığı ile oynayan kişilerin AKP’ye yakın işadamı olması nedeni ile darbeye teşebbüsten yargılanıyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.
Bu dosyada “üretilmiş sahte belgeler” tespit edildi. BARANSU ve avukatları bunları önümüzdeki duruşmada açıklayacaklar. UMUT ORAN bu davayı yakından takip ederse “Sümeyye Erdoğan’a suikast” yalanının izini bulabilir.
MİT’in, Deniz Baykal, CHP’li vekiller, MHP’li işadamlarını fişlemesi haberini yaptı. MİT, “bu bizim görevimiz” diyerek dava açtı. BARANSU 52 yıl ile yargılanıyor.
Kamuoyunun 10 yıldır bildiği, gazetelere, kitaplara konu olan MGK belgesini yayınladı. Gizli belge temin etme, ifşa suçlaması ile 52 yıl hapsi isteniyor.
Uludere ‘de 34 vatandaşımız bombalandı. BARANSU haber yaptı. Olayda sorumluluğu olanları haber yaptı diye 30 yıl hapsi isteniyor. 34 kişiyi öldürenlerin dosyası ise devlet eli ile kapatıldı.
Uzatmayayım… Bu ve buna benzer 50’ye yakın davam var. Hepsinin konusu gazetede yaptığım haberler.
***
“Recep Tayyip Erdoğan’ı, Abdullah Gül’ü, AKP’li Belediye Başkanlarını ben tutuklayacağım. 250 bin kişiyi statlara toplayacağız. Sorgulayacağız. Sivil cezaevleri yetmez ise kışlaları cezaevi yapacağız. İstanbul’un üzerine çökeceğiz. Liderleri bir gecede toplayacağız, Milli Mutabakat Hükümeti kuracağız. Yunanistan tali konu. Toplantının amacı bu, arkadaşlar. İstanbul’dan sonra Türkiye’nin yönetimini alacağız…”

Bu ve buna benzer konuşmaların planların yapıldığı, davaya dönüşen olay sonucu ne mi oldu? “Kumpas” denilerek, mahkemece “Asker işini yapmış, bunlar darbe toplantısı değil, sınırı biraz aşmışlar o kadar da olur” denilerek dava kapatıldı.
Bu kadar aleni planlardan birileri utanmış olacak ki 7 kişi ile ilgili mahkeme kararına itiraz ettiler. Bu 7 kişi Balyoz’ da darbe planladılar.
Gazeteciye haberden dolayı darbe davası açıldığı, darbecilerin aklandığı bir dönemde, darbe iddiası hiç bu kadar ayağı düşmemişti. Darbenin de içi boşaltıldı. Sıfırlandı.
Darbeciler dışarıda, gazeteciler Silivri’de Yaşar Büyükanıt’ı ifadeye çağırarak yorulmayın. Muhtıra haberini yazan gazetecileri darbeden tutuklayın. Olsun bitsin.

Türkiye Irak’ta üçüncü büyük yabancı askeri güç / Metin Gurcan

24 Kasım’da bir Rus SU-24’nün Türk F-16’ları tarafından sınır ihlali gerekçesi ile düşürülmesinden sonra gelişen olaylar Türkiye’nin Suriye’de karada ve havadaki güç mücadelesinde elinin giderek zayıfladığını gösteriyor. Tam da Türkiye’nin Suriye’de yaşadığı bu geri çekilmenin olası sonuçlarına kafa yorarken Türkiye’nin 4 Aralık gecesi Musul’un 20 kilometre kuzeyindeki Başika bölgesine yaptığı askeri sevkiyat gündeme düştü.
 
Türkiye Musul’un 20 kilometre kuzeyindeki Başika eğitim kampını sabit askeri üsse dönüştürüyor. Irak’a askeri sevkiyat önümüzdeki günlerde de sürecek gibi. 
 


Başbakan Ahmet Davutoğlu özel kuvvetlerin yaklaşık 80 personelle bir buçuk seneyi aşkın süredir bölgedeki Peşmerge, Türkmen ve Sünni Araplara askeri eğitim verdiği bu kampa yönelik sevkiyatı IŞİD’le mücadele kapsamında “rutin bir askeri takviye” faaliyeti olarak değerlendirdi. Ancak sevkiyattaki birliğin cinsi ve Ankara kulislerinde dile getirilen sevkiyatın devam edeceği konusundaki görüşler “rutin takviyenin” ötesinde bir şeyler olduğunu gösteriyor.

Öncelikle kampa gönderilen takviye birliği Siirt Üçüncü Komando Tugayı’ndan 400 personelli bir komando taburu ve bu unsura takviye olarak 25 adet M60 A3 tankı. Bu takviye ile Başika’daki Türk askeri sayısı 600’e çıkmış oluyor. Henüz bu birliğin bölgesinde taaruzi bir harekat için yeterli bir operasyonel güç olduğunu söylemek zor. Ancak eski Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun Kasım başındaki Kuzey Irak ziyareti ile son şekli verilen ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin onayı ile gerçekleşen bu takviyeyle Türkiye’nin Başika geçici eğitim kampını artık kalıcı bir askeri üsse çevirdiğini söylemek mümkün. Türkiye’nin Kuzey Irak’ta Bamarni’de bir tank taburu, Amedyah ve Suri’de bu tank taburunun unsurları, yine Kuzey Irak’ta sınıra yakın Kanimasi’de ise PKK’nın sınır geçişlerini önlemeye yönelik bir komando taburu mevcut. Erbil, Zaho, Dohuk, Batufa, Süleymaniye ve Amadiye gibi yerleşim merkezlerinde de irtibat timi olarak görev yapan 130 kadar Türk Özel Kuvveti (Bordo Bereli) bulunuyor. Bu son takviye ile Türkiye Irak’taki üniformalı asker sayısını yaklaşık üç bine çıkarmış oldu. Bu rakam, Türkiye’nin İran ve ABD’den sonra Irak’ta en çok asker bulunduran üçüncü yabancı ülke olduğu anlamına geliyor.

Ankara kulislerinde dolaşan bilgilere göre Türkiye’nin Irak içine (özellikle Musul’un kuzeyi) yönelik askeri sevkiyatı devam edecek. İlk başta gönderilecek partide öncelikle 40 kilometre menzil içinde çabuk ve sıhhatli görmeyerek ateş toplamaları yapabilen Fırtına Obüs bataryaları, kara gözetleme radarları, tanklar ve geliştirilmiş zırhlı personel taşıyıcıları yer alacak.

Başika ve Erbil’deki eğitimlerde ise Peşmerge, Türkmen ve Sünni Araplara üç hafta süreyle temel düzeyde meskun mahallerde muharebe, el yapımı patlayıcı (EYP) ve EYP ile mücadele, tanksavar, ağır makineli tüfek, havan, TOW ve MILAN nişancılığı, ileri gözetleyicilik ve ilk yardım eğitimleri veriliyor. Eğitimi tamamlayan siviller daha sonra olası bir harekatta çağrılmak şartıyla evlerine geri gönderiliyor.

Sevkiyat ile ilgili en sert tepki Bağdat’tan geldi. Bağdat yönetimi, bu sevkiyatı “egemenlik ihlali” olarak niteledi. Irak Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni çağırarak “Türkiye’nin ivedilikle bu işgale son vermesi” gerektiğini söyledi. ABD ise “Askeri takviyeden bilgimiz var ancak bu hareketliliği IŞİD karşıtı koalisyonun faaliyeti şeklinde tanımlanmak hata olur” açıklamasını yaptı. Açıklamada olayın IŞİD’le mücadele gayretlerini etkilememesi gerektiği vurgulandı.Sevkiyat hakkındaki tepkileri merak edilen asıl taraflar Tahran ve Moskova’dan ise henüz ses çıkmadı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu bugün Irak Başbakanı Haydar El Abadi’ye bir mektup göndererek, geçtiğimiz Mart’tan bu yana uygulanmakta olan eğitim programı ve burada bulunan Türk kuvvetlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeler hakkında bilgi verdi.

Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Başbakan Davutoğlu mektubunda, Irak'ın tüm ülkelerce saygı gösterilmesi gerektiğine inanılan egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda en hassas ülkelerden olan Türkiye’nin bunu yıpratacak herhangi bir adım atmayacağını ifade etti. Mektupta Irak hükümetinin hassasiyetleri giderilinceye kadar Türkiye’nin Başika’ya kuvvet intikali gerçekleştirmeyeceği de belirtildi.
Kasım başında son şekli verilen bu sevkiyatın 24 Kasım’da Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan Türkiye-Rusya gerginliğine rağmen iptal edilmeyerek veya ertelenmeyerek yapılmış olması, Türkiye’nin sevkiyata verdiği önemi göstermesi açısından not edilmeli.

Al-Monitor’un Ankara’daki güvenlik çevreleri ile yaptığı görüşmelerden Türkiye’nin Irak topraklarına yönelik gelecekte de sürmesi kuvvetle muhtemel bu askeri sevkiyatlarla bir taşla üç kuş vurmayı amaçladığını söylemek mümkün:
  • İlk beklenti bu sevkiyatla Irak’ta giderek kendisini hissettirmeye başlayan Rusya liderliğindeki Iraklı Şiilerin ve İran’ın oluşturduğu IŞİD karşıtı güç ittifakını dengelemek. Türkiye bunun için de Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve başta Musul’daki Nuceyfi aşireti olmak üzere Iraklı Sünni Arapları yanına çekerek Irak’taki Şii gücüne yönelik bir dengeleme yapmak istiyor. Bunun için de Suriye’deki gibi geç tepki vererek oyun dışında kalıp bir ‘oldu bitti’ ile karşılaşmamak istiyor. Bu nedenle sahada olmak ve Musul ile Erbil’i önemsediğini Irak’ta çıkarı olan herkese hissettirmek istiyor.
  • Ankara, Musul’u şu an kontrol eden IŞİD’in şehir içinde militan sayısını son günlerde azalttığına, şehri kontrol etmekte güçlük çektiğine ve Musul içinde IŞİD’e karşı bir Sünni başkaldırısı olabileceğine dair güçlü emareler olduğuna inanıyor. Musul’un kuzey-kuzeydoğu hattında bir askeri güvenlik bölgesi oluşturarak hem Kürt bölgesini hem de Türkmenleri IŞİD saldırılarına karşı korumak istiyor. Ayrıca IŞİD-sonrası dönemde Musul’un geleceği konusunda da masadaki ana aktörlerden biri olmak istiyor.
  • Türkiye PKK’nın hem Irak hem de Suriye’deki kazanımlarından aşırı derecede rahatsız. Türkiye, Suriye’deki PYD güçleri ile Irak’taki PKK güçleri arasında köprü vazifesi gören Şengal bölgesini güneyden domine eden bu bölgeyi askeri anlamda elinde tutarak Irak’taki PKK’nın Suriye’deki PYD ile öncelikle bağını zayıflatmak hatta imkan bulabilirse bu bağı kopartmak istiyor.
Acaba bu gelişmeler bu güne kadar Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olan ve bu prensibe göre Irak politikasını şekillendiren Ankara’nın bu politikasından vaz geçtiği anlamına mı geliyor? Şimdilik bu soruya kesin bir ‘Evet’ cevabı vermek zor. Ama Ankara’da ‘Irak’ta doğru dürüst işleyen merkezi bir yönetim yok. Irak’ta PKK ve Şiiler kontrolsüz şekilde güç kazanıyor’ görüşünün giderek ağırlık kazandığını söylemek mümkün.

Örneğin, Suriye ve Irak’ta her aktörün kendi ‘butik güç merkezini’ kurmakta olduğunu gören Türkiye için en iyi senaryo şu olur:
  • Bağdat’ın merkeze çekim gücünün giderek zayıfladığı Irak’ta merkeze aşırı gevşek bağlarla bağlı Musul merkezli bir ‘Sunni-istan özerk yönetimi’nin oluşması
  • Bu özerk Irak Sünni-istan’ına öncelikle Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin sonra da Suriye’deki Sünni yapıların yaklaştırılması ve bu üç aktör arasındaki ilişkilerin Türk ordusunun güvenlik şemsiyesi altında ekonomik-kültürel karşılıklı bağımlılıkla pekiştirilmesi
  • Türkiye’nin bu üç aktörlü yapının bölgesel hamisi olması.
Bu hayali senaryo gerçekleşir mi bilemem ama görünen o ki 24 Kasım’da Rus uçağının düşürülmesinden sonra Suriye ve Irak’ta beklentileri olan tüm aktörler IŞİD’le mücadeleye odaklanmak yerine IŞİD-sonrası bölgesel güç mücadelesine odaklanmaya başladı. ‘IŞİD’i boşver, IŞİD sonrasına odaklan’ olarak özetlenebilecek bu yaklaşımların ağırlık kazanmaya başladığı Suriye ve Irak’taki güç mücadelesinde de ABD, Rusya, Türkiye ve İran’ın dış politika tercihleri ve sahadaki hamleleri kritik önemde olacak. İşte tam da bu noktada Irak ve Suriye’de hayalleri ile sahadaki gerçeklik arasında en çok sıkışmış görünen aktör olan Ankara sahada yeni gerçeklikler yaratarak bu sıkışmışlığı aşma çabasında.

Rakamlarla Suriye sınır güvenliğimiz

Rakamlarla Suriye sınır güvenliğimiz
 
Türk Silahlı Kuvvetleri, 911 kilometre uzunluğundaki Suriye sınırına 23 kilometre modüler beton duvar, 108 kilometre kafes tel/fens teli, 386 kilometre hendek, 80 kilometre toprak set, 423 kilometrelik bölümde sınır aydrınlatması ve 1450 kilometre hudut devriye yolu ıslah edildiği bilgisini paylaştı. Ayrıca hudut hattında 4 Hudut Alayı, 12 Hudut Taburu, 37 Hudut Bölüğü, 139 Hudut Karakolu'nun görev yaptığı ve Söz konusu birliklerde takviyeler ile birlikte görev yapan personel miktarının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda hudutlarda görev yapan personelin yaklaşık yüzde 30'na tekabül ettiği belirtildi. Suriye sınırı fiziki güvenlik sistemi güçlendirme çalışmalarına yaklaşık 300 milyon Türk Lirası kaynak harcandığı belirtildi.

SINIRDAKİ BİRLİKLERE TAKVİYELER YAPILDI
911 kilometre uzunluğundaki Suriye hududunun 90 kilometresini Asi ve Dicle nehirleri, 657 kilometresi mayınlı saha, 380 kilometresini demiryolu, 54 kilometresini ormanlık alan teşkil ediyor. Hudut hattında; 4 Hudut Alayı, 12 Hudut Taburu, 37 Hudut Bölüğü, 139 Hudut Karakolu görev yaptığı belirtildi. Birliklerde takviyeler ile birlikte görev yapan personel miktarı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda hudutlarda görev yapan personelin yaklaşık yüzde 30'na tekabül ettiği belirtildi. Sınır güvenliğinin sağlanması için sınır hattındaki birlikler; muharebe, muharebe destek ve muharebe hizmet destek birlikleri ile takviye edildi. Bu kapsamda, Mobil Keşif Gözetleme Sistemi, Tank, ZMA, ZPT gibi araçlardaki gece görüş imkanlarından yararlanmak üzere sınır hattı bu araçlarla takviye edildi.


SINIR GÜVENLİĞİ İÇİN YAKLAŞIK 300 MİLYON TÜRK LİRASI KAYNAK HARCANDI
2012 yılından bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri'nin imkanları ve mülki makamların desteği ile Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi'nin güçlendirilmesi kapsamında, yasa dışı geçişlerin gerçekleşebileceği bölgelerde öncelik olmak üzere; 23 kilometre modüler beton duvar, 108 kilometre kafes tel/fens teli, 386 kilometre hendek, 80 kilometre toprak set, 423 kilometrelik bölümde hudut aydınlatması yapıldı ve 1450 kilometre hudut devriye yolu ıslah edildi. Suriye sınırı fiziki güvenlik sistemi güçlendirme çalışmalarına yaklaşık 300 milyon Türk Lirası kaynak harcandı.

168 KİLOMETRE MODÜLER BETON DUVAR İNŞASI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Suriye sınırında uzun vadeli kalıcı bir sistem tesis edilmesi maksadıyla, güçlü bir engel sistemine dayanan, teknoloji ağırlıklı, personel tasarrufuna olanak veren Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi Projesi geliştirildi. Proje'nin gerçekleştirilmesine ilişkin çalışmalar Milli Savunma Bakanlığı koordinatörlüğünde devam ettiği öğrenildi. Proje'nin inşası uzun zaman alacağı belirtildiğinden yasa dışı geçiş ve kaçakçılık faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelere yönelik acil ihtiyaçlar kapsamında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile koordineli olarak, Milli Savunma Bakanlığı ve Valilikler tarafından 168 kilometre modüler beton duvar inşası çalışmaları devam ettiği öğrenildi.

SON 5 YILDA 60 BİN 67 HUDUT OLAYI MEYDANA GELDİ
Son 5 yılda 60 bin 67 hudut olayı meydana geldi. Aynı döneme ait veriler incelendiğinde; alınan askeri tedbirler neticesinde yakalanan şahıs sayısında yaklaşık 2 kat artış olduğu ve günde 400-500 kişiye ulaştığı belirtildi. 2015 yılı başlangıcından bugüne kadar yabancı terörist savaşçı olabilecek 54 farklı uyruklu 909 şahıs yakalandı.

SINIRDAKİ KAÇAKÇILIK OLAYLARI
Son 5 yılda meydana gelen hudut olaylarında yaklaşık; 6 bin üzerinde muhtelif silah, 5,5 milyon litre akaryakıt, 4 ton esrar, 1,6 milyon adet uyuşturucu hap ve 22 milyon paket sigara ele geçirildi. Alınan etkin tedbirler sonucu yurda sokulmaya çalışılan silah sayısında ise ciddi bir azalma meydana geldiği belirtildi. Akaryakıt kaçakçılığı teşebbüsleri çeşitli yöntemler (katır sırtında, Asi nehri üzerinden sal, bidon vb.) kullanılarak gerçekleştirildiği ve 2011 yılından bugüne kadar 5 milyon 516 bin 460 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği açıklandı. Akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede alınan etkin tedbirler neticesinde akaryakıt kaçakçıları tarafından kaçakçılık yöntemi değiştirildiği ve önce boru ile bilahare alınan tedbirler neticesinde Köstebek adı verilen makinalarla yerin 5-10 m altından boru döşemek suretiyle bu faaliyetlerine devam edildiği öğrenildi. Bu konuda da alınan tedbirler neticesinde 2014 yılından itibaren 387 kilometre akaryakıt nakil borusu tespit edilerek imha edildi. Suriye sınırında 2014 yılında ele geçirilen akaryakıt 3 milyon 201 bin 291 litre iken 2015 yılı ilk 11 ayında bu miktar sadece 29 bin 369 litre olarak gerçekleştiği açıklandı.

ELE GEÇEN UYUŞTURUCU MADDE MİKTARINDA 2 KAT ARTIŞ
Ele geçen uyuşturucu madde miktarında 2 kat artış olduğu öğrenildi. Ele geçen sigarada yaklaşık 1,5 kat artış olduğu tespit edildi. Suriye hudut hattında meydana gelen kaçakçılık, yasa dışı geçiş olayları ve çatışmalarda; Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden 8'i şehit oldu, 103'ü yaralandı, 8 Türk ile 22 Suriye vatandaşı olmak üzere toplam 30 sivil vefat ederken 57 Türk ile 59 Suriye vatandaşı olmak üzere toplam 116 sivil ise yaralandı. Kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Suriye sınırında meydana gelen tüm olaylar yakından takip edildiği, yapılan durum muhakemeleri sonucunda sınır güvenliği faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması kapsamındaki çalışmalara ağırlık verildiği, gerekli tedbirler alınmakta ve alınan tedbirler kesintisiz uygulanmaya devam edildiği belirtildi.

GÜNLÜK FAALİYETLER

07 Aralık 2015 tarihinde;
  1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:
    1. NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’de görevli TCG SOKULLU MEHMET PAŞA Tuzla’ya, TCG AKÇAKOCA Erdek’e intikal etmiştir.
    2. Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nda görevli TCG BURAKREİS, Doğu Akdeniz’de karakol icra etmektedir.
    3. Bir Deniz Karakol Uçağı, Doğu Akdeniz uluslararası hava sahasında NATO’nun Etkin Çaba Harekâtı’na direkt destek keşif gözetleme uçuşu icra etmiştir.
    4. Birleşik Görev Kuvveti-151 Deniz Haydutluğu ile Mücadele görevine iştirak eden TCG GEMLİK, Hint Okyanusu’nda karakol icra etmektedir.
    5. Harekât eğitim faaliyetlerinde toplam 17 gemi seyir icra etmiştir.

  2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı:
    12 adet F-16 uçağı ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir.

  3. Sahil Güvenlik Komutanlığı:
    1. Bir adet Arama Kurtarma gemisi ile Ege’de keşif gözetleme görevi icra edilmektedir.
    2. Üç adet bot ve bir adet mobil radar ile Türkiye-Suriye deniz yan hududunda kontrol görevi icra edilmektedir.
  4. K.K.K.LIĞI HUDUT BİRLİKLERİ TARAFINDAN, HUDUTLARDA YASA DIŞI GEÇMEYE ÇALIŞIRKEN YAKALANAN ŞAHISLAR VE ELE GEÇİRİLEN MALZEMELER
    (07 ARALIK 2015)
    Bölge / Yer Yakalanan Şahıslar ve Ele Geçirilen Malzemeler
    Suriye Sınırı
    Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hudut Birlikleri tarafından, gün içerisinde; Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı geçme teşebbüsünde bulunan 669 kişi ve Türkiye’den Suriye’ye yasa dışı çıkmaya çalışan 13 kişi yakalanmıştır.
    Ayrıcı hudut hattında:
    - bir adet araç,
    - üç adet cep telefonu,
    - bir adet kulaklık,
    - iki adet şarj aleti,
    - üç adet büyükbaş hayvan,
    - 492 kilogram çay ele geçirilmiştir.
    İran Sınırı
    İran’dan Türkiye’ye yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 39 kişi yakalanmıştır.
    Yunanistan Sınırı
    Türkiye’den Yunanistan’a yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 46 kişi yakalanmıştır.
    Kara hudutlarımızdan yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 767; deniz hudutlarımızdan 313, ayrıca Türkiye’de bulunmak için yasal gerekleri taşımayan 498 kişi yakalanmıştır.

ÖNEMLİ YURTİÇİ OLAYLAR

Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır/Silvan’da, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerce önceden kara yoluna döşendiği tespit edilen bir adet El Yapımı Patlayıcı imha edilmiştir.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Tunceli’de icra edilen operasyonda, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerce inşa edildiği ve kullanıldığı tespit edilen betonarme silah mevzileri imha edilmiş, yapılan aramada bir adet av tüfeği, 24 adet tabanca mermisi ile muhtelif yiyecek malzemesi ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Mardin/Nusaybin’de, Bölücü Terör Örgütü mensuplarına yardım ve yataklık yaptığı tespit edilen altı iş birlikçinin evlerinde yapılan aramada bir adet Kaleşnikof piyade tüfeği, üç adet Kaleşnikof piyade tüfeği şarjörü, 89 adet Kaleşnikof piyade tüfeği mermisi ve muhtelif örgütsel doküman ele geçirilmiş, olayla ilgili söz konusu iş birlikçi şahıs gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
07 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak’ta, Irak kuzeyi barınma alanlarından kaçan sekiz Bölücü Terör Örgütü mensubu terörist, güvenlik güçlerine teslim olmuştur.

Rus çemberi!


Rus çemberi!
Rusya Suriye kıyılarına denizaltı, Ermenistan’a da savaş helikopterleri gönderdiğini açıkladı.
Rus İnterfaks haber ajansına konuşan bir askeri kaynağın iddiasına göre, “Rostov-na-donu” adlı denizaltı doğu Akdeniz sularına girdi. Kaynak, “Denizaltıda, Hazar Denizi’ndeki gemilerin IŞİD terör örgütü mevzilerine fırlattığı Kalibr tipi seyir füzeleri bulunuyor.” dedi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitri Peskov da gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlamayı reddetti.
FOTO:Cihan Denizaltıda, Hazar Denizi’ndeki gemilerin IŞİD terör örgütü mevzilerine fırlattığı Kalibr tipi seyir füzeleri bulunuyor.

AKDENİZ’E DENiZALTI!

Seyir (cruise) füzeleriyle donatılmış bir Rus denizaltısının Akdeniz’e girdiği ve Suriye kıyıları yakınında bekletildiği savunuldu. Rus savaş uçağının Türk F-16′lar tarafından düşürülmesinin ardından Moskova, Suriye’ye S-400 füze savunma sistemi konuşlandırmış, Rusya Savunma Bakanlığı Rus savaş uçaklarının füze taşımasına karar vermişti.
FOTO:Cihan Aralık sonuna kadar üsse ikinci helikopter partisinin de sevk edileceğini açıklandı.
Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ermenistan’daki Erebuni hava üssüne 7 askeri helikopter gönderdi. Savunma Bakanlığı Güney Askeri Bölgesi’nden yapılan açıklamaya göre, Mi-24P ve Mi-8MT tipi savaş ve askeri kargo helikopterleri Ermensitan’daki Rus hava üssüne ulaştırıldı.  Rusya Savunma Bakanlığı, yıl sonuna kadar söz konusu üsse ikinci helikopter partisinin sevk edileceğini bildirdi.

1995′TE KURULDU

Rus hava üssü Erebuni, 1995 yılında kuruldu. Ermenistan’ın Gümrü şehrinde bulunan diğer bir Rus üssünde; S-300 savunma füze sistemleri, MiG-29 savaş uçakları ve yaklaşık 4 bin 500 Rus askeri bulunuyor.

Orası da olmuş Kobani / Saygı Öztürk

Irak’ın kuzeyinden akaryakıt taşıyan, önemli bir olay oldukça mutlaka beni arayan, benim de yolların durumu, geçtikleri ilçelerle ilgili Kuzey Irak’la ilgili gelişmeler konusunda “son dakika” bilgileri aldığım okuyucumuz üç gün önce “Nusaybin çok fena” diyordu. Sokağa çıkma yasağının uzun süreli uygulandığı bu ilçe, özellikle geceleri bölücü terör örgütünün adeta kontrolü altında. Akşam olunca ilçe karanlığa gömülüyor, sadece ve sadece silah, bomba sesleri geliyor. Sabah bir türlü olmuyor…
Nusaybin, o yörenin en zengin ilçelerinin başında geliyordu. 1956 yılından bu yana sulu tarım yapılıyor. Yaklaşık 77 bin dönüm sulanabilir arazisiyle, yıllarca Ege pamuğu kadar kaliteli ürün elde edildi. Efsane “Kaçakçılar Çarşısı” ise tüm Türkiye’nin bildiği açık hava free shop ve elektronik pazarıydı. Nusaybinli esnaflar, dil bilmemelerine rağmen dünyanın farklı pazarlarını keşfetmekte de hünerlidir. Örneğin, Ortadoğu pazarından sonra Çin pazarını ilk keşfeden de Nusaybinli esnaflardı.

PETROL YATAĞI OLAN İLÇE

Olayların yoğun olduğu ilçelere bakın altından rant çıkacaktır. Nusaybin’i de bu yönüyle sakın yabana atmayın. İlçe Çamurlu ve İkiztepe mıntıkasında bulunan petrol ve doğalgazıyla da 1970’lı yıllardan bu yana gündemdedir. ABD Viking şirketi bu bölgede son 7 yılda geniş sismik çalışması yaptı, petrol alanlarını saptadı. Sınırın sadece 50 metre ilerisinde Suriye’nin günlük 14 bin varil petrol ve doğalgaz çıkardığını da hatırlatalım. Acaba bu ilçemizdeki olaylar da bunların bir sonucu değil mi?
Bugün resmi nüfusu 120 bin civarında olan bu ilçemizde, olaylar nedeniyle kalanların sayısı 60 bine kadar inmiş durumda. Abdülkadirpaşa, Yenişehir, Dicle ve Fırat mahallelerinde sokağa çıkma yasağı uygulanırken, diğer mahallelerde durumun “iyi” olduğunu sanmayın. Oradaki insanlar da “ne olur ne olmaz” deyip sokağa çıkmıyor, işyerlerini açmıyorlar. Bu ilçede devam eden olayları konuştuğum bir okuyucumuz, “Sanki Nusaybin işgal edilmiş de iki düşman güçleri çatışıyor sanırsınız” diye durumu anlatıyor, nisan ayından bu yana ticaretin tamamen durduğunu belirtiyor.

“HEPİMİZ CAYIR CAYIR YANACAKTIK”

O bereket yolu, İpek Yolu tam anlamıyla korku yolu haline gelmiş. O yolu mesleği gereği hemen her gün kullanmak durumunda olan sürücüden dinliyorum:
“O hale gelmiş ki o yollar ölüm yolu olmuş. Geçerken her an havaya uçacakmış gibi hissediyorsunuz. Önümüzde asker, polis araçlarının olmasını hiç istemeyiz. Çünkü öncelikli hedef onlar. Önümde giden zırhlı askeri aracı görünce yaklaşmak istemedim. Ancak çok yavaş gittiği için yaradana sığınıp geçmek istedim. Aramızdaki mesafe 60-70 metreydi.
Birden öyle bir patlama oldu ki zırhlı askeri araç havalardaydı. Yalnız araç değil şiddetli patlama sonucu büyük asfalt parçaları üzerime üzerime geliyordu. Tankerim akaryakıt yüklüydü. Yangın çıkması halinde yalnız ben değil askeri araçta bulunanların da kurtulması mümkün değildi. Hepimiz cayır cayır yanacaktık. Koca tanker de üzerimize asfaltlar yağdıkça bir inip bir kalkıyordu. Aracımı askeri araca yaklaştırmamak için tarlaya indirdim. Tankerimiz pert oldu ama önemli olan can kaybı olmamasıydı. Eğer yangın çıksaydı hepimiz cayır cayır yanacak, ne o askerler, ne de bizler hayatta olmayacaktık.”

PEKİ ORADA NE OLUYOR?

Bölücü örgüt, devletin güçlerinin ilçeye girmesini istemiyor. İşte o yüzden yollara hendekler açıyorlar, patlayıcılar yerleştiriyorlar. Kamyonlarla kayaları getirip kendilerine siper yapıyorlar. Yol ortasına örülen duvarlarla araçların geçişlerini engellemeye çalışıyorlar. Diğer bazı ilçelerde olduğu gibi Nusaybin de teröristlerden temizlenemiyor.
Günlerce sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor ama polis özel harekat timlerinin o mahalleri kontrol altına alması da mümkün olmuyor. Polis uzaktan atışlarla duvarları yıkmaya çalışıyor. Gece karanlık çökünce, teröristler polisin yıktığı yerleri yeniden yapıyor. Artık sokağa çıkma yasakları son bulmayacağı, hatta durumun daha da kötüleşeceği kaygısında olanlar bu toprakları terk ediyor.
İlçenin durumunu telefonda anlatan okuyucumuz, “Buranın hali, Kobani’yle aynı vaziyette. Durumu biraz iyi olan ilçeden ayrılıyor. Burada, gidecek yeri olmayan fakirler kaldı. Herkes bu olayların bir an önce son bulmasını istiyor istemesine ama durumun iyileşebileceğinin de şu an işaretleri yok” diyor.
Demek ki AKP yetkililerinin “çözüm süreci” dedikleri buymuş. İlçelerin silah deposu haline getirilmesine göz yumulacak, güvenlik güçlerinin mahallelere girişlerinin önlenmesi için örgütün gençlik yapılanmasının çalışmasına engel olunmayacak, yollarda teröristlerin kimlik kontrolleri yapmalarına, yolları kapatmalarına engel olunmayacakmış.

Musul'a sevkiyat durdu: 350 asker beklemede

Musul'a sevkiyat durdu: 350 asker beklemede
MEHMETÇİK, MUSUL'UN 20 KİLOMETRE KUZEYİNDEKİ BAŞİKA KAMPINDA SON BİR YILDA 5 BİN SAVAŞÇIYI MEZUN ETTİ. KAMPIN LOJİSTİK İHTİYAÇLARI MUSUL VALİLİĞİ'NCE KARŞILANIYOR. EĞİTİMLER GÖNÜLLÜLÜK ESASIYLA YÜRÜTÜLÜYOR.




Türkiye, Musul'a asker gönderilmesi sebebiyle Bağdat ile yükselen tansiyonu düşürmek üzere bölgeye asker sevkiyatını askıya aldı. Musul yakınlarındaki Başika kampına gitmesi planlanan 350 asker sınırda bekletiliyor. Ankara, Başika'daki askerlerin çekilmesi talebine ise olumlu cevap vermezken, Bağdat'ın tepkisi sürüyor.
Türkiye, IŞİD kontrolündeki Musul yakınlarında bulunan Başika kampına asker sevkiyatına Bağdat yönetiminin tepkisi üzerine bölgeye daha fazla asker göndermeyi durdurdu. Musul'un 20 km kuzeyindeki kampa intikal etmesi beklenen 350 kişilik yeni birlik sınırda bekletiliyor. Başika'da şu an bulunan 600 kadar askerin ise şu aşamada geri çekilmeyeceği bildirildi. Reuters'e konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Bağdat'ın Türk askerlerinin 48 saat içinde çekilmemesi halinde BM Güvenlik Konseyi'ne gitme ültimatomuna rağmen hiçbir askerin çekilmediğini belirtti. İsmi verilmeyen yetkili, ancak Irak Savunma Bakanlığı ile görüşmelerin sürdüğünü ve asker sayısının azaltılabileceğini söyledi. Güvenlik kaynakları ise Türk askerinin IŞİD mevzilerine çok yakın olduğuna, bu yüzden sayının azaltılmasının büyük sorun doğuracağına dikkat çekti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bağdat ile tansiyonun yükselmesi üzerine önceki gün Iraklı mevkidaşı Haydar el-İbadi'ye mektup göndererek Türkiye'nin bölgeye yeni asker göndermeyeceğini kaydetmişti. Musul krizi hafta içinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile Irak Savunma Bakanı Ubeydi'nin Ankara'ya yapacağı ziyaretlerde ele alınacak.

“SEVKİYAT, ASKERİN GÜVENLİĞİ İÇİN”
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu takviye gücün IŞİD'e karşı savaşacak gruplara eğit-donat desteği veren Türk askerinin güvenliğini sağlama amacıyla gittiğini vurguladı. Bir televizyonda konuyla ilgili soruları cevaplayan Çavuşoğlu, “Bizim orada eğit-donat desteği veren askerlere tehditler de artıyor. Bu tehditlere karşı buradaki eğitim veren askerlerimizin güvenliğini sağlamak da bizim görevimiz. Bu tür intikaller olabilir.” dedi. ABD ve Almanya'nın da Irak'ta eğitim maksatlı askerleri olduğunu hatırlattı. Çavuşoğlu, Bağdat'ın verdiği tepkinin ardından ise isim vermeden İran'ın olabileceğine işaret etti. Dışişleri Bakanı, “Son günlerde baktık ki sanıyorum bazı komşu ülkelerin de tesiriyle Bağdat yönetiminden tepkiler gelmeye başladı.” ifadelerini kullandı. Son dönemde İran ile özellikle Suriye konusunda görüş ayrılıkları yaşandığına değinerek, “İran'ın mezhepçi politikalarını tehlikeli buluyoruz.” diye konuştu.

VALİDEN DESTEK, Şİİ MİLİSLERDEN TEHDİT
Türk askerini davet ettiği belirtilen eski Musul Valisi Esil el Nuceyfi dün Ankara'nın hamlesine destek verdi. Nuceyfi, Türkiye'nin verdiği desteğe karşı çıkanların Musul'u IŞİD'den kurtarmak için daha hızlı ve etkili bir alternatif sunmaları gerektiğini belirtti. Davutoğlu'nun mektubunun ardından dün bir açıklama yapan Irak Başbakanı İbadi ise askerin Bağdat'ın, Iraklı güçlere eğitim verilmesi talebi üzerine gittiği şeklinde Ankara'dan yapılan açıklamaları reddetti. İbadi, “Türkiye bizden izin alarak o bölgeye yerleştiğine dair hiçbir belge gösteremez.” diye konuştu. Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Hakim el-Zamili de Türkiye'nin egemenliklerini ihlal ettiğini savunarak, buna karşı Rusya'dan Irak'a doğrudan askeri müdahalede bulunmasını isteyebileceklerini söyledi. İran destekli Şii Bedir Tugayları komutanı Hadi el Amiri ise Türkiye'yi açıkça tehdit etti. Amiri, “Tanklarını başlarında patlatacağız. Kendi sınırlarını saniyeler için ihlal eden Rus uçağını egemenlik adına vurdular. Şimdi hangi hakla topraklarımızı ihlal ediyorlar?” ifadelerini kullandı.

ABD: DESTEKLEMİYORUZ
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Hükümet Sözcüsü Sefin Dizayi, Musul'u kapsayan Ninova eyaletinde Türkiye'ye kalıcı bir askerî üs verilmesi konusunda Ankara ile mutabakata vardıklarına dair çıkan haberleri yalanladı. Ancak Başika'da askerî eğitim veren askerlerin korumasının gerekli olduğunu ifade etti. ABD'nin IŞİD ile mücadeleden sorumlu özel temsilcisi Brett McGurk ise önceki gece Twitter'dan, “ABD, Irak hükümetinin oluru olmadan Irak'a asker konuşlandırmaları desteklememektedir. Bu, Amerikan askeri personeli ve diğer ülkelerin askeri personelini de kapsamaktadır.” açıklamasında bulundu.

ABD, Singapur'da 'barış ve huzur' getiren varlığına yenisini ekliyor

ABD ve Singapur, US P8 Poseidon tipi casus uçağın bu ay Singapur'a konuşlandırılması konusunda anlaşmaya vardı.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ve Singapurlu mevkidaşı Ng Eng Hen, Pentagon'daki toplantının ardından ortak bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada iki liderin 14 Aralık'a kadar gerçekleşmesi beklenen konuşlandırmayı memnuniyetle karşıladıkları belirtildi.

Uçağın Güney Çin Denizi'ne konuşlandırılmasının ardından taraflar arasındaki işbirliğinin derinleşeceği vurgulanan açıklamada, "Uçağın konuşlandırılmasıyla bölgede bulunan askeri güçlerle yapılacak ortak çalışmalar hız kazanacak. Aynı zamanda insani yardım, muhtemel felaketler anında müdahalede bulunulacak ve deniz güvenlik çalışmaları konusunda fayda sağlayacaktır" ifadesine yer verildi.
F-16 savaş uçakları
Carter da konuya ilişkin iki ülke arasında 1990 ve 2005’te imzalanan ve ABD'nin bölgede ‘barış ve  huzur’ adına askeri olarak var olabilmesini sağlayan anlaşmaya yaptığı lojistik destekten dolayı Singapurlu mevkidaşına teşekkürlerini iletti. ABD basınına göre, ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, bölgeye daha fazla askeri malzemenin gidebileceğini belirtti. Öte yandan ABD'nin bölgeye yollayacağı casus uçağın, ABD ve Çin arasında Güney Çin Denizi konusunda yaşanan çekişmeye yeni bir aşama katabileceği yönünde yorumlar yapılıyor.

Büyükanıt senaryoları / Bülent Korucu

Yaşar Büyükanıt, yakın siyasi tarihin en çalkantılı ve tartışmalı döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yönetti.
 
 
2006-2008 yılları, bir çırpıda sayabileceğimiz pek çok olağan dışı olayla hatırlanıyor. 367 krizi ve cumhurbaşkanlığı seçiminin kilitlenmesi, Hrant Dink'in katledilmesi, cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan muhtırası, AK Parti'ye kapatma davası ve Ergenekon soruşturmalarının başlangıcı ilk etapta aklımıza gelenler. Genelkurmay Başkanlığı'na gelişindeki sancılar ve Şemdinli davası da Büyükanıt'ın kişisel tarihinde önemli yer tutuyor.

Bütün bu tartışmalara rağmen emekli Orgeneral Büyükanıt'ın herhangi bir idarî ve adlî soruşturmanın muhatabı olmaması dikkat çekici bulunmuştu. Üstüne bir de abartılı uğurlama jestleri gelince eleştirilerin odağına yerleşmişti. Halefi İlker Başbuğ'dan esirgenen Devlet Madalyası'nın yanında ultra lüks ve zırhlı otomobille emekli edilmişti, Büyükanıt. Bu ‘dokunulmazlık'ın sebebi olarak Dolmabahçe'de dönemin Başbakan'ı Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı görüşme gösterildi. İddiaya göre dosyaların çarpıştığı bir ortamda suskunluk yemini ve uzlaşma çıktı. Gerçekten de Dolmabahçe'ye dair iki taraf da suskunluğunu bozmadı, sır vermedi.
Geçen hafta sürpriz bir gelişme yaşandı; savcı, Büyükanıt'ı 27 Nisan bildirisi ile ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında ifadeye çağırdı. E-muhtıra'yı bizzat yazdığını Büyükanıt defalarca teyit etti. AK Parti bugüne kadar malum bildiriyi muhtıra olarak değerlendirmedi; çok üsteleyen olursa da ‘gereken cevabın verildiği' söylendi. Cevaptan kasıt dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in sesi titreyerek okuduğu karşı bildiri. Cevabı aranan soru, ifade çağrısının zamanlaması ve arkasındaki saik. Üç senaryo gündeme geliyor.
Doğal sürecinde işleyen bir yargısal faaliyet en düşük ihtimal olarak konuşuluyor. Adliyenin böylesine siyasallaştığı ortamda, 2012'de yapılmış şikâyet yüzünden emekli genelkurmay başkanını ifadeye çağırmak… Haliyle yargı rutini diye geçiştirmek zor. Hele Ergenekon davalarında görev yapanların başına gelenlerden sonra…

İkinci alternatif ‘Ergenekon sürecinin intikamı mı alınıyor?' sorusu. Büyükanıt, yargılanan askerlerce Ergenekon soruşturmalarına direnmemekle itham edildi. Silah arkadaşlarını Dolmabahçe'de ‘satmakla' suçlandı. O da kendini “hukuken direnme yetkisinin olmadığını ve savcıların karşısına tankla çıkamayacağını” belirterek savundu. Hatta Ergenekon'un en büyük mağdurlarından olduğunu da söyledi, Mehmet Ali Birand'a. Genelkurmay Başkanlığı'na gidiş sürecinde kamuoyuna servis edilen bilgilerin daha sonra Em. Org Şener Eruygur'dan çıkmasının hukuken suç ve ahlaken savunulamaz olduğunu da eklemişti. Ergenekon'da tutuklama kararı veren yargıcın bir gerekçe bulunup aynı koğuşa konulması ve katkı yapan neredeyse herkesin bedel ödemesi bu tezin güçlü yanı. Ferhat Kentel'in bu hafta Aksiyon dergisindeki sözlerini bu minvalde değerlendirmek gerekir: “Ergenekon ya da otoriter devlet AKP vasıtasıyla kendisini, tırnak içinde söylüyorum, daha kanunî -hukukî değil- bir meşruiyet zeminine oturtuyor. İşte HSYK'da ve yargı çevresinde olup bitenler…”

Üçüncü alternatif Erdoğan faktörü. Cumhurbaşkanı'nın eski dönemde koalisyon yaptığı kişiler ve kesimler birer birer yargının ilgi alanına giriyor. Bence, Ergenekon kadar güçlü ihtimal değil ama kayıtlara geçirilmesi gereken bir senaryo.
Soruşturmanın hukukî sonuçları kadar, siyasî dalgalanmalarının da önemli olacağını şimdiden söyleyebiliriz

Çorum'da devriye gezen askerlere ateş açıldı

Çorum İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli jandarma uzman çavuş Gökalp Alıcı ve iki asker devriye görevi yaptıkları Harmancık Köyü Mevkii'nde yol üzerinde bu sabaha karşı kimliği belirsiz silahlı iki kişiyi gördü. 'Dur' ihtarına ateşle karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Kaçan iki kişinin peşine düşen askerlerden uzman çavuş Alıcı'nın ayağı burkuldu. Alıcı, ambulansla Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilerek tedavi altına alındı. Kent merkezine 35 kilometre uzaklıktaki bölgeye sevk edilen komando birliklerinin, kaçan iki kişiyi yakalamak için bölgede çalışma başlattı. İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince de bölgeye giden Çorum-Laçin karayolunun il merkezi girişinde kontrol noktası oluşturuldu. Trafik ve Terörle Mücadele Şubesi ekipleri araç ve sürücüler arama çalışması yaptı. Konuyla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.

7 Aralık 2015 Pazartesi

GÜNLÜK FAALİYETLER

06 Aralık 2015 tarihinde;
  1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:
    1. TCG GÖKOVA, Batı Karadeniz’de; ABD, Romanya ve Ukrayna Deniz Kuvvetleri unsurları ile geçiş eğitimleri icra etmiştir.
    2. NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’de görevli TCG SOKULLU MEHMET PAŞA Tuzla’ya, TCG AKÇAKOCA Erdek’e intikal etmektedir.
    3. Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nda görevli TCG BURAKREİS, Doğu Akdeniz’de karakol icra etmektedir.
    4. Birleşik Görev Kuvveti-151 Deniz Haydutluğu ile Mücadele görevine iştirak eden TCG GEMLİK, Hint Okyanusu’nda karakol icra etmektedir.
    5. Harekât eğitim faaliyetlerinde toplam 11 gemi seyir icra etmiştir.

  2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı:
    12 adet F-16 ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir.

  3. Sahil Güvenlik Komutanlığı:
    1. Bir adet Arama Kurtarma gemisi ile Ege’de keşif gözetleme görevi icra edilmektedir.
    2. Üç adet bot ve bir adet mobil radar ile Türkiye-Suriye deniz yan hududunda kontrol görevi icra edilmektedir.
  4. K.K.K.LIĞI HUDUT BİRLİKLERİ TARAFINDAN, HUDUTLARDA YASA DIŞI GEÇMEYE ÇALIŞIRKEN YAKALANAN ŞAHISLAR VE ELE GEÇİRİLEN MALZEMELER
    (06 ARALIK 2015)
    Bölge / Yer Yakalanan Şahıslar ve Ele Geçirilen Malzemeler
    Suriye Sınırı
    Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hudut Birlikleri tarafından, gün içerisinde; Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı geçme teşebbüsünde bulunan 875 ile Türkiye’den Suriye’ye yasa dışı çıkmaya çalışan beş kişi yakalanmıştır.
    Ayrıcı hudut hattında:
    - iki adet cep telefonu,
    - sekiz adet hafıza kartı,
    - beş adet CD,
    - bir adet tablet bilgisayar,
    - bir adet hard disk,
    - bir adet flash bellek,
    - bir adet sim kart,
    - 100 Suriye Lirası, 300 ABD Doları ve 27 Türk Lirası,
    - 4.930 paket sigara,
    - bir adet araç,
    - iki adet külçe bakır,
    - üç adet saat,
    - iki adet büyükbaş ile 18 adet küçükbaş hayvan,
    - 101 kilogram çay ele geçirilmiştir.
    Yunanistan Sınırı
    Türkiye’den Yunanistan’a yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 17 kişi yakalanmıştır.
    Bulgaristan Sınırı
    Türkiye’den Bulgaristan’a yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 38 kişi yakalanmıştır.
    Kara hudutlarımızdan yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 935; deniz hudutlarımızdan 279, ayrıca Türkiye’de bulunmak için yasal gerekleri taşımayan 235 kişi yakalanmıştır.