8 Şubat 2011 Salı

Ailelerden Vecdi Gönül'e İsyan

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün 'son beş yıl içinde 408 asker intihar etti' açıklamasına, asker ailesinden sert tepki geldi.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün 'son beş yıl içinde 408 asker intihar etti' açıklamasına, asker ailesinden sert tepki geldi. İntihar ettiği ileri sürülen piyade er Şükrü Kaşıkçı'nın abisi Murat Kaşıkçı, kardeşinin intihar etmediğini, rütbeliler tarafından öldürüldüğünü iddia etti.

Kayseri 1. Komando Tugayı’nda askerlik yaptığı sırada ‘şüpheli bir şekilde ölen’ ama yetkililerce kayıtlara ‘intihar’ olarak geçen 22 yaşındaki Şükrü Kaşıkçı’ın ailesi olayın intihar değil ‘cinayet’ olduğunu söyledi.

Kaşıkçı’nın ağabeyi Murat Kaşıkçı, kardeşinin usta birliğine geçmesinden 21 gün sonra eve gelen askerlerin kendisine ‘kardeşin vuruldu’ dediğini açıkladı. Bunun üzerine hemen Kayseri Erciyes Tıp Fakültesi hastanesine gittiklerini ama kardeşinin bitkisel hayatta olduğunu belirten Kaşıkçı, bir hafta sonra ise kardeşinin öldüğünü söyledi.

ALBAY, ÖNCE ‘KAZA’ SONRA ‘İNTİHAR’ DEDİ
Hastane’ye gittiğinde kardeşinin yanında Kurmay Albay Mehmet Ali Toroslu’nun beklediğini ve olayı sorduğunda, Toroslu’nun kendisine “Nöbetçi kulübesinde başından vurulmuş. Bir kaza” dediğini ifade eden Kaşıkçı, kazının oluş biçimini sorduğunda ise Albay’ın “Soruşturma sürüyor” dediğini söyledi. Bunun üzerine Nöbetçi kulübesine gitmek istediğini ama Albay’ın önce buna izin vermediğini, fakat ısrarı üzerine 2 saat bekletildikten sonra bir subay eşliğinde olay yerine gittiğini ifade eden Kaşıkçı, “Albay Erdal adında bir başka subay eşliğinde olay yerine gittik. Bana olayın nasıl olduğunu anlatmalarını istedim. G-3 boyunda ve ağırlığında HK33-63 piyade tüfeğini sol kulağına dayayarak intihar ettiğini söylediler. ‘İki saat önce bunun bir kaza olduğunu söylediniz, şimdi de intihar mı diyorsunuz?’ diye sordum. ‘İntihar, intihar’ deyip konuyu geçiştirdi” diye konuştu.

‘KARDEŞİM SOLAK DEĞİL’
Kardeşinin solak olmadığını bu durumda silahı sol kulağına dayayarak patlatmasının da pek mümkün olmadığını söyleyen Kaşıkçı, “Subay silahı sol kulağına dayayıp patlattığını söylüyor. Ama kardeşim solak değildi. Zaten o ağırlıktaki bir tüfeği solak birisi bile başına dayayıp ateş etmekte zorlanır. Bunu subaylara söyleyerek solak bir askerin getirilmesini istedim. Getirdikleri askerin eline şarjörsüz bir tüfek verdiler. Ben de askerden intihar olayını anlatıldığı şekilde tekrarlamasını istedim. Ancak bırakın tetiği çekmeyi, silahı tek eliyle tutamayarak yere düşürdü. Erdal isimli albaya yalan söylediğini, kardeşimin intihar etmiş olamayacağını ifade ettim” dedi.

TEK TANIK KAYIP
Olayla ilgili açılan soruşturmada Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘görevsizlik’ kararı verilerek soruşturmayı Ankara Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı’na gönderdiğini belirten Kaşıkçı, “Savcılığa gidip kardeşimle birlikte nöbet tutan diğer gencin ifadesini görmek istediğimizde, bu talep derhal reddedildi. Ne tuhaftır ki bu ifadeye avukatım bile ulaşamadı.

Şu anda olayın tek tanığı olan Mehmet Şükrü Sağlam’ı arasam da bulamıyorum. Belki de tehditlerle susturulmuştur, onu da bilemiyorum” diye konuştu.

‘KURŞUN SOLDAN MI SAĞDAN MI GELDİ’
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’nin 14 Eylül 2010 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda olayın ‘intihar’ denilerek kapatıldığını belirten Kaşıkçı, “Bana kardeşimin silahı başının sol tarafına dayayarak kendisini vurduğu söylenmişti. Adli Tıp Raporu’nda ise mermi çekirdeğinin sağ taraftan girdiği belirtiliyor. Morgda kardeşimin cesedini görmüştüm. Başının sağ tarafında büyük, sol tarafında ise küçük bir yara izi vardı. Bu konuda danıştığım tüm uzman kişiler ise bana kurşunun girdiği yerdeki yaranın daha küçük olması gerektiğini söylediler. Dolayısıyla ben burada Adli Tıp raporunun mu, yoksa olaydan hemen sonra konuştuğum rütbelilerin mi doğruyu söylediğini anlayamadım. Yeniden bir Adli Tıp raporu hazırlanmasını isteyeceğim” dedi.

NÖBETÇİ KULUBESİ’NDE VURULMADI MI?
Kardeşinin bölükteki diğer askerlerle hiçbir sorunu olmasa da, rütbelilerle sık sık sorun yaşadığını belirten Kaşıkçı, “Zaten hastaneye ilk gittiğimde konuştuğum doktor, kardeşimin hastaneye üzeri ıslak olarak getirildiğini belirtmişti. Görev yaptığı birliğin yakınında bir su birikintisi olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Bu da kardeşimin nöbet tuttuğu kulübede değil, başka bir yerde vurulup sonra oraya taşınmış olabileceği ihtimalini de akla getiriyor. Ben kardeşimin rütbeliler tarafından vurulduğunu ve olaya intihar süsü verildiğini düşünüyorum. Bana önce kaza deyip sonra kaza diyen şahısların da yargılanmasını istiyorum. Bu yüzden dosyayı başka bir avukatla tekrar açtıracağım” dedi.

‘OLAY SONRASI BÖLÜKTE TAYİNLER BAŞLADI’
Kardeşimin ölümünden 2 gün sonra Kurmay Albay Mehmet Ali Toroslu’nun, bölük komutanının ve birçok rütbelinin başka yerlere tayin olduğuna dikkat çeken Kaşıkçı, “Kardeşimi defnettikten iki ay sonra annem ve babam ile birlikte bölükteki diğer askerlerle konuşmak için tekrar Kayseri’ye gittik. Orada Tugay komutanı olan Ahmet isimli şahıs bizi kapıda gördüğünde üzerimize yürüyerek tehditler savurmaya başladı. Ben kardeşimin bölükteki arkadaşlarıyla konuşmak istediğimizi söylediğimde, askerlere emir vererek bizi yaka paça dışarı attırdı” dedi.

‘SAĞLAM VERDİK ÖLÜSÜNÜ ALDIK’
İntihar iddiasının hiçbir gerçek yanının olmadığını söyleyen Kaşıkçı, “Kardeşimle olaydan iki saat önce telefonla konuşmuştuk. Bana gayet iyi olduğunu söylemiş, ertesi gün çarşıya çıkacağını hevesle anlatmıştı. Ama öldürüldü. Bu işin peşini bırakmayacağım. Biz kardeşimizi sapasağlam teslim ettik. Ölüsünü teslim aldık.” şeklinde konuştu.