7 Aralık 2015 Pazartesi

ÖNEMLİ YURTİÇİ OLAYLAR

Tarih / Saat
06 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Kilis / Elbeyli’de, Suriye’den Türkiye’ye sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan ve DEAŞ Terör Örgütü üyesi olduğu değerlendirilen bir kişi yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
06 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak / Merkez’de, icra edilen operasyonda Bölücü Terör Örgütüne yardım ve yataklık yaptığı tespit edilen iki kişi gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
05 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır / Hazro’da icra edilen operasyonda; bir adet av tüfeği, 30 adet fişeği, bir adet dizüstü bilgisayar, 300 gram kenevir tohumu, 23 çuval (500 kilogram) kubar esrar ve bir adet çalıntı araç ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
05 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Mardin / Nusaybin’de Bölücü Terör Örgütünden kaçan bir terörist Kapı Hudut Karakol Komutanlığına teslim olmuştur.
Tarih / Saat
05 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Mardin / Nusaybin’de, Türkiye’den Suriye’ye sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan Bölücü Terör Örgütü mensubu bir terörist yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
05 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Kilis / Elbeyli’de sınırı yasadışı yollarla geçmeye çalışan, DEAŞ terör örgütü mensubu yabancı uyruklu yedi şahıs (dördü çocuk) yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
04 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak'ta, Bölücü Terör Örgütünden kaçan bir terörist güvenlik güçlerine teslim olmuştur.
Tarih / Saat
04 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Siirt/Eruh’ta icra edilen operasyonda tespit edilen bir sığınakta; muhtelif gıda malzemesi (50 kg un, 30 kg küp şeker, 20 kg makarna, beş kg tahin helvası, 10 kutu barbunya pilaki, bir kutu Çokokrem, üç paket hazır çorba) ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
04 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şanlıurfa/Viranşehir’de altı ev ve eklentilerinde yapılan aramada;
- 21 adet Kaleşnikof piyade tüfeği fişeği,
- 166 adet tabanca fişeği,
- bir adet tabanca şarjörü,
- 62 adet örgütsel doküman ve malzeme (kitap, örgütü simgeleyen bez parçaları, bandana, fotoğraf vb.),
- bir adet tablet bilgisayar,
- bir adet cep telefonu,
- üç adet taşınabilir harici bellek,
- üç adet CD, bir adet dizüstü bilgisayar,
- bir adet bilgisayar kasası ele geçirilmiş,
- “Yardım ve Yataklık Yapmak” suçundan beş işbirlikçi gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
04 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Kilis/Elbeyli’de, Suriye’den Türkiye’ye, sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan, sekiz DEAŞ terör örgütü üyesi şahıs (üçü çocuk) silah ve malzemeleri ile birlikte (bir adet AK-47 Kaleşnikov piyade tüfeği, 11 adet Kaleşnikov piyade tüfeği şarjörü, 330 adet Kaleşnikov piyade tüfeği fişeği, dört adet savunma tipi el bombası, 2.100 Suriye lirası, bir adet Samsung Galaksy notebook, iki cep telefonu,) yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
04 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak’ta icra edilen operasyonda, Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerce kullanıldığı tespit edilen mağara ve sığınaklar ile silah mevzileri düzenlenen hava harekatı ile imha edilmiştir.
Tarih / Saat
02 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Iğdır/Merkez’de icra edilen operasyonda tespit edilen üç barınakta;
- 180 adet Kalaşnikov piyade tüfeği fişeği,
- 20 adet G-3 piyade tüfeği fişeği,
- iki adet örgütsel döküman,
- on iki adet 12 kilogramlık mutfak tüpü,
- altı adet piknik tüpü ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
02 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Tunceli/Merkez, İl Jandarma Komutanlığı tarafından icra edilen operasyonda;
- iki adet HYT marka el telsizi,
- İki adet telsiz şarj cihazı,
- bir adet kamera,
- bir adet akımölçer,
- 20 metre infilaklı fitil ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
02 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Hakkâri/Şemdinli’de, Bölücü Terör Örgütünden kaçan bir terörist silahsız ve teçhizatsız olarak teslim olmuştur.
Tarih / Saat
02 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şanlıurfa/Ceylanpınar’da, Suriye’den Türkiye’ye sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan biri yabancı uyruklu, PYD/PKK mensubu üç terörist yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
01 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Siirt / Baykan’da altı ev ve eklentilerinde yapılan aramada;
- sekiz ruhsatsız av tüfeği, bir ruhsatsız tabanca, bir kurusıkıdan bozma tabanca, iki şarjör, 13 tabanca fişeği, 127 av tüfeği fişeği, iki fişeklik, iki küçük akü, 80 metre kablo,
- ayrıca, altı cep telefonu, iki batarya, 20 CD, iki DVD, beş hafıza kartı, yedi sim kartı, ele geçirilmiş,
- “Bölücü Terör Örgütü’ne yardım ve yataklık etmek” suçundan altı iş birlikçi gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
01 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır / Bismil’de bir ev ve eklentilerinde yapılan aramada, 7.300 gram Amonyum Nitrat, 10-15 metre kablo, ajanda ve not kâğıtları ele geçirilmiş,
- “Terör Amaçlı Yağma ve Araç Yakma” suçundan bir iş birlikçi gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
01 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Şanlıurfa / Siverek’te, Bölücü Terör Örgütü’nden kaçan bir terörist, güvenlik güçlerine teslim olmuştur.
Tarih / Saat
01 Aralık 2015
Cereyan Tarzı
Kilis / Elbeyli’de, Suriye’den Türkiye’ye sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan yabancı uyruklu beşi çocuk, yedi DEAŞ Terör Örgütü üyesi şahıs, yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Bölücü Terör Örgütüne ait Irak Kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan biri kadın, sekiz terörist Şırnak / Silopi’de güvenlik güçlerine teslim olmuştur.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Şırnak / Merkez’de, Bölücü Terör Örgütünden kaçan bir terörist güvenlik güçlerine teslim olmuştur.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Mardin / Nusaybin’de, Bölücü Terör Örgütüne katılmak üzere Türkiye’den yasa dışı yollarla Suriye’ye çıkış yapan dört şahıs yakalanmış, bu şahıslardan ikisi gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Şanlıurfa / Suruç’ta, Suriye’den yasa dışı yollarla Türkiye’ye giriş yapan, üç Bölücü Terör Örgütü mensubu terörist yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
29 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Kilis / Elbeyli’de, Türkiye’den Suriye’ye sınırı yasa dışı yollardan geçmeye çalışan ve DEAŞ Terör Örgütü üyesi 11 yabancı uyruklu şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Şanlıurfa / Suruç’ta bir şahsın evinde yapılan aramada; üç Kaleşnikof piyade tüfeği, dokuz tabanca, dört Kaleşnikof piyade tüfeği şarjörü, 11 tabanca şarjörü, 35 tabanca fişeği ele geçirilmiş, üç şahıs gözaltına alınmıştır.
Tarih / Saat
30 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır / Kocaköy’de bir adet El Yapımı Patlayıcı bulunmuş ve imha edilmiştir.
Tarih / Saat
28 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Siirt / Şirvan’da bir menfezde, El Yapımı Patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler (dört adet yağlı kağıda sarılı dinamit lokumu, bir adet 120 cm uzunluğunda saniyeli fitil, iki adet dolu piknik tüpü) ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
29 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Diyarbakır / Sur ilçe merkezinde icra edilen operasyonda; Bölücü Terör Örgütü mensubu bir terörist etkisiz hale getirilmiş, ayrıca bir adet M1 piyade tüfeği, 30 adet 7,62 mm fişek ve bir adet sırt çantası ele geçirilmiştir.
Tarih / Saat
29 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Elazığ / Arıcak’da, bir adet El Yapımı Patlayıcı madde bulunarak imha edilmiştir.
Tarih / Saat
29 Kasım 2015
Cereyan Tarzı
Van / Özalp’te bir Bölücü Terör Örgütü mensubu terörist yakalanarak göz altına alınmıştır.

Personel Mevcutları

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN HABERLER

07 Aralık 2015, Pazartesi
Personel Mevcutları
(Aralık 2015)

Statü
Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Toplam Mevcudu
J.Gn.K.lığı Mevcudu
S.G.K.lığı Mevcudu
Toplam
General/Amiral
325
32
1
358
Subay
32.554
6.499
668
39.721
Astsubay
70.183
25.484
1.576
97.243
Uzman Jandarma
-
22.043
-
22.043
Uzman Erbaş
47.969
22.394
666
71.029
Sözleşmeli Erbaş/Er
8.018
-
36
8.054
Uzman Personel Toplamı
159.049
76.452
2.947
238.448
Yedek Subay
6.040
614
10
6.664
Erbaş/Er
232.824
81.924
1.294
316.042
Yükümlü Personel Toplamı
238.864
82.538
1.304
322.706
Askerî Personel Toplamı
397.913
158.990
4.251
561.154
Sivil Memur/İşçi
47.335
3.453
920
51.708
Genel Toplam
445.248
162.443
5.171
612.862
Askerî Personel İçinde Uzman Personel Oranı (Svl.Me./İşçi hariç)
% 40
% 48
% 69
% 42

"Omuzda füze savunma amaçlı"

Emekli Amiral Semih Çetin, Rus savaş gemisi Caesar Kunikov'un İstanbul Boğazı'ndan geçişi sırasında, gemideki bir askerin omzunda füze taşımasının "tedbir amaçlı" olduğunu belirterek, "Montrö sözleşmesine aykırı bir durum yok" dedi.

[Haber görseli]Balyoz davasında 18 yıl hapis cezası alan ve Hasdal cezaevinde tutuklu yargılanan Emekli Tümamiral Semih Çetin, Rus gemisinin geçişi sırasında “tahrik” olarak yorumlanan bir askerin omzunda füze taşımasının “büyütücek bir şey olmadığını” vurguladı.

Çetin, @cetinasemih adlı Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Rus gemisinin Boğaz'dan geçerken üst güvertesine MANPADS yerleştirmesi ve Türk bayrağı toka etmemesi sorun oldu. Büyütülecek birşey değil. Dünyadaki terör olayları artınca harp gemileri yabancı limanlarda ve dar sulardan geçişlerde bu tip tedbirler almaya başladı. Özellikle Yemen'de bir ABD gemisi iskeleye aborda olmuşken patlayıcı dolu küçük bir botun saldırısına uğradı. Sonra bu tedbirler arttırıldı. Rus gemisindeki silah alçak irtifadan gemiye yaklaşacak süratli vasıtalara karşı kullanılan bir IR güdümlü füze. Tamamen savunma amaçlı” dedi. Silahın kısa menzilli olduğunu belirten Çetin, “Kısa menzilli bir silah. Montrö Sözleşmesine aykırı bir durum da yok. Amaç gerginliği azaltmaksa provakasyon vb. yorumlar amaca hizmet etmez. Bayrak harp gemileri açısından zorunlu değil. Ülkeler arasında karşılıklı mutabakata bağlı” diye konuştu.

Irak: Rusya'dan Türkiye'ye askeri müdahalede bulunmasını isteyebiliriz

Türkiye’nin Musul’a asker göndermesine Irak’tan bir tepki daha geldi. Önceki gün Türkiye’yi "işgalcilikle" suçlayan Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Hakim el Zamili, Türkiye'nin Irak’ın egemenliğini ihlal ettiğini savunarak, buna karşı Rusya’dan yardım isteyebileceklerini söyledi.


El Arab el Cedid gazetesine konuşan El Zamili, “Türkiye’nin işgaline ve Irak’ın egemenliğini ihlal etmesine karşı kısa süre içinde Rusya’dan Irak’a doğrudan askeri müdahalede bulunmasını isteyebiliriz” dedi.

Türkiye’nin Bağdat’ın izni olmadan Musul’a asker gönderdiğini yineleyen El Zamili, daha önce de Türk askeri bir an önce Irak’tan ayrılmazsa Türkiye’ye karşı askeri operasyon düzenleyeceklerini söylemişti.

[Haber görseli]

Irak Başbakanı Haydar El İbadi de, Türk kuvvetlerinin Irak hükümetinin izni ve bilgisi olamadan Kuzey Irak'a asker konuşlandırmasını ulusal toprak bütünlüğünün ihlali olarak tanımlayarak, Türkiye’nin, Kuzey Irak'a gönderdiği askerlerini 48 saat içinde geri çekmemesi halinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gitme dahil tüm seçenekleri kullanacaklarını bildirmişti.

4 Aralık 2015 Cuma

Balyoz’un parası, tutuklama kararını verenlerden alınsın!


Danıştay’ın aldığı son karar, Hakim ve Savcılar Kanunu uyarınca devlet, bu kişilerin kazandığı tazminatları, hakim ve savcılara rücu edebilecek.

Balyoz sanıklarından emekli Tümgeneral Abdullah Dalay 48 bin, emekli Albay Hüseyin Özçoban 300 bin, emekli Tümgeneral Bekir Memiş’in 500 bin lira tazminat kazanmasının ardından, son olarak MHP eski Milletvekili ve emekli Korgeneral Engin Alan’a 1 milyon 363 bin lira tazminat ödenmesine karar verilmesi, devleti milyonlarca liralık yükün altına soktu.
Danıştay, İçişleri Bakanlığı’nı, Hrant Dink’in öldürülmesindeki ağır kusuru nedeniyle 100 bin lira tazminata mahkum etti ancak idarenin ödenecek tazminatı sorumlulara rücu etmesinin (geri döndürmek) anayasal zorunluluk olduğunu açıkladı. Böylelikle, Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarındaki kararlara imza atan hakim ve savcılara da bu tazminatların geri dönmesi gündeme geldi. Danıştay’ın aldığı son karar, Hakim ve Savcılar Kanunu uyarınca devlet, bu kişilerin kazandığı tazminatları, hakim ve savcılara rücu edebilecek. Böylece, Ergenekon, Balyoz Oda TV gibi davalarda hukuksuz kararlara imza atan hakim ve savcılar milyonlarca liralık tazminat yüküyle karşı karşıya kalacak.

"Putin'i sırtından kim bıçakladı? / Mümtazer Türköne


Paris dönüşü uçakta Erdoğan, gazetecilere iki kere tekrarlıyor: Rusya bizim stratejik ortağımız imiş. “Stratejik ortaklık” deyimi, Erdoğan'ın devr-i iktidarında herkes için kullanıldığından, uluslararası anlamını kaybetti.

Stratejik ortak, attığı her adımı diğerine haber vermek zorundadır. Rusya ile böyle bir ilişkimiz hiç olmadı. Erdoğan'ın Şangay Örgütü'ne hevesi ise kimse tarafından ciddiye alınmadı. Putin'in Erdoğan'daki otoriterleşme eğilimini ve kendisini de bu niyetle stratejik bir muhatap olarak benimsediğini fark etmemesi mümkün değil. Rusya, Suriye iç savaşına fiilen müdahil olduktan sonra bu muhataplığın reelpolitik ile uyuşmadığı ortaya çıktı. Erdoğan yine de ısrarlarını sürdürdü, Moskova'ya cami açılışına üzgün-kırgın serzenişlerle ama umudunu muhafaza ederek gitmişti. Paris İklim Zirvesi dönüşü uçakta stratejik ortaklık vurgusu yanında hâlâ Putin'den umudunu kesmediğini tekrarlıyor. “Benimle ilgili hep mert ve cesur derdi” sözünü, muhtemelen gözleri parlayarak nostaljik esintilerle söylemiş olmalı.

Erdoğan'ın Rusya'yı merkeze yerleştirdiği, gerçekleşmesi imkânsız bir hayali vardı. Gerçekten de Türkiye'de otoriter bir yönetim Rusya'nın desteği olmadan kurulamaz ve sürdürülemez. İşin tuhafı, bu destek için uyumlu ve kalıcı bir işbirliğine jeopolitiğin belirlediği tarihî tecrübe izin vermiyor. Derin bir tarih bilgisine ve jeostrateji teorilerine ihtiyacınız yok. Haritaya bakmanız yeterli. “Osmanlı devleti Boğazlar ile bizim boğazımızı sıkıyor” diyen Çar'dan, bugün Kuzey'den Güney'e bakan Putin'in ne farkı olabilir?

Putin'i sırtından bıçaklayan Erdoğan olamaz. Zaten Putin, “son günlerde ‘emri Erdoğan vermemiş' diyorlar” lafını sarf ederek, kendi kanaatini de açıklamış oluyor; ama yine de ekliyor: “Artık önemi kalmadı.” Nitekim daha ilk gün Davutoğlu “emri bizzat ben verdim” derken, o “bizzat” vurgusu ile “Erdoğan vermedi” demiş olmadı mı? Putin “arkamdan bıçaklandım” lafını, muhtemelen Erdoğan ile G20'de Antalya'da vardığı sözlü mutabakata göndermede bulunmak için ediyor.

Olan oldu, uçak düştü, “stratejik ortaklık” bozuldu. Putin'in geri adım atması bir kenara, hesaplarından vazgeçmesi hiç mümkün değil. ABD ve Avrupa'nın onca gemi, uçak ve füzesi Türkiye'nin Akdeniz bölgesine boşuna yığılmıyor. Durum çok ciddi ve Rusya'nın almaya kalkacağı rövanş sadece Türkiye'nin değil dünyanın altını üstüne getirebilir.

İşin askerî ciheti, daha uzun süre vahametini sürdürecek. Biz sorunun “yüksek strateji”de yol açacağı değişime odaklanalım. “Yüksek strateji” askerî strateji yanında ekonomi başta olmak üzere beşerî ve coğrafî bütün unsurların entegre hale gelmesi demek. MİT TIR'ları meselesinin gazeteci ve general tutuklanması vesilesiyle yeniden gündeme gelmesini, düşen Rus uçağının parçalarından birinin “yüksek strateji”nin temellerine çarpmasının eseri olarak görebilirsiniz. Tabii Erdoğan'ın “başkan” sıfatıyla yürüttüğü “yüksek strateji”den bahsediyoruz. Karşısında ise bütün jeopolitik hafızası ile askerî bürokrasi ve düzenli devletin refleksleri duruyor. Can Dündar, “basın benim kırmızı çizgimdir” diyen Başbakan'a, gerçekte emri bizzat veren kişiye misilleme olarak hapse atılıyor. Davutoğlu'nun “tutuksuz yargılanmalı” sözü boşuna değil. İki generalin tutuklanması ise Rusya politikasına karşı çıkan askerlere verilen bir cevap. Can Dündar'ın “acemî casusluğu” bir kenara, aklınızın havsalanızın alamayacağı bir şey oluyor: Çok hassas görevler yapan ve halen görevi başında olan iki Türk generali aynı suçlama ile tutuklanıyor, ve dikkat ederseniz tutuklandıkları suçlar “askerî suç” kapsamında olmasına rağmen kararı sulh ceza hakimi veriyor, dosya askerî mahkemelerden saklanıyor.

Türkiye bütün Batı ittifak sistemi adına Rusya'nın karizmasını pek fena çizdi. Artık Rusya herkesin muzdarip olduğu sınır ihlallerini sürdüremez; Türkiye'deki güç sahipleri de içerde kendi vatandaşlarına karşı hukuk ihlallerini.

Putin sırtından bıçaklanmadı, sadece sırtını dayadığı güç kendi çıkarlarına da aykırı bu krize engel olamadı. Neyse düzenli devlete, hukuka ve Batılı demokrasilerle daha fazla içli dışlı olmaya geri dönüyoruz. Rus tehdidi bizi yine demokrasinin mümbit sahasında millî çıkarlarımızı savunmaya itiyor."

TSK, dün Ergenekonla tırpanlanmıştı bugün de MİT tırları ile / Ünal Tanık

 
Rus savaş uçağının düşürülmesi ile ilgili yazdığım “24 Kasım 2015, 29 Ekim 1914 etkisi oluşturacak” başlıklı yazıda pek çok bölümü yazdıktan sonra silip ifadelerimi daha muğlak hale getirmeye çalıştım.
 
Bazı konuları zamanından önce yazmak, zihinlerimizin sırtında yük haline geliyor. 101 yıl öncesine atıfta bulunduğum konu, Osmanlı savaş gemilerinin Rusya’nın Karadeniz’in kuzeyindeki Rus limanlarını bombalaması ile başlayan gelişmeler idi.
 
Bugüne gelirsek…
 
Rus uçağının düşürülmesi sonrasındaki gelişmeler, MİT tırları konusunda yaşananlarla paralel yürüyor.
 
Kamuoyunda “MİT tırları” olarak bilinen olayla ilgili müthiş gelişmeler yaşanıyor. Ayrıntılarını yargılama süreci başladığında daha iyi göreceğiz. Bir satranç oynanıyor.
 
TSK, Balyoz ve Ergenekon olayında ketum ve sabırlı davrandı. Bunda da aynı sabır atmosferinde. 
 
TSK içinde Ergenekon yapılanması yok muydu? Elbette vardı. Bugün de var.
 
Bir dönem kamu adına bürokraside görev yapanlar, siyasi iradenin önlerine koyduğu sorgulama ve yargılama görevini fazla içsellemişlerdi. Bu verilen görev üzerinden kim bilir belki kişisel hesaplarını da görmeye kalktılar.
 
Ergenekon yapılanmasını kırma bahanesiyle harekete geçenler, zaman içerisinde bu yapıyı her şeyi ile bir heyulaya dönüştürdü. Yaş da kuru da aynı havuza atıldı. Böylece suçlu-suçsuz birbirine karıştırıldı.
 
Peş peşe yapılan Ergenekon gözaltı ve tutuklamaları ile başka hesaplar devreye girdi. Bizler “askeri vesayetten kurtuluyoruz” diye düşünürken, TSK yıpratılmış oldu.
 
Şimdi MİT tırlarını durdurdukları gerekçe gösterilerek TSK’nın canına okumaya çalışılıyor. Özgür Düşünce gazetesi yazarı Tarık Toros bugün (4 Aralık 2015) tarihli yazısında tutuklanan general, subay ve alt rütbeli askerlerin listesini yayınlamış. (Alttaki liste)
 
Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Ünal’a bakarsanız, buradan başlatılan operasyonun Genelkurmay karargahına kadar tırmandırılacağı görüşünde.
 
Ahmet Ünal’ın yazısında dikkat çektiği bir nokta ise, Ağustos 1990 hatırlatması. Ünal yazısında “Irak’ın önüne atılan Kuveyt yemi” ifadesini kullanıyor. Operasyonel hale getirmek için Türkiye’nin çekilmek istendiği ortama dikkat çekiyor.
 
TSK, dün Balyoz Ergenekon gerekçesiyle budanıp kolu kanadı kırılmaya çalışılırken, aynı operasyon bugün de MİT tırları bahane edilerek yapılıyor.
 
Öbür tarafta ise düşürülen Rus uçağı ve sonrasında gündemimize girecek olan Güneydoğu’ya BM gücü konuşlandırma çabaları ile TSK, içeride ve dışarıda kımıldamaz hale getirilmek isteniyor.
 
Şimdi tekrar başa dönelim. Seçimlerden önce 25 Ekim’de yazdığım “Asıl oyun 1 Kasım’da başlıyor” başlıklı yazıda ve onun öncesinde 9 Ekim’de yazdığım “ABD ve Rusya iki koldan Türkiye’yi BOP’a hazırlıyor” başlıklı yazıda Türkiye’nin sürüklenmek istediği yeri anlatmaya çalıştım.
 
Rusya ile yaşanan uçak gerginliğinde orta yerde NATO ve ABD’yi görüyor musunuz? Arada söylenen birkaç cümle laftan öte bir şey yok.
 
Rusya, soğuk savaş döneminde ilk kez yaşadığı uçağının düşürülmesi olayında karizmasını çizdirmenin verdiği gerginliğin öfkesini yaşıyor. Putin, aslında biraz da bunu bahane ederek, milliyetçi duyguları köpürtmek suretiyle, yaşanan ekonomik sıkıntılarda dikkatleri dışarı çevirmek istiyor. Böylece milliyetçi köpürme ile kenetlenme ve sıkıntıları unutturma peşinde.
 
Rusya, daha doğrusu Putin, Türkiye’ye kustuğu öfke ile bunları kotarma gayretinde. Türk Hava Kuvvetlerinin uçakları bir anlamda sınıra yaklaştırılma
 
Öyle görünüyor ki TSK’yı budama ve bölgede kımıldamaz hale getirme çabası çok net bir şekilde uygulamaya konulmuş.
 
Adım adım “ABD ve Rusya iki koldan Türkiye’yi BOP’a hazırlıyor”.
 
MİT TIRLARI DOLAYISIYLA TUTUKLU BULUNAN ASKERLER
Tümgeneral İbrahim Aydın
Tuğgeneral Hamza Celeboğlu
Albay Özkan Çokay
E.Albay Burhanettin Cihangiroğlu
Yarbay Erdal Turna
Binbaşı Bekir Karataş
Binbaşı Mehmet Fırat
Yüzbaşı Hakan Gençer
Yüzbaşı Orhan Şahin
Üsteğmen Hayati Özcan
Üsteğmen Gökhan Bakışkan
Üsteğmen Önder Kır
Üsteğmen Hüseyin Özmen
Üsteğmen İbrahim Aslan
Üsteğmen Hakan Kaplan
Üsteğmen Mehmet Çelik
Teğmen İsmail Önder
Astsubay Halil Alp
Astsubay Gültekin Menge
Astsubay Halil İbrahim Köse
Astsubay Mahmut Özcan
Astsubay İdris Karaçizmeli
Astsubay Sezai Akyüz.

Rus pilot, kaçmak için manevra yapmamış


Rus pilot, kaçmak için manevra yapmamış
SÖZCÜ, düşürülen uçakla ilgili Genelkurmay’ın raporuna ulaştı
Saygı ÖZTÜRK
Askeri kaynaklara göre, Türkiye ile Rusya’yı savaşın eşiğine getiren olayda birçok soru işareti var. Rus pilotların uyarıları yanıtlamaması, uçağın telsiz frekansının kasten yanlış bağlanmış olması ihtimalini gündeme getirdi. Uçağa hatalı harita yüklenmiş olabileceği de belirtiliyor. Rus harekat merkezinin, Türkiye’ye yaklaşırken uçağı uyarmaması da dikkat çekti
Tür­ki­ye-Rus­ya iliş­ki­le­ri ta­ri­hin en ger­gin dö­nem­le­rin­den bi­ri­ni ya­şı­yor. İki baş­kent ara­sın­da­ki kri­zin kı­vıl­cı­mı­nı ça­kan olay ise 24 Ka­sım sa­ba­hı, Su­ri­ye­’de ha­va ope­ras­yon­la­rı ya­pan Rus­ya­’ya ait bir SU-24 sa­vaş uça­ğı­nın Türk ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal et­me­si ol­du. Ha­ta­y’­ın gü­ney böl­ge­sin­de ger­çek­le­şen ha­va sa­ha­sı ih­la­li yak­la­şık 17 sa­ni­ye sür­dü. Türk F-16’la­rı, Rus uça­ğı­nı ha­va sa­ha­sı­na yak­laş­ma­ya baş­la­dı­ğı an­dan iti­ba­ren 10 kez uyar­dı. An­cak Rus ta­ra­fın­dan ya­nıt ala­ma­dı. Bu­nun üze­ri­ne Türk F-16’la­rı, Rus uça­ğı­nı ar­ka kıs­mın­dan fü­zey­le vu­ra­rak dü­şür­dü. Su­ri­ye ta­ra­fı­na dü­şen uçak­ta­ki iki pi­lot pa­ra­şüt­le at­la­dı. Bi­ri düş­tü­ğü böl­ge­de­ki sa­vaş­çı­lar ta­ra­fın­dan öl­dü­rül­dü. Di­ğe­ri ise Su­ri­ye Or­du­su ta­ra­fın­dan sağ kur­ta­rıl­dı.
An­cak hem Rus ta­ra­fı hem de sağ kur­tu­lan pi­lot Kons­tan­tin Mu­rach­tin ıs­rar­la ha­va sa­ha­sı ih­la­li yap­ma­dık­la­rı­nı ve Türk uçak­la­rı­nın ken­di­le­ri­ni uyar­ma­dı­ğı­nı sa­vun­du. Olay üze­rin­de­ki so­ru işa­ret­le­ri­ni ay­dın­lat­mak için Ha­va Kuv­vet­le­ri Ko­mu­ta­nı Or­ge­ne­ral Abi­din Üna­l’­ın oluş­tur­du­ğu he­yet, ya­şa­nan­lar­la il­gi­li fark­lı se­nar­yo­la­r­ı de­ğer­len­dir­iyor.
SÖZ­CÜ­’nün gö­rüş­tü­ğü as­ke­ri kay­nak­lar, “So­ru işa­ret­le­ri var. Pi­lo­tlar, nor­mal ka­nal­dan ve tüm uçak­lar­da her za­man açık ol­ma­sı ge­re­ken acil du­rum­lar­da 243.0 fre­kan­sın­dan ko­nu­şu­lan ‘gu­ar­d’ ka­na­lı­ndan yapılan uyarılara yanıt ver­me­di. İki ül­ke­yi kar­şı kar­şı­ya ge­tir­mek is­te­yen­le­rin uça­ğa uzak­tan mü­da­ha­le edip et­me­di­ği­ni de araş­tı­rı­yo­ru­z” de­di.

BAŞ­KA­LA­RI UYA­RI­YI DUY­DU

As­ke­ri kay­nak­lar şu de­ğer­len­dir­me­ler­de bu­lun­du: .
- Türkiye’nin yaptığı açık­la­ma­lar­da, uça­ğın 5 da­ki­ka­da 10 kez uya­rıl­dı­ğı ifa­de edil­di. ABD Sa­vun­ma Ba­kan­lı­ğı­’n­dan Al­bay Ste­ve War­ren ­ko­alis­yon güç­le­ri ola­rak Türk ta­ra­fı­nın ikaz­la­rı­nı duy­duk­la­rı­nı be­lirt­ti.
- Hol­lan­da­lı bir pi­lot “Kal­kış­tan son­ra acil du­rum fre­kan­sın­dan Türk Ha­va Kuv­vet­le­ri­’nin çağ­rı­sı­nı duy­duk. Ancak Rus­lar bir kez bi­le ce­vap ver­me­di­” de­di.

S-400’LE­RİN YO­LU AÇIL­DI

- Uça­ğın dü­şü­rül­me­sin­den son­ra Rus­ya, böl­ge­ye en ge­liş­miş ha­va sa­vun­ma sis­te­mi S-400’le­ri gö­tür­dü. Nor­malde ABD ve İs­ra­il buna karşı çıkardı. Ama bu ola­yın ar­dın­dan iti­raz eden olmadı.
- Olay son­ra­sı Rus­ya Tür­ki­ye­’den Su­ri­ye­’ye ge­çen yar­dım kon­voy­la­rı­nı, Türk­men Da­ğı’nı bom­ba­lı­yor. Tür­ki­ye­’den ge­le­bi­le­cek tepkilere kar­şı ken­di­si­ni ser­best his­se­di­yor.

AN­GAJ­MAN KU­RAL­LA­RI AÇIKTI

- 22 Ha­zi­ran 2012’de Su­ri­ye­’nin F-4 uça­ğımızı düşürmesi sonrası açıkladığımız an­gaj­man ku­ral­la­rı ile ha­va sa­ha­sı ih­lal­le­ri­ne mü­sa­ade et­me­ye­ce­ği­mi­zi du­yur­duk. Ha­va sa­ha­mı­zı ih­lal eden Su­ri­ye­’nin bir uça­ğı­nı 23 Mart 2014’te, he­li­kop­te­ri­ni 16 Ma­yıs 2015’te dü­şür­dük..
- Rus uçak­la­rı­nın iki kez ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal et­me­si üze­ri­ne as­ke­ri ve si­ya­si yet­ki­liler, du­yu­lan ra­hat­sız­lı­ğı Moskova’ya birçok kez ak­tar­dı. Tek­ra­rı ha­lin­de is­ten­me­ye­cek du­rum­la­rın or­ta­ya çı­ka­bi­le­ce­ği be­lir­til­di.
- Tür­k ha­va sa­ha­sı­nı ih­lal eden Rus­ya­’ya ait in­san­sız ha­va ara­cı 16 Ekim’de dü­şü­rül­dü. Do­la­yı­sıyla Rus­ya, ha­va sa­ha­sı­ ih­lal edilince Tür­ki­ye­’nin vereceği yanıtı iyi bi­li­yor­du.

UÇA­ĞI FE­DA MI ET­Tİ­LER?

- NA­TO­’da bir kı­sım üst rüt­be­li per­so­nel “Rus­ya, stra­te­jik he­def­le­ri için uça­ğı­nı fe­da mı et­ti?” so­ru­su­na ce­vap arı­yor. Çün­kü pi­lot Mu­rach­tin ke­sin­lik­le Tür­ki­ye sı­nı­rına gir­me­di­ği­ni, uya­rı­ duy­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yor. Uça­ğın ha­ri­ta­sı yan­lış yük­len­miş ve tel­siz fre­kan­sı fark­lı bağ­lan­mış­sa, Tür­ki­ye­’ye gir­di­ği­ni an­la­ma­mış ve uya­rı­la­rı duy­ma­mış ola­bi­lir.
- Böl­ge­de­ki Rus Ha­va Ha­re­kat Mer­ke­zi­’nin uça­ğı­, Türk ha­va sa­ha­sı­na gir­di­ğin­de ve Türk uça­ğı yak­laş­tı­ğın­da ikaz et­me­si ge­re­kir­di.
- Türk uça­ğı­nın ra­da­rı­nın ki­lit­len­me­sine rağmen Rus uça­ğı­nın kaç­ış ma­nev­ra­sı yap­ma­ma­sı da il­ginç.

Yaşar Büyükanıt bombası!


Yaşar Büyükanıt bombası!
Yaşar Büyükanıt, e-muhtura yüzünden 8 yıl sonra ifadeye çağrıldı.
Ankara Başsavcılığı, 27 Nisan’da yayınlanan TSK bildirisiyle ilgili 2012’de soruşturma açtı. İlk adım ise dün atıldı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın, ‘tek şüpheli’ sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul’a yazı gönderildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından hazırlanarak 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay’ın internet sitesinde yayınlanan “e-muhtıra” ile ilgili başlattığı soruşturmada flaş gelişme yaşandı. Soruşturmaya bakan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu’nda görevli Savcı Selda Binboğa Kurtuluş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat yazarak, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt’ın “şüpheli” sıfatıyla ifadesinin alınmasını istedi. Soruşturmada, Büyükanıt’ın tek şüpheli olduğu öğrenildi, yazıda, 27 Nisan bildirisine yer verilerek, bu kapsamda savunması istendi. Savcı Kurtuluş’un talimat yazısına göre Büyükanıt, “Bizzat ben kaleme aldım” dediği “e-muhtıra” ile ilgili İstanbul’da ifade verecek. 2 Şubat 2012’de, Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik’in suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, bildiriyle ilgili soruşturma başlatmıştı.

GECE GELEN BİLDİRİ TÜRKİYE’Yİ SARSMIŞTI

2007 yılında Abdullah Gül’ün aday olduğu Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Genelkurmay’ın sitesinden gece geç vakitlerde yayınlanan 27 Nisan Bildirisi’nde, laiklik ve irticai faaliyetlerle mücadele vurgusu yapılmıştı. Büyükanıt’ın kaleme aldığı bildiride, şu ifadeler kullanılmıştı: “… Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır.”

MEZARA GİDECEK ‘DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİ’

Bu bildirinin ardından dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile Büyükanıt, 4 Mayıs 2007 tarihinde Dolmabahçe’de özel bir görüşme yapmıştı. Erdoğan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada “Benimle mezara gidecek” demiş, daha sonra Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderdiği 29 sayfalık yazıda, ünlü ‘Dolmabahçe görüşmesini’, “Olağan” olarak nitelendirmişti. Erdoğan, bir başka açıklamasında da bildiri için “Bir muhtıra olarak kabul etmiyorum” demişti. Büyükanıt’a daha sonra diğer komutanların aksine hükümetin onayıyla Audi A8L marka zırhlı araç verilmişti. Değeri 1 milyon TL olan bu araçtan dünyada sadece 100 adet bulunuyor.

3 Aralık 2015 Perşembe

Rusya'dan İran'a S-300 sevkiyatı başladı

Rusya'dan İran'a S-300 füze savunma sistemi sevkiyatının başladığı açıklandı.
Rusya ve İran, kasım başında 5 adet S-300 füze bataryasının teslimatına devam edilmesi için yeni bir anlaşma imzalamıştı. S-300 dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemleri arasında gösteriliyor.

İngiltere Suriye’de ilk hava saldırısını gerçekleştirdi

İngiltere’de parlamento, hükümete Suriye’de IŞİD’e karşı hava saldırıları düzenleme yetkisi vermesinden saatler sonra Kraliyet Hava Kuvvetleri, Suriye’deki ilk operasyonunu gerçekleştirdi.
Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada operasyonun Tornado tipi savaş uçaklarıyla yapıldığı belirtildi.
Kıbrıs’taki İngiltere hava üssünden kalkan 4 Tornado’nun Suriye’deki IŞİD hedeflerini vurduğu açıklandı.
Gece geç saatlerde yapılan oylamada, 397 milletvekili önerinin kabulü yönünde oy kullanırken, 223 milletvekili karşı çıktı.
Başbakan David Cameron, ‘Ortaçağ canavarları’ olarak nitelediği IŞİD’e karşı istenen yetkinin yasal olduğunu ve İngiltere’yi güvende tutmaya yardımcı olacağını savunuyor.
Ana muhalefet İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, hükümetin planını ‘dayanaktan yoksun’ olarak niteliyor.
Ancak oylamada İşçi Partisi’nden ciddi fire olduğu anlaşılıyor.
Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Suriye saldırılarının kısa süre içinde başlayabileceği bildiriliyor.
Dışişleri Bakanı Philip Hammond, savaş uçaklarının hızla bölgeye sevk edileceğini ve bugünden itibaren yeni üslerinde Suriye’deki operasyonlara hazır olacaklarını ifade etti.
BBC muhabirlierinin aldığı bilgiye göre, Avam Kamarası’ndaki gizli oylamada muhalefetteki İşçi Partisi en az 67 fire verdi.
OPylamada hükümetten yana oy kullanan İşçi Partisi’nin dışişlerinden sorumlu milletvekili Hilary Benn, “Uluslararası toplum faşistlerle yüz yüze. Faşitlerin mutlaka yenilgiye uğratılması gerektiğini çok iyi biliyoruz” dedi.

İncirlik'e ABD'den üst düzey ziyaret

ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Paul J. Selva, 'İçsel Çözüm' operasyonu kapsamında İncirlik Hava Üssü'ndeki ABD'nin 39'uncu Taktik Grup Komutanlığı'nın ziyaret ederek incelemelerde bulundu.

IŞİD'e yönelik hava operasyonlarıyla tekrar gündeme gelen Adana'daki Türk- ABD Ortak Savunma Tesisi olan İncirlik Hava Üssü'ndeki ABD'nin askeri birimine gerçekleşen bu ziyarette, Orgeneral Paul J. Selva, yabancı personelin kullanımı için kurulan 'Patriot Kasabası'nda inceleme yaptı. 2 bin 250 yatak kapasiteli misafirhanede 700 bin dolarlık maliyetle yapılan yemekhaneyi gezen Orgeneral Paul J. Selva'ya, görevliler detaylı bilgi verdi. Aynı anda 800 kişi için yemek servisi yapılabilecek olan yemekhane ziyaretinin ardından ABD'li personelle tanışan Orgeneral Selva komutanlarla da görüşmelerde bulundu.

IŞİD'e karşı koalisyon güçlerine İncirlik'in açılmasından sonra ilk olarak ABD filoları Adana'ya gelmiş, ardından Diyarbakır'a da bazı uçaklar konuşlandırılmıştı. Fransa ve Almanya'nın da uçak göndermek için izin beklediği İncirlik'e, Almanya Tornado ve AWACS gönderecek. Üs'deki tanker uçak sayısının da artırılması bekleniyor.

Mardin'de bombalı saldırı: 1 şehit, 5 asker yaralı

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada bulunuldu.
Açıklamada, "Mardin-Artuklu'da, personeli taşıyan servis aracına bölücü terör örgütü mensubu teröristler tarafından daha önce yola döşenen el yapımı patlayıcı ile saldırıda bulunulmuştur. Saldırıda kahraman 1 silah arkadaşımız şehit olmuş, kahraman 5 silah arkadaşımız ise hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmıştır" bilgisine yer verilerek, şunlar kaydedildi: "Yaralı silah arkadaşlarımız derhal hastaneye sevk edilmiş ve tedavilerine başlanmıştır. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu saldırıda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah'tan rahmet, şehidimizin değerli ailesine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza ve Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır, saldırıda yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza acil şifalar temenni ediyoruz."

Suriye siyaseti Rus jetiyle son buluyor / Murat Yetkin

2011'den bu yana izlenen siyasetin, son aylardaki manevralara rağmen sonuna gelinmekte olduğu saptamasını yapmak zorundayız.
Suriye sınırını ihlal eden Rus jetinin düşürülmesinin 24 Kasım’dan itibaren bölgedeki bütün dengeleri değiştireceği zaten ilk andan belliydi.
Bu değişiklikler sadece Türkiye’nin değil, hemen hemen bütün tarafların Suriye siyasetini değiştirecek.
Ama bizi ilgilendiren en çok Türkiye olduğu için 2011’den bu yana izlenen siyasetin, son aylardaki manevralara rağmen sonuna gelinmekte olduğu saptamasını yapmak zorundayız.
***
Rus jetinin düşürülmesiyle ortaya çıkan sonuçları şöyle özetlemek mümkün:
· ABD ve Türkiye’nin de üyesi olduğu NATO’nun, Suriye nedeniyle Rusya (ve onun müttefiki İran ile) bir savaşa girmeyeceği, ama Rusya’nın Suriye krizi üzerinden Sovyetlerin dağılmasından yirmi küsur yıl sonra Orta Doğu’da yeniden baskın hale gelmesine izin vermeyeceği ortaya çıkmıştır.
· Uçağının düşürülmesi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in karizmasına hasar verdi. Ukrayna parlamentosunda hükümete “Biz neden düşürmüyoruz, bakın bir şey olmuyormuş” çağrıları yapıldı.
· Tabii Ukrayna ile NATO üyesi Türkiye bir değildi. Ve NATO bu durumu Rusya’ya apaçık gösterdi. NATO Bakanlar Komitesinin 1 Aralık toplantısında Rusya’nın Suriye’deki varlığına karşı Türkiye’ye destek olmak için üye ülkelerden savaş uçak ve gemileri takviyesi kararı çıktı. Kararın görüşülmesine Türk F-16 uçağı Rus Su-24 uçağını düşürmeden önce, Rusya’nın Lazkiye’de hava üssü kurmasıyla başlanmıştı. Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi belli başlı NATO üyeleri ki bu ülkeler aynı zamanda Avrupa Birliği’nin etkili ülkeleridir Rusya’ya karşı Türkiye’nin yanında yer alma taahhüdünde bulunmuş görünüyor.
· Buna karşın Putin’in kendisine hedef olarak Türkiye’den çok Erdoğan’ı seçtiği anlaşılıyor. Putin’in Erdoğan’ı IŞİD’in Türkiye’ye petrol kaçakçılığıyla ilgiliymiş gibi gösteren suçlamaları, Erdoğan tarafından sadece “iftira” olarak geri çevrilmekle kalmadı. Aynı zamanda Erdoğan, Rus tarafı bu iddiaları ispat ederse istifa edeceğini söyledi ve Putin’e ispat edemezse istifa edip etmeyeceğini sordu. Rusya’nın dağıttığı bir takım hava fotoğrafları Batı basınında rağbet görürken, ABD Dışişleri kendilerinde Rus iddialarını doğrulayacak bilgi olmadığını açıkladı.

· Bununla birlikte IŞİD’in Türkiye’ye petrol kaçırarak parasını terör eylemlerinde kullandığı iddiası ABD Başkanı Barack Obama tarafından da dile getirildi. Obama, “Türkiye-Suriye sınırının kapatılması gerektiğini Erdoğan ile defalarca konuştuk” dedi; Obama özellikle Türkiye’nin güvenli bölge istediği Fırat’ın batısından itibaren 98 km şeridin kapatılması gerektiğine dikkat çekti.

·  Yani ABD Başkanı adeta Rusya Suriye’deyken ve Türkiye Rusya ile bu haldeyken artık güvenli bölge ısrarından vazgeçin, sınırı tamamen kapayın, o zaman hem ABD, hem NATO’yu işte böyle tam destekle yanınızda bulacaksınız demek istiyor.

· Zaten bazı bölümlerine duvar çekilmeye başlanan sınırın tamamen kapatılmasının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtimal senaryoları içinde olduğu kulise yansımış durumda. Türkiye’yi artık sadece IŞİD ve El Nusra değil, Suriye’deki her türlü cihatçı grupla ilişkide olma töhmetinden kurtaracak böyle bir karar, Batı ittifakıyla tam işbirliği tercihi dolayısıyla stratejik nitelikte olacaktır.

· Bunun PYD için de sonuçları olacaktır. IŞİD’e karşı savaşan grubun PKK’nın Suriye kolu olduğu artık bilinmektedir. ABD ve diğer NATO ülkelerinin PYD ile ilişkilerine sınırı kapatmış bir Türkiye’nin endişelerine cevap verecek yeni koşullar getirmesi beklenebilir. Ama son gelişmelerin PYD’ye rahat bir nefes aldırmış olabileceği de unutulmamalıdır.

· AB ile Suriyeli mülteciler ve üyelik müzakerelerinin canlandırılması konusunda süren görüşmeler, aslında Suriye sınırının o en kritik, karşısında IŞİD’in bulunduğu 98 km’lik bölümünün de geçişlere kapatılmasıyla birbirini tamamlar nitelikte görülebilir.

· Suriye sınırının bu şekilde güvenlik altına alınması, Türkiye’de devlet güvenlik birimleriyle Suriye’deki milis grupları arasındaki irtibatı da kesecek ve bu belki de Türkiye’nin kendisini oradaki anafordan çekip çıkarmasına vesile olacaktır.

· Böyle bir durum, yani sınırın kapatılması eğer gerçekleşirse, bunun bir sonucu da Türk güvenlik yapılanması, özel olarak da istihbarat yapıları içinde kamuoyunun dikkatine fazla gelmeyecek tasfiye operasyonlarının yaşanması olacaktır. Bu tam olarak Fethullah Gülen grubuna yönelik AK Parti söylemi olan “kandırıldık” şeklinde olmayabilir. Ama Suriye’de Beşar Esad’a karşı harekete geçirilecek irtibatlara sahip Türkiye içindeki (Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun deyimiyle) “aşırılıkçı gruplar” ile kurulmuş ilişkiler ve onların devlet içindeki bağlantıları olabildiğince kısa sürede ve sessizce tasfiye edilebilir.

Abdurrahman Dilipak’ın devlet içinde çalışan bütün İslamcı cemaat ve cemiyetleri de tıpkı Gülenciler gibi “paralel” ilan etmeye başlaması, derin devlet refleksi açısından da dikkate alınmalıdır.

'Savcının adını telefonda söyleme Takçı ise “evet” de'

'Savcının adını telefonda söyleme Takçı ise “evet” de'


Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da TIR soruşturması kapsamında tutuklanan Albay Cihangiroğlu’nun mahkeme sorgu zaptına haberdar ulaştı. Cihangiroğlu ifadesinde TIR’lar durdurulduktan sonra Jandarma Kriminale incelenmek üzere gönderilen mühimmatla ilgili raporun hazırlanma sürecinde sıralı amirlerine ve İçişleri Bakanlığı müsteşarına bilgi verdiğini anlattı. Kendisine Fetullah Gülen ve FETÖ iddialarının sorulduğunu, ancak bunları tanımadığını söyledi. Olayın Ergenekon ve Balyoz sürecine benzediğini ve TSK’nın kurumsal kimliğine yönelik olduğunu ifade etti.



29.11.2015 tarihinde İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanan emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu’nun  ifadesi şöyle:

 “Ben bu konuda savcılıkta ifade vermiştim. Doğrudur. Tekrar ederim. Ben normal görev süresini tamamlayan ve emekliye ayrılmam gerekirken emekli edilmeyen, üçlü kararname ile görev süresi uzatılan sayılı TSK personellerinden biriyim. Benim emekli olduğumdan C.Savcısının dahi haberinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu soruşturmanın ne kadar ciddiyetsiz ve ön yargılı , özensiz yürütüldüğüne öncelikle dikkat çekmek isterim. Bana yapılan ve şu anda iki komutanımıza yapılan bu muamelenin daha önce yapılan Balyoz ve Ergenekon soruşturmasındaki gibi TSK’nın kurumsal kimliğini yıpratmak amacıyla düzenlenmiş bir kumpas olarak görüyorum.

İfade alma sürecinin uzaması, merkez komutanlığında savcılık tarafından 2 gece misafir edilmem ve bunun ilk defa görülen bir uygulama olduğunu gerek merkez komutanlığındaki personelden gerekse avukatımdan ve çevremden sorarak öğrendim. Bir gösteri olarak değerlendiriyorum.



“Avrupa Kriminal Birliğinin Türkiye Temsilcisi olarak görev yaptım”

Öncelikle şahsıma askeri devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken belgeleri casusluk amacıyla açıklamak suçu ile ilgili delilleri görmek isterim. Ben 9 yıl Jandarma Kriminal Daire Başkanlığında görevimi başarı ile yaptım. Bu müesseseyi 1993 yılında ilk oluşturan ekibin içerisindeyim. İlk müdürlüğünü de ben yaptım. Bu kurumun gelişip başarılı bir kuruma dönüşmesinde katkılarım büyüktür. Uluslararası kurumlara akreditasyonu sağladım. Bununla birlikte bizden sonra Adli Tıp Kurumu ve Emniyet Kriminalin de akreditasyonlarının sağlanmasında öncülük ettiğimi düşünüyorum. Yüksek lisansımı yaptım şu anda doktoramı yapıyorum. Emekli olmam ve uluslararası akreditasyon kurumlarının bir denetçisi olarak halihazırda görev yapmaktayım. Avrupa Kriminal Birliğinin Türkiye temsilcisi olarak 3 yıl görev yaptım.



“Bana FETÖ soruldu…”

Savcılık aşamasında bana Fetullah Gülen ve FETÖ örgütü ile ilişkim soruldu. Onları tanıyıp tanımadığım soruldu. Ben bunların hiçbirini tanımıyorum. Ben görevim boyunca görevimin gereklerini yerine getirdim. C.Savcılığı tarafından sonu 33 26 ile biten telefonumla Ankara Merkez Labaratuar Komutanlığı M.Y ile olan görüşmem soruldu. Bu görüşme ben yıllık değerlendirme toplantısındayken verilen arada gerçekleştirilmiştir ve bu görüşmede bana Yarbay M.Y Adana’dan mühimmatların geldiğini kabullerinin yapıldığını söyledi. Bu söylem üzerine gerek söylenme şekline gerek gündemdeki olay olması nedeniyle bu mühimmatın Jandarma tarafından durdurulan TIR’lardan elde edilen mühimmat olduğunu değerlendirdim. Dolayışla adli bir vaka olarak C.Savcılığından bize intikal eden bir delil olarak bu delilin incelenmesi, prosedürünün işlenmesini durdurmak ya da engellemek gibi bir değerlendirme içerisine girmem benim görev alanımı aşar. Böyle bir şey yapmış olsam belki şu an görevi ihmalden yargılanıyor olabilirdim ya da başka bir örgüte üyelikle suçlanıyor olabilirdim. Bu malzemenin incelenmesinin yapılıp yapılmayacağına karar verme yetkim yoktur. Bunun yetkisi savcı ya da hakimdedir. Savcı talimatı vermiştir yazıyı yazmıştır, delili göndermiştir.



“Konuyu sıralı amirlerime aktardım”

 Biz de normal prosedür neyse bunu yapmışızdır. Bu prosedürden farklı ve ilave olarak ben M.Y ile bu görüşmeden sonra bağlı bulunduğum harekat başkanı Tümgeneral A.Ç’ye konuyu arz ettim oda birlikte dönemin kurmay başkanı O.E’ye beraber konuyu arz etmemiz gerektiğini söyledi. Ben de ikiniz birlikte O.E’ye çıktık, konuyu arz ettik. Bu sefer kurmay başkanı da genel komutana giderek konuyu arz edelim dedi. Üçümüz dönemin genel komutanı S.Y’e gittik, konuyu arz ettik. O da İçişleri Bakanlığı müsteşarlığına bilgi vermemizi söyledi. O.E telefon açarak İçişleri Bakanlığı Müsteşarı S.H’den randevu aldı. Telefonda “Sayın Müsteşarım kriminal daire başkanımızı gönderiyoruz, bir konuyu arz edecek” dedi ve beni müsteşar beyin yanına gönderdi.



“Savcının ismini açık söyleme Aziz Takçı ise ‘evet’ de…” 

 Müsteşar bey saat 12-13.000 arası gibi beni kabul etti. Ben olayı yaklaşık olarak saat 10.30 sıralarında duydum ve yaklaşık yarım saat içerisinde yukarıda belirttiğim sıralı amirlerim ile  görüştükten sonra o dönemde İçişleri Bakanlığı müsteşarı olan S.H’nin yanına gittim. Sekreteri beni biraz beklettikten sonra içeri aldı. M.Y’den ne duyduysam müsteşar beye anlattım. Muhtemelen MİT TIR’larından elde edilen bir delil geldiğini kendisine aktardım.


(Savcı Aziz Takçı)

Notlarını aldı biraz beklememi rica etti. Ben dışarı çıkıp sekreterin yanında yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra tekrar beni çağırdı ve bana “ Albayım elbette sizin de kendi içerinizde bir işleyişiniz vardır, işleminize rutin olarak devam edebilirsiniz, teşekkür ederim” dedi. Yalnız bu evrakı gönderen savcının ismini de sordu. Ben evrakı görmediğimi savcının ismini daireye döndükten sonra bildireceğimi söyledim. Kendisi de bana “Telefonda ismini açık olarak söyleme , eğer evrak TIR’ların durdurulması olayı ile ilgili ise gönderme yazısında Savcı Aziz Takçı’nın ismi varsa bana telefonda ismini açıkça söyleme! Sadece ‘evet’ de değilse ‘hayır’ de” şeklinde tembihte bulundu. Ben de daireye gittiğimde M.Y’i çağırdım. Evrakı istedim. Evrakın inceleme istek formunda savcı Aziz Takçı’nın ismini gördüm ve evrakın Adana’dan geldiğini görünce telefon açtım.

Müsteşarlık makamının sabit telefonunu arayarak, kendisine “evet” dedim. Kendisi tekrar bana teşekkür etti ve telefonu kapattı. Müsteşar beyle görüşmemizi benim yukarıda belirttiğim sıralı komutanlarıma aynı sır ile hepsine tek tek arz ettim. Onlar da teşekkür etti herhangi bir talimatta bulunmadılar. Bana bu süreç içerisinde ne yazılı ne sözlü hiçbir talimat verilmemiştir. Herhangi bir talimat almadım. Delillerin incelenme sürecinde hiçbir şekilde parafım ve imzam hiçbir evrakta yoktur. Ben bu inceleme sürecinin dışındayım. Bu nedenle neden tutuklamaya sevk edildiğimi anlamadım. Bu olayı bu şekilde C.Savcısına anlattım.  Ben görevimi yaptım suçsuzum. Yasa dışı bir işlem yaptığımı düşünmüyorum.



“Rapor çok güzel düzenlenmiştir, ileride ders olarak okutulacak niteliktedir”

Raporun 2 gün gibi bir sürede hazırlanması olağan üstü bir durum değildir. Bizde her delilin kabul şekli ve incelemesi bellidir ve yazılıdır. Bu delilin incelenmesi mühimmat olması kurye ile gelmiş olması ve kurye ile tekrar gönderilecek olması nedeniyle incelenmesi bu şekilde yapılmıştır. Raporda teknik olarak çok güzel düzenlenmiştir.  Ders olarak ileride okutulacak bir rapordur. Bununla ilgili daha önce C.Savcılığına vermiş olduğumuz ifadeye eklediğimiz gibi Uşak’tan bir mühimmat gelmiştir. O da bir günde incelenip mahaline raporu ile gönderilmiştir. Kriminal dair başkanlığından istenme şeklinin yanlış olduğunu düşünüyorum. “Kurye ile gönderilen mühimmat delilleri ile ilgili” şeklinde bir raporun istenmesi daha fazla örneğinin dosyamıza girecektir.

“Delillerin MİT Kanunu’na aykırı incelenip, incelenmediğini savcı-hakimler değerlendirir”

C.Savcılığında yine tarafıma bir kısım jandarma personeli ile görüşüp görüşmediğim onlarla telefon görüşmesi yapıp yapmadığım sorulmuştur. Ben daha önce ifade ettiğim üzere bu telefonlarla ve makam telefonumla ve daire başkanlığının diğer telefonları ile görüşmüş olabilir, ancak dairedeki diğer personelde görüşmüş olabilir. Bu görüşmelerin rutin delil incelemelerinden başka bir amaç taşıdığı düşünülemez. İncelemesi yapılan bu maddelerin MİT kanununa aykırı olarak incelenmesinin yapılıp yapılmadığını bilmem mümkün değildir. Bu hususu değerlendirecek olan C.Savcıları ve hakimdir.”

2 Aralık 2015 Çarşamba

250 subay hedefte iddiası


250 subay hedefte iddiası
MİT TIR'ları soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu'nun avukatı Harun Taşkın "Ergenekon'da olduğu gibi bu soruşturmayla jandarma dizayn edilmek isteniyor. Gizli tanık ifadesiyle 250 jandarma subayı hedef tahtasına oturtuldu" iddiasında bulundu.
Emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu'nun avukatı Harun Taşkın, bugün Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'ndaki basın odasına gelerek yazılı bir açıklama bıraktı.

Avukat Taşkın açıklamasında, "Jandarma Kriminal'i uluslararası akredite bir kuruluş haline getiren, 2009-2012 yılları arasında Avrupa Kriminal Birliği'nde yönetim kurulu üyesi olarak temsil eden, hayatını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve kriminal bilimine adayan müvekkilim mahkemece hiçbir somut belge, bilgi ve delil gösterilmeksizin tutuklanmıştır" dedi.
"TEKNİK RAPOR HAZIRLAMASI CASUSLUK FAALİYETİ OLARAK GÖSTERİLDİ"

Avukat Taşkın, TIR olayıyla ilgili olarak müvekkilinin o dönem başında bulunduğu Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'ndan savcının, yürürlükteki mevzuat gereği bilirkişi raporu istediğini, söz konusu bu raporun tutuklamaya tek gerekçe olarak gösterildiğini ifade etti. Avukat Taşkın, yargısal faaliyet gösteren savcının gönderdiği delile ilişkin hiçbir öznel görüş içermeyen, tamamen teknik bir rapor hazırlanmasının "casusluk faaliyeti olarak gösterildiğini" söyledi. Taşkın, yürürlükte olan mevzuata göre görevini yapmasının suç olarak gösterildiğini ifade etti.
"DELİL ULAŞTIĞI GÜN KOMUTANLARA VE MÜSTEŞARA ARZ EDİLDİ"
Açıklamada, "Anılan delilin kuruma intikal ettiği gün, yüksek önem derecesine haiz bir askeri mühimmat olması nedeniyle konu, müvekkilim tarafından sıralı komutanlarına arz edilmiş, yapılan bu arz sonrasında yine müvekkilime amirleri tarafından verilen emir kapsamında konu 22 Ocak 2014'te dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Seyfullah Hacımüftüoğlu'na müsteşarın makamında bizzat müvekkilim tarafından iletilmiştir" denildi.
Ergenekon'da olduğu gibi bu soruşturmayla jandarmanın dizayn edilmesi gayesiyle hareket edildiği öne sürülen açıklamada, gizli tanık ifadesiyle 250 jandarma subayının hedef tahtasına oturtulduğu ifade edildi. TSK'ya yönelik kumpasın cemaat sosuyla sürdüğü kaydedilen açıklamada, "MİT TIR'ları tutuklamasıyla Ergenekon tutuklamalarının birbirinden farklı olmadığını da ortaya koymaktadır. Yapılmak istenen halkı askerlikten soğutarak milli mukavemeti kırmaktır. Müvekkilimle birlikte tutuklanan komutanların suçsuzluğuna inancımız tamdır. Orduya yönelik bu kumpas planının bir an önce açığa çıkarılması müvekkilim tarafından kendi tutuk halinden de önemli addedilmektedir" denildi.
Müvekkilinin 1,5 yıl önce emekli olmasına rağmen savcılık tarafından "muvazzaf" sıfatıyla ifadeye davet edildiğini belirten avukat Taşkın, müvekkilinin muvazzaf olarak çağrılmasının soruşturmanın ciddiyetini ortaya serdiğini belirtti.
SORUŞTURMA
Adana ve Hatay'da MİT'e ait TIR'ların durdurulması soruşturması kapsamında, 30 Kasım 2015'te nöbetçi İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'nde sorgulanan Tümgeneral İbrahim Aydın ve emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu, "Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme"; Tuğgeneral Hamza Celepoğlu'nun ise "Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlarından tutuklanmıştı.

MİT TIR'ları soruşturmasında gizli tanığın ifadesi 3 subayı 'şüpheli' yaptı

"Selam Tevhid'de Kumpas" iddianamesinde yer alan "Alparslan" kod adlı gizli tanığın ifadeleri üzerine biri emekli 3 subayın, Adana ve Hatay'da MİT'e ait TIR'ların durdurulması soruşturmasına dahil edildiği ortaya çıktı.

"Selam Tevhid'de Kumpas" iddianamesinde yer alan "Alparslan" kod adlı gizli tanığın ifadeleri üzerine biri emekli 3 subayın, Adana ve Hatay'da MİT'e ait TIR'ların durdurulması soruşturmasına dahil edildiği ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten İrfan Fidan, geçtiğimiz günlerde Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral İbrahim Aydın, Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ve emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu'nun ifadesine başvurdu, 3 subay çıkarıldıkları hakimlik tarafından tutuklandı.

"HAKKIMDA DAHA ÖNCE DE ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA YAPILDI"
"Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlarından tutuklanan Tuğgeneral Hamza Celepoğlu'nun da hakimlik sorugusunda suçlamaları reddettiği öğrenildi. Hakkında söz konusu olayla ilgili daha önce adli ve idari soruşturmalar yapıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini anlatan Celepoğlu, bu olayda dahili olmadığının açıklığa kavuştuğunu ifade etti.

"OLAYI TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİM"
Adana Jandarma Genel  Komutanı olarak görev yaptığı dönemde, TIR'ların durdurulacağından haberi olmadığını dile getiren  Celepoğlu, olayın pazar günü gerçekleştiğini o gün konutunda olduğundan haberi olmadığını, olayı TIR'lar durdurulduktan sonra televizyondan öğrendiğini söyledi. Olayı duyar duymaz İl Jandarma Alay Komutanlığı'nı aradığını, ancak kendisinin valinin yanında olduğunu söyleyip müsait olduğunda arayacağını belirtmesi üzerine, evden bölge komutanlığına gidip Kurmay Başkanı Osman Eker ile görüştüğünü, olayın gelişimin de komutanlığın hareket merkezinde takip ettiğini anlattı.

BAŞBAKAN, OLAY MAHALLİNE GİDİP GİTMEDİĞİNİ SORMUŞ
Celepoğlu, adli ve idari görevi olmadığı için olay mahalline gitmediğini, olay mahalline gittiği bilgisinin MİT tarafından devletin üst makamlarına verildiğini sonradan duyduğuğunu, ancak bunun tamamen yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu öne sürdü. Alay komutanlığındaki aracının plakası üzerindeki yıldızların kılıfı düştüğü için aracı görenlerin kendisinin oraya gittiği yönünde yorumlarda bulunduğunu, dönemin İstihbarat Başkanı İbrahim Aydın'ın sorması üzerine de bunun gerçek olmadığını ve durumu izah ettiğini kaydetti.  Celepoğlu, Başbakan, İçişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Adalet  Bakanı, Genel Kurmay Başkanı'nın katıldığı bir toplantı yapıldığı ve kendisinin olay yerine gidip gitmediğinin sorulduğunu kaydetti. İstihbarat Başkanı Aydın'ın da "Bunun mümkün olmadığını, gitmem halinde tespitinin mümkün olacağını" söylediğini anlatan Celepoğlu, MİT Müsteşarı'nın da "Yanlış bir değerlendirme olmuş efendim" diyerek cevap verdiğinin kendisine de bu bilgileri İstihbarat Başkanı Aydın tarafından aktarıldığını ifade etti.

"6-7 OCAK TOPLANTISIYLA ALAKAM YOK"
6-7 Ocak'ta Ankara'da yapıldığı iddia edilen toplantıyla da alakası olmadığını, böyle bir toplantıya katılmadığını ileri süren Celepoğlu, en genç general ünvanı aldığını, terfisine gölge düşürmek isteyenlerin olduğunu, Fethullah Gülen ile bir alakasının olmadığını ifade etti.

GİZLİ TANIK ALPARSLAN'IN İFADELERİYLE SORUŞTURMA GENİŞLETİLMİŞ
Öte yandan soruşturmanın, "Selam Tevhid'de Kumpas" iddianamesinde yer alan "Alparslan" kod adlı gizli tanığın ifadeleriyle genişletildiği ortaya çıktı. İddianamede, gizli tanık Alparslan'ın 24 Haziran 2014 tarihli ifadesi ayrıntılı olarak yer aldı. Gizli tanık Alparslan, 1 Ocak ve 19 Ocak 2014'te TIR'ların durdurulmasının Adana ve Hatay İl Jandarma Komutanlıkları'nca gerçekleştirilen rutin bir uygulama olmadığını, 6-7 Ocak 2014 tarihinde Ankara'da Jandarma Genel Komutanlığı toplantı salonunda, o zamanki Jandarma Genel Komutanı'nın başkanlığında yarım saatlik bir toplantı gerçekleştirildiğini, bu toplantıya çoğunluğu subay olmak üzere 200-250 civarında jandarma personelinin katıldığını söylediğine yer verildi.

TÜRKİYE-SURİYE ARASINDA SİLAH VE BENZERİ ŞEYİN GEÇİRİLMEMESİ TALİMATI VERİLMİŞ
Alparslan'ın ifadesinde, toplantıda Jandarma Genel Komutanı'nın Suriye sınırında bir takım gruplar tarafından gerçekleştirilen terör olaylarının meydana geldiğini, bu olayların büyümemesi için veya Türkiye'nin taraf olmaması için jandarma personelinin daha etkin olması gerektiğinin, Türkiye'den Suriye tarafına hiçbir şekilde silah, mühimmat ve benzeri şeyin geçmesine kesinlikle izin verilmemesini emrettiğini, Suriye'den de Türkiye tarafına hiçbir şekilde o grupların içerisinde bulunan militan ve benzeri unsurların ayrıca silah ve benzeri malzemelerin geçirilmemesi gerektiğini söylediğini anlattı.
 
JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI'NDA ÜÇ TOPLANTI
Gizli Tanık, Jandarma Genel Komutanı'nın, bu konuşma ile 1 Ocak 2014 tarihinde Kırıkhan'da meydana gelen MİT TIR'larının durdurulması olayının başarısızlıkla sonuçlanmasından dolayı bundan sonra yapılacak böyle bir olayın başarısızlığa uğratılmaması gerektiğini kastettiğini iddia etti.  Gizli tanık Alparslan, aynı toplantının yapıldığı günün öğleden sonrasında üst subayların, yani binbaşı, yarbay, albay ve daha üst rütbeli personelin katılımıyla 2. bir toplantının gerçekleştirildiğini, ertesi günde 3.  bir toplantının  gerçekleştirildiğini, bu toplantıya kritik illerin İl Jandarma Komutanları'nın, bazı bölge komutanlarının, karargahta bulunan üst düzey komutanların katıldığını anlattı. Gizli tanık bu toplantıların genel komutanlıkta çeşitli aralıklarla düzenlenen rutin toplantılardan olmadığını, Jandarma Genel Komutanı'nın başkanlığında böyle bir toplantının gerçekleştirilmesinin olağan olmadığını yönünde ifade verdi.

1 Aralık 2015 Salı

ABD Rojava'da üs kuruyor iddiası

Rojava'ya gönderilen ABD özel birliği çalışmalara başlarken, Cizire Kantonu Savunma Kurulu İlişkiler Sorumlusu Nasır Hacı Mansur, bir askeri üs ve havaalanı yapılacağını öne sürdü. Mansur "Suriye tüm devletlerin müdahale ettiği karmaşık bir hal alabilir. Amerika ya da başka bir ülkenin kara operasyonu da mümkün. Fransa gibi İngiltere'de devreye girebilir" dedi.

Rûdaw’a konuşan Nasır Hacı Mansur “Uluslararası koalisyonun hava desteği öncesinde de güçlerimiz eğitimliydi ve IŞİD’e karşı etkili bir savaş veriyordu. Demokratik Suriye Güçleri, elindeki toprakları genişletiyor ve gücünü de o oranda arttırıyor. Bundan dolayı işbirliği ve koordinasyon çok önemlidir” dedi

Kanton yetkilisi, “Amerikalı askeri danışmanların işi, Kürt güçlerini geniş çaplı bir operasyona hazırlamaktır. En önemlisi, bu gücün, koalisyon ile güçlerimiz arasında koordinasyon sağlamak gibi bir rolü üstlenmesidir” ifadelerini kullandı.

Rojava’da bir askeri üs ve havaalanı yapılacağı bilgisini veren Mansur, “Şunu anlamamız lazım; Suriye’de bir karışıklık var ve her ihtimali değerlendirmeliyiz. Suriye tüm devletlerin müdahale ettiği karmaşık bir hal alabilir. Amerika ya da başka bir ülkenin kara operasyonu da mümkün. Fransa gibi İngiltere’de devreye girebilir” şeklinde konuştu.

50 KİŞİLİK BİRLİK GİTMİŞTİ
50 kişilik ABD Özel Kuvvetler birliği, 27 Kasım’da Rojava’nın Kobani bölgesine varmıştı. Daha önce medyada, Amerika’nın, Kürt güçleriyle birlikte Derik’e bağlı Rimelan kasabasında bir hava üssü kurmak istediği haberleri yer almıştı.

ALMANYA 1200 ASKER GÖNDERECEK

Almanya da, bu yıl bitmeden Rojava ile Suriye’ye Tornado keşif uçakları, bir firkateyn, bir yakıt ikmal uçağı ile bin 200 asker gönderme karar almıştı. Fransa’nın ardından İngiltere de bugünlerde Suriye’deki hava operasyonlarına katılmaya başlayacak.

Rus ordusundan kritik adım


Rus ordusundan kritik adım
Rusya Hava Kuvvetleri’nden çok kritik bir adım geldi. Rusya’nın Suriye’deki savaş uçakları “kendilerini savunmak için” havadan-havaya füzelerle donatıldı
Rusya’dan yapılan açıklamada “Suriye’deki SU-34 uçaklarımız ilk kez olarak kendilerini savunmak için havadan-havaya füzelerle donatıldı” ifadeleri kullanıldı. Öte yandan, Rus uçaklarının, Halep’in Azez ilçesi yakınlarında insani yardım tırlarını bombalaması sonucu 15 kişi öldü, 20 kişi yaralandı. Rus savaş uçakları, insani yardım malzemeleri taşımak için kullanılan ve Azez’e 5 kilometre mesafede park halinde bulunan tırlara yönelik hava saldırısı düzenledi. Saldırı sonucu 10 tır da yanarak kullanılamaz hale geldi. Çıkan yangın ise Azez’deki sivil savunma ve itfaiye ekiplerince söndürüldü. Bölgedeki sahra hastanelerine kaldırılan yaralılardan durumu ağır olan 11’i Türkiye’ye gönderildi.