26 Ekim 2010 Salı

JİTEMci Özen'den Şok İddialar

Malatya'da üç kişinin ölümüyle sonuçlanan katliam davasının kilit tanığı Erhan Özen, ses getirecek iddialarına devam ediyor...

Malatya'da üç kişinin ölümüyle sonuçlanan katliam davasının kilit tanığı Erhan Özen'den şok iddia: AK Parti'yi kurma çalışmalarının sürdüğü 2001 yılında Başbakan Erdoğan'ın Üsküdar'daki evini JİTEM adına takibe aldık. Yakınındaki fırında işe girip üç ay boyunca bilgi topladım. Bilgileri üstüm Yusuf'a verdim. Turhan Çömez'in de Başbakan'ın evinin krokilerini Yusuf'a verdiğini biliyorum

Zirve Yayınevi davasının son duruşmasında tanık olarak verdiği ifadenin ardından azmettirici olduğu iddiasıyla yargılanan Varol Bülent Aral'ın tutuklanmasına neden olan Erhan Özen, olay yaratacak açıklamalarda bulundu. JİTEM'in eski haber alma elemanı olduğunu belirten ve gasp suçundan tutuklu bulunduğu Çorum İskilip Cezaevi'nden iki günlük özel izinle çıkan Özen, Zirve Yayınevi, Hrant Dink ve işadamı Üzeyir Garih cinayetlerinin perde arkasında aynı kişilerin yer aldığını söyledi. 2004 yılına kadar JİTEM'e çalıştığını belirten Özen, Ergenekon sanıklarından emekli tuğgeneraller Veli

Küçük, Levent Ersöz ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'le Kalender Orduevi'nde görüştüklerini, emirleri üstü olan ve ağabey olarak tanımladığı 'Şiran' ve 'Yusuf' adlı kişilerden aldığını anlattı. İşte Özen'den çarpıcı iddialar:

BAŞBAKAN'IN SOKAĞINDAYDIK
- 2001 yılında Başbakan Recep Tayip Erdoğan, AK Parti'yi kurma çalışmalarını yürütürken Üsküdar'daki evinin yanında bulunan fırında üstlerim tarafından işe başlatıldım. Üç ay boyunca mahallenin bütün bilgilerini rapor halinde üstüm olan Yusuf'a teslim ettim. Yusuf'la yaptığım görüşmelerden, Turhan Çömez'in de kendilerine Başbakan'ın evinin detaylı krokilerini verdiğini biliyorum. Yusuf'ta evin detaylı krokileri vardı. Mahallenin giriş çıkış bilgilerini de ben tutmuştum.

- Muzaffer Tekin, Özal'ın ölümüyle ilgili kendisinde belgeler olduğunu söylüyordu. Kendilerine çok güveniyorlardı. Sık sık 'Bize bir şey olmaz. Arkamız çok güçlü. Bizim çalıştığımız insanlar bu ülkede her isteğini yaptırabilen insanlar. Bizimle kimse uğraşamaz işte Turgut Özal'ın, Eşref Bitlis'in akıbetini görüyorsunuz' diyerek gözdağı veriyorlardı.

Cezaevine düşmeseydim katliamda görevli olurdum
- 2006'da cezaevine düşmeseydim adım gibi biliyorum ki hem Hrant Dink hem de Zirve Yayınevi gibi büyük olaylarda bire bir görevli olacaktım.
- Zonguldak'ta 2004 yılında iki cinayetimiz vardı. İfadelerim doğrultusunda Zonguldak'ta kazı yapıldı. Ancak bir şey bulunamadı. Yapılan incelemede bölgede bir süre önce kazı yapıldığı doğrulandı. İhbarımdan önce cesetleri çıkarmışlar. Şile kazılarının ihbarını da ben yaptım.
- Dink cinayetinde Samsun-Trabzon hattı çizildi. Özellikle bölgenin hassasiyetini biliyorduk. Yasin Hayal, Osman Hayal ve Erhan Tuncel'in isimlerini biliyorduk.

GARİH, kendi kendini yedi
- Yahudi işadamlarına JİTEM'e finans kaynağı sağlamak için baskı vardı. Bunlar arasında Jak Kamhi ve öldürülen Üzeyir Garih de bulunuyordu. Jak Kamhi'nin Baltalimanı'nda bir mekanı vardı. Orada da bir ay boyunca görüntüleme işlemi yaptım. Bu takibi tek başıma gerçekleştirdim. Bilgileri üstlerime verdim. Daha sonra üstlerimden Jak Kamhi'nin isteklere olumlu karşılık verdiğini, Üzeyir Garih'in ise reddettiğini, kendi kendini yediği duyumunu aldım.

- Üzeyir Garih cinayetinde yer alan 'İnci' kod isimli kadın aynı zamanda Hrant Dink cinayetinde de görev aldı.

HSBC SALDIRISINDA ORADAYDIK
- Garih cinayetinde Ergenekon sanığı Fikri Karadağ'ın rolü büyüktü. Yine o bölgede jandarma istihbaratında görevli Bülent adında bir yüzbaşı vardı. Bülent yüzbaşıyı 2003'te HSBC'nin bombalanması olayından sonra olay yerinde gördüm. Biz de yarım saat sonra oradaydık. Olayda onun bağlantısı da var. Bununla ilgili Ergenekon'da ifade verdim. Olay yerine gittiğimizde Yusuf ile Şiran, bu şahsı eliyle koymuş gibi buldular. On dakikalık bir görüşme oldu. Olay gerçekleşmişti, biz hemen oradan uzaklaştık. Peşimizden Bülent Yüzbaşı da Hasdal istikametine gitti. Yener Yermez olayını bire bir ayarlayan Bülent Yüzbaşı. Bu şahsın Fikri Karadağ'la irtibatlı olduğunu biliyoruz.

- JİTEM adına iki kez yurtdışına çıktım. Birinde Belçika'da DHKP-C lideri Dursun Karataş ile görüştük. Görüşmede üstüm Yusuf da vardı.

Kozmik bilgiler yurtdışına sızdı

SABAH'ın manşete taşıdığı fuhuş ve şantaj çetesinin, devlet sırrı niteliğindeki belgeleri yurtdışına sızdırdığı ortaya çıktı. MİT ve askeri istihbarat, yabancı 3 kadının peşinde

Deniz Kuvvetleri, Donanma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarında yapılanan fuhuş çetesinin devletin çok gizli belgelerini ele geçirip yurtdışına sızdırdığı ortaya çıktı. Ege Denizi'nde keşif, gözetleme, tespit ve teşhise yönelik olarak hazırlanan Uzun Ufuk Projesi, Gemi Entegre Savaş İdare Sistemi (GENESİS) Projesi ve Denizaltı Savunma Harbi (DSH) ve Karakol Gemisi Projesi olarak başlatılan MİLGEM Projesine ilişkin çok gizli bilgilerin sızdırılan projelerden olduğu tespiti yapıldı. Kozmik bilgilerin yabancı istihbarat birimleri ile irtibatlı olduğu belirlenen 3 yabancı hayat kadını tarafından sızdırıldığının tespit edilmesi üzerine istihbarat birimlerinin devreye girdiği öğrenildi. İstihbarat birimleri belgeleri sızdırdığı tespit edilen Rus, Ukrayna ve Azeri uyruklu 3 hayat kadınını izlemeye aldı. SABAH'ın 10-11 ve 12 Eylül tarihlerinde manşetlere taşıdığı fuhuş çetesi yapılanmasına tam 45 gün sonra art arda operasyonlar yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği arama kararı ile "fuhuşa aracılık ettikleri, elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlar ile askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları öne sürülen kişilere yönelik'' soruşturma kapsamında İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 9 ilde büyük bir operasyon gerçekleştirildi.

HAYAT KADINI AJANLAR
Ancak tüm bu gelişmelerin yanında ortaya çıkan bir gerçek herkesi şoke etti. Fuhuş çetesinin çok gizli bilgileri yurtdışına kaçırdığı ortaya çıktı. Çetenin bunun için Karadeniz'de kıyısı bulunan ülke istihbarat birimleri ile yakın ilişki içinde olduğu tespit edilen İnesa, Lia Rahmatova, Nona Burduli isimli hayat kadınlarını kullandığı belirlendi. Operasyonun sadece Emniyet tarafından yürütülmediği, savcılığın talebi üzerine MİT ve askeri istihbaratın devreye girdiği öğrenildi.

ŞOK GERÇEK
İstihbarat birimlerinin ilk belirlemelerine göre çete, Deniz Kuvvetleri'nin stratejik savunma projelerine ilişkin ayrıntıları yabancı ülkelere sızdırdı. Ege Denizi'nde keşif, gözetleme, tespit ve teşhise yönelik olarak hazırlanan Uzun Ufuk Projesi, Gemi Entegre Savaş İdare Sistemi (GENESİS) Projesi ve Denizaltı Savunma Harbi (DSH) ve Karakol Gemisi Projesi olarak başlatılan MİLGEM Projesine ilişkin çok gizli bilgilerin yurtdışına sızan projeler arasında bulunduğu tespit edildi.

G.KURMAY: GİZLİ BELGELER
Genelkurmay Başkanlığı, bir süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği yazıda, fuhuş operasyonlarında elde edilen belgelerle ilgili "Devlet güvenliğini içeren gizli bilgiler" uyarısında bulunmuştu. Genelkurmay'dan önce TÜBİ- TAK da savcılığın talebi üzerine yaptığı incelemede belgelere ilişkin "orijinal ve devlet sırrı" tespitinde bulunmuştu.

Çeteden 'özel iletişimle' transfer!
Sabah'ın 10 Eylül'deki 'Genç Subaylar Çete Kıskacında' manşet haberinde çok sayıda amiral ve generali kıskaca alan, şantajla devletin çok gizli bilgilerine ulaşan fuhuş çetesinin bilgi transferini yaparken aldığı önlemler de yer almıştı.

Fotoğraf makinesi hafıza kartları kullanılacak, cihaza kopyalama yapılmayacak.
CD, DVD, cep vb kullanılmayacak.
Bilgilerin depolanması için usp ve hard diskler şifreli olarak saklanacak.

Bilgi transferi kurum dışında tercihen sahibi tanıdık olan restoran- cafe'lerden gerçekleştirilecek.

İfadeye çağrıldı
Soruşturmada Poyrazköy davası sanığı da olan Tuğamiral Şafak Yürekli'nin ifadeye getirilmesi istendi. Dava açıldığında kurmay albay olan Yürekli geçen YAŞ'ta tuğamiralliğe terfi etmişti. Poyrazköy davasının bazı belgelerinde Yürekli için "Bizim çocuk" deniliyor.

Mahkemeye Balyoz resti

YAŞ’ta terfi edemeyen Balyoz sanığı 3 general hakkında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin verdiği terfi kararına Başbakanlık’ın tepkisi sert olacak. Başbakan Erdoğan onaylarsa, generallerin terfisi gerçekleşecek. Ancak bir gün sonra Milli Savunma Bakanı’nın imzası ile açığa alınacaklar.

Hükümet, Askeri mahkemenin Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarına rağmen terfi kararı verdiği verdiği Balyoz sanığı generallerle ilgili geri adım atmıyor. Mahkemenin Başbakanlık'ın itirazına olumsuz cevap vermesi durumunda üç askerin açığa alınması gündemde.

Ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında Balyoz davası sanıkları Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu haklarındaki yakalama kararı nedeniyle terfi ettirilmedi. Ancak bir üst rütbedeki subayların görev yapacakları birimlere tayin edildiler. 3 general uzun süre Genelkurmay tarafından izinli sayıldı. Terfi edemedikleri için 30 Ağustos tarihinde emekli edilmeleri gereken generaller, haklarındaki yakalama kararının kaldırılmasının ardından Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvurarak terfilerini talep etti. Yapılan yargılama sonucunda Başbakanlık’ın karşı görüşüne rağmen AYİM terfi ettirilmeme kararının yürütmesini durdurdu. Karar Milli Savunma Bakanlığı’na ve Başbakanlığa iletildi.

‘KARAR UYGULANMASIN’ ÖNERİSİ
Başbakanlık, Balyoz sanıklarının terfi ettirilmesinin önünü açan AYİM kararına resmen itiraz etti. Ancak 3 generalin; Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın imzasını taşıyan bir kararname ile terfi ettirilmeleri için 60 günlük süre de başlamış oldu. Kendisinin de imzası bulunan YAŞ kararına rağmen terfiyi onaylamak istemeyen Başbakan Erdoğan’ın talimatı ile bir heyet oluşturuldu. Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşan heyet; itirazın kabul edilmemesi durumunda atılabilecek adımları masaya yatırdı. Mahkeme kararının, hukuki gerekçelerle yok sayılması ve kararın uygulanmaması da tartışıldı. Ancak bu formülden ‘Mahkeme kararlarını uygulamayan idare’ konumuna düşmemek için vazgeçildi.

KARARI ERDOĞAN VERECEK
Toplantıda ağırlık kazanan görüşe göre, AYİM Başbakanlık’ın itirazına rağmen terfi konusunda ısrar ederse; 3 general 60 günün sonunda yeni bir kararname ile terfii ettirilecek. Terfiden bir gün sonra ise haklarında açılmış bir kamu davası olan 3 Balyoz sanığı, TSK Personel Kanunu 65. maddesine göre, Milli Savunma Bakanı’nın imzası ile açığa alınacak. Bu sayede her şey hukuk çerçevesinde gerçekleşmiş olacak. Bu konuda son kararı Başbakan Erdoğan verecek.

EMEKLİ OLANIN TERFİSİ İMKANSIZ
Genelkurmay Başkanlığı, terfi edemeyen 3 general için izin formülüne sığınmıştı. Ancak kanuna göre; görevdeki bekleme süreleri dolduğu halde terfi edemeyen generaller, o yılın 30 Ağustos tarihinde emekliye sevk ediliyor. Başbakanlık hukukçularına göre; 30 Ağustos itibari ile ‘emekli’ olan 3 Balyoz sanığını izinli saymak imkânsız. Hukukçular ‘ölü’ örneğini veriyor. Ölen bir memurun terfisi nasıl imkansız ise ‘hukuken emekli’ sayılan memurların terfisinin de imkansız olduğu belirtiliyor. Anayasa’nın 125. maddesinde yapılan değişiklik ile YAŞ’ın ilişik kesme kararlarına yargı yolu açıldı. Fakat terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma kararlarına hala yargı yolu kapalı. Başbakanlık hukukçuları, AYİM’in 3 generalin başvurusunu sırf bu nedenle usulden reddetmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Asker gözden düştü ben de işlevimi kaybettim

58 yıldır Türk ve Dünya basınının önemli kuruluşlarında çalışan usta gazeteci Mehmet Ali Kışlalı Balçiçek İlter’le Söz Sende’nin konuğuydu.

Mehmet Ali Kışlalı kuruluşundan beri yazdığı Radikal gazetesinden neden ayrıldığını anlatırken çarpıcı açıklamalar yaptı..

Kışlalı “Neden ayrıldığımı biliyor değilim doğrusu. Yeni bir yönetim işbaşına geçti. Eski kadronun bir kısmından da yararlanarak yeni bir kadro oluşturdular. Yeni bir kavramla, pek alışık olmadığım diyeceğim” dedi..

RADİKAL ALIŞIK OLMADIĞIM KAVRAMLAR ORTAYA ATTI…
Mehmet Ali Kışlalı yeni Radikal’de uygulanmaya çalışılan bu yeni kavramı şöyle anlattı..

İstanbuldaki önemli gazetelerin hepsinde çalıştım…1960 dan 1999’a kadar dünyanın belli başlı gazetelerinin Türkiye muhabirliğini yaptım. Radikal’i yeniden üstlenen kadro benim bugüne kadar duymadığım kurallar içinde gazetecilik yapacaklarını ilan ettiler. Benim bildiğim gazete diyince bu haber demektir. Haberin ne olduğunu gördüm ben belli başlı gazetelerde. Haberin ne olduğu hakkında bir fikrim var.

YAZAR DEĞİL MUHABİR SOKAKTA DOLAŞIR..
“Bir kere yazarlar için sokakta dolaşan yazar diye bir şey yanlış anlamadıysam. Bir kere bu muhabirlerle ilgili bir husustur, bunlar bilinen şeyler. Bunun dışında kendilerine has bakış açıları var. Ben gazeteci olarak ilgiyle izliyorum…

TÜRKİYE’DE TABLOİD TUTMAZ…
Kışlalı Radikal’in yeni hali ve yapısı ile ilgili eleştiriler de getirdi…

Usta gazeteci "Türkiye’de tabloid tutmaz" dedi. Kışlalı şöyle konuştu:
“Yeni hali çok değişik. Türkiyede şimdiye kadar denenmiş ama başarısız olduğu kanısına varılmış tabloid boyutunu getirdiler. Tabloidin içeriği de batıdakilere benzemiyor. İlgiyle izliyorum.”

ASKER GÖZDEN DÜŞTÜ BEN İŞLEVİMİ KAYBETTİM…
Mehmet Ali Kışlalı 'Radikal neden yolunu sizinle ayırdı?' sorusuna da “önce anlayamadım doğrusu, ancak daha sonra kimler muhafaza edildi hangi yaklaşım içindeler görünce bir intiba edindim dedi…

Kışlalı “benim asıl işlevim TSK’yı yakından izlemekti. Radikal okurları TSK’ya pek sempatiyle bakmazlar. Yazarları da. Murat Belge benimle aynı gazetede yazamayacağını söyleyerek ayrılmıştı şeklinde konuştu…

Mehmet Ali Kışlalı “Radikal’in en büyük özelliği her türlü fikre yer verilmesiydi. Ama şimdi zannediyorum yapılan en büyük değişiklik Radikal’in bu özelliğinin kaldırılmak istenmesi dedi.

Kışlalı “asker gündemden düştü farzediliyor. Büyük çapta da düştü. Askeri konularda uzmanlaşmış yazara pek ihtiyaç yok deniyor” dedi…
Mehmet Ali Kışlalı Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya’ya da destek verdi. Kışlalı “Başsavcı’nın söylediklerinde yasadışı bir şey görmüyorum” Şeklinde konuştu.

Cudi Dağı'nda sıcak temas

PKK'lı teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için sürdürülen operasyonlarda sıcak temas sağlandı

İnsansız hava araçlarının Cudi Dağı üzerinde bir grup terörist tespit etmesinin ardından güvenlik güçleri hava destekli operasyon başlattı. PKK'lı teröristleri etkisiz hale getirmek için düzenlenen operasyonda sıcak temas sağlanırken, ilk belirlemelere 1 korucu ve 4 askerin yaralandığı öne sürüldü. Operasyonların devam ettiği bölgeye helikopterlerle komandolar sevk edildi.

3. dalgada 40 gözaltı

“Fuhuşa aracılık ettikleri, elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlar ile askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları” öne sürülen kişilere yönelik 3. dalga operasyonunda 9 kentte, 100 yerde arama yapıldı
TOLGA ŞARDAN Ankara ESRA ALUS İstanbul

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından yürütülen “fuhuşa aracılık ettikleri, bu şekilde elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlarla askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları” öne sürülen kişilere yönelik soruşturma kapsamında dün başlatılan 3. dalga operasyonunda 100’e yakın işyeri ve evde arama yapıldı, 35’i asker toplam 40 kişi gözaltına alındı.

Ankara’da 7’si muvazzaf TSK mensubu olmak üzere 10 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Aralarında Poyrazköy davasının sanıklarından Tuğamiral Ş.Y., Tuğamiral F.C.Y. ve 5 kurmay albayın da bulunduğu 13 kişinin zorla ifadeye getirilmesine karar verildi.Ankara’daki aramaların, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Gölbaşı’ndaki Bayrak Garnizonu içinde yer alan Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı’nda (GES) yapılması dikkati çekti.

Fuhuş soruşturması olarak başlayan ancak şantaj ve casusluk amacıyla faaliyet yürüttüğü tespit edilen örgütün devletin güvenliğini ilgilendiren gizli belgeleri ele geçirdiği tespit edilmişti. Çeteden ele geçirilen belgeleri inceleyen TÜBİTAK ve Genelkurmay, hazırladıkları raporlarda kozmik bilgilerin sızdığını doğrulamıştı. Fuhuş ile ilgili iddialar hakkında görevsizlik kararı veren İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen, gelen raporlar üzerine Türkiye çapında operasyon talimatı verdi. Soruşturma kapsamında daha önce Koramiral Deniz Cura, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, Tümamiral H. Mücahit Şişlioğlu ve Tuğamiral Türker Ertürk’ün ifadesi alınmıştı.

Savcılık, nisan ve ağustosta yapılan fuhuş soruşturması çerçevesinde dün yeniden gözaltı ve arama işlemi başlattı. İzmit ve İstanbul’daki ilk iki aşamada yapılan aramalarda ele geçirilen doküman, flash diskler ve bilgisayar bellekleri üzerinde yapılan incelemelerde yeni isimlere ulaşıldı.

Eşzamanlı operasyonlar

Ardından savcılık talimatıyla, dün sabah 9 kentte eşzamanlı operasyon başlatıldı. Sabaha karşı gerçekleştirilen operasyonlarda İstanbul’da 37, Ankara ve Kocaeli’nde 24’er, Yalova ve Bursa’da 2’şer; İzmir, Muğla ve Antalya’da 4’er, Balıkesir’de ise 1 adreste arama yapıldı. Operasyonun en önemli bölümünü oluşturan Ankara’da 15 kişinin hedefte olduğu, bu kişilere ait adreslerin 10’unun sivil, 14’ünün askeri tesis olduğu belirtildi. Askeri tesislerdeki aramalar, savcıların gözetiminde yapıldı.

“Meslektaşlarını fişlemek, meslektaşlarına fuhuş amaçlı kadın sağlamak, devletin güvenlik konusundaki belgelerini bulundurmak ve casusluk yapmak”la suçlanan zanlılardan büyük bölümünün Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde görev yapması dikkati çekti. Bu çerçevede, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na bağlı SAGEM’de Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı A.L.V. ile TÜBİTAK’ta görevli uzman Y.Ç. gözaltına alınanlar arasında yer aldı. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan 15 kişiden 12’sinin muvazzaf TSK mensubu olması dikkati çekti.

Haklarında ev ve işyeri araması yapılanlar arasındaki Deniz yarbaylar Y.B. ve N.Y.’nin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda, albaylar T.Z. ve M.B.T. ile Binbaşı T.Ç.’nin Genelkurmay Başkanlığı’nda, Albay H.A.’nın Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda, Binbaşı T.K.’nın GES Komutanlığı’nda, Albay M.K.E’nin İzmir Hücumbot Filo Komutanlığı’nda, emekli Yarbay M.S.A.’nın Havelsan’da görev yaptığı öğrenildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nda görevli 4 astsubayın da dosyada yer aldığı kaydedildi.

İstanbul’a gönderildi

Haklarında ev ve işyerlerinde arama kararı verilen ve gözaltına alınan 7 TSK mensubundan 4’ünün astsubay, diğerlerinin ise Albay T.Z., Yarbay N.Y. ile Binbaşı T.K. olduğu öğrenildi. Zanlılar, İstanbul’a gönderildi.

Yurt genelinde haklarında gözaltı kararı verilen 40 kişi içinde ise 3 albay, 2 yarbay, 5 binbaşı, 3 yüzbaşı, 8 astsubay ve 1 Deniz Harp Okulu öğrencisinin bulunduğu belirtildi.

Soruşturması kapsamında ekipler Kocaeli’nde 30 adrese giderken, Gölcük Donanma Komutanlığı’nda da bazı askeri lojmanlarda arama yapıldı. Burada 18 muvazzaf askerin gözaltına alındığı, Gebze’de gözaltına alanan 4 kişinin de TÜBİTAK MAM’da görevli kriptoloji uzmanları olduğu belirtildi.

Soruşturma kapsamında İzmir Foça’daki Deniz Üs Komutanlığı’nda da arama yapıldı. Deniz Albay M.K.E’nin lojmandaki dairesi ve üsteki odasında yapılan aramalardan sonuç çıkmadığı ve gözaltı işlemi yapılmadığı kaydedildi. Bu arada, soruşturma kapsamında İzmir’de aralarında askerlerin de olduğu çok sayıda “mağdur” bulunduğu ve bu kişilerin ifadelerine başvurulacağı iddia edildi. Antalya’da da bir kişi gözaltına alınarak İstanbul’a gönderildi. Balıkesir Erdek Mayın Filo Komutanlığında görevli bir yarbayın evinde ve karargâhtaki odasında yapılan aramanın ardından el konulan evrak ve bilgisayarın da incelenmek üzere İstanbul’a gönderileceği öğrenildi.

Daha önceki operasyonlarda, aralarında askerlerin de bulunduğu 35 kişi gözaltına alınmış, 23’ü tutuklanmıştı. Operasyonda Albay İ.S.’nin de aralarında olduğu birçok şüphelinin evinde gizli belgeler bulunmuştu. Çetenin bu belgeleri askerler ve bürokratları tuzağa düşürüp şantajla elde ettiği iddia edilmişti. Çetenin bu bürokratları eldeki belgeleri kullanarak yönlendirmeye çalıştığı öne sürülmüştü.

Genelkurmay’ın “istihbarat kalbi”
Fuhuş operasyonuna yönelik aramaların yapıldığı yerlerden biri olan Ankara Gölbaşı’ndaki Bayrak Garnizonu içinde yer alan GES Komutanlığı, elektronik harp sistemlerini barındırıyor. Komutanlık bünyesinde uydu cihazları, telsiz gibi iletişim cihazları bulunuyor. Komutanlık, her türlü iletişim cihazıyla dinleme yapabilmeyi sağlayan program ve aygıtlara da sahip bulunuyor. İstihbarat ve karşı istihbarat görevlerini yerine getirmekle görevli olan komutanlıkta, uydu takibi ve iletişim izleme sistemleri de yer alıyor. Komutanlıkta, işitsel iletişimin dinlenmesine yönelik tüm ekipmanların yanı sıra, görsel iletişime yönelik son model cihazlar da bulunuyor. Genelkurmay’ın başta terörle mücadele olmak üzere istihbari açıdan en hassas birimi olan GES Komutanlığı, bu durumu nedeniyle kent merkezinden oldukça uzakta konuşlanırken, sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyor.

Dinleme iddiaları
GES Komutanlığı, daha önce dinleme iddialarıyla gündeme gelmişti. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner’in Genelkurmay İstihbarat Başkanı olduğu dönemde PKK’lılara yönelik dinleme yap-mak amacıyla Savunma Sanayi İcra Komitesi aracılığıyla İsrail’den aldırdığı dinleme cihazları GES Komutanlığı’nın hizmetine verilmişti. Bu cihazlarla aralarında BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, Prof. Dr. Baskın Oran gibi isimlerin yasadışı olarak dinlendiği iddiaları kamuoyuna yansımıştı. Genelkurmay bu iddiaları reddetmişti.

İki asker hakkında daha yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "fuhşa aracılık ettikleri, bu şekilde elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlar ile askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları öne sürülen kişilere yönelik" soruşturma kapsamında, Ankara’da 2 asker hakkında daha yakalama kararı olduğu, bu kişilerin yakalanması için yürütülen çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı doğrultusunda 9 ilde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, Ankara’da 3’ü asker, 3’ü sivil 6 kişiyi gözaltına almıştı. Ankara’da 2 asker hakkında daha yakalama kararı bulunduğu, bu kişilerin yakalanması için yürütülen çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.

Öte yandan, gözaltına alınan aralarında Savunma Sanayi Müsteşarlığında çalışan bir üst düzey görevli ile bir TÜBİTAK çalışanının da bulunduğu 3 sivilin sağlık kontrolünün ardından Ankara Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü, bu kişilerin, emniyetteki işlemlerin ardından İstanbul’a nakledilecekleri kaydedildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "fuhşa aracılık ettikleri, bu şekilde elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlar ile askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları öne sürülen kişilere yönelik" soruşturma kapsamında, bazı muvazzaf ve emekli subayların müşteki sıfatıyla ifadesine başvurulmuştu.

Aygan'dan bomba açıklamalar

PKK-JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'dan olay yaratacak açıklamalar.

PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, 1993’te Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi olayının PKK ve JİTEM işbirliği faaliyeti olduğunu ileri sürdü.

Bingöl’de 24 Mayıs 1993 tarihinde şehit edilen silahsız 33 er ile ilgili olarak PKK ve Jitem itirafçısı Abdülkadir Aygan şok ifadelerde bulundu. Siyasi sığınmacı olarak yaşadığı İsveç’tan katılan NTV’deki programa katılan Aygan, olayın PKK ve JİTEM işbirliği faaliyeti olduğunu ileri sürdü. Olayla ilgili Diyarbakır Savcılığı’nın İsveç Adalet Bakanlığı aracılığı ile gönderdiği sorulara verdiği yanıtları anlatan Aygan’ın şunları söyledi:

“Savcıların bana gönderdiği sorular arasında 33 er olayı ile ilgili sorular da vardı. Olay Şemdin Sakık’ın üzerine atılıyor, fakat onunla hiçbir ilgisi yok. Zaten kendisi o olaydan beraat etti. Olayın esas failleri şu anda bir Avrupa ülkesinde yaşıyor. İsimleri de cisimleri de belli. Bu olay o dönemde yapılan barış sürecini baltalamak için yapılan bir JİTEM-PKK işbirliği faaliyetidir.”

Aygan, olayla ilgili geçtiğimiz yıl yapılan bir röportajda da şunları söylemişti:
”33 erin şehit edilmesi olayını yapan ve tebrik eden de yine Abdullah Öcalan’dır. Olayı yapan grubun birinci komutanı şu an yaşamıyor. İkinci komutanı ise halk arasında Miro ve Yılmaz olarak bilinen soyismi Kaya olan kişidir. Şu anda Almanya’da yaşıyor. Ya cezaevinde ya da dışarıdadır.” Geçen yılki röportajında Gaffar Okkan sukiastine de değinen Aygan şunları söylemişti:

”Diyarbakır Jitem TİM Komutanı Zahit Engin, Gaffar Okan hakkında küfür ediyordu. Ağzına geleni söylüyor küfür ediyordu. Birkaç kez emniyet mensupları JİTEM’in tetikçilerini yani başıboş serserilerini, Saraykapı’ya kadar kovaladılar. Oraya kadar izlediler yakalamak istediler, ama malesef JİTEM binasına girince gelip yakalayamadılar.”

'Alçakça iftira'

Poyrazköy davasında Ekim ayında savunma yapan Tuğgeneral Yürekli, askeriye içerisinde bazı mihraklar tarafından vatanını milletini seven kişiler hakkında CD oluşturulduğunu savundu. Yürekli, kendisi hakkındaki iddiaların ise amiralliğe yükselmesini engellemek için yapıldığını öne sürdü. Yürekli ifadesinde şunları söyledi: ‘’Tarafıma yöneltilen tüm suçlamalar tanımadığım kişiler tarafından, bilgisayarlarda ‘yazan’ ve ‘son kaydeden’ diye ismimin yer almasından kaynaklanıyor.

İsteyen bir kişi internetten 3 saniye içinde indirdiği bir programla istediği kişinin ismini yazıyor. Ama bunun delil olmayacağı Microsoft tarafından açıklandı. İhbarcı kişi, benim Marmaris’teki çalışma odamın detaylarını, arkadaşlarımın çalışma odalarının detaylarını bilmektedir.

Akrabalarını bile tanımaktadır. İmzasız, isimsiz bir maille burada huzurlarınızdayız. Delil olarak ifade edilen CD’ler önceden hazırlanmıştır. Daha sonra ilgili şahıslarca hedef seçilen kişilerin odalarına yerleştirilmiştir.” Duruşmada, hakim Yürekli’ye, ‘’Kafes eylem planında, fuhuş çetesinden bahsediliyor. Sizin de ifadenizin alınacağı söyleniyor.

Doğru mudur?’’ diye sordu. Yürekli, ‘’Böyle alçakça bir şey yoktur. Kesinlikle böyle bir şeyde yer almam. Atatürk’ün askerleri böyle bir oluşumda yer almaz. Biz çocuklarımıza helal para götürüyoruz.’’ cevabını verdi.

AĞUSTOS’TA TERFİ ETTİ
Soruşturma kapsamında ifade veren ancak tutuklanmadığı için Yüksek Askeri Şura’da terfi listesine giren Şafak Yürekli geçtiğimiz Ağustos’ta Tuğgeneral oldu.

Bu kez TSK çökertti!

Medula Programı’nı bu kez TSK çökertti

Bir hafta önce tekrar çökerek, hasta ve eczacılara sorunlar yaşatan Medula bilgisayar programının, 15 Ekim’de Genel Sağlık Sigortası’ndan yararlanmaya başlayan TSK personeli ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler nedeniyle çöktüğü anlaşıldı.

1 Ocak 2010 tarihinde İlaç Takip Sistemi’nin (İTS) başlamasıyla beraber sık sık çökerek eczacılara sorunlar yaşatan Medula bilgisayar programı, bir hafta önce tekrar çöktü. Sistemin bu kez 15 Ekim’de Genel Sağlık Sigortası’ndan yararlanmaya başlayan er-erbaş ve askeri okul öğrencileri dışındaki 800 bine yakın Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler nedeniyle çöktüğü anlaşıldı.

60 milyon Genel Sağlık Sigortalı’nın üzerine eklenen bu sayıdan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sistemi düzeltmeye çalışsa da, haftanın ilk günü eczanelerde sistem tekrar sorun çıkardı. Eczacıların, İTS Yönetmeliği gereği ilaç kutusundaki karekodu kesememesi de hastaların ilaçlarını alamamasında etkili oldu.

Alt yapı oluşturulmalı
Medula programında ortaya çıkan son sorunu değerlendiren İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör, programa TSK personeli de eklenince sistemin bunu kaldıramadığına dikkat çekti: “İTS’de sistem bir süre açılsa da tekrar arıza vermeye başlıyor. Beklentimiz SGK tarafından kesin bir çözüm oluşturulması. Bir iki düzenleme veya birkaç programın devre dışı bırakılmasıyla bu sorun aşılamaz.

Çünkü Medula programında İlaç Takip Sistemi’nin (İTS) yükü var. Ayrıca 10 gün önce TSK personeli ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler de SGK sistemi üzerinden ilaçlarını almaya başladılar. Sisteme böylece daha fazla yük binmeye başladı. Ama unutulmamalı ki reçete provizyon sistemi esasında işleyişi için bir başka yapılanmaydı. Yani doktor reçeteyi yazacaktı ve sistem üzerinden elektronik olarak girecekti. Hastaneler de gerekli muayene, rapor ve düzenleme ile ilgili her türlü işlemlerini programa kaydedeceklerdi. Eczacılar da bu veriler üzerinden hastaya ilacını verecekti. Özünde görev paylaşımını öngören bir sistemdi. Ama bu sistemin üzerine İTS gibi çok karmaşık, altyapısı tam oturtulmamış bir sistemi hayata geçirdiler.

Bu nedenle zaten oturması için gerekli bir zamana ihtiyacı olan Medula sistemi İTS ile beraber tam olarak çalışamamaya başladı. SGK halen programın bazı uygulamalarını kapatarak eczacıların kullanmasını sağlıyor. Ancak Sağlık Bakanlığı, Medula ile İTS’nin birarada yürümediğini görmeli. Gerekli program alt yapıları getirilene kadar İTS kaldırılmalı.“

Kanadalı Bombardier TAI’ye 1 milyar dolarlık sinyal verdi, uçak üretimi için zemin yokladı

DEVLET Bakanı Zafer Çağlayan ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi önderliğindeki bir grup işadamıyla birlikte Kanada seyahatinin son gününde uçak üretim devi Bombardier ile havacılık yan sanayi devi Goodrich’in tesislerini gezdik.

Bombardier’in Türkiye temsilciliğini yürüten Kontinental Aviation’ın patronu Yıldırım Demir’in de eşlik ettiği fabrika turunda, Toronto Bölümü Başkan Yardımcısı Simon Roberts, Çağlayan ve beraberindekilere sunum yaptı.

Simon Roberts, bir taraftan Türkiye’ye bugüne kadar 16 iş jeti sattıklarını anlatırken, diğer taraftan ekrana yansıttığı sunumundan, Ankara Metrosu başta olmak üzere, raylı sistemlere dönük iş de yaptıklarını aktardı.

Roberts, 16 iş jeti sattıklarını belirtince, Yıldırım Demir’e sordum:
- Bombardier, bugüne kadar Türkiye’ye ne kadarlık uçat satmıştır?
- 1 milyar doları bulmuş olmamız lazım.
Simon Roberts ve Yıldırım Demir, kriz dünya havacılığını olumsuz etkilerken başarı grafiği sürekli yükselen Türk Hava Yolları’nı (THY) da gündeme getirip Çağlayan’a yolcu uçaklarını da gösterdi. Demir, THY’nin müşterileri arasına katılmasını çok istediklerini belirtti:
- Aslında iç hat uçuşlarında bizim uçaklar rahatlıkla kullanılabilir. Air Canada’nın filosunda 100 dolayında Bombadrier uçağı var.

Aynı zamanda THY’nin Yönetim Kurulu Üyesi olan Mehmet Büyükekşi’ye döndüm:
- THY, Bombardier’den uçak almayı düşünür mü?
- Dar gövdeli uçaklar pek bize uymuyor. Zaten Atlasjet 3 tane almıştı. Onlar da iade ettiler.
Yıldırım Demir de teyit etti:

- Atlasjet söz konusu 3 uçağı iade etti, biz de başka müşterilere yönlendirdik.
Daha sonra Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TAI) Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı’yı yokladık:

- Bombardier’le TAI arasında bir işbirliği var mı?
- Bombardier’le kademeli olarak TAI’nin sorumluluğunun artacağı bir işbirliği söz konusu olabilir.
- Bu anlaşma Türkiye’de uçak üretimini de kapsayacak mı?
- Bizim hedefimizde bu da var. Birlikte bir uçak geliştirebiliriz.

Bunun üzerine Yıldırım Demir’e yeniden sordum:
- Bombardier, Türkiye’de uçak üretimi düşünebilir mi?
- Aslında TAI’yle ön anlaşma noktasına geldik. TAI, Bombardier’e “Treling Edge” (kanadın arka kısmı-en kritik kısmı) üretecek. Bunun ucu 1 milyar dolara kadar açık.
- Arkasından uçak üretimi de gündeme gelir mi?
- 15-20 gün önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bombardier’in CEO’sunu kabul etti. Orada uçak üretimini gündeme getirdik.

Demir, ardından şu noktanın altını çizdi:
- Biz, mevcut modellerden birinin üretimini Türkiye’ye kaydırmak yerine yeni bir modelin geliştirilmesinin
daha doğru olacağını düşünüyoruz.

Yeni uçak nedenini anlatırken, şu örneği verdi:
- Bizim yolcu sayısı 100 kişiye kadar olan modelimiz var. Buna talep düşüşe geçti. Şimdi bu uçağı Türkiye’de üretmek mümkün ama doğru olmaz.
- Yeni geliştirilecek bir modeli üretmek için ne kadar yatırım gerekir?

- Bizim son geliştirilen uçaklardan biri için 3.5 milyar dolarlık yatırım yapıldı. Böyle bir yatırıma hükümetin mutlaka parasal destek de vermesi gerekir.

Bir tarafta çoğunluğuna sahip olduğu TEİ’yle birlikte başarılara imza atan TAI...
Diğer tarafta grafiği yükselen THY gibi bir güç...
Hükümet bu durumda Türkiye’de uçak üretimini yakın gündemine alabilir mi?

Goodrich, Türkiye’yi üretim merkezleri arasına alacak
ZAFER Çağlayan ve beraberindeki ekip, Bombardier’in ardından bir başka yere uğrayınca, başta iniş takımları olmak üzere havacılık yan sanayi devi Goodrich’e önce biz gittik.

Goodrich’in Türkiye temsilcisi Arde Group’un Başkanı Ahmet Demir bizi kapıda karşıladı:
- Ankara merkezli müteahhittim. Askeri tesis inşaatları yaptım. 5 kez kalp operasyonu geçirdim. Artık Cleveland’da (ABD) yaşıyorum. Sıklıkla Türkiye’ye geliyorum.

Demir, Çağlayan’ın gelmesini beklerken, hedeflerinden söz etti:
- Goodrich’in Türkiye’de üretime dönük yatırım yapması için uğraşıyorum. Bunu mutlaka yapacağız.
- Goodrich, THY Teknik ve Alp Havacılık’la yakında anlaştı.
- Benim sözünü ettiğim yatırım Alp Havacılık’ın boyunu aşabilir. TAİ ve THY Teknik’in bu işin içinde olması gerekir.
Çağlayan’a Goodrich turunda TİM Başkanı ve THY Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyükekşi, TAİ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, Alp Havacılık Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Alpata ve Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kemal Erçelik de eşlik etti.

Goodrich Başkan Yardımcısı Regis Flanski, sunumuna 80 ülkede üretim yaptıklarından girdi:

- Sayın Çağlayan, bir sonraki ziyaretinde Türkiye’yi üretim yaptığımız 81’inci ülke olarak görmek istiyoruz.

Ardından Türkiye’deki mevcut durumu aktardı:

- Alp Havacılık’la 6 yıldır çalışıyoruz. THY Teknik’le kısa süre önce anlaşma imzaladık. THY Teknik, gerektiğinde uçak yedek parçasını doğrudan bizden alacak. Maliyetleri de böylece düşecek.

Flanski, önümüzdeki 8 yılda dünyada 5 bin 500 helikopter üretileceğini belirterek, ekledi:

- TAI’yla bu alanda işbirliği yapabiliriz. Türk Hava Kuvvetleri’nin önemli ihtiyaçları olabilir. TAI’yle bu konuda da işbirliği yapabiliriz. TAI’yle kompozit ürünler konusunda görüşmeler yapmıştık. Bu alanda 100 milyon dolarlık işbirliği gündeme gelebilir. Zaten aralık ayında Türkiye’ye geleceğim. O sırada bu konuları ayrıntılı olarak görüşürüz.

Sonda yeniden Alp Havacılık’a döndü:

- Alp Havacılık’tan F-35’in ışıklarını alıyoruz. Henüz 3 milyon dolarlık alım söz konusu oldu. Şimdi yeni parçalar de eklendi. Aramızdaki işbirliği 250 milyon dolara doğru çıkacak.

Flanski, sunumunu şöyle noktaladı:
- Türkiye’nin havacılıktaki lider rolünü görüyoruz...
Ahmet Demir, bu mesajı biraz daha güzlendirdi:
- Goodrich, Türkiye’ye havuz veya gölde yüzmeyi değil, birlikte okyanusa açılmayı öneriyor.
Zafer Çağlayan’ın yanıtı şöyle oldu:
- Aslında son derece geç kalmışsınız. Şimdi hızlı davranıp, arayı kapatın. Türkiye’yi düşünürken, yakın çevremizi de dikkate alın. Ayrıca, üretim maliyetlerinin Türkiye’de daha avantajlı olduğunu da unutmayın.
Hem sizi yakından ilgilendiren çok güzel Ar-Ge teşviklerimiz var.

5 yılda 80 milyon dolardan 600 milyon dolara yükseldik
BOMBARDIER ve Goodrich tesislerini gezerken, TAI Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı’yla konuştum:
- Buralardan size önemli işler görünüyor.
- Çok işimiz, çok da büyüme fırsatlarımız söz konusu. 5 yıl önce ciromuz 80 milyon dolardı.
- Şimdi ne kadar?
- 600 milyon dolara yükseldik.
- 1 milyar doları ne zaman yakalarsınız?
- 2012’de 1 milyar doları buluruz.
- Bunun ne kadarı ihracat?
- Ciromuzun üçte ikisi ihracattan geliyor.
Bombardier ve Goodrich, TAI’ye çok asılıyor... Bu durumda, TAI’ye daha büyük işler yakın görünüyor...

Parçaları üretiriz ama güvenlik belgesi önemli
GOODRICH Landing Gear tesislerini gezerken THY Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyükekşi’ye takıldım:
- Hazır işbirliği anlaşması imzalamışken, üretime geçemez misiniz?
- Aslında biz ilk göreve geldiğimizde, 6-7 yıl önce bu konuları yokladık. Yüzümüze bile bakmadılar. Şimdi kendileri çok istekli davranıyor.

- Şu anda gezdiğimiz üretim tesisi Türkiye’nin yapamayacağı birşey değil. Örneğin, iniş takımlarını Türkiye rahatlıkla üretebilir.

- Kendi başımıza üretirsek kullanamayız.

- Neden?

- Bu işte güvenlik belgesi önemli. Güvenlik belgesi olmadan da hiçbir uçakta kullanamayız. Zaten, güvenlik belgeli üretici sayısı da dünyada 5-6 dolayında. (Vahap Munyar)

Genelkurmay’da da fuhuş operasyonu

Deniz Kuvvetleri’nde bir fuhuş çetesi bulunduğu ve bu çetenin bazı amirallere şantaj yaptığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı. Aralarında Savunma Sanayii Müsteşarlığı Daire Başkanı A.L.V., 4 TÜBİTAK görevlisi ile 30 muvazzaf askerin bulunduğu 35 kişi gözaltına alındı. Operasyonda arama kararı çıkan adresler arasında Genelkurmay Başkanlığı da var.

KAFES Eylem Planı davasının iddianamesinde yeralan Deniz Kuvvetleri’nde bir fuhuş çetesi bulunduğu ve bu çetenin amirallere şantaj yaptığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, İstanbul, Ankara, İzmir, Gölcük, Aksaz ve Karamürsel gibi il ve ilçelerin de aralarında bulunduğu 9 şehirde eş zamanlı baskınlar yapıldı. Operasyonlarda aralarında Savunma Sanayii Müsteşarlığı Daire Başkanı ALV, 4 TÜBİTAK görevlisi ile 30 muazzaf askerin bulunduğu toplam 35 kişi gözaltına alındı.

Poyrazköy davasının tutuksuz sanığı Tuğamiral Şafak Yürekli’nin de aralarında bulunduğu 14 subayın ise 8 Kasım 2010’dan sonra zorla getirilmesine (Merkez Komutanlığı’nda görevli yetkililer eşliğinde) karar verildi.

Özel yetkili savcı
Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve TÜBİTAK’ta arama yapıldı. Savcı Seçen, bu belgelerin yabancı ülkelerin istihbarat birimlerine servis edilip edilmediğini inceliyor. Savcı, devletin gizliliğine ve güvenliğine ilişkin belgeleri temin ettikleri ileri sürülen 35’i gözaltında olmak üzere 49 şüphelinin siyasal ve askeri casusluk yaptıklarına ilişkin iddiaları da araştırıyor.

Şaşırtan adresler
İstanbul 12’nci Ağır Çeza Mahkemesi’nin verdiği arama kararı üzerine başta İstanbul ve Ankara olmak üzere 9 ilde yapılan operasyonda, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nda daire başkanı olan A.L.V. gözaltına alındı. A.L.V.’nin müsteşarlıktaki odasında özel yetkili savcılar gözetiminde arama yapıldı. Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, 11’i muvazzaf asker, 3’ü sivil olmak üzere 14 kişiye ait adreslere operasyon düzenlendi. Arama kararı bulunan adresler arasında, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, TÜBİTAK ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın bazı birimlerinin de bulunduğu öğrenildi. Aralarında 5 albay, 3 yarbay, bir binbaşı ve 2 yüzbaşının bulunduğu muvazzaf askerleringörev yerlerinde yapılan aramalar sırasında, askeri savcılar da hazır bulundu. Muvazzaf askerlerden 5’i haklarında gözaltı kararı bulunması nedeniyle savcılık talimatıyla Ankara Merkez Komutanlığı’na getirildi. Diğer 6 muvazzaf askerin sadece ev ve görev yerlerinde arama yapıldı.

Kocaeli’de 22 gözaltı
Ekipler, Kocaeli’de 14 asker, 4’ü TÜBİTAK’ta kriptoloji uzmanı 22 şüpheliyi gözaltına aldı. Gölcük İlçesi’nde Donanma Komutanlığı sınırları içindeki içinde askerlere ait bazı lojmanlarda da arama yapılırken, gözaltına alınan askerler arasında yüksek rütbeli subayların da olduğu, Gebze’de gözaltına alanan 4 kişinin ise TÜBİTAK’ta görevli 4 kriptoloji uzmanı olduğu belirtildi. Operasyon kapsamında emekli albay İ. S ve Antalya’da bir kişi de gözaltına alındı. Balıkesir Erdek Mayın Filo Komutanlığı’nda görevli bir binbaşının evinde ve karargâhtaki odasında arama yapıldı. İzmir’in Foça İlçesi’ndeki Deniz Üs Komutanlığı’nda da arama yapıldı. Deniz Albay M.K.E.’nin lojmandaki dairesi ve üsteki odasında yapılan aramalardan herhangi bir sonuç çıkmadığı, gözaltı işlemi yapılmadığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürü Oğuzkan Köksal ile Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya, dün Başbakanlığa gelerek Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüştü. Köksal, gazetecilere, bütçe çalışmaları için Başbakanlığa geldiklerini söyledi. Ancak iki müdürün, operasyon hakkında Erdoğan’a bilgi verdikleri öğrenildi. Erdoğan, dün sabah saatlerinde de Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile bir saat görüştü.

Uzman çavuş, tartıştığı eşini öldürdü

Hakkâri'de bir uzman çavuş, tartıştığı eşini öldürdü. Alınan bilgiye göre, Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda görev yapan Uzman Çavuş E.T., henüz belirlenemeyen nedenle eşi Müfide T. ile tartıştı.
Tartışmanın ardından E.T., silahla eşini yaraladı. Ağır yaralanan 3 çocuk annesi Müfide T., kaldırıldığı Hakkâri Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Uzman Çavuş E.T. gözaltına alındı. Başlatılan soruşturma sürdürülüyor.



Nükleer tesisleri robot askerler koruyor

Amerika, robot teknolojisini güvenlikte de kullanmaya başladı. Nevada eyaletinde bulunan radyoaktif atık merkezini bundan böyle MDARS adı verilen sistemle donatılan robotlar koruyacak. Mikroskoplarla donatılmış bir golf arabası görünümündeki robot, öldürücü silah taşımıyor, davetsiz misafirleri boya mermileri ve biber gazıyla bölgeden uzaklaştırıyor.

Amerikan Nükleer Güvenlik Yönetimi, Nevada eyaletinde bulunan bir radyoaktif atık merkezini robot askerlerle korumaya başladı. 'Mobil Algılama Değerlendirme ve Karşılık Verme Sistemi' (MDARS) adı verilen insansız cihazlar, mikroskoplarla donatılmış bir golf arabası görünümünde. Öldürücü herhangi bir silah taşımayan MDARS'ta, davetsiz misafirlere boya mermileri veya biber gazı atılıyor. Spot ışıkların ve yüksek çözünürlüklü kameraların monte edildiği robot, karşılaştığı yabancılara "Hey sen!", "Geri çekil!" ifadeleriyle uyarıda bulunuyor. Koruduğu bölgenin etrafında yaklaşık 9 kilometre hızla dolaşan MDARS, Nevada'daki bu siteyi yıllık 1 milyon dolarlık işçi ve ekipman masrafından kurtaracak. MDARS'a benzeyen bir robotu 2008'de İsrail de geliştirmişti. 'Guardium' adı verilen robot, ülke kamuoyunda 'silahlı ve kızgın' bir traktöre benzetiliyordu. Maliyeti hayli fazla olan 'Guardium' henüz İsrail ordusu tarafından kullanılmaya başlanmadı.

Wikileaks ve savaş suçlularının yargılanması / Ureyb El Rentavi

Neredeyse Washington'ın Wikileaks internet sitesinin Irak'taki Amerikan savaşına ilişkin suç ve utanca doymuş binlerce belgeyi yayınlamasına yönelik tepkileri tek bir noktayla sınırlı kalıyor:

Bu tür belgeler Irak'taki Amerikalıların hayatının tehdit edilmesine yol açabilirmiş. Fakat kontrol noktalarının kurşunlarıyla, F-15 ve F-16 uçaklarının bombaları, pilotsuz uçakların roketleri, Amerikan ordusunun şişeden çıkardığı ve askerlerine barbarca eylemlerini görmezden gelmelerini emrettiği mezhepçi milislerin saldırılarıyla ölen on binlerce Iraklının hayatı ne olacak?

Bizler şu an Iraklı kurbanların asıl sayısının açıklanan rakamın beş katından fazla olduğunu biliyoruz. Çoğunluğu Sünni Arap en az 600 Iraklının kontrol noktalarındaki Amerikan askerlerinin kurşunuyla birkaç metre uzaktan öldürüldüğünü öğrendik. Bazen sonuç, ailelerinin tamamen soykırımdan geçirilmesi oluyordu. Bizler şimdi biliyoruz ki; bombalama emirleri, veriler ve havadan çekilen fotoğraflar incelenmeden veriliyordu. Hem niçin kendilerini inceleme ve denetim stresine soksunlar ki?!. Zira kurbanların geride ağlayanları yoktu. Onlar da ölüler, yaralılar, evsiz kalanlar, işgalin, yardımcılarının ve milislerinin zindanlarında işkence görenler kafilesine ilave edilen Iraklılardan ibaretler.

Bizler Amerikan resmî rakamları, belgeler ve gerçekleri sebebiyle Irak başbakanının liderlik ettiği ve kendi 'egemen' ofisinden yönettiği milis gücünün, Sünni Arap muhalifleri kaçırdığını ve öldürdüğünü biliyoruz. Bu milisler kendi mezheplerinden olmayan subayların izini sürüyor ve Irak devleti ve kurumlarındaki en kapsamlı 'mezhepçi temizlik' operasyonu içinde mevki ve makamlarından uzaklaştırıyordu. Bununla birlikte Washington'da Miloseviç'in yakalanmasından dolayı gurur duyanlar ve Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir'in yakalanması tehdidinde bulunanlar, demokrasinin ve insan haklarının yayılması noktasında yaşanmamış bir başarı olarak Irak'ta 'büyüyen demokrasiden' bahsedenler var hâlâ.

Bütün bunlar önemli değil. Önemli olan, Irak'taki savaş suçları etrafındaki gerçeğin üzerinin kazınması. Amerikalı askerlerin hayatının korunması için Darfur'daki gerçeğin su yüzüne çıkarılması ve oradaki savaş suçlularının yakalanması yeterli oluyor! Hatta bu durum Sudan'da yeniden iç savaşı tutuştursa ve yüz binlerce Sudanlının hayatını tehdit etse bile Sudanlılar da ölen milyonlarca Sudanlıdan ibaret kalacak. ABD başkanı, bizlere Sudan'da referandum zamanında yapılmadığı takdirde milyonlarca Sudanlının öleceğini müjdelemedi mi?

Önemli olan, Irak'ta yaşananların içyüzünü bilmek değil. Önemli olan Refik Hariri'nin katilleri hakkındaki gerçeğin ortaya çıkması, Lahey ve Beyrut'ta adaletin gerçekleşmesi. Hatta bu konu ülkenin kuru ve yaş her şeyi yakacak olan mezhep savaşına boğulmasına yol açıp binlerce Lübnanlının hayatına mal olsa da onlar da iç savaşta öldürülen 150 bin Lübnanlıya ilave edilecek başka Lübnanlılardan ibaret değil mi?!.

Demokrasi ve insan hakları kültürünün yayılması gibi soylu bir misyon, savaş suçları seviyesine yükselen barbarca eylemleri nasıl destek alır anlamıyorum. Nasıl olur da Wikileaks'ın bahsini ettiği bütün bu suçları işleyen liderler ve kurumlar yeni Irak demokrasi mabedinin bekçileri ve insan hakları elçileri olabilir bilemiyorum.

ABD ve Britanya 'şüphelerle' kitle imha silahına sahip olma, El Kaide ve terörü destekleme şüpheleriyle Saddam Hüseyin rejimine karşı evrensel bir savaş açtılar. Wikileaks sitesinin ortaya çıkardığı bütün bu çürütülemez kanıtlar, Nuremberg mahkemelerine itibarının verilmesi ve bütün bu savaş ve insanlık suçlarına sebebiyet verenleri demir parmaklıklar arkasında görmemiz için yeterli değil mi? Uluslararası adalet ve cezaların dokunulmazlığı kültürü bu değil mi? Yoksa bu söylemler ve tezler sadece dışarıya ihraç etmek için hazırlanan ürünler mi? (Ürdün gazetesi El Düstur, 25 Ekim 2010)

Şantaj ve askerî casusluk şüphelilerine büyük baskın

Askerlere fuhuş şantajı operasyonunda devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin ele geçirilmesiyle başlatılan 'şantaj ve askerî casusluk soruşturması' derinleşiyor. Dün Ergenekon savcılarının talimatıyla 9 ilde operasyon başlatıldı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı Daire Başkanı Ahmet Lütfi V.'nin de aralarında bulunduğu 36 kişi gözaltına alındı. Tuğamiral Şafak Y., Tuğamiral Fahri Can Y. ile 12 kurmay albayın ise zorla ifadeye getirilmesi kararlaştırıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen 'şantaj ve askerî casusluk' soruşturması genişliyor. Dün Savcı Fikret Seçen'in talimatıyla 9 ilde 100'e yakın adrese yapılan baskınlarda 29 subay ile 7 sivil gözaltına alındı. 'Özel hayatın gizliliği, meslektaşlarına fuhuş amaçlı kadın temini, devlet güvenliği ile ilgili belge bulundurmak ve casusluk' suçlamalarıyla aralarında 8 üst düzey askerin de bulunduğu 49 kişinin evi arandı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla görevlendirilen 5 savcı, başkent Ankara'da Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve TÜBİTAK'ta arama yaptı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Ahmet Lütfi V. ile TÜBİTAK'ta daire başkanı olan Yücel Ç. gözaltına alınırken, Poyrazköy davası sanığı Tuğamiral Şafak Y., Tuğamiral Fahri Can Y. ve 5 kurmay albayın zorla ifadeye getirilmesine karar verildi. Gözaltına alınanlar arasında, evinde çok sayıda gizli belge ele geçirildiği belirtilen emekli Albay İbrahim Sezer de bulunuyor. Gözaltındaki şahısların 'gizlilik derecesi yüksek' çok önemli savunma projelerini durdurduğu öne sürülüyor.

Asker ve bürokratlara şantaj soruşturmasında çok sayıda asker ve askerî öğrencinin merkez komutanlığında talimatla ifadeleri alınmıştı. 23 kişinin tutuklandığı soruşturmada devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin ortaya çıkmasıyla operasyon boyut değiştirmişti. TÜBİTAK ve Genelkurmay Başkanlığı, bazı şüphelilerin evinde ele geçirilen belgelerin 'devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler' olduğuna dair rapor göndermişti.

Ağustos 2010'da başlayan ve önce 'fuhuş çetesi' olarak gündeme gelen soruşturma farklı bir yön kazandı. Özel Yetkili Savcı Fikret Seçen, fuhuş iddialarına ilişkin dosyayı Karamürsel Savcılığı'na göndermişti. Bunun ardından olayın şantaj ve casusluk boyutuna ağırlık verildi. Savcı Seçen'in talebiyle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan kararla İstanbul, Ankara, İzmir, Yalova, Kocaeli, Bursa, Muğla, Antalya ve Balıkesir'de aralarında askerî birliklerin de bulunduğu 49 şüpheliye yönelik yaklaşık 100 adreste arama yapıldı. Operasyonda 29'u muvazzaf subay olmak üzere 36 kişi gözaltına alındı. Zanlılardan muvazzaf subayların İstanbul Merkez Komutanlığı'na, sivillerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirileceği öğrenildi. Siviller arasında Savunma Sanayi Müsteşarlığında Daire Başkanı Ahmet Lütfü V. ile 4 TÜBİTAK mühendisinin de yer aldığı öğrenildi. Evinde çok sayıda gizli belge ele geçirildiği belirtilen emekli Albay İ.S. de gözaltına alınanlar arasında. Emekli Albay İ.S'nin 30 Ağustos'ta Deniz Harp Okulu'na atandığı halde görevine başlamayarak fuhuş çetesi operasyonunda evi arandıktan hemen sonra dilekçe vererek emekliye ayrıldığı öğrenildi. Zanlıların TÜBİTAK ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda hazırlanan 'gizlilik derecesi yüksek' çok önemli savunma projelerini durdurduğu öne sürülüyor.

Ankara'daki aramalar Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın da bulunduğu 24 ayrı noktada gerçekleştirildi. Askerlere ait lojman ve işyerinin de bulunduğu 13 noktada savcılar, Ankara Merkez Komutanlığı yetkilileriyle arama yaptı. Sivillerle ilgili arama ve gözaltı kararını ise polis uyguladı. Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri 11 adreste arama gerçekleştirdi.

OPERASYON TÜBİTAK'A DA SIÇRADI
Deniz Kuvvetleri'nde fuhuş iddiasıyla başlayan operasyon TÜBİTAK ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na da sıçradı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı ile TÜBİTAK'ta Daire Başkanı Y.Ç. ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Ahmet Lütfü V. hakkında da arama ve yakalama kararı uygulandı. İki kişinin ofis ve evlerinde aramalar gerçekleştirildi.

Asker ve bürokratlara şantaj amaçlı soruşturmada çok sayıda asker ve askerî öğrencinin Merkez Komutanlığı'nda talimatla ifadeleri alınmıştı. Şu ana kadar 23 kişinin tutuklandığı soruşturma kapsamında emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Tümamiral Mücahit Şişlioğlu, Koramiral Deniz Cora, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz ile Tuğamiral Sinan Ertuğrul'un 'mağdur' sıfatıyla ifadesi alınmıştı.

Fuhuş çetesi olarak başlatılan soruşturmada devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin ortaya çıkmasının ardından soruşturma boyut değiştirmişti. 'Fuhuş' iddialarına ilişkin bölümü dosyadan ayrılarak görevsizlik verilmişti. Soruşturma kapsamında TÜBİTAK ve Genelkurmay Başkanlığı bazı şüphelilerin evinde ele geçirilen belgelerin 'Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler' olduğuna dair rapor göndermişti.

Bir ordu’ çay servisi yapıyor

‘Eşit askerlik’ süresi ile ilgili çalışma yapan TSK’daki 65 bin asker 500 sosyal tesiste ‘hizmetli’ olarak görev yapıyor. Neredeyse bir ordu sayısına denk bu rakama lojmanlarda görevli askerler dahil değil

Askerlik süresi ve bedelli ile ilgili çalışmalar ve tartışmalar sürerken TSK’ya ait sosyal tesislerde hizmetli er olarak görevlendirilen askerlerin sayısının 65 bini aştığı belirtildi. Bu rakama askeri lojmanlarda görevlendirilen hizmet erleri dahil değil. TSK bünyesinde tabur, alay ve üslerdeki Hizmet Bölükleri’ne bağlı Sosyal Hizmetler personelinin sayısının yaklaşık olarak 65 bin olduğu belirlendi.

500 SOSYAL TESİS BULUNUYOR
Muharip görevler üstlenmeyen, silahlı ve fiziki eğitim yapmayan bu erler işçi sayılabilecek statüde 500 tesiste görev yapıyor. Sosyal Hizmet Tesisleri olarak anılan tesisler; Orduevi, Tatil Kampı, Havuzlu ve restoranlı tesisler, subay ve astsubay restoranları ve Gazino’dan oluşuyor. Bu tesislerde erler, rütbeli personele hizmet sunuyor. Ayrıca Lojmanlarda da az sayıda er bu tip işlerde istihdam ediliyor.

EN KALABALIK ORDULAR

1- Çin 2.225.000
2- ABD 1.426.713
3- Hindistan 1.325.000
4- K. Kore 1.106.000
5- Rusya 1.037.000
6- Türkiye 736.000
7- G. Kore 687.000
8- Pakistan 619.000
9- Vietnam 484.000
10- Mısır 450.000

Kırmızı kitap değişti asker ihtiyacı 120 bin düştü
Askerlik süresinin ve yapısının yeniden düzenlenmesiyle ilgili Genelkurmay’ın hazırladığı çalışmanın ayrıntılarından Kırmızı Kitap’ın Tehdit Algısı çıktı. Genelkurmay’ın asker ihtiyacı sayısını Kırmızı Kitap’ta yeralan tehdit algılarına göre belirlediği öğrenildi. Askeri çevrelerde sık sık vurgulanan 120 bin er açığı Kırmızı Kitap’taki algıya göre belirleniyor. Ancak, yeniden yazılmakta olan Kırmızı Kitap’taki değişen tehdit algısı ve Suriye-Ege gibi tehditlerin ortadan kalkmasıyla sayıların tamamen değişeceği belirtiliyor.

Meclis askeri kampları mercek altına aldı
TBMM, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait askeri tatil kamplarını mercek altına aldı. Balıkesir’den S.Ç. isimli vatandaşın, askeri kamplarda ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla yaptığı başvuruyu dikkate alan TBMM Dilekçe Komisyonu, konuyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) bilgi istedi. S.Ç, dilekçesinde diğer kamu kurumlarının tatil kampları özelleştirilip tasfiye edilirken, TSK bünyesindeki kampların Özel Eğitim Komutanlıkları adı altında faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.

TAMAMEN TATİL AMAÇLI KAMPLAR
S.Ç dilekçesinde bu kampların tamemen tatil amaçlı olduğunu ve burada görevlendirilen askerlerin de garson, kat görevlisi gibi ucuz işçi şeklinde çalıştırıldığını ifade etti. MSB Bakanı Vecdi Gönül ise TBMM’ye gönderdiği cevap yazısında, bu kampların TSK İç Hizmet Kanunu ve buna bağlı diğer mevzuatlarla kurulup işletildiğini buralarda belirli zamanlarda özel askeri eğitimlerin yapılmasının yanı sıra TSK personelinin dinlendirilerek moral ve motivasyonuna katkı sağlanmak maksadıyla eğitim ve dinlenme tesisi olarak kullanıldığını anlattı. Gelen yanıtı da değerlendirmeye alan Dilekçe Komisyonu, şikayetle ilgili çalışmalarını sürdürecek. • 

Rakamlarla TSK
TSK’nın maaş ödediği personel sayısı yaklaşık 270 bin olduğu ve bunun dünyanın pekçok büyük ülkesinin ordusundan fazla olduğu ortaya çıktı. Dünyanın en kalabalık orduları arasında olan TSK’daki asker sayısı şöyle: 736 bin TSK mensubu, 470 bin er/erbaş, 46 bin subay, 100 bin astsubay, 70 bin uzman, 50 bin sivil personel, 360 General ve Amiral, TSK’nın 270 bin personelinden 120 binin Kara Kuvvetlerine ait olduğu; yine 470 bin erden, 240 binin de Kara gücü görevli. Jandarma’nın er sayısı ise 170 bin. Deniz ve Hava Kuvvetleri’nin ise yaklaşık 30’ar bin ere sahip. Sayıları 360 olan general ve amiral yapısında da Karacı ağırlığı var.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Türkiye'de 9 ilde büyük operasyon

"Özel hayatın gizliliğini ihlal" soruşturması kapsamında 9 ilde 49 adreste arama yapılıyor. Aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 35 kişi hakkında gözaltı kararı alındı. Genelkurmay Elektronik Sistem Komutanlığı Dairesi'nde, Foça'daki Deniz Üs Komutanlığı'nda, Savunma Sanayi Müsteşarlığında çalışan bir üst düzey görevli ile bir TÜBİTAK çalışanın da bulunduğu kişilere ait ev ve iş yerlerinde de arama yapıldı. Kocaeli'de 14 asker, 4'ü TÜBİTAK'ta kriptoloji uzmanı 22 şüpheli gözaltında.

TÜBİTAK'TAN OPERASYON AÇIKLAMASI
"Şantaj ve askeri casusluk" soruşturmasında 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Poyrazköy davası sanığı Tuğamiral Şafak Y., bir amiral ve 5 kurmay albayın zorla getirilmesine karar verildi. Soruşturma kapsamında 9 ilde 49 adreste arama yapıldığı belirtildi.

Savcı Fikret Seçen’in yürüttüğü soruşturmada 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Gözaltına alınanlar arasında evinde çok sayıda gizli belge ele geçirildiği belirtilen emekli Albay İbrahim S. de bulunuyor.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nden alınan kararla 9 ilde aralarında askeri birliklerinde bulunduğu 49 adreste arama yapılıyor. Soruşturma kapsamında Kocaeli'de 14'ü asker, 4'ü Tübitak'ta kriptoloji uzmanı 22 kişinin gözaltına alındı.

Soruşturmada Poyrazköy davası sanığı Tuğamiral Şafak Y. ile bir amiral ve 5 kurmay albayın hakkında ise zorla getirilmesine karar verildi.

ANKARA'DA 6 GÖZALTI
Ankara'da Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, aralarında askerlerin, Savunma Sanayi Müsteşarlığında çalışan bir üst düzey görevli ile bir TÜBİTAK çalışanın da bulunduğu 15 kişiye ait ev ve iş yerlerinde arama yaptı.

Soruşturma kapsamında Ankara'da gözaltına alınanların 3'ünün asker, 3'ünün sivil olduğu bildirildi.

DENİZ ÜS KOMUTANLIĞI'NDA ARAMA
Operasyonun İzmir ayağında, Foça'daki Deniz Üs Komutanlığı'nda arama yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla sabah erken saatlerde üsse giden İzmir Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Deniz Albay M.K.E.'nin lojmandaki dairesinde ve odasında arama yaptı. Emniyet yetkilileri, aramalardan herhangi bir sonuç çıkmadığını, kendilerine gözaltı işlemiyle ilgili bir talimat şu ana kadar gelmediği için gözaltı işlemi yapılmadığını bildirdi. Bu arada, operasyonda mağdur durumda İzmir'de çoğunluğu asker çok sayıda kişi bulunduğu, onların da ifadelerine başvurulacağı dile getirildi.

ANTALYA'DA DA BİR KİŞİ GÖZALTINDA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen özel hayatın ihlaline ilişkin soruşturma kapsamında Antalya'da da bir kişi gözaltına alındı.

Antalya'da da bir kişinin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındığı ve İstanbul'a gönderileceği öğrenildi.

KOCAELİ'NDE 30 ADRESE OPERASYON
İSTANBUL’da ‘özel hayatın gizliliğini’ ihlal ile ilgili başlatılan soruşturması kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi'nden gelen ekipler, Kocaeli'de 14 asker, 4'ü TÜBİTAK'ta kriptoloji uzmanı 22 şüpheliyi gözaltına aldı. Ekipler, Gölcük İlçesi'nde Donanma Komutanlığı sınırları içindeki içinde askerlere ait bazı lojmanlarda da arama yaparken, gözaltına alınan askerler arasında yüksek rütbeli subayların da olduğu, Gebze’de gözaltına alanan 4 kişinin ise TÜBİTAK'ta görevli 4 kriptoloji uzmanı olduğu belirtildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi'nden gelen ekipler, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'nden çevik kuvvet ve sivil polis desteği alarak daha önceden belirlenen Gölcük ile Gebze İlçesi'ndeki 30 kadar adreste arama yaptı. Polisler yapılan görüşmeler ve alınan izinlerin ardından ardından Kocaeli'nin Gölcük İlçesi’nde ilçe merkezi ile Donanma Komutanlığı sınırları içindeki askeri lojmanlardaki bazı adreslerde de arama yaptı. Polis, Gebze İlçesi'nde de TÜBİTAK'ta görevli 4 uzmanın evinde arama yaptı.

MAYIN FİLO KOMUTANLIĞI'NDA ARAMA
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, Balıkesir'in Erdek ilçesindeki Erdek Mayın Filo Komutanlığında görevli açık kimliği verilmeyen bir yarbayın evinde ve karargahtaki odasında yapılan aramada bu kişiye ait bilgisayar ve bazı evraklara el konuldu.

Aramanın sona erdiği, bilgisayar ve evrakların incelenmek üzere İstanbul'a gönderileceği öğrenildi.

KRİPTOLOJİ UZMANLARI
Aralarında askerlerin de bulunduğu, 4'ü TÜBİTAK'ta kriptoloji uzmanı olduğu belirtilen 22 şüpheli gözaltına alındı. Polis, askeri yetkililerden aldığı izin doğrultusunda öğle saatlerinde gözaltına alınan subayların Donanma Komutanlığı'ndaki görev yaptıkları odalarında da arama başlattı.

Gölcük'te geçen Ağustos ayında da bir operasyon yapılırken, Gölcük’teki Askeri Deniz Hastanesi'nde görevli 1 jinekolog doktorun ilçe merkezindeki muayenehanesinde arama yapmıştı. İstanbul'dan gönderilen bazı kadınlara kürtaj yaptığı öne sürülen doktorun tüm kayıtlarına da el konulmuştu. Bu iki operasyonun da birbiriyle bağlantılı olduğu bildirildi.

23 KİŞİ TUTUKLANDI
Asker ve bürokratlara şantaj amaçlı soruşturmada çok sayıda asker ve askeri öğrencinin Merkez Komutanlığı’nda talimatla ifadeleri alınmıştı. Şu ana kadar 23 kişi tutuklandığı soruşturma kapsamında emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Tümamiral Mücait Şişlioğlu, Koramiral Deniz Cora, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz ile Tuğamiral Sinan Ertuğrul’un ‘mağdur’ sıfatıyla ifadesi alınmıştı.

FUHUŞ İDDİALARINA GÖREVSİZLİK VERİLMİŞTİ
"Fuhuş" iddialarıyla başlatılan soruşturma devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin ortaya çıkmasının ardından boyut değiştirmiş ve ‘fuhuş’ bölümü dosyadan ayrılarak görevsizlik verilmişti. Soruşturma kapsamında TÜBİTAK ve Genelkurmay Başkanlığı bazı şüphelilerin evinde ele geçirilen belgelerin ‘Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler’ olduğuna dair rapor göndermişti.

''ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİN İHLALİ''NE İLİŞKİN SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ''fuhşa aracılık ettikleri, bu şekilde elde ettikleri bilgiler ve kaydettikleri görüntülerle bazı bürokratlar ile askerlere şantaj yapmayı amaçladıkları öne sürülen kişilere yönelik'' soruşturma kapsamında, Erdek Mayın Filo Komutanlığında görevli bir yarbayın evinde ve karargahtaki odasında yapılan aramanın sona erdiği bildirildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, Balıkesir'in Erdek ilçesindeki Erdek Mayın Filo Komutanlığında görevli açık kimliği verilmeyen bir yarbayın evinde ve karargahtaki odasında yapılan aramada bu kişiye ait bilgisayar ve bazı evraklara el konuldu. Aramanın sona erdiği, bilgisayar ve evrakların incelenmek üzere İstanbul'a gönderileceği öğrenildi.

Generallerden Keka'ya Ziyaret

Kütahya Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hava Piyade Tuğgeneral Sami Fındıkoğlu, Tümgeneral Mehmet Şanver ile birlikte Kuzey Ege Kalkınma Ajansını (KEKA) ziyaret etti.

Kütahya Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hava Piyade Tuğgeneral Sami Fındıkoğlu, Tümgeneral Mehmet Şanver ile birlikte Kuzey Ege Kalkınma Ajansını (KEKA) ziyaret etti.

Tuğgeneral Fındıkoğlu ve Tümgeneral Şanver, bir süre önce ajansı genel sekreter olarak atanan Dr. Yılmaz Özmen'e vazifesinde başarılar dilediler.

Tuğgeneral Fındıkoğlu ziyarette, KEKA'nın Kütahya’nın gelişimi için önemli rol oynayabileceğini, ajans nezdinde üretilecek projelerin Kütahya için önem arz ettiğini ifade etti.

Dr. Yılmaz özmen, görüşmede, Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı’nın Kütahya için önemli bir değer olduğu, asker ziyaretleri kapsamında kenti Türkiye'nin dört bir yanından çok sayıda vatandaşın ziyaret ettiği ifade etti.