8 Temmuz 2013 Pazartesi

Ahmet Kuru: Mısır’daki darbe Şii blokunu güçlendirdi

San Diego Eyalet Üniversitesi siyaset bilimi doçenti Ahmet Kuru, Mısır’daki darbeyi ve bölgedeki etkilerini BUGÜN’e değerlendirdi...

Ahmet Kuru, San Diego Eyalet Üniversitesi'nde siyaset bilimi doçenti. Bu yılı Brookings Doha Merkezi'nde araştırmacı olarak geçirdi. Mısır'da son yaşanan hadiseleri ele aldık. Kuru, bölgenin geleceğine, Mısır'daki darbenin kimin elini zayıflatıp kimin elini güçlendirdiğine dair önemli tespitlerde bulundu.

RÖPORTAJ: SEDA ŞİMŞEK / BUGÜN GAZETESİ

*Mısır'daki darbe ansızın mı geldi, mesela siz bekliyor muydunuz böyle bir gelişmeyi?

Tahmin edilebilir ve de önlenebilir bir darbeydi. Üzücü bir tecrübe oldu. Ocak 2013'de Mısır'da 11 gün boyunca 20 kadar her görüşten siyasetçi ve akademisyenle görüşmüştüm. Temmuzdaki darbenin ayak sesleri ocak ayında duyuluyordu.

*Darbenin ayak seslerini ocaktan beri Mursi duymadı mı?

Mursi ve ekibinin yeterli siyasi tecrübesi yok, hapishaneden iktidara gelmiş olmaları büyük bir handikap. Müslüman Kardeşler'in bir yetkilisine "Neden liderleriniz hep mühendis kökenli, aranızda sosyal bilimci yok" diye sormuştum. "Erbakan da mühendisti, bunda ne zarar var" diye cevap vermişti.

MURSİ DİYALOG ÇAĞRISINI GEÇ YAPTI

* İki seçenek var; ya şapkanı alıp gideceksin ya darbe olacak. Doğru olan darbeye direnmek değil mi?

Mursi, son anda yaptığı diyalog çağrısını en başta yapmalıydı. Nüfusun yüzde 10'unu teşkil eden Hristiyanları, Mübarek'in devrilmesinde başrol oynayan gençleri ve diğer muhalif grupların bazılarını yanına çekecek girişimlerde bulunmalıydı. Önemli kararları kendi danışmanlarıyla bile istişare etmeden verdi ve danışmanları istifa etti. Dahası kararları Müslüman Kardeşler hiyerarşisinin verdiği izlenimi doğdu. Bir grubun devlet iktidarına tek başına sahip olduğu izlenimi Müslüman Kardesler'e karşı reaksiyona yol açtı. Eski rejimin kalıntısı olan ordu ve yargı bu reaksiyondan istifade etti. Bütün bunlarla birlikte, Mursi bazı hatalar da yapmış olsa darbeyi tüm demokratların kesin bir dille reddetmesi gerekir.

*Mursi hiç önlem almadı mı?

İş başına geldiğinde ordunun üst yönetim kademisini değiştirdi ki bu cesur ve başarılı bir girişimdi. Sonrasında askerlerin ekonomik ve kurumsal imtiyazlarına dokunmayarak onlarla arayı iyi tutacağını düşündü ki bu çok büyük yanlıştı. Anayasada askerlerin imtiyazları azaltılmadı, artırıldı. Bu tavizlerin bir işe yaramadığı son darbeyle görüldü. Müslüman Kardeşler'de üst düzey yöneticilik yapmış biri bana "Türkiye'de ordu problemini 20 yılda çözdünüz, biz 2 yılda hallettik" demişti. Benim için bu konuda ne kadar naif olduklarını gösteren bir hatıradır.

*Mısır'daki darbenin Türk dış politikasına nasıl bir etkisi olur?

Çok önemli ve negatif bir etkisi olacak. Bir konferansta İngiliz akademisyen "Yeni Türk dış politikasının dostları kimler" diye sorduğunda, "Mursi ve Katar Emiri" demiştim. Bu hafta Mursi devrildi ve Emir de yerini oğluna bıraktı. Mısır kaosa gebe ve bölgede en az 10 yıl ciddi bir rol oynamaz. Türkiye'ye bir faydası olmaz. Mısır'ın zayıflaması Türkiye'nin oluşturmaya çalıştığı yeni bloğu zayıflattı. Eli güçlenenler Suudi Arabistan liderliğindeki statüko bloğu ile İran'ın liderliğindeki Şii bloğu oldu. Mısır'daki darbeye karşı Türkiye'nin niye bir önlem alamadığı sorgulanmalı. Herhalde dış politikada ayağımızı yorganımıza göre uzatma dönemi geldi, belki de geçiyor.

MISIR ARTIK DEVRE DIŞI

*Bölgede Mısır-Türkiye-İran denklemi bu darbeyle nasıl evrildi?


Mısır artık devre dışıdır. Mısır'ı kaos, çatışma ve kriz bekliyor. Suriye'de etkin rol oynaması ve Türkiye ile işbirliği yapması söz konusu olmaz. Suriye'de etkili muhalif grupların başında gelen Müslüman Kardeşler'in de eli zayıflayabilir. İran ise Suriye'ye verdiği destekle kendisini bölgede marjinalize etti, artık Şii dostları dışında ciddi müttefik bulamaz. Son Gazze saldırısında Mursi yönetimi İsrail'e karşı belirli bir denge unsuru olarak ortaya çıkmıştı. Mısır'ın tekrar böyle bir role soyunması zor olacak. Türkiye ise Mursi'nin gidişiyle önemli bir müttefikini kaybetmiş oldu. "Türkiye'nin Ortadoğu'daki dostu kim" sorusu cevap bekliyor.

*Mısır, yeniden diktatörlüğe, otoriter rejime doğru yol alır mı?

Demokrasinin uzun süre gündeme geleceğini sanmam. Demokrasiye yönelmek için öncelikle onu isteyen demokratlar olmalı. Mısır'ın iç dengelerinde orduyu dengeleyecek tek güç olan Müslüman Kardeşler'in tasfiye edilmesiyle siyasetin sivilleşme ihtimali ortadan kalktı. 1952'de cumhuriyeti getiren darbeden bu yana Mısır'ı askerler yönetti. Mursi iktidara seçimle gelmiş tek sivil liderdi. Batı, İsrail'in güvenliği için askere daha çok güvenegeldi çünkü seçilmis liderler halka hesap verdikleri için İsrail'e karşı daha sert olabilir. Bu İslamcı olsun olmasın tüm seçilmişler için söz konusu. Bu açıdan da ABD ve İsrail için askeri vesayet daha öngürülebilir bir Mısır anlamına geliyor.

SELEFİ FİKİRLERİNE TEHDİT OLARAK GÖRÜYORLAR

*Darbenin ana ekseni laiklik-İslamcılık çatışması mı?

Hem hayır hem evet. Zira, Mısır'da Türkiye ve Tunus'un aksine laik devlet geleneği de yok, laik ideoloji ve taraftarları da. 1971'den beri Mısır anayasası şeriatı kanunların bir kaynağı olarak, 1981'den beri de "tek" veya "esas" kaynağı olarak kabul ediyor. Mısır'da İslamcılar'a muhalif gruplara da laik yerine liberal deniyor. Mursi ve Müslüman Kardeşler'e karşı birleşen cephede İslamcılık karşıtlığı temel birleşme noktası. Batı'nın nerdeyse tek vücut gibi darbeye destek vermesi de İslamcılığa karşı oluşuyla açıklanabilir. Mısır'daki darbeye sessiz kalmaları İslamcılık söz konusu olunca demokrasiyi çok rahat rafa kaldırabileceklerini gösterdi.

*Batı, İslam ülkelerine demokrasiyi çok mu görüyor?

Batı anlaşılabilir bir şekilde kendi menfaatlerini düşünüyor. Tunus'taki En-Nahda bu konuyu sanki Müslüman Kardeşler'den daha iyi kavramış gözüküyor.

*Tunus'ta da baharın kışa dönmesi ihtimali var mı?

Tunus'ta da dengeler çok hassas. Orada Raşid Gannuşi gibi felsefe okumuş, Batı'yı tanıyan ve ılımlı bir liderin olması şans. Tunus'un başka bir avantajı da parlamenter rejme sahip olması. Tunus'ta iktidardaki En-Nahda iki seküler parti ile koalisyon yaptığı için darbe ihtimali daha az.

*Darbeye destek veren Selefileri nereye koyuyorsunuz?

Mübarek zamanında birçok Selefi grup Müslüman Kardeşler'e karşı devlet tarafindan desteklenmişti ve Mübarek'in devrilmesine de karşı çıktılar. Son olaylarda da Selefi partilerden Nur, darbeye belirli bir destek verdi.

* Suudi Arabistan darbeyi tebrik ederken Katar Selefiler'i ihanetle suçladı.

Suudi Arabistan Mısır'da Selefiler'i desteklerken Müslüman Kardeşler'e karşı bir politika yürütüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Müslüman Kardeşler'i hem kendi monarşileri hem de selefi fikirleri için bir tehdit olarak görüyorlar. Ürdün ve Kuveyt de onlarla aynı çizgide. Katar ise tam aksi bir siyaset güderek Müslüman Kardeşler'e destek verdi. Bu çatışma medyaya da yansıdı, Katar'ın El Ceziresi'nin etkisini kırmak için Suudi sermayesi ile El-Arabiya televizyonunu kurdular.

BARADEY'İN TOPLUMDA BİR KARŞILIĞI YOK

*Liberaller neden Mursi'ye karşı ordunun müdahalesine destek verdiler?


Mısır'daki liberallerin liberalizm ile pek alakâları yok. Bu kelime Mısır'da "İslamcı değil" anlamında kullanılıyor. Gerçek bir liberal askeri darbe çağrısı yapmaz. Liberallerin sözcüsü gibi görünen ve Batı medyasının ön plana çıkardığı Muhammed Baradey başkanlık seçimlerinde aday bile olmadı. Çok kararsız, gel-gitleri olan biri ve toplumda kaşılığı olduğu söylenemez. Öte yandan darbeye destek verenlerin çoğu ordu yanlısı değil, "Mursi gitsin de ne olursa olsun" mantığıyla destek verdiler.

*Baradey'in geçici başbakan olarak atanmasını, sonra atamanın geri çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Baradey'in demokratik seçimlerle elde edemediği bir pozisyonu askerler ve Batılılar ile anlaşarak elde etmesi utanç verici. Ön plana çıkması alternatif isim yokluğundan. Amr Musa eski rejimi temsil ettiğinden askerler ve Amerikalılar Musa yerine Baradey'i tercih etmiş görünüyorlar. Siyasi tecrübesi olmayan Baradey'in bir proje olarak dayatılması halktan tepki görecektir.

*Darbe sonrasında Mısır'da neler yapılacağı önceden projelendirilmiş gibi mi görünüyor?

Darbe sonrasında ne olacağına dair askerlerin bile bir fikri olduğunu zannetmiyorum. Tabii ki gücü ellerinde doğrudan veya dolaylı nasıl tutabileceklerine dair planlarını yapmışlardır ama Mısır'ın siyasi ve ekonomik problemlerinin nasıl çözülebileceğine dair askerlerin ve destekçilerinin projeleri yok. Zaten olsaydı son 60 yıldır askerlerce yönetilen Mısır'ın bu kadar derin problemleri olmazdı.

YENİ ANAYASADAKİ İKİ BÜYÜK HATA

*Müslüman Kardeşler'in yeni anayasa yapımı sürecinde de hatalar yaptığına dair iddialara katılıyor musunuz?

İki büyük hataları oldu. Birincisi Selefiler ile işbirliği yaparak anayasayı referanduma götürmeleri ve geçirmeleriydi. Bu işbirliğiyle Müslüman Kardeşler diğer grupları karşılarına almış ve toplumu kutuplaştırmış oldu. Zaten Selefiler de güvenilecek bir müttefik değildi. Yeni anayasada özgürlükler yerine şeriat vurgusunu ön plana çıkarmaları da ikinci hataları oldu. Eski anayasada şeriat zaten vardı, yeni anayasada "şeriatın prensipleri" yerine "hükümleri" ifadesi eklendi. Sünni yorumuna vurgu yapıldı ve El Ezher'in ulema heyetine şeriatın ne olduğuna dair görüş bildirme yetkisi verildi.

Ne dedikleri belli değil

*Müslüman Kardeşler neden yeni anayasada şeriat vurgusunu güçlendirmek istedi?

Hem kendi seçmenlerine mesaj verme hem de Selefilerle anlaşma uğruna bunu yaptılar. Zaten Müslüman Kardeşler'in siyaset anlayışının temelinde şeriatı hakim kılmak var, bunun dışında da ne dedikleri belli değil. Böyle olunca da siyasetten anladıkları fıkıh ile sınırlı oluyor ve son derece muğlak ve tehlikleli bir "İslami devlet" hedefi dışında bir projeleri kalmıyor.

ABD MÜSLÜMAN KARDEŞLERİ DESTEKLEMEDİ

*Anayasasına şeriatı koyan bir ülkede "İslami devlet" hedefi neden tehlikeli?

Çünkü devlet tenkit edilebilen bir kurum olmalı. Adına "İslami" sıfatı eklenince devlet kutsanmış oluyor, hükümet de kendini tenkit edenleri dinsizlikle suçlayıp kendisini güçlendirme adına din sömürüsüne yöneliyor. Allah'ın adını bayrağa koyanlar dini yüceltmiş olmuyor, aksine devleti kutsamış oluyorlar. "İslam çözümdür"den ne kastettiklerini kendilerine sorulduğunda ise Batı karşıtlığını anlatıyorlar.

*Son darbe ABD'nin rolü hakkındaki algıyı nasıl etkiler?


Arap Baharı'nı, özellikle de Müslüman Kardeşler'in iktidara gelmesini bir Amerikan komplosu olarak açıklayanlar herhalde ABD'nin darbeye destek vermesiyle herhalde yanıldıklarını anlamışlardır.