17 Aralık 2010 Cuma

Balyoz davası, yeni bir dönemin başlangıcıdır / Mehmet Ali Birand

Balyoz Davası, Türk siyasi hayatı açısından son derece önemli bir gelişmedir.

Sonunda belki de, savcıların hata ettikleri, sanık askerlerin darbe komplosu içinde olmadıkları, sadece yetkilerini aştıkları, dönemin havasına kapılıp, bir tatbikatı gereksiz şekilde hedefinden saptırdıkları anlaşılacak ve kimse ceza almayacaktır. İddianameyi okudukça, benim kafamda da soru işaretleri doğdu. Savcıların, biraz zorlayarak suç dağıttıkları izlenimi edindim.

Ancak önemli olan, sanık komutanların suçlu olup olmadıkları değil.

Önemli olan, bu davanın açılması ve emekli veya muvazzaf olsun komutanların hesap vermeye çağırılmalarıdır.

Hukuka ters düşen uygulamalara, pek ikna edici olmadığı izlenimi veren suçlama ve siyaset kokan gereksiz açıklamalara rağmen, ben bu davayı çok önemsiyorum.

Bu dava, Türk siyasi tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Bırakın TSK’dan hesap sormayı, bunu aklından geçirenlerin dahi anında terslendikleri bir dönem kapanıyor.

TBMM’nin kurduğu bir soruşturma komisyonunun davet ettiği yüksek rütbeli bir komutanın, davet mektubuna yanıt dahi vermediği dönemlerden geçtik.

En basit eleştiride, Genelkurmay ve kuvvet komutanlarının, hemen bildiri yayınlayıp Başbakanları azarladıkları, Başbakanların da hemen TV’lere çıkıp, özür diledikleri “Yanlış anlaşıldık” açıklamaları yaptıkları günleri de hiçbirimiz unutmadık.

Birde bugüne bakın...

Bugün kimse ağzını açıp, terslenemiyor.

Bugün, siyasi iktidar kendini askerin tehdidi altında görmüyor.

İşte Balyoz Davası, bu açılardan adeta bir simgedir. Bu ülkede herkesin gerektiğinde hesap verebileceğini gösteren bir gelişmedir.

İleride siyasi tarih yazılırken, bu davadan bir kilometre taşı olarak söz edilecektir.

Asker uğurlama terörü artık bitmeli
İstanbul halkı, yılda birkaç defa “askere uğurlama” adı altında, açıkça terör yaşıyor. Üstelik, kimse müdahale edemiyor.

Büyük bölümü içkili gençler, arabalara dolup yollara çıkıyorlar.

Konvoylar halinde, kornalar çalıp trafiğe dalıyor ve yapmadıklarını bırakmıyorlar.

Sağdan soldan geçiyor, zigzaglar çiziyorlar, pencere kenarlarına oturup dışarı sarkıyorlar ve en tehlikelisi ters yollara dalıyor, yol vermeyenleri dövmeye kadar gidecek bir terör havası estiriyorlar.

Hepimiz seyrediyoruz.

Bir bölümümüz dayak yemekten korktuğu için sesini çıkartmıyor. Diğer bölümümüz “Ne yani, aslan gibi gençlerimiz heyecan içinde vatanı savunmaya gidiyor. Kimisi şehit olacak, korkmuyor. Biraz eğlenmişler neden itiraz ediyorsunuz. Vatan hainisiniz...” suçlamasından çekindiğinden susuyor.

Ayrıca, şikayetçi olsanız ne değişecek ki...

Her şey polisin gözünün önünde yaşanıyor ve polis seyirci. Onlar da, askere giden gençlere tolerans gösteriyorlar.

Bu manzara karşısında da terör giderek yaygınlaşıyor.

Son defa ki kazada başka bir genç hayatını kaybetti ve yaralananlar oldu. Bir dahaki sefere daha büyük olaylar çıkarsa hiç şaşırmamalıyız.

Askere gidenler eskiden, terminallerde alkışlanır, havalara atılır ve yola çıkarılırlardı. Yollarda gösteri yapmak yeni çıktı.

İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü'nün artık bu teröre bir son vermeleri gerekir. Birilerinin daha ölmesi beklenmemelidir.