6 Mart 2009 Cuma

'12 Eylül'den ders aldık, onun için dışarıdayız' / Mustafa Ünal

Dün Zaman'ın internet sayfasında Osman İridağ imzalı ilginç bir haber vardı. MHP lideri Devlet Bahçeli, Türk Metal'e bağlı bir grup sendikacıyı odasından kovmuş. Sebebi de Sendika Başkanı Mustafa Özbek'i gündeme getirmeleriymiş. Bahçeli'nin Özbek'e mesafeli durduğu ve randevu taleplerine olumlu cevap vermediği biliniyor.
Özbek'in MHP'ye dönük hesaplarının olduğu sır değil, ancak bunları hayata geçiremedi. MHP liderinin tavrı anlamlı.
Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP yönetiminin illegal çetelere tepkisi çok sert... Parti teşkilatlarında çeteleşmelere göz kırpanlara karşı keskin tavır koydu. Birçok ismin MHP ile ilişkisini kesti. Örnekleri o kadar çok ki. Her türlü provokasyona rağmen ülkücüleri sokağa çekme girişimlerine geçit vermedi. İktidara giden yolun sokaktan değil, siyasetin meşru zemininden geçtiğini ısrarla vurguladı.
Bu anlayışı parti politikası haline getirdi. Doğrusu başarılı da oldu. Eğer bugün ülkücüler çeteleşmenin bir tarafı değilse sebebi hiç şüphesiz Bahçeli'nin kararlı tutumudur. Bahçeli'nin sendikacılara kapıyı göstermesi hiç de sürpriz değil. Bilinçli bir siyasetin sonucu.
Bu haber bana MHP'nin Yenimahalle Belediye başkan adayı Yaşar Yıldırım'la geçen hafta yaptığım sohbeti hatırlattı. Bir kısmını sizinle de paylaşmak isterim. Yıldırım, milliyetçi camiada sıradan biri değil, 12 Eylül öncesinin aktif isimlerinden. O sıcak günlerde Ülkü Ocakları başkanlığı yaptı. Mamak'ta çok güç şartlarda tam 7 yıl yattı. Bu yılların önemli bölümü işkence altında geçti.
Cezaevinden çıkınca yazdığı bir makale parti içinde sert tartışmalara neden oldu. Yazının başlığı; Balkondan Seyretmek'... 12 Eylül öncesinde yaşadıklarıyla Mamak'ta geçen zor günlerin muhasebesini yapıyor. "Bu benim 12 Eylül askerî darbesinden çıkardığım en önemli ders." dedi ve ekledi: "Artık biz sokakta yokuz. Gelişmeleri balkondan seyredeceğiz. Devlete yönelik bir saldırı varsa devleti korumakla görevli güvenlik kuvvetleri var. Asker ve polis güç olarak yeter de artar. Biz enerjimizi siyasi düşüncelerimizi meşru zeminde iktidar yapmaya harcamalıyız. Başkalarının kavgalarına figüran olmamalıyız."
'Balkondan Seyretmek' başlığını verdiği yazının özü bu. Yanlış anlaşılmasın, Yıldırım 12 Eylül öncesinin mücadelesini redd-i miras etmiyor. "O günün şartları içinde yaşandı, geçti." diyor; "Biz bunlardan ders çıkarmasını bildik. Çünkü büyük bedel ödedik. Hak etmediğimiz bir bedel bu." Yanlışları tekrarlamamanın yolu tarihten gerekli dersleri çıkarmaktan geçer. Mehmet Akif'in dediği gibi; 'Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar – İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi.'
Esas çarpıcı olan Yıldırım'ın Ergenekon davasıyla ilgili söyledikleri. 'Balkondan Seyretmek' yazısı kadar çarpıcı: "Eğer biz geçmişte yaşadığımız olaylardan ders çıkarmamış olsaydık, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli ülkücü gençleri sokaktan uzak tutmamış olsaydı, bugün Silivri Cezaevi'nde biz yatıyor olacaktık. Şener Eruygur, Hurşit Tolon ve Veli Küçük gibi paşalar da orduevinde rakılarını yudumluyor olacaklardı. Onlar içeride biz dışarıdaysak darbelerden gerekli dersleri çıkardığımızdandır. İçeriden dışarıdan sokağa çekme çabalarına rağmen bugün ne mutlu ki ülkücülerin elinde silah değil bilgisayar var. Doğru olan da bu."
Yıldırım'ın sözleri takdire değer. MHP'nin çetelere karşı izlediği sert politikanın ne kadar sağlam temelleri olduğunu ortaya koyuyor. Keşke MHP gibi diğer kesimler de gerekli dersleri çıkarabilseler. 28 Şubatçılar sözgelimi... Bugün postmodern darbenin savunanı kalmadı. Darbeciler yapayalnız. Dün kendilerini alkışlayanlar bugün ortada yok. Devrin Genelkurmay Başkanı Karadayı, emrindeki Çevik Bir'in yaptıklarını sahiplenmiyor bile.
Yıldırım haklı, balkondan seyretmek insanı gerçekten tehlikelerden, acılardan uzak tutuyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder