4 Temmuz 2011 Pazartesi

Balyoz'da yakalama çıkan paşalar adliyede

İkinci Baloz davasında haklarında yakalama kararı çıkarılan generaller adliyeye getirildi.

İddianamenin kabulü ile birlikte Korgeneral Turgut Atman, Tümgeneral Güngör Nedim Kurubaş, Tümgeneral Beyazıt Karataş, Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğul, Tümgeneral Bülent Kocababuç Tuğgeneral Mehmet Eldem ve Tuğgeneral Mustafa Erhan Pamuk ve Albay Mehmet Örgen hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Yakalama kararı çıkarılan askerler Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Askeriyeye ait sivil bir minibüsle getirilen askerlerin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklama kararlarının yüzlerine okunması bekleniyor.

Nöbet tutan er intihar etti


Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı'nda vatani görevini yapan er Musa Ertürk, nöbeti sırasında silahıyla intihar etti.
Bigadiç İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Yağcılar Köyü Jandarma Karakolu'nda görev yapan er Musa Ertürk, karakolun önündeki kulübede nöbet tuttuğu sırada silahıyla başına ateş ederek yaşamına son verdi.
Kulübeden silah sesi gelmesi üzerine olay yerine giden askerler tarafından bulunan Ertürk'ün cesedi, otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

ABİSİ DE İNTİHAR ETMİŞ

Beş aylık asker olduğu bildirilen Musa Ertürk'ün, yaklaşık 1.5 yıl önce ağabeyinin de intihar ettiği ve bu nedenle uzun süredir psikolojik tedavi gördüğü belirtildi.

Ertürk'ün cenazesinin Manisa'da toprağa verileceği bildirildi.

Jandarma gidiyor Başbakanlık geliyor!

Jandarma Genel Komutanlığı Ankara merkezdeki binasından kent dışına taşınıyor

Jandarma gidiyor Başbakanlık geliyor!



Başkentin kalbi Kızılay ve çevresinde yer alan Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın merkezden çıkarılarak kent dışına konumlandırılmasına yönelik çalışmalar başlıyor. Jandarma Genel Komutanlığı Beştepe’deki Atatürk Orman Çiftliği manzaralı karargâhını boşaltarak İncek’e, Jandarma Okullar Komutanlığı’na taşınıyor.

Geniş bir koruluğu da bulunan Beştepe’deki alana ise Başbakanlık talip oldu. Beştepe’ye inşa edilecek yerleşke ile Başbakanlık da sosyal tesisleri ile birlikte kent merkezinden daha kullanışlı bir alana taşınmış olacak. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay bölgeye ilişkin bir proje taslağı olduğunu doğruladı. Projeye ilişkin bir çalışmanın başlatılması için izin yazılarının çıktığını belirten Günay, “Bugüne kadar bize talep gelmedi ancak biliyorum ve sanıyorum bize bir talep gelecek” dedi.

Milli piyade tüfeği hazır

Yaklaşık 3.5 yıl üzerinde çalışarak geliştirdiği milli piyade tüfeğinin üretimine başlandı
Milli piyade tüfeği hazır Milli piyade tüfeğinin ilk 50 adetlik prototipi, 4 ay içinde hazır olacak. Proje kapsamında Temmuz 2012’ye kadar toplam 200 adet prototip piyade tüfeği üretilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki çeşitli birliklere dağıtılacak prototip tüfekler, profesyonel askerlerce test edildikten sonra seri şekilde üretilecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin piyade tüfeği ihtiyacının karşılanması amacıyla 22 Ocak 2009’da Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile sözleşme imzalayan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), alt yüklenici Kalekalıp firmasıyla birlikte çalışmalarını hızlandırdı. Tüfeğin tasarımının karara bağlanmasının ardından 50 adetlik prototip üretimine geçildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın taktik ve teknik istekleri doğrultusunda geliştirilen milli piyade tüfeğinin ilk etapta 3 farklı versiyonu tasarlandı.

Yapılan testlerin ve değerlendirmelerin ardından 3 konfigürasyon prototipi teke düşürüldü ve çalışmalar tek model üzerinde yürütülmeye başlandı.

Tasarım ve doğrulama testlerinin yapılacağı ilk 50 adetlik prototip tüfek, Ekim 2011’de hazır olacak. Proje kapsamında toplam 200 adet prototip üretiminin ise Temmuz 2012 tarihinde tamamlanması planlanıyor. Projeye göre bu prototip tüfekler, geri bildirim almak üzere TSK’da çeşitli birliklere dağıtılacak. Profesyonel askerler tarafından çeşitli hava ve arazi koşullarında (aşırı sıcak, aşırı soğuk, tozlu, ıslak ortamlar) bir süre kullanılacak olan milli piyade tüfekleri, askerlerden gelen öneri ve değerlendirmelerin ardından seri şekilde üretilecek.

Dakikada 650 atış

Türk ordusu tarafından kullanılan G3’lerin yerini alması planlanan modern piyade tüfeği, dünya ordularının envanterinde bulunan son nesil piyade tüfeklerinin üstün özelliklerini bünyesinde topladı. Buna göre milli piyade tüfeğinin ağırlığı şarjörsüz 4.3 kilogram. Fişek kapasitesi 20 adet, boyu 920 mm, namlu ömrü en az 10 bin atım olan milli piyade tüfeği, dakikada 650 atış yapabiliyor.

Bingöl'de saldırı: 1 asker şehit!

Bingöl'de PKK'lı teröristlerin jandarma karakoluna inşaat malzemesi taşıyan kamyonete saldırdı. 1 asker şehit oldu, 1 rütbeli asker ile araç sürücüsü de yaralandı.
Bingöl'ün Genç ilçesinde yapımı devam eden Suveren Jandarma Karakoluna kamyonetle inşaat malzemesi taşıyan araca teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi.

Saldırıda araçta bulunan Yozgat Yerköy nüfusuna kayıtlı onbaşı Deniz Bacanak ağır, bir rütbeli asker ile araç sürücüsü N.B. yaralandı.

Askeri helikopterle Elazığ Askeri Hastanesine kaldırılan Deniz Bacanak'ın şehit oldu.

Saldırıyı düzenleyen terör örgütü üyelerinin yakalanması için bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

BAŞBAKAN, GENELKURMAY BAŞKANI'NA BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl'de bir askerin şehit olması sebebiyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e başsağlığı diledi.

Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Erdoğan'ın, Bingöl'de teröristlerin saldırısı sonucu bir askerin şehit olması nedeniyle Orgeneral Koşaner'e bir başsağlığı mesajı göndererek, üzüntülerini bildirdiği belirtildi.

Başbakan Erdoğan'ın mesajında, aynı saldırıda yaralanan asker için de acil şifalar dilediği ifade edildi.

Komutanlar tam kadro katıldı

Komutanlar tam kadro Alan’ın damadını uğurladı
Komutanlar tam kadro katıldı Bordo-Bereli Albay Yılmaz Çetin’in cenazesine komutanlar tam kadro katıldı. Törende cezaevinde olan ve Çetin’i oğlu gibi seven kayınpederi Engin Alan’ın çelengi alışılmışın dışında en ön sıraya alındı...

 MHP’den İstanbul Milletvekili seçilen ve halen tutuklu olan emekli Korgeneral Engin Alan’ın damadı Yılmaz Çetin’in dün yapılan cenaze törenine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, kuvvet komutanları ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. Emekli Albay Yılmaz Çetin’in cenaze namazı, Kocatepe Cami’nde öğle namazına müteakip kılındı. Törende cezaevinde bulunan Engin Alan tarafından gönderilen çelenk, cenaze namazının olduğu alana getirildi. Korkut Eken, askerlere seslenerek, Çetin’in tabutunun yanına Alan’ın çelenginin getirilmesini istedi.

Bölükbaşı, Bahçeli’yi bekledi

Deniz Bölükbaşı, cenazeye önceden gelerek Bahçeli’yi bekledi. Engin Alan’ın aile dostu olan Bölükbaşı, Bahçeli gelince yanına giderek kendisi ile tokalaştı. Bahçeli de Bölükbaşı’na gülümseyerek, selam verdi. Bahçeli bir süre Hurşit Tolon ile de sohbet etti. Aileye taziye dileklerini ileten Bahçeli daha sonra Çetin’in naaşının bulunduğu yere gelerek dua etti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner ve kuvvet komutanları, Çetin’in cami avlusundaki yakınlarına taziyelerini sundu. Taziyeleri, Yılmaz Çetin’in eşi Pelin Çetin, oğlu Aytun Çetin, Engin Alan’ın eşi Nevin Alan ve aile mensupları kabul etti. Yılmaz Çetin’in annesi Melahat Çetin’in zorlukla ayakta durduğu görüldü.
Öğle namazının ardından Çetin için cenaze namazı kılındı. Bir süre askerlerin omuzunda taşınan Çetin’in Türk bayrağına sarılı naaşı top arabasına konuldu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner, diğer kuvvet komutanları ile törene katılan subay ve astsubaylar önlerinden askerlerin omuzlarında geçirilen naaşı askeri selamla uğurladı.
Yılmaz Çetin’in cenazesi daha sonra Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Alan cezaevinde, hastanede tedavi gören 48 yaşındaki damadının yanında olmadığı için çok üzüldüğünü açıklamıştı. Alan ailesi, “İzin verilmez” gerekçesiyle, emekli korgeneral için Bakanlıktan izin talebinde bulunmadığı belirtildi.

Silah arkadaşı damadı oldu

48 yaşında yaşamını yitiren Yılmaz Çetin, Amasya Taşova doğumlu. Çetin 4 yaşındayken Astsubay olan babası şehit düştü. Meslek konusunda babasının izinden giden Çetin, Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Buradan mezun olduktan sonra 1984 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirdi. Uzun yıllar terörle mücadelede önemli görevler üstlenen, Çetin, “bordo bereli” olarak da adlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan Albay rütbesinde emekliye ayrıldı. Engin Alan ile “silah arkadaşı” olan Albay Çetin, Pelin Alan ile evlenince, çok sevdiği komutanı ile aralarındaki ast-üst ilişkisi, baba-oğul ilişkisiyle sürdü.

KİMLER KATILDI?

Cenaze törenine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Erdal Ceylanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Uğur Yiğit, Jandarma Genel Komutanı Org. Necdet Özel, Ergenekon sanığı emekli Org. Hurşit Tolon, eski MİT görevlisi Korkut Eken, İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, MHP genel başkan yardımcıları Semih Yalçın ve Emin Haluk Ayhan ile kaset skandalının ardından partisinden istifa eden Deniz Bölükbaşı da katıldı.

Tüma. Sinan Ertuğrul'la İlgili ŞOK İDDİA?

Tüma. Ahmet Sinan Ertuğrul, Genelkurmay'ın servis ettiği gibi kahraman bir komutan mı yoksa oğuzyurdu. com'un iddia ettiği gibi gemisini karaya oturtan, zevk düşkünü birisi mi?
Beceriksiz bir subay mı yoksa bir kahraman mı?

2. Balyoz iddianamesi kapsamında hakkında yakalama kararı çıkan Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul'la ilgili Genelkurmay, geçtiğimiz 30 Haziran günü bir fotoğraf yayınlamıştı. O fotoğrafta Balyoz sanığı Tüma. Sinan Ertuğrul bir kahraman gibi sunulmuştu. Genelkurmay'ın yakalama kararının çıkmasından sonra Tüma. Sinan Ertuğrul komuta ettiği savaş gemisini internet sitesinden servis etmesi, yargıyı etkileme teşebbüsü şeklinde yorumlanmıştı. Çünkü ertesi gün bazı gazeteler ve internet siteleri Balyoz sanığı komutanı kutsallaştırmışlar ve bir kahraman gibi sunmuşlardı.
Ve gelelim yukarıdaki soruya... Beceriksiz bir subay mı yoksa bir kahraman mı?
Oğuzyurdu.com sitesinde Balyoz sanığı Ahmet Sinan Ertuğrul'la ilgili dün çok çarpıcı iddiaların yer aldığı bir haber yayınlandı.
O haberde Tüma. Ertuğrul'un komuta ettiği gemiyi karaya oturtarak Türkiye'yi uluslarası camiada komik duruma düşürdüğü iddia ediliyor ve kendisiyle ilgili çok ilginç bilgiler yer alıyor.
İşte oguzyurdu.com'da Tüma. Ahmet Sinan Ertuğrul'la ilgili o analiz;
Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul ismi 30 Haziran günü Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayınlandı sonrasında ise gazetelere ve birçok haber sitesine manşet oldu.
 
KOMUTAN ÜZERİNDEN YARGIYI ETKİLEME TEŞEBBÜSÜ
Manşetlerde yapılan ortak vurgu, daha bir kaç gün öncesine kadar Türkiye adına uluslararası kuvvetleri yöneten bir komutanın görevinden döner dönmez "darbeye eksik teşebbüs" iddiasıyla tutuklu olarak yargılanacağı oldu. Üstelik Genelkurmay olayı daha da ajite etmek için 'gemisini karaya oturtan' komutana olmadık başarılar ithaf etti.  Ancak komutan üzerinden kamu vicdanını ve bağımsız yargıyı etkileyerek toplum mühendisliği yapmaya çalışan Genelkurmay yine çuvalladı: Öyle bir komutan seçmişti ki Ziya Paşa'nın tabiriyle ayinesi işiydi. Nitekim bu sözde komutan, işi becerememiş ve gemisini batırmış bir komutandı.
 
İşte size Genelkurmay'ın ve malum medyanın dümene geçirdiği komutan Ahmet Sinan Ertuğrul...
2010 yılı Yüksek Askeri Şura'da terfi ettirilerek Tümamiral yapılan Sinan Ertuğrul ismini geçen yıl gazetelerden duymuştuk. Tümamiral "Somali'deki korsanlarla mücadele operasyonu" kapsamında Aden Körfezi'ne göreve gönderilen birliğin komutanı idi. Türkiye'nin son dönemde uluslararası alanda gösterdiği başarılı tablonun etkisiyle uluslararası Birleşik Görev Gücü'nün ( CTF 151) komutası Türkiye'ye verilmişti. Sinan Ertuğrul da bu görevin başındaydı. Komutan bu görev sırasında zor bir sınav verdi. Aralarında ABD, İngiltere, Pakistan, Fransa gibi NATO ve Avrupa Birliği'ne bağlı ülkelerden oluşan Birleşik Görev Gücü'nün yönetimini Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul üstlendi, ancak ne yazık ki görevi sırasında büyük bir başarısızlık göstererek uluslararası arenada Türkiye'nin adına leke süren bir tablo ortaya koydu.
 
SAVAŞ GEMİSİ KARAYA OTURDU
4 Ekim 2010 tarihinde TCG GÖKÇEADA savaş gemisi MOMBASSA 'da liman çıkışında karaya oturdu. Olayın ayrıntılarına inilecek olursa Kenya Mombasa Liman çıkışı esnasında TCG Gökçeada köprü üstünde gemi komutanı DZ.Kur.Yb. Cihat Aşan, yanındaki Tümamiral Sinan Ertuğrul'un kendisinin komuta etmesini engellemesi nedeniyle gemiye gereken manevraları yaptıramamıştı. Sonuçta karaya oturan gemi kendi imkanları ile kurtulamadığı için beş adet çekici çağırılmıştır. Pervaneleri parçalanan, en kritik ünitelerinden sonar sistemi çalışmaz hale gelen TCG Gökçeada çekilerek limana yanaştırılmıştır.
 
UYKUSU BÖLÜNÜYOR DİYE GEREKLİ HAZIRLIKLAR YAPILMAMIŞ
Bu skandalın ortaya çıkmasında Tümamiral Sinan Ertuğrul'un göz yumduğu çok kritik bir ihmal önemli rol oynamıştır.  Normalde her seyir öncesinde "Seyir Emniyet Brifingi" yapılması gerekirken SNGM-2 (Somali) seyri öncesi hiç emniyet brifingi yapılmamıştır.  Çünkü gemi komutanı  Dz.Kur.Yb.Cihat Aşan' ın Tüma. Sinan Ertuğrul ile gezmekten bu işlere ayıracak vakti kalmamıştır.  Her seyir öncesi saat ayarı ve gemi düdüğü kontrolü yapılırken Amiral Sinan Ertuğrul gürültüden rahatsız oluyor diye Somali seyrinin hiçbir aşamasinda bu işlemler yapılmamıştır. Bu işlemler sabah 7-8 civarlarında yapılmalıdır ve o saatlerde amiralimizin uyku saatleridir.  Kaza sonrası rapor süreçlerini iyi yöneten Tümamiral Sinan Ertuğrul kendi ihmallerini kapatmak adına kuvvettin görevlendirdiği heyetin başkanlığını da yapmıştır.
 
GEMİNİN KARAYA OTURMASI ULUSLARARASI MECRADA ALAY ESPİRİ KONUSU OLMUŞ
Sonuç olarak ağır hasar alan TCG Gökçeada Aksaz' da havuzlanmıştır ve gemi ciddi bir bakıma alınmıştır. Uluslararası Birleşik Görev Gücü'nün komutanının gemisinin karaya oturması operasyona katılan tüm ülkelerde ve uluslararası denizcilik mecralarında espri konusu yapıldı. Karaya oturan gemide görevine devam edemeyen Tümamiral Sinan Ertuğrul TCG GAZİANTEP gemisinde göreve devam etti.
 
"BORNOZLU AMİRAL" İDDİASI
Amiralin uluslararası alandaki bu başarısına (!) müteakip internette bir "Bornozlu Amiral" fırtınası esti. İnternette yayınlanan klipte 2 bayan deniz subayının dertleşmelerinden bir kesit alınmıştı. Yüzbaşı Aslı Küçükali ile Yarbay Pınar Bağcıoğlu arasında geçtiği anlaşılan görüşmede, Aslı Küçükali, kendisini Tuğamiral Ahmet Sinan Ertuğrul'un seyir sırasında tek başına odasına çağırdığını, odada amirali bornozuyla görünce çok korktuğunu, bunu kimseye anlatamadığını, bu yüzden bunalıma girdiğini anlatıyordu. Çaresiz subayın konuşmasından yaşadığı tacizin etkisinden kurtulamadığı anlaşılıyordu. Aslı Küçükali Amiral'i şikayet etmeyi çok düşünmüştü ancak "amirali korurlar olan bana olur" düşüncesiyle amirali bir türlü şikayet edememişti. Kim bilir  TCG Gaziantep'te görevli subaylar Dz.Tğm. Türkan Bahtiyar ve Dz.Ütğm. Pınat Boduroğlu konuşabilselerdi, komutanın yaptığı tacizi onlar da anlatacaktı.
 
AMİRALLE İLGİLİ ŞOK İDDİALAR?
Sinan Ertuğrul, Deniz Kuvvetleri personeli arasında "keyifçi" komutanlardan birisi olarak bilinir. Sefere çıkmadan evvel kendisi için şampanyalar, kilolarla çikolatalar, içkiler, bornozlar, kıyafetler aldıran bir komutandır. Uğradığı her limanda da ikmalden kendisine özel yöresel hediyelik eşyalar aldırır. Sefer dönüşünde amiralin kolilerce hediyelik eşyası olur ve amiral bunlara beş kuruş para vermez.
 
TÜYLER ÜRPERTEN İDDİALAR
Tüma. Ertuğrul' un CTF 151 komutanlığı süresince harekat yönetmek yerine savaş gemilerini kendi özel yatı gibi kullandığı ve 3 ay boyunca sefa sürdüğü dilden dile dolaşmaktadır. Geminin atış kontrol radar kamarasını kendine özel spor salonu yapmıştır. Bir harp gemisinin işleyişini kendi sefası için bozarak gürültüden rahatsız olduğu için gemide anons yapılmasını, dahili muhabere yapılmasını yasakladığı, köprü üstünde personelin gemi emniyetini tehlikeye atma pahasına hareketlerini kısıtladığı, uyku saatlerinde en ufak gürültü olmasın diye gemiyi adeta dondurduğu ve sabahları saat 9-10' dan önce kalkmadığı herkesin malumudur. Amiral, helikopter harekatında dahi gemide anons yapılmasına izin vermemiştir, bu nedenle helikopter harekatlarını riske sokmuştur.
Mesleğindeki başarısı, kişilik durumu ortada olan amirali kamu vicdanını, hakim ve savcıları etkilemek için kullanmak Genelkurmay'ın düştüğü içler acısı durumu göstermek için yeterlidir. Emrindeki evli bayan subaya niyeti bozan, komutasındaki gemiyi karaya oturtan, her türlü keyfi uygulamayı yapmaktan çekinmeyen bir komutanın kahraman olarak lanse edilmesi Genelkurmay'ın başaramadığı sosyal mühendislikler kervanına ilave edilecek olaylar arasındaki yerini alacaktır.

Tuğgeneral Tüm Manisa'yı FİŞLEMİŞ

EMASYA Planı için istihbarat raporu hazırlatan Tuğgeneral Naim Babüroğlu bir skandala imza attı.
Manisa'daki akademisyenleri, okulları, yurtları ve dershaneleri irticacı diye fişledi. Manisa'daki yemin töreninde Mehmetçik annelerini kışlaya sokmayan Tuğgeneral Naim Babüroğlu'nun EMASYA Planı'nı nasıl suistimal ettiği ortaya çıktı. Babüroğlu, kentteki akademisyenlerin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişiyi ‘cemaatçi' diye fişlemiş. Tuğgeneral Naim Babüroğlu'nun Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı yaparken hazırlattığı EMASYA Planı için yüzlerce kişiyi fişlediği ortaya çıktı.

Skandal plan, Balyoz Darbe Planı'nın ortaya çıkmasının ardından geçtiğimiz yıl iptal edilen EMASYA Protokolü'nün nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne serdi. EMASYA Planı için istihbarat raporu hazırlayan Babüroğlu, Manisa'daki tüm cemaatleri ve tarikatları mercek altına almış. Devletten izin alarak kurulmuş onlarca öğrenci yurdunu da tek tek fişlemiş.
Celal Bayar Üniversitesi'ndeki çok sayıda akademisyeni ‘cemaatçi' diye fişleyen Babüroğlu, Manisa ve ilçelerindeki dersane ve özel okulları da sahipleri ve yönetim kurulu üyelerine varana kadar fişlemiş. Hukuk dışı istihbaratla toplatılan fişleme bilgilerini de EMASYA Planı'na gerekçe yapmış.

PLANA ‘UYGUNDUR' İMZASI
Tugay'ın Avcı Eğitim TaburKomutanı Piyade Yarbay E. C. tarafından Haziran 2006'da hazırlanan plana Babüroğlu tarafından “uygundur” imzası atılmış. 2007 yılında da bağlı bölüklere gönderilen plana göre Avcı Eğitim Tabur Komutanlığı'na bağlı 3 EMASYA Bölüğü kurulmuş. 1'inci EMASYA Bölüğü Gördes, Demirci, Köprübaşı ve Gölmarmara ilçelerinden sorumlu tutulurken, 2'nci EMASYA Bölüğü'nün sorumluluk sahası Manisa merkez ilçe olarak belirlenmiş. 3'üncü EMASYA Bölüğü'nün sorumluluk bölgesi olarak da Akhisar ilçesi tespit edilmiş. 11 adet ek'in yer aldığı planda en dikkat çekici bölüm ise EK-C olarak belirtilen ‘İSTİHBARAT' bölümü oldu.
TARİKAT VE CEMAAT: İRTİCAİ ÖRGÜT
İKK Subay Vekili Piyade Üstğm. O. A. imzalı İstihbarat Raporu'nda aşırı sol örgütlere yüzeysel olarak değinilirken, irticai örgütler olarak nitelendirilen tüm cemaatler ve tarikatlar ise detaylıca anlatılıyor. ‘Aşırı sol örgütler' analizinde hiçbir isme yer verilmezken, irticai örgütler başlığı altındaki analizlerde tüm isimler anlatılıyor. Ayrıca bugüne kadar hiçbir şiddet eylemi ya da silahlı eyleme katılmamış Nurcular, Süleymancılar, Nakşiler ve Kadiriler, Hizbullahterörörgütüyle aynı kefeye konuyor.


HER AY İSTİHBARAT TOPLATMIŞ
EMASYA Planı'nda yer alan istihbarat raporu, fişlemelerin nasıl yapıldığını da ele veriyor. Babüroğlu'nun sadece EMASYA planının uygulandığı zamanlarda değil diğer zamanlarda da her ay düzenli istihbarat toplattığı raporda görülüyor. İstihbarat toplama talimatı planın ‘İstihbarat Rapor Sistemi” başlıklı bölümünde şöyle anlatılıyor: “Konu ile ilgili olarak elde edilecek istihbarat bilgileri, normal zamanlarda (EMASYA planının uygulanmadığı zamanlarda) İKK. İSÖZ. her ayın üçüncü haftasında Tugay K.Lığına gönderilecektir. İKK.İSÖZ; EMASYA Planı'nın uygulandığı zamanlarda ise her gün saat 17.00'de duruma göre engeç saat 23.00'a kadar gönderilecektir.” EMASYA için hazırlanan istihbarat raporunda “Manisa Tarımının Türkiye'deki Yeri” bile analiz ediliyor. Buna göreManisa, çekirdeksiz kuru üzümde Türkiye'nin yüzde 76'sını, yaş üzümde yüzde 37.76'sını, tütünde yüzde 28'ini, pamukta yüzde 20'sini, zeytinde ise yüzde 7'sini karşılıyor. Bu bilgilerin toplumsal olaylara müdahale için hazırlanan EMASYA planında neden yer aldığına bir anlam verilemiyor.
İşte istihbarat raporunda yer alan fişlemeler
NURCULUK
Yeni Asya Grubu: Manisa merkezinde “İlim ve Kültür Vakfı” ile “İlim ve Kültür Kitapevi” organizesiyle faaliyetlerini yürütmektedirler. Esnaf sanatkarlardan oluşan yaklaşık 1000- 1500 kişilik bir taraftarı bulunmaktadır.Üniversiteöğrencilerinin barındığı iki adet özel yurt bulunmaktadır. Özel Ege Kültür ve Eğt. Org. İnş. Turizm San. Ve Tic. A.Ş. 1999 tarihinde... Yeni Asya Grubu'nca kurulmuştur. Vakıf Başkanı Halil Köprücüoğlu, yardımcısı Ahmet Katsöz, üyeleri İhsan Sel, Rıza Akçalı, Ahmet Özkılıç'tır. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Mahmut Kaplan, Prof. Dr. Nadir Özkuyumcu, Doç. Dr. Adem Ceylan, Yrd. Doç. Dr. Kenan Erdoğan ve Yrd. Doç. Dr. Rıza Bağcı isimli öğretim görevlilerinin Nurcu/ Yeni Asya Gurubu görüşünü benimsedikleri, Yeni Asya Grubu'na eleman kazandırmak amacıyla üniversite öğrencilerine propaganda ve baskı uyguladıkları tespit edilmiştir.
Kırkıncı Hoca Grubu: İlimiz ve özellikle Akhisar ilçemiz başta olmak üzere yaklaşık 500-750 civarında taraftarının olduğu bilinmektedir. Manisa ve Akhisar'da Hilaliye Vakfı'nın şubeleri bulunmaktadır.
Fethullah Hoca Grubu (Zamancılar): Özel Körfez Dersanesi, Özel Şehzade Mehmet Lisesi ve Özel Saadet Kız Lisesi adı altındaki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanı sıra dershane, vakıf ve yurt alanında faaliyetlere de ağırlık verdikleri, Manisa'da Tempo FM adında mahalli bir radyolarının bulunduğu, yaklaşık 5000 civarında taraftarının olduğu tahmin edilmektedir. Körfez ve Şehzade Mehmet Lisesi, Bilen İşletmecilik Özel Eğt. İnş. ve Tic. Paz. A.Ş. tarafından kurulmuştur. Şirketin kurucuları Orhan Gençtürk, Halil Gülerman, Rüştü Başaran, Cemalettin Baştuğ, Nusret Muğla'dır. Özel Ufuk Lisesi (Haziran 2004'te kapatılmış olup yerine dershane açılacaktır)Melen Özel Eğt. San.Tic. Ltd. Şirketi tarafından kurulmuştur. Kurucuları Hasan Ortaç, Mustafa Baydar, Arif Bakkaloğlu, Mustafa Duru'dur. Feza Eğt. ve Kültür Vakfı Başkanı Tahsin Çanbel, Yardımcısı Mahmut Kılınç, üyeleri Yunus Yılmaz, Ersan Başaran,Mustafa Karakaşlar,Mustafa Yerkazanoğlu, Mehmet Pakdemirli'dir. Yayınları, Zaman Gazetesi, Manisa İl Temsilcisi Mustafa Topçuoğlu'dur.
SÜLEYMANCILIK
İl İlçe Lideri: Manisa Ali Hancıoğlu Vakfı Başkanı Arif Çilpiloğlu, Yardımcısı Naim Erbaş, Üyeleri TurgutGÜRDEL, S.Oğuz ÜstelMetin Çil'dir.Türkiyegenelinde olduğu gibiManisa'da da Kurs Okul Talebelerine Yardım Derneği (KOTYD) adı altında fakir öğrencileri okutmak veAtatürkİnkılaplarını tamamıyla kaldırılmasını hedef alan çalışmalar yaptığı, Manisa ve ilçelerinde yaklaşık 5000-6000 civarında taraftarları olduğu tahmin edilmektedir.
NAKŞİBENDİLİK
İskenderpaşa Cemaati: Manisa'daki faaliyetlerini “Sancak Çevre Ahlak ve Kültür Derneği” adı altında sürdürdüğü, ayrıca “Artı Dersanesi Ltd. Şti” ortaklarının belirtilen gruba mensup oldukları tespit edilmiştir.Manisa ilinde yaklaşık 1000 kişilik taraftarları olduğu değerlendirilmektedir.
İsmailağa Cemaati: Manisa ilinde faaliyetlerini “Merkez Efendi Vakfı” adı altında sürdürdükleri, Manisa ilinde yaklaşık 400 kişilik bir taraftarının olduğu değerlendirilmektedir.Manisa Merkez SakaryaMahallesi'nde bir binanın kiralandığı bu binada ilköğretim çağındaki öğrencilerin barındırıldığı, din eğitimi verildiği, sorumlusunun Fahrettin Celen isimli şahıs olduğu öğrenilmiştir.
Adıyaman Menzil Dergahı: Manisa'da özellikle doğu kökenli vatandaşlar arasında yaygın olan tarikatın yaklaşık 3000 civarındamensubunun bulunduğu, aylık olarak yayımlanmakta olan Semerkand dergisinin dergâh mensuplarınca kondu, grup mensuplarınca zaman zaman Adıyaman Menzil'e gezilerin düzenlendiği tespit edilmiştir.
KADİRİLİK
Haydar Baş Grubu: Yayın organlarından Yeni Mesaj gazetesine abone kazandırmak ve ulusal yayın yapan Meltem televizyonunun izleyici kitlesini artırmak için çaba sarf ettikleri, tarikatın ilimizde tahmini olarak 1000 civarında taraftarının bulunduğu 2001 yılı içinde Bağımsız Türkiye Partisi'ni kurup, Manisa'da taban oluşturma faaliyetlerine devam ettiği, bahse konu partinin ilimizde Merkez, Akhisar, Ahmetli, Gölmarmara, Kula, Salihli, Saruhanlı ve Turgutlu ilçelerinde teşkilatı vardır.

IŞIKÇILIK
Stratejik Eylem Anlayışı: Teokratik esaslara dayalı şer'i düzeni getirmek için iktidara gelme şansı en yüksek olan sağ partiyi desteklemektedir. Manisa ilçelerinde 1500-2000 kişi civarında mensubunun olduğu tahmin edilmektedir.
Başörtülü annelere tel örgüden yemin töreni izletti
Babüroğlu'nun adı 2008 Kasım ayında Mehmetçiklerin yemin töreninde yaşanan başörtü skandalıyla gündeme gelmişti. Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayındaki yemin töreninde Babüroğlu, 40 yaşın altındaki Mehmetçik annelerini kışlaya sokmamıştı. Başörtülü genç anneler tel örgülerin ardından yavrularının yemin edişini göz yaşlarıyla izleyebilmişti.
Babüroğlu ile ilgili çarpıcı bir iddiayı da Yeni Akit gazetesi ortaya atmıştı. Dünya Kiliseler Birliği'ne bağlı Boyd&boyd Ministries isimli ABD Merkezli Hristiyan Cemaatin listesinde Naim Barbüroğlu ismi yer almıştı. Gazete, Babüroğlu'nun Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak Antakya'daki Barbüroğlu soyadını taşıyan akrabalarının aksine soyadını Babüroğlu olarak değiştirdiğini öne sürmüştü.

‘En büyük asker bizim ask er' sloganına kanmayın uyarısı
EMASYA Planı'nın “Görevlendirilen Askeri Birliklerin Hareket Tarzı” başlıklı bölümünde çok ilginç bir de talimat yer alıyor. Mehmetçiğin müdahale sırasında ‘gaza' gelmemesi için şu uyarı yapılıyor: “Aşırı akımlar kendilerine taraftar sağlamak veya taraftarlarını cesaretlendirmek için “asker bizimledir” kanısını yaratmaya çalışabilirler. Aşırı uçların sebep olduğu olaylarda Sb. Astsb ve Erlerin nümayişçiler tarafından omuzlara alınmasına kesin olarak müsaade edilmeyecektir. Böyle bir duruma düşmüş kişilerin hemen yardımına koşarak bu çeşit gösteriler önlenecektir. “En büyük asker bizim asker” sloganına karşı hazırlıklı olunacaktır.

Jandarma komutanı Hopa'daki o fotoğrafı savundu: Geçidi tutuyorduk

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın seçim otobüsüne 31 Mayıs günü taşlı saldırı düzenleyen eylemcilere müdahale etmeyen Hopa İlçe Jandarma komutanından ilginç bir savunma geldi.

Yüzbaşı Halit Çalmuk, 'Türkiye bu fotoğrafı konuşuyor' başlığıyla manşetlere taşınan olaylar sırasında kendisine verilen görev gereği 'geçidi tuttuğunu' söyledi. Müfettişlerin yürüttüğü idarî soruşturmada, Metin Lokumcu'nun kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi de masaya yatırıldı. Polis, biber gazlı müdahalesi öncesinde, 'Astım ve kalp rahatsızlığı olanlar uzaklaşsın.' diye birçok defa uyarı yapmış.

Başbakan'ın seçim otobüsünün taşlı sopalı saldırıya uğramasıyla başlayan olaylarla ilgili müfettişler incelemelerini tamamladı. İki mülkiye bir polis başmüfettişi ile bir yarbaydan oluşan dört kişilik müfettiş grubu şimdi açılan idari soruşturmada raporunu hazırlıyor. Müfettişler olayda sorumlu görevlilerin tek tek ifadesini aldı. Artvin Valisi Mustafa Yemlihaoğlu'nun müfettişlere, Başbakan Erdoğan'ın ziyareti öncesi tedbirlerin en ince ayrıntısına kadar planlandığını söylediği öğrenildi. Yemlihaoğlu'nun, "Başbakanımızın miting yapacağı alan parke taş döşeliydi. Olabilecek gösterilerde bu taşların sökülerek saldırı amaçlı kullanılabileceğinden üzerini asfaltla kaplattım." dediği belirtildi.

Müfettişler soruşturmada, jandarmanın olaylara müdahale etmeyerek seyirci kaldığı iddialarını da mercek altına aldı. İddiaları gündeme taşıyan fotoğraf ve görüntüler basın yayın organlarından temin etti. Görüntülerde, olaylar sırasında yol kenarında bekleyen jandarmaların, göstericilere en ufak bir müdahalede bulunmadığı görülüyordu. Görüntülerin incelenmesinin ardından Hopa İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Halit Çalmuk'un ifadesi alındı. Çalmuk'un müfettişlere oldukça ilginç bir savunma verdiği ortaya çıktı. Jandarma Komutanı, olaylara seyirci kalmasını, güvenlik planlamasında kendisine 'geçidi tutma görevi' verilmesine bağladı. Çalmuk'un, "Başbakan'ın mitingi öncesi yapılan güvenlik planlamasında bana geçidi tutma görevi verildi. Ben emrimdeki askerlerle geçidin güvenliğini sağladım. Bana başka bir görev verilmedi." dediği öğrenildi. Çalmuk'un garip savunması ve ifade sırasında takındığı tavır üzerine müfettişlerle arasında gerginlik yaşandığı da belirtildi. Eylemcilere müdahale etmeyen Çalmuk görevden alınarak Erzurum Jandarma Bölge Komutanlığı görevine atanmış, yerine İl Jandarma Karargah Bölük Komutanı Jandarma Yüzbaşı Uğur Çağlar getirilmişti.

Müfettişlerin yürüttüğü idari soruşturmada, Metin Lokumcu adlı emekli öğretmenin kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği olaylarda polisin orantısız güç kullanıp kullanmadığı da masaya yatırıldı. Polisin biber gazlı müdahalesi öncesinde, 'müdahale edileceği ve astım ve kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin uzaklaşması' yönünde birçok defa uyarılarda bulunduğu idari soruşturmada saptandı. Olayların ardından görevden alınan Artvin Emniyet Müdürü Muhsin Armağan ise Başbakan'ın mitingi öncesinde her türlü tedbirin alındığını savundu. Armağan, çevre illerden gelen Çevik Kuvvet'le birlikte Hopa'da yaklaşık 250 Çevik Kuvvet'in görev aldığını bildirdi.

Çukurca'da çatışma: 1 astsubay şehit


03.07.2011

Hakkâri'nin Çukurca ilçesi kırsalında güvenlik güçleri ile PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmada, Astsubay Kıdemli Başçavuş Kalender Özdemir (38) şehit oldu.

Arazi tarama çalışmaları sırasında açılan ateş sonucu şehit düştüğü öğrenilen şehit astsubayın, 18 yıldır Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yaptığı öğrenildi. Kırıkkale'nin Hasandede beldesinde ikamet eden Özdemir'in yakınları, şehit haberinin alınması üzerine evlerine dev Türk bayrağı astı. Babasını yıllar önce kaybeden Özdemir, Furkan ve Kübra adlı (11) ikiz çocuğa sahipti. Torunlarının yetim kaldığını söyleyen 74 yaşındaki şehit annesi Hüsniye Özdemir, evinin önünde gözyaşlarına boğulurken, sinir krizi geçirdi. Şehit annesi, "Kurban olurum yavrum, ciğerim sana nasıl kıydılar, seni bekliyorduk, şimdi yetimlerim ağlıyor." diyerek ağıtlar yaktı.
Şehit Özdemir'in cenazesi, Ankara'dan alınarak namazın kılınacağı Kırıkkale'nin Yeni Mahalle semtindeki Ata Tepe Camisi'ne getirildi. Cenazesinin getirilişi sırasında eşi Alev Özdemir ile 11 yaşındaki ikiz çocukları Furkan ile Kübra gözyaşlarına boğuldu. Törene katılan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, şehidin eşi ve çocuklarına başsağlığı dileyerek, teselli etmeye çalıştı. İl Müftüsü Bekir Gerek'in kıldırdığı cenaze namazının ardından şehidin naaşı bir süre omuzlarda taşındıktan sonra top arabasına kondu. Tabutun cenaze aracına konulduğu sırada şehidin ikiz çocukları Kübra ile Furkan asker selamı ile babalarına son görevlerini yerine getirdi. Cenaze, Hasandede beldesindeki aile mezarlığında toprağa verildi.

Emekli Tümgeneral Nogaylaroğlu ile birlikte iki subay tutuklandı

02.07.2011

Balyoz darbe planı soruşturması kapsamında İstanbul Adliyesi'nde sorgulandıktan sonra tutuklanması talebiyle dün gece geç saatlerde mahkemeye sevk edilen 5 askerden 3'ü tutuklandı.
Soruşturma kapsamında dün bir grup emekli ve muvazzaf asker, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne geldi. Çırağan Caddesi'ndeki savcı ve hakimlerin kullandığı kapıdan Merkez Komutanlığı'na ait sivil plakalı bir araçla giriş yapan askerler, soruşturmayı yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Ayar tarafından sorgulandı. Savcılıkta ifade veren 5 asker, akşam saatlerinde tutuklanmaları istemiyle İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkeme, Tümamiral Erdem Caner Bener, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu ve Albay Aziz Yıldız'ın tutuklanmasına karar verdi. Bir yarbay ile bir albay ise serbest bırakıldı. Son tutuklamalarla, soruşturma kapsamında cezaevine gönderilenlerin sayısı 28'e çıktı.

Tümgeneral Arıkan: Ses kaydı montaj

02.07.2011

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Komutanı Tümgeneral Mutlu Arıkan, önceki gün internet sitelerine düşen ses kaydının 'montaj' olduğunu savundu.

Tümgeneral Mutlu Arıkan, ilk olarak dailymotion.com isimli internet sitesinde yayınlanan ses kaydıyla ilgili kısa bir açıklama yaptı. Söz konusu ses kaydının kendisine ait olmadığını iddia etti. Kasetin montajlanıp oluşturulduğunu aktaran Arıkan, ses kaydını devam eden davaları etkilemeye yönelik girişim olarak değerlendirdi. Kasetin şahsını ve kurumunu küçük düşürdüğünü belirten Arıkan, kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edildiğini aktardı. Kasetteki konuşmaların kendisine ait olduğu yönündeki haberleri de eleştiren Arıkan, sözlerini şöyle devam ettirdi: "Herhangi bir araştırma yapılmadan, kanuna aykırı bir şekilde oluşturulan bu kaydın, internet ortamında yayınlanması, konuşmaların tarafıma aitmiş gibi gösterilmesi, evrensel basın ilkeleri ve etik değerlere aykırıdır."
Söz konusu ses kaydında şu ifadeler kullanılıyordu: "Poyrazköy'deki mühimmatı yazıma rağmen kaldırmadılar. 'O belgeleri başkaları koymuş' diyorsunuz. Kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı? (...) Bunlar saf ve bunları hep kandırmış siviller. Kullanmışlar... Yani biz bilmiyor muyuz Kent Otel'e gidip bilmem ne yapıp yemek yemeyi, oturup konuşmayı? (...) Mustafa Dönmez falan var, adam kilit, konuşmuyor. Ulan p... de ki, 'ben bunu işte ticari maksatla yaptım, menfaat, para, silah satacaktım.' Onu da söylemiyor."
 
Bu arada, Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal, avukatları aracılığıyla ses kaydına ilişkin açıklama yaptı. Haberal, 'Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'u kullanarak Kent Otel'de gizli toplantılar yaptığı' iddialarının gündemi değiştirmek amaçlı olduğunu savundu.

Ergenekon'a 'devlet sırrı' kalkanı

02.07.2011

Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Komutanı Tüm-general Muharrem Mutlu Arıkan'a ait olduğu iddia edilen ses kaydı önceki gün internete düşerken, kayıttaki Ergenekon itirafları kamuoyunda şok etkisi yaptı.
 
"Bunların yayınlanması uygun değildir.' diye yazmışız. O da tutanağa geçirmiş ve dolayısıyla onları koymamış oraya. Daha neler var..." şeklindeki sözler, soruşturma sürecindeki sıkıntıları da gözler önüne serdi. Şüphelilerde bulunan binlerce belge Genelkurmay'a sunulmuş, ancak 'gizli' denilerek çoğunun dava dosyalarına girmesi engellenmişti. En dikkat çekici örneklerden biri Genelkurmay danışmanı olduğu ileri sürülen Nuran Yıldız'ın notlarıydı. TSK, 'Askerî casusluk ve şantaj' çetesinden çıkan 165 bin belgeyi de 'gizli' saymıştı. Ergenekon davasının üçüncü iddianamesinin klasörlerinde ise 214 'çok önemli' belge 'sır' olarak kaldı.
Ergenekon soruşturması sürecinde yapılan operasyonlarda özellikle Genelkurmay'a ait çok sayıda belge ele geçirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sorduğunda da Genelkurmay kendisine ait belgelerin çoğu için, 'TSK'ya ait olduğu ve içeriği itibarıyla yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgilerden olduğu' şeklinde cevap verdi. Ancak zamanla bu belgeler arasında Türkiye'yi sarsan bilgiler çıktı. Bunun çok yakın örneği Zaman gazetesinde yayımlanan dönemin Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü Albay Turgut Ak'ın imzası olan belge. 'Gizli' ibareli belgede, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un, danışmanı Nuran Yıldız'ı parti liderlerine göndererek seçim sürecini yönettiği öne sürülüyor. CHP, DYP ve Anavatan'a Meclis'e girmemeleri yönünde talimat verildiğini gözler önüne seren belgede, Başbuğ, dönemin Anavatan Partisi lideri Erkan Mumcu'ya özetle şu mesajı iletmiş: "Anayasa Mahkemesi'yle konuştuk, AKP'yi kapatacaklar. Erdoğan, Gül ya da Arınç'tan biri seçilirse TSK müdahale edecek. Yeni oluşum sözü veriyoruz."

Bu belge kendisine sorulan Genelkurmay, 'gizli' cevabı vermişti. Ancak daha sonra emekli Albay Levent Göktaş'a ait olduğu iddia edilen 51 No'lu DVD'de çıkınca Ergenekon dava dosyasına girmişti. Yine aynı şekilde, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' belgesinin ofisinde bulunduğu avukat Serdar Öztürk'ten de 70 adet gizli belge çıktığı dosyada yer aldı. Bu belgeler içinde 'Kaos Planı' çıkmıştı. Ergenekon ana davası tutuklu sanığı emekli asker Fikret Emek'ten elde edilen iki adet klasör içinde çok gizli belgeler olduğu bildirilen ağzı mühürlü bez torbalar dava dosyasından çıkarılarak adli emanete alınmıştı.

CASUSLUK DAVASINDA 165 BİN BELGE 'SIR' OLDU
Ergenekon terör örgütü soruşturmasını başlatan İstanbul Başsavcı Vekili Zekeriya Öz'ün talimatıyla, 9 Nisan 2008 tarihli tutanakta şu bilgiler yer alıyor: "Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülmekte olan 2007/1536 soruşturma kapsamında soruşturma savcısının talimatları ile soruşturma kapsamında elde edilen 'ÇOK GİZLİ' belgelerin bulunduğu görevsizlik kararına bağlı iki klasör ile 13 adet CD'nin torba içerisinde ağzı mühürlü olarak Genelkurmay Başkanlığı'na gönderilmesine..."

Yargılaması süren 'Askerî casusluk ve şantaj' iddianamesinde devletin güvenliğini tehlikeye sokacak 165 binden fazla belge çeteden çıktı. Genelkurmay, bu belgelerin yayınlanmamasını istedi. Savcılık, bu belgeleri adli emanete kaldırdı. Öte yandan Ergenekon davasının üçüncü iddianamesinin 185 klasöründe 214 'çok önemli' belge ise 'sır' kapsamında dava dosyasına girmedi.

Ergenekon davası tutuksuz sanığı İşçi Partili Hayati Özcan'ın İzmir'deki ev ve ofisinde ele geçen 4 adet CD'de çıkan belgeler de Genelkurmay'a sorulmuştu. Genelkurmay, belgelerin 'TSK'ya ait olduğunu ve içeriği itibarıyla gizli kalması gerektiğini' bildirmişti. Bu belgeler arasında '2004 yılı Ege Bölgesi ve yurtiçi, yurtdışı bölücü, yıkıcı, irticai, azınlık ve misyonerlik faaliyetleri takibi çizelgesi', 'Okul, dernek, vakıf, dershane isimleri' ve 'Karargah Evleri konulu 5 sayfalık belge' de bulunuyordu.

Gözaltına alınacakları Yassıada ve İmralı'ya taşımakla görevli

01.07.2011

Hakkında yakalama kararı çıkarılan Türk Deniz Görev Grubu Komutanı Tümamiral Sinan Ertuğrul'un, Balyoz Güvenlik Harekat Planı'nın Ankara bölge koordinatörü olarak görevlendirildiği belirtiliyor.
 
Ertuğrul'un ayrıca, gözaltına alınacak hassas şahısların İmralı ve Yassıada'ya gönderilmesi konusundaki planların hazırlanmasında görevli olduğu ifade ediliyor. İddianamede yer alan bilgilere göre Ertuğrul, Kaos Planı davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek, Poyrazköy sanıkları emekli Albay Levent Bektaş ve Tuğamiral Levent Görgeç'le yoğun telefon görüşmeleri yapıyor. İddianamede, Tümamiral Ertuğrul'un 'Personel Görevlendirme.doc' isimli belgede Balyoz Planı'nın Ankara bölge koordinatörü olarak görevlendirildiği anlatılıyor. Balyoz Planı dahilinde kurulan 'Operasyon timlerine' dağıtılmak üzere 17 Glock marka silahın hazırlandığı bildirilen ve isim belirtilmeyen yazının Ertuğrul'a hitaben kaleme alındığı değerlendiriliyor. Ertuğrul'un Gölcük Donanma Komutanlığı'nda yapılan aramada elde edilen 'ankarakol.doc' isimli belgede, Suga Harekat Planı'nın uygulamasına tepki gösterebilecek amirallerin takip edilmesi amacıyla Ankara Birlik Komutanlığı'nda görevlendirilen personel listelerinin oluşturulmasında görevlendirildiği aktarılıyor. Bu arada, 7'si general 8 sanık haklarında çıkarılan 'yakalama' kararına itiraz etti. İddianamenin kabulüyle, Korgeneral Turgut Atman, tümgeneraller Güngör Nedim Kurubaş, Beyazıt Karataş, Bülent Kocababuç, tuğgeneraller Mehmet Eldem, Mustafa Erhan Pamuk, Tümamiral Sinan Ertuğrul ve Albay Mehmet Örgen hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

Hakkari'de mayın patladı: 1 asker şehit


01.07.2011

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde Haskel Dağı'nda arazi arama-tarama çalışmaları sırasında araziye yerleştirilen mayının patlaması sonucu Uzman Çavuş Metin Koza şehit düştü.
Şehidin cezanesi, memleketi Elazığ'da bugün İzzetpaşa Camii'nde cuma namazını müteakiben kılınacak cenaze namazının ardından defnedilecek. Bölgede başlatılan operasyonda terörist grupla sıcak temas sağlandı. Çatışmada bir asker de yaralandı.

Tümgeneralden şok itiraflar

01.07.2011

İnternete düşen ses kayıtlarına bir yenisi daha eklendi. dailymotion.com adlı video paylaşım sitesinde yayınlanan ve Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma Komutanı Tümgeneral Muharrem Mutlu Arıkan'a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarıyla ilgili şok itiraflarda bulunuluyor.
Tümgeneral Arıkan olduğu iddia edilen kişi, Ergenekon soruşturması kapsamında bulunan cephanelikler ve askeri mühimmatın TSK'ya ait olduğunu aktarıyor. Kendisinin mühimmatlarla ilgili sorumlu birimleri uyardığını belirtiyor.

Tümgeneral Muharrem Mutlu Arı-kan'ın ismi Balyoz davası kapsamında Gölcük'te çıkan belgelerle gündeme gelmişti. Vakit Gazetesi'nden Yener Dönmez'in iddiasına göre Arıkan, Genelkurmay tarafından Gölcük belgelerini medya üzerinden sulandırma faaliyetinde görevlendirilmişti. Arıkan'ın komutanı İstihbarata Karşı Koyma birimi, Genelkurmay'dan dışarıya bilgi sızdırılmasını engellemek amacıyla kurulmuştu. İşte o ses kaydı:

BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEY YOK: İkinci iddianamenin ekleri hangi klasörde ne var, hepsini şimdi şey yapıyoruz. Yani bizim bilmediğimiz hiçbir şey yok içerisinde. İddianamenin içerisinde geçenleri zaten ek olarak koymuş.
Bu kadar doküman, bu kadar bilgi, belge neden toplanır? Ne bileyim işte Şener Eruygur'un bilgisayarından çıkar? Ne işi var? Niye Hurşit Tolon'un bilgisayarında durur bunlar? Niye yani? Niye bende yok da onda var?
'O belgeleri başkaları koymuş diyorsunuz' Ee kardeşim telefon görüşmelerini de mi başkaları yaptı? Senin hiç görüşmemen gereken insanlarla da görüşmüşsün yani.

SİVİLLER BUNLARI KULLANMIŞ: Vallahi de billahi de bunlar saf ve bunları hep kandırmış siviller. Kandırmış derken, kendi amaçları doğrultusunda kullanmışlar. Yani şimdi biz asosyal insanlar mıyız? Biz bilmiyor muyuz bir Kent Otel'e gidip bilmem ne yapıp yemek yemeyi veya bilmem nereye gidip bilmem kimle beraber oturmayı? Yaşar Büyükanıt'la ilgili ne kadar hastaneye gitmişse, bütün hastane kayıtları ne kadar işte ilaç almışsa, o ilaçlar tek tek, gün gün kayıtlar tutmuşlar. Hurşit Tolon'dan çıkıyor bunlar. Yaşar Büyükanıt'ın eşi kiminle samimiymiş? Salak, ne gerek var!

DAHA NELER VAR NELER! Bak iddianamenin eklerine bir sürü tutanak vardır. Orada 'bunların yayınlanması uygun değildir' diye biz yazmışız. O da onları tutanağa geçirmiş ve dolayısıyla onları koymamış oraya. Daha neler var da!
Önceden, bize gönderildi. 'Bunların içinde askeri bilgi var mı? Yayınlanmasına yönelik sakıncalı olduğu bilgi belge var mı' diye. Biz onların hepsini inceledik. Daha iddianame ortaya çıkmadan önce gönderdik onları. 'Bunlar kesinlikle işte devletin gizliliği ile ilgilidir. Yayınlanması sakıncalıdır' diye. Daha onlar falan girmiş değil yani iddianamenin eklerine.

GÖMÜLÜ MÜHİMMATLAR KONUSUNDA UYARDIM: Daha önceden bunlara müdahildik. Onlara dikkat edin, şunları yapın, bak şurada silah var, bak burada mühimmat vardı. Bana cevaplar geldi, işte 'hiçbir silahımız eksik değildir, hiçbir mühimmatımız eksik değildir.' Şak diye önlerine koydum. Buyurun dedim, ben göndermişim, karşılığında bana cevap gelmiş; 'Her şeyimiz tamam. Bir sıkıntımız yok' diye.
 
SİLAHLARI SATACAKTIM DESENE: Mustafa Dönmez falan var, adam kilit konuşmuyor. Ulan p.. de ki, 'ben bunu işte ticari maksatla yaptım, menfaat, para, silah satacaktım.' Onu da söylemiyor. Tabii, bütün bu olayların içerisinde, Ergenekon'a terör örgütü diyebilmeleri için olayın içinde şiddet ve cebir olması lazım. Bugüne kadar bunları bulamıyorlardı, ama son iki üç dalgada, bu Mustafa Dönmez'ler çıktı.

Bilvanis fişlemesini itiraf edip, suçu Fırtına'ya attı

01.07.2011

İkinci Balyoz iddianamesinin bir numaralı sanığı Orgeneral Bilgin Balanlı'nın, Bilvanis Çiftliği'ne yönelik fişleme talimatının dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından verildiğini söylediği ortaya çıktı.

İddianamede yer alan savcılık ifadesinde Balanlı, Bilvanis Çiftliği ile ilgili ilginç bilgiler veriyor. Eskişehir'de 2006 Ağustos ayında göreve başladığını anlatıyor. Çiftlikle ilgili medyada yer alan haberlerin ardından, 2003 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bulunan emekli bir hava kuvvetleri komutanı ile konuştuğunu belirtiyor. Şöyle diyor: "Bana görev yaptığı süre içinde MGK'da Bilvanis çiftliği ile ilgili görüşme yapıldığını, bu görüşme sonrası Hava Kuvvetleri'ne talimat verildiğini ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan istihbarat çalışmalarına yardımcı olmasının istendiğini söyledi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından havadan keşif yapılarak fotoğraflarının çekilmesi istenmiş ve 2003 yılından sonra bu çiftliğin Hava Kuvvetleri'nin Eskişehir'deki ilgili birimleri tarafından keşif amaçlı uçuşlar yapılmış ve bununla ilgili Hava Kuvvetleri'ne rapor verildiğini, 2008 veya 2009 yılında önüme gelen bilgi notu içeren rapordan öğrendim."

Orgeneral Balanlı'nın ifadelerine göre 2003 yılında MGK'da yer alan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına. Fırtına, 27 Ağustos 2003 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı ve 30 Ağustos 2005'te emekli oldu.

Füzeler hedefi ıskalayınca 50 milyon dolarlık yatırım boşa çıktı

 01.07.2011

Milli Savunma Bakanlığı, Fransa'ya sipariş verdiği 19 bin kısa menzilli füzenin hedefi vurmadığını tespit edince anlaşmayı feshetti. Füzeler için 50 milyon dolar yatırım yapılarak Elmadağ'da kurulan yedi tesiste yedi yıldır hiçbir şey üretilmediği ortaya çıktı.

Kara Kuvvetleri Komutanlı- ğı'nın 19 bin adet kısa menzilli füze ihtiyacını karşılamak için Milli Savunma Bakanlığı ve Fransız MBDA firması ile yapılan 400 milyon Euro'luk anlaşmanın ardından yaşanan skandalların ardı arkası kesilmiyor. Teslim edilen füzeler, hedefi vuramayınca Türkiye ve MBDA mahkemelik olmuş ve sözleşme iptal edilmişti. Sözleşmenin feshedilmesiyle 50 milyon dolarlık yatırımın da çöpe gittiği ortaya çıktı. Alınan füzeler için kurulan tesis de tam 7 yıldır atıl durumda. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKEK), Elmadağ'daki tesislerinde proje kapsamında yeni füzelerin üretimi için kurulan tesis boş bekliyor. 50 milyon dolarlık tezgâhlarda 7 yıldır hiçbir şey üretilmedi.

Milli Savunma Bakanlığı ile Fransız MBDA şirketi arasında imzalanan anlaşma kapsamında Türkiye, proje bedelinin dörtte üçüne yaklaşan 280 milyon Euro'yu ödemesine rağmen sadece 3 bin 600 füze teslim alabilmişti. Kara Kuvvetleri'nde yapılan testlerde ise teslim edilen bu füzelerin hedefini vuramadığı belirlendi ve bu nedenle projede sarkmalar yaşanmaya başladı. Bunun üzerine Türkiye, projeyi 'sözleşmede öngörülen takvime uyulmaması' sebebiyle iptal etme kararı aldı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), 2004 yılında projeyi ve ödemeleri durdurarak sözleşmeyi feshetti. Olay Ulaslararası Tahkim'e gitti. 2009'da sonuçlanan tahkim kararına göre, sözleşmenin fesih tarihi olan 2004'e kadar Kara Kuvvetleri tarafından teslim alınan ancak yapılan tatbikatlarda hedefi vuramayan 3 bin 920 adet ERYX füzesi ve müştemilatı Türkiye'ye bırakıldı. Söz konusu füze ve müştemilatın toplam değeri ise 120 milyon dolar. Proje kapsamında MKEK'de kurulan milyonlarca dolar değerindeki tesis ise kaderine terk edildi.

Öte yandan 28 Şubat sürecinde olgunlaştırılan ve 1998'de sözleşmesi imzalanan projede, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın gerçek füze ihtiyacının 19 binden çok daha az olduğuna dair bir yazının Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na ulaştırıldığı belirtiliyor. Fakat buna rağmen, ihtiyacın 19 bin füze olduğunu belirten dönemin generalleri hakkında herhangi bir işlem başlatılması için Milli Savunma Bakanlığı tarafından hiçbir girişimde bulunulmadığının altı çiziliyor.

Bilirkişi raporu: Dokümanlar delil niteliğinde

30.06.2011

İddianamede yer alan bilgilere göre, Balyoz davasında sanıkların dijital verilerde sahtecilik yapıldığı iddiasına karşı önlem alan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı baştan harekete geçti.

Başsavcılığın talebi üzerine Emniyet Kriminal, CD'lerle ilgili bilirkişi raporu hazırladı. Raporda, Hakan Büyük'ten elde edilen ve belgelerin yer aldığı flash disk'in arama mahallinde alınan ve bir örneğinin, arama sonrasında şahsa teslim edilen imajı üzerinde inceleme yapıldığı belirtildi. Buna göre, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma kapsamında, 21 Şubat 2011 tarihli kolluk kuvvetlerince tanzim edilen 'EV ARAMA, EL KOYMA, İMAJ ALMA ve TESLİM TUTANAĞI'nın onuncu maddesinde belirtilen, Sandisk marka flash belleğe ait imaj alma işlemi sonucunda oluşturulan hash değerinin, incelenmek üzere tarafımıza teslim edilen 'hakan_buyuk_sandisk_be0910nsvn_ sdcz4_2648_2gb' isimli imaja ait doğrulama hash (verify hash) değeriyle aynı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu iki hash değerinin aynı olması, hiçbir suretle veri ekleme, çıkarma, değiştirme yapılmadığının veya manipüle edilmediğinin; dolayısıyla delil bütünlüğünün korunduğunun kanıtıdır. Ayrıca inceleme raporunda belirtilen dosyalara ait metadata bölümünde yer alan başlık, konu, yazan, son kaydeden, açıklamalar, oluşturma ve son kaydetme tarihi, son on yazan bilgilerinde değişiklik yapıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır." denildi.

İHBARCI BULUNAMADI
İddianamede, emekli Albay Hakan Büyük'ün Eskişehir'deki evinde ele geçirilen belgelerin ihbar mailiyle ortaya çıktığı kaydedildi. Yapılan araştırmada, mailin gönderildiği IP numarasının, çay ocağı işleten Savaş K. adına kayıtlı telefondan internete bağlanılan adres olduğunun tespit edildiği aktarıldı. Ancak ihbarcının tespit edilemediği belirtildi.

İkinci Balyoz iddianamesi darbe planlarını teyit etti

 30.06.2011

Harp Akademileri Komutanı Org. Bilgin Balanlı'nın da sanıkları arasında yer aldığı ikinci Balyoz iddianamesinin içeriği belli oldu.
 
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede önemli tespitlere yer verildi. Buna göre, emekli Albay Hakan Büyük'ün Eskişehir'deki evinde ele geçirilen dokümanlar, Balyoz darbe planı belgelerini teyit etti. Başta eski 1. Ordu Komutanı emekli Org. Çetin Doğan olmak üzere Balyoz sanıklarının, darbe planına ilişkin faaliyetlerde başından beri 'hukuki koruma' için çalışmalar yürüttüğü vurgulandı. 5-7 Mart 2003 tarihli seminer ses kayıtlarında, hukuki düzenlemeler ve gizlilik konusunun görüşüldüğü hatırlatıldı. Gölcük'te ve Eskişehir'de ele geçirilen 'İhtimalat Planı' belgesinin de aynı amacı taşıdığı kaydedildi. 28 sanığın bulunduğu 82 sayfalık iddianameye, 1. Ergenekon dava dosyasındaki seminer ses kayıtları, el yazısı notlar, Ergenekon sanığı Mustafa Balbay'ın notları da delil olarak girdi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahke-mesi'nde davası açılan Balyoz iddianamesinde, Eskişehir'de emekli Albay Hakan Büyük'ün evinde ele geçen dokümanların Balyoz darbe planı belgelerini teyit ettiği tespitine yer verildi. İddianamede, 'Balyoz Planı'nın 2002 yılında oluşturulmasından sonra, 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs' eden yapının bu yönde yapılan ön çalışma ve planlamalar sonucu 5-7 Mart 2003 tarihinde planın jenerik olarak resmi plan seminerinde görüşüldüğü ifade edildi. Sonrasında suçla ilgili planlamalar ve derlenen bilgi-belgelerin imha edilmedikleri, bu yapılanmaya ilişkin bilgi ve birikimin muhafaza edildiği ve yapılan ihbar üzerine Gölcük Donanma Komutanlığı'nda istihbarat şube müdürlüğü zemininde bu yapılanmaya ilişkin bilgi ve belgelerin ele geçirildiği anlatıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne 19 Şubat 2011 tarihinde gelen e-mail ihbarı üzerine şüpheli Hakan Büyük'ün evinde 21 Şubat 2011 tarihinde yapılan aramada da aynı illegal yapılanmaya ait suç delillerinin ele geçirildiği kaydedildi.

ÇALIŞMALAR PLANLI YÜRÜTÜLMÜŞ
İddianamede, darbe çalışmalarının belli bir program dahilinde yürütüldüğü aktarılıyor. Şöyle deniliyor: "İbrahim Fırtına'ya ait olduğu anlaşılan sözlü emrin 6 Şubat 2003 tarihli, Bilgin Balanlı'ya ait sözlü emrin 3 Mart 2003 tarihli, Turgut Atman'ın yapılacak çalışmalar ile ilgili kendisine bildirimde bulunulması için astlarına verdiği tarihin 21 Mart 2003 gibi kesin günler ifade etmeleri de söz konusu plan dahilinde yapılan çalışmaların programlı olduğunu ortaya koymaktadır." denildi. İddianamede, bilirkişi raporları, ele geçen dijital veriler, tanık ifadeleri, Balyoz ve askerî casusluk ve Ergenekon soruşturmalarındaki esas deliller, 2003 tarihli plan seminerine ait ses kayıtları, ihbar tutanaklar ile Süha Tanyeri'ne ait ifade ve el yazısı notların delil olarak dosyaya girdiği anlatıldı. İddianamenin sanıkları şöyle: Ahmet Erdem, Ahmet Dikmen, Ahmet Sinan Ertuğrul, A. Zeki Üçok, Ali Cengiz Şirin, Ayhan Üstbaş, Beyazıt Karataş, Bilgin Balanlı, Bülent Günçal, Bülent Kocababuç, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Emin Hakan Özbek, Hakan Büyük, Halit Nejat Akgüner, İsmail Taş, Mehmet Örgen, Mehmet Erkorkmaz, Mustafa Erhan Pamuk, Nedim Güngör Kurubaş, Onur Uluocak, Rafet Oktar, Refik Levent Tezcan, Servet Bilgin, Sinan Topuz, Turgut Atman, Tülay Delibaş.

Belgeler birbirini tamamlıyor

Balyoz davasının ikinci iddianamesinde, "Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ele geçirilmesine rağmen şüpheli Hakan Büyük'ün evinde bulundurduğu suç delillerini imha etmeyip şifreli bir şekilde evinde bulundurması, yapılanmanın varlığının delilidir." tespitine yer verildi. Eskişehir'de ele geçen belgelerle ilgili olarak ise daha önceki Balyoz ve askeri casusluk soruşturmalarında elde edilen deliller ile bütünlük arz ettiği ve birbirlerini doğrulayıp teyit ettiği atarıldı. 'Belgelerde yer alan bazı hususların benzer şekilde 5-7 Mart 2003 tarihinde gerçekleşen plan seminerinde de bazı şüphelilerce dile getirilmesi hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde şüphelilerin Çetin Doğan liderliğinde oluşturulan illegal yapılanma içerisinde yer alarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçunu işledikleri' tespiti yapıldı.

Dijital veriler, diğer delillerle doğrulandı

-İddianamede, bazı şüphelilerin delillere ilişkin iddialarına karşı değerlendirmede bulunuluyor. Bir kısım şüpheliler tarafından delillerin sahte olduğunun iddia edildiği hatırlatılıyor. Dijital verilerin diğer deliller ile doğrulandığı aktarılıyor. Savcının değerlendirmesinde, "Söz konusu deliller arasında yer alan 'İhtimalat Planı', 'hakmsavdur', 'ihtimal', 'ek-e lhk-4' ve 'devirteslim' isimli belgelerin eklerinin olduğu belirtilmesine rağmen, bu ekler, dosyada mevcut deliller ile bir arada olmadıkları gibi 2010/185 ve 2010/1003 sayılı soruşturmalarda da elde edilememişlerdir. Yine daha önceki soruşturmalarda elde edilen deliller de Hakan Büyük isimli şahıstan elde edilen dijital içerisinde yer almamaktadır. Bu durum ise ihtimalat planında yer alan personelin, Oraj harekat planında yer alan personelce bilinmemesi ve bu iki grup arasında herhangi bir bağın olmaması gerektiği prensibine paralel bir durum arz etmekte. Aynı zamanda ilgililerin sadece planın kendileri ile ilgili kısmına ait ayrıntıları bilebildiklerini göstermektedir." ifadeleri kullanılıyor.

Yasa dışı yapının yazışmaları legal olmaz

-İkinci Balyoz iddianamesinde, bazı şüphelilerin ele geçirilen belgelerin askerî yazışma kurallarına uygun olmadığı iddialarına karşı, yasa dışı bir yapının illegal yazışmalarında legal yazışma kurallarının olmamasının normal olduğu belirtiliyor. Şu değerlendirmede bulunuluyor: "Şüphelilerin içinde yer aldıkları yapının illegal bir yapı olduğu, devlet idaresinin kendilerine vermiş olduğu silahlı gücü, rahatsızlık duydukları yürütme organını devirmek amacına yönelik kullanmak için harekete geçtikleri, bu amaçla yürüttükleri faaliyetlerin bir kısmını yazıya döktükleri, doğal olarak illegal yazışmaların legal olan yazışma kuralları içinde gerçekleşmesinin aranamayacağı, bu yazışmalardaki uygunsuzluk ve eksikliğin nedeninin illegal yapıdan kaynaklandığı açıktır." osman arslan istanbul, cihan

'Belgeleri polis koydu' iddiası çöktü

-İkinci Balyoz iddianamesinde, emekli Albay Hakan Büyük'ün, evinde bulunan belgeleri polisin koyduğu şeklindeki iddiasının somut olguya dayanmadığı belirtildi. İddianamede, aramaların usulüne uygun yapıldığı ve Büyük'ün de aramalarda hazır bulunduğu ifade edildi. Bu durumun suçtan kurtulmaya yönelik savunma olarak değerlendirildiğ iddianamede, "Ayrıca evine girildiği şüphesini doğrulayacak somut bir olgu olmadığı gibi, şahsın bu yönde adli birimlere intikal etmiş bir müracaatının da olmadığı Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü'nün 13 Haziran 2011 tarihli cevabi yazısından anlaşılmıştır. Dolayısıyla şüphelinin bu yöndeki savunmalarının somut bir olguya dayanmadığı görülmüştür." ifadelerine yer verildi. Büyük, söz konusu belgelerin evine polis tarafından konulduğunu veya evinde meydana gelen elektrik kesintisi sırasında tanımadığı kişilerce evine girilmiş olabileceğini iddia etmişti.