12 Eylül 2011 Pazartesi

G. Kurmay Başkanı Özel: Artık Yetki Sizde

Hükümetin terörle mücadeledeki strateji değişikliğine Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarından tam destek geldi.
 
Birkaç gündür ekibiyle birlikte Güneydoğu'da bölge turuna çıkan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in, Hakkari Valisi Muammer Türker'e 'süper vali' konusunda "Artık yetki sizde" dediği öğrenildi.

Hükümetin terörle mücadeledeki strateji değişikliğine Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarından tam destek geldi. Kanlı terör örgütü PKK'nın bitirilmesi konusunda yapılan çalışmalar sona yaklaştı. Hükümetin terörle mücadelede jandarma ve polisi etkin hale getirerek bunları 'süper vali'nin emrine vermesi çalışmasına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'den de 'yerinde' destek geldi. 8 Eylül'de ekibiyle birlikte Malatya, Batman, Siirt ve Şırnak'ı ziyaret eden Necdet Özel, 9 Eylül'de ise Hakkari ve Van'da valilerle bir araya geldi. Hakkari Valisi Muammer Türker'le basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmesinde Org. Necdet Özel'in "Artık yetki sizde. Terörle mücadeleyi birlikte yürüteceğiz" dediği öğrenildi. Hükümetin 'süper vali' çalışmasını destekleyen Genelkurmay Başkanı'nın, terörle mücadelede sivil unsurlara her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade ettiği belirtildi.

HÜKÜMETTEN SİVİL MODEL

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Ertan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Murat Bilge, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ve 2. Ordu Komutanı Servet Yörük'ün iki günlük Güney Doğu ziyaretinin perde arkası netleşmeye başladı. TSK'nın en üst kademesinin oluşturduğu heyet, Malatya, Siirt, Hakkari, Van, Şırnak ve Batman valilerini ziyaret ederek PKK ve terörle mücadelede artık yetkinin valilerde olduğunu bildirdi. Terör örgütünü sert bir şekilde eleştirerek "Bıçak kemiğe dayandı" açıklamasında bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz ay Milli Güvenlik Kurulu üyesi bakanlarıyla ayrı ayrı görüşerek partisinin Merkez Yürütme Kurulu'yla (MYK) toplantı yapmıştı. Toplantıda sınırötesi harekâtın tek başına çözüm olmadığı; yurt içinde de arazi arama-tarama faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerektiği üzerinde duruldu. Ayrıca, kırsalın yanısıra Hakkâri merkez ve ilçeleri başta olmak üzere bölgedeki birçok yerleşim merkezinde de bölücü örgüt unsurlarına yönelik operasyonlar yapılması gerektiği kaydedildi.

YENİ MODELE DESTEK
Bu çerçevede, şehir merkezlerindeki terörist unsurlara karşı alınabilecek önlemler de konuşulurken, illerde valilerin jandarma ve polis birliklerine birlikte komuta etmesi ve istihbarat görev paylaşımının hızlı ve etkin yapılması gerektiği üzerinde görüş birliğine varıldı. Operasyonlarda görev alan jandarma birliklerinin sevk ve idaresinde, valilerin daha etkin rol üstlenmesinde Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'den olumlu yaklaşım geldi. Özel ve kuvvet komutanlarının, ziyarette 'süper vali' uygulamasına destek mesajları verdiği öğrenildi.

MÜCADELE BİRLİKTE OLACAK
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ziyaret ettiği sınır illerinin valileriyle 20'şer dakikalık görüşmelerde bulundu. Basın kapalı olarak gerçekleştirilen ziyarette Özel, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeni uygulanacak terörle mücadele stratejisinde süper valilere her türlü desteği vereceklerini söylediği kaydedildi. Hakkari Valisi Muammer Türker'e "Artık yetki sizde" diyen Genelkurmay Başkanı Özel'in, birlik ve beraberlik içinde terörü bitireceklerini ifade ettiği öğrenildi.
 
Operasyonun harekat merkezi Hakkari

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bayram tatiline çıkmadan kısa bir süre önce Hakkari Valisi Muammer Türker'i Ankara'ya çağırdığı öğrenildi. Bir başbakanlık yetkilisinden alınan bilgiye göre Başbakan'ın Vali Türker'e Hakkari bölgesindeki kırsalda bulunan PKK'lı gruplar hakkında detaylı bir rapor hazırlayarak Ankara'ya gelmesini istediği belirtildi. Ayrıca Türker'in sınırötesi operasyonlarda ve yurtiçindeki mücadelede önemli bir tampon bölge konumunda olan Hakkari'de gerekli tedbirlerin alınması ile ilgili Başbakan'la görüşmelerde bulunduğu kaydedildi. Bununla birlikte Kandil'e yönelik kara harekatında önemli bir nokta olan Hakkari bölgesinde gerekli çalışmaların yapılması yönünde Başbakan'ın bazı talimatlar verdiği ve Hakkari'nin kırsal bölgelerinde bulunan PKK gruplarının bir an önce temizlenmesi için çalışmaların hızlandırılması gerektiği uyarısında bulunduğu öğrenildi. Başbakan'ın Kandil'e yapılacak kara harekâtının yurt içinde PKK'ya yönelik yapılacak operasyonlarla eş zamanlı olarak sürdürülmesini istediği de gelen bilgiler arasında.

Heron'un Yerini ABD'li Yırtıcı Kuş mu Alıyor

Washington Post’un haberine göre Türkiye, terörist hareketlerinin izlenmesinde hayati öneme sahip insansız uçaklar konusunda İsrail boyunduruğundan kurtulmak için ABD’ye teklifte bulundu.
 
Washington Post gazetesi, ABD yönetiminin Ankara’dan gelen “Irak’ta görev yapan insansız hava aracı Predator’leri (Yırtıcı kuş) Türkiye topraklarında konuşlandırın, biz de uçakları PKK’yla mücadelede kullanalım” talebini değerlendirmekte olduğunu yazdı. Amerikalı kaynaklar Türkiye’nin, ABD Başkanı Obama tarafından Irak’a verilen taahhüd gereğince 31 Aralık’ta bu ülkeden çekilecek olan Predatorler’i İncirlik Üssü’ne konuşlandırmayı önerdiğini kaydetti. Haberde, Wikileaks belgelerine de yer verildi. Belgeye göre Türkiye PKK’yla mücadelede Predator’lara, U-2 casus uçaklarına ve ABD’den gelen diğer istihbarata bağımlı... Şubat 2010 tarihli belgeye göre Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD’nin Irak’taki güçlerinin en üst düzey komutanı olan General Odierno’ya “Siz çekilmeden önce, bu tehdide son vermek ortak sorumluluğumuzdur” dedi.

2007’de Başbakan Erdoğan ile ABD eski Başkanı Bush arasında imzalanan anlaşma uyarınca Predator uçakların yanısıra PKK üsleri üzerinde uçan U-2, RC-135, EP-3 ve RQ-4 Global Hawks keşif uçaklarından elde edilen video görüntüleri, Ankara’daki “Birleşik İstihbarat Füzyon Merkezi”ne aktarılıyor. Video görüntülerinden seçilen hedefler bombalanacağı zaman Türk Genelkurmay’ı ABD’ye vurulacak bölgenin koordinatlarını ve bombalama saatini bildiriyor ve Amerikan ordusu da bölgede herhangi bir Amerikan gücününün bulunmadığına emin olduktan sonra yeşil ışığı yakıyor. Türkiye, Predator’lerin daha gelişmiş versiyonu olan MQ-9 Reaper’lardan satın almak için de ABD ile görüşmeleri sürdürüyor.

Gerçek pilotlardan seçiliyorlar
İnsansız uçak pilotlarının Las Vegas eyaletindeki hava üssündü günlük mesaisi 10-11 saat sürüyor. Predatörleri önlerindeki kumanda kolları aracılığıyla yöneten bu kişiler deneyimli F15 ve F16 pilotları arasından seçiliyor. Ufak istihbarat uçaklarını ise 19-20 yaşındaki genç askerler tarafından kontrol ediliyor. Fırlatmadan önce “3-2-1-Rifle!’” diye bağırıyorlar. Hedef vurulduğunda ise “Splash!” diyorlar. Ardından pilotlaın “en sevmediğimiz iş” olarak tarif ettiği görev başlıyor. Predator aracılığıyla vurdukları hedefin çevresine yayılan ceset parçalarından kaç kişinin öldüğünü, öldürmek istedikleri kişiyi öldürüp öldürmediklerini kontrol etmek zorundalar. Bunu da çok yüksek zoom özelliğine sahip Predator kameraları ile yapıyorlar.

17 bin km uzaktan vuruyorlar
ABD ’nin Irak ve Afganistan’daki operasyonlarda sık sık başvurduğu Predatör ilk kez 11 Eylül saldırılarından birkaç gün sonra Afganistan semaları üzerine gönderildi. Şimdi ise 200 Predator ve onun kardeşi Reaper Afgan semalarında dolaşıyor. Her yıl 3 milyar dolar insansız uçakların uçurulmasına ve yenilerinin üretilmesine harcanıyor. Irak ve Afganistan ’da kullanılan irili ufaklı insansız uçakların sayısı ise tam 7 bine ulaşmış durumda.

Görevlerin yüzde 95 ’i istihbarat toplama amaçlı. Operasyon emri verildiğinde ise ne zaman ateş edeceğini belirlemek pilotun isteğine bırakılıyor. Las Vegas ’tan bir joystick düğmesine basarak Afganistan ’daki bir hedefin üzerine 508 kiloluk Hellfire (Cehennem ateşi) bombaları yağdırabiliyor. Tecrübeli F-15 ve F-16 pilotları içinden seçilen ve genellikle yüzbaşı rütbesinde olan Predatör pilotları, savaş bölgesine 17 bin km. uzaklıktaki üslerinde alttaki ekranında uçağın kamerasından çekilen görüntüleri canlı olarak görüyor. Görüntüler gece görüşü sayesinde gece de gayet net olarak önüne ulaşıyor. Ekranda aynı zamanda insansız aracın yakıt durumu, silahlarının durumu, hızı ve yüksekliği gibi bilgiler yer alıyor. Üstteki monitörde ise aynı bölgede uçan diğer predatör pilotları ile chat yapabilme olanağı bulunuyor. Ayrıca üstlerinin talimatlarını görmek, harita incelemek ve yeni istihbarat raporlarını okumak için menüler yer alıyor.

GATA'da Tam Gün KAOSU!

KHK ile GATA'da görevli öğretim üyelerinden muayenahanesi olanlar sadece erler ve askeri öğrencilere bakacak. Peki bu durum neler olacak?
 
Hükümet tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararname GATA'da kaosu başlattı.
Tam gün yasası kapsamında 650 sayılı KHK ile 2955 sayılı GATA Kanunu 32 inci maddesine ilave edilen  fıkra kapsamında GATA'da görevli öğretim üyelerinden muayenehanesi olanlara erler ve askeri öğrenciler dışında hasta bakmalarına yasak getirildi.

Paşalar dahil hiç kimse öğretim üyelerine istedikleri gibi muayene olamayacaklar. Bu durum hastaneden muayenehanelere göçü başlattı. Oysa muayenehaneler ile hastane arasındaki irtibatı kaldırmak için uğraşan Sağlık Bakanlığının, bu durum karşısında nasıl bir tavır alacağı ise merak konusu...

Yeni çıkan kanun hükmündeki kararname kapsamında GATA'da görevli öğretim üyeleri eşler muayenehaneleri varsa tazminatlarında bir kesinti yapılarak hastanede sadece er-erbaşlar, askeri öğrenciler ile terör mağdurlarına bakabilecekler. Yasal olarak diğer hastalara bakmaları ise mümkün değil. Hal böyle olunca GATA’nın Kadın-Doğum, Çocuk Hastalıkları ve Geriatri gibi bazı kliniklerinde muayenehanesi olan doktorlar hiç hasta bakmadan sadece varsa eğitim-öğretim faaliyetlerinde mesailerini tamamlayacaklar. Bazı kliniklerde ise tüm öğretim üyelerinin muayenehane açtıkları düşünüldüğünde bu kliniklerde er-erbaşlar ve askeri öğrenciler dışındaki diğer (generaller, subay, astsubay, sivil memur ve bunların aileleri ile emekli) hastaları muayene edecek doktor bulamayacaktır. Bu hastalar alanında tecrübeli ve usta hocalara muayene olmak istiyorlarsa onların muayenehanelerine gitmek zorunda kalacaklardır. Zaten şimdiden bunların olmaya başladığı, ancak hastaların işlemlerinin hastane ortamı gerektirmesi durumun da ise bu hastaların eğitim hastası oldukları söylenerek muayenehanede yapılamayan işlemlerin hastane ortamında yapılmasının sağlanacağı da gelen duyumlar arasında.

MUAYENEHANESİ OLMAYAN DOKTORLARIN İŞ YÜKÜ DAHA DA ARTACAK
Ayrıca, muayenehanesi olmayan doktorların ise iş yüklerinin çok artacağı ve muayenehanesi olan doktorlar sabahtan akşama hiçbir iş yapmadan oturup akşamda muayenehanelerine giderek para kazanmaya devam etmelerinden rahatsızlık duymakta, tüm nöbet hizmetlerinin kendilerine kalacağı ve aşırı iş yükü altında ezilecekleri korkusunu yaşamaktadırlar.

UZMANLARDAN ALINAN GÖRÜŞLERE GÖRE
26 Ağustos 2011 tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile Tam Gün Yasasıyla ilgili olarak GATA kanununa eklenen fıkra çıkarılmalı ve GATA’da görev yapan öğretim üyelerinin tazminatlarını da alarak çalışmalarına devam etmeleri mevcut düzenlemede ortaya çıkan aksaklıkları giderecektir.

TSK'daki 'KİRPİ' Skandalı Son Buldu!

PKK’nın mayınlı tuzaklarına karşı 600 milyon lira ayrılarak geliştirilen ‘Kirpi’lerin 2008 yılından itibaren hangarlarda bekletildiği ortaya çıktı. 
 
Onlarca Mehmetçiğin şehit olmasına ve sakat kalmasına neden olan PKK’nın mayın saldırılarına son vermek için Hükümetin ayırdığı kaynakla BMC’ye ürettirilen Kirpi’lerin Hangar esareti son buldu. Mayın, el yapımı patlayıcı ve roket saldırılarına dayanıklı iki bin Kirpi için aktarılan kaynaktan üretilen yaklaşık 250 adedi hangarlarda bekletiliyordu. Mayın saldırılarının artması üzerine yapılan araştırmada durum ortaya çıkınca Kirpiler acilen bölgeye gönderildi. BMC ise üretimine hız verdi. PKK’nın elindeki en büyük koz çok yakında tarihe karışacak.

Hükümet, Milli Savunma Bakanlığı üzerinden NATO Standartlarında her türlü mayına dayanıklı araç üretilmesi için ayırdığı 600 milyon TL kaynak ayırdı. Yerli üretim şartı getirilen araçlar için BMC Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmasıyla 2008 yılında anlaşmaya varıldı. BMC’nin “Yürüyen Kale” olarak nitelediği araca Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından “Kirpi” ismi verildi. Firma ürettiği araçları parti parti teslimata başladı. Ancak hangarlara çekilen araçlar Birliklere teslim edilmedi. Üst düzey taşımalar için yaklaşık 15 tanesi çeşitli görevlerde kullanıldı. Org. Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığı’na oturması sonrasında durum yeniden ele alındı. Araştırmada, TSK’nın elindeki imkanlardan yeterince faydalanmadığı belirlendi. İlk etapta sevkiyatlarda hava unsurlarının kullanılması kararlaştırılırken, TSK’ya teslim edilen mayına dayanıklılıkta en üst düzey güvenlikteki Kirpilerin hangarda bekletildiği ortaya çıktı. Acil kararla bütün Kirpilerin, bölgeye sevki sağlandı. Şuan aktif kullanıma başlayan Kirpiler, NATO testlerinden başarıyla geçtiği şekilde arazide uğradığı saldırılarda da aynı başarıyı sağladı.

2 bin 720 araç temin edilecek
Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin kararıyla Kara Kuvvetleri’ne mayına karşı korumalı 2 bin 720 adet araç tedarik edilecek. Araçların tamamı NATO standartlarında mayına ve balistik tehlikelere karşı koruma sağlıyor. Alttan ve yandan patlayacak mayınlar ve roket saldırıları aracı etkilemiyor. Kirpi’de dünyada benzer amaçlı çok az araçta varolan, motorun da mayına korumalı olması özelliği bulunuyor. Araç savaş durumunda gerekli silah eklendiğinde tankla muharebe edecek zırha sahip. 120 cm’lik su ve yüzde 60 eğimden geçebiliyor. İzmir Bornova’daki BMC fabrikasında üretimi süren toplam 7 bin 240 araç; Mayına Karşı Korumalı Araç Kirpi (16 ton) ve 2.5, 5-10 tonluk taktik tekerlekli araçlardan oluşuyor. Kirpi’lerden 250 adeti envantere geçerken; 2.5 tonluk araçtan 364, 5 tonluk araçtan 188, 10 tonluk araçlardan 268’i teslim edildi.

TSK, 116 köpek eğiticisi alacak Araziye döşenen patlayıcı maddeler üzerine tedbirlerini artıran TSK, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda istihdam edilmek üzere, toplamda 10 bin 659 sözleşmeli er alacak. Bu kadronun 116’sını ise köpek eğitmeni oluşturuyor. Açıklamaya göre, sözleşmeli erler, en az ilköğretim mezunu veya yurt dışındaki dengi okul mezunu olup askerlik hizmetini erbaş veya er olarak tamamlamış olacak. Ön başvuru tarihinin ilk günü itibarıyla terhislerinin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmemiş olanlar ile düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 26 yaşından gün almamış olanlar ve halen silâh altında bulunan adaylar arasından seçilecek. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda istihdam edilecek branşlar arasında hafif zırhlı araç sürücüsü, aşçı, ekmek pişirici, elektrikçi bulunuyor.

Bedelli yerine süre kısalmalı

Bedelli yerine süre kısalmalı

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, askerlik süresinin kısalması gerektiğini söyledi.

Babacan, G-8 ekonomi ve maliye bakanları toplantısına katıldığı Marsilya’dan dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, şöyle konuştu: “Bedelli askerlik meselesi tamamen Genelkurmay’ın personel ihtiyaçlarıyla ilgili bir konu. Personel planlamasının gereğini dikkate aldığımızda, zamanın doğru zaman olmadığını söylüyorlar. Bir de daha sonra gelecek kuşakta askerliği erteleyerek ileride bedelli çıkmasını bekleme durumu yaratıyor. Genelkurmay, ‘Bu kadar asker bana lazım, bedelli çıkarsa bu sayıyı tutturamayız’ diyorsa yapılacak bir şey yok. Bana göre genel süreyi kısaltmak lazım.”

PKK Şemdinli'de saldırdı

PKK saldırdı

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde terör örgütü PKK tarafından polis ve jandarmaya yönelik düzenlenen eş zamanlı saldırılar sonucunda 1 askerle 1 polis şehit olurken 3 kişi de öldü, 7’si jandarma 10 kişi yaralandı.

Aralarında yaklaşık 100 metre mesafe bulunan ilçe emniyet müdürlüğü ve ilçe jandarma komutanlığına yönelik saldırı dün gece saat 22.10’da meydana geldi. Emniyet ve komutanlık uzun namlulu silahlarla tarandı.
1 polis 1 asker şehit
Güvenlik güçlerinin de karşılık vermesi üzerine çıkan çatışma yaklaşık 2 saat sürdü. Silah sesleri nedeniyle tedirginlik yaşayan ilçe halkı evlerine kapandı. Saldırı sonucunda 1 asker, 1 polis memuru toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği, 7’si jandarma görevlisi 10 kişinin de yaralandığını açıkladı. Şehit askerin Jandarma Komando Er Celal Kızılkan olduğu belirtildi. Çatışma sırasında iki ateş arasında kalarak yaşamlarını yitiren sivil vatandaşların isimlerinin Necdet Güreli, Tayyar Güreli ve Osman Ertaş oldukları öğrenildi. Hakkari Valisi Muammer Türker, çatışmadan sonra kobra helikopterlerin teröristlerin kaçış noktalarına doğru operasyon düzenlediğini belirtti.
Bu arada saat 22.50 sıralarında da Hakkâri kent merkezinde patlama oldu. Polis, patlamaya yol açan bombayla ilgili inceleme başlattı.
Muş’ta yük trenine bomba
Tatvan-Elazığ seferini yapan yük treni, dün saat 13.00 sıralarında Muş’un Yamaç Köyü yakınlarından geçerken terör örgütü PKK’nın raylara yerleştirdiği iddia edilen bomba patlatıldı. Trenin 18, 19 ve 20’nci vagonları raydan çıkıp devrildi. Bölgede hava destekli operasyon başlatıldı.

9 Eylül 2011 Cuma

İktidar, terfilere karışmamalı… -- M.Ali Birand

    
Org. Özel’in başarılı olması ve TSK’nın yeni sürece kolaylıkla uyum sağlamasını istiyor musunuz? Eğer istiyorsanız, o zaman hepimizin 1 inci Başkanın işini kolaylaştırmak için, başta iktidar olmak üzere, herkese görev düşüyor. Medya’nın yaklaşımını yeniden gözden geçirmesi kadar, bazı sivil çevrelerin tutumlarını değiştirmesi de bu listenin başında...

Org. Özel’in başarılı olmasını istiyorsanız , görev en başta sivil iktidarlara düşecek.
Bakın neden?

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK)ülkenin siyasi yaşamıyla uğraşmaktan uzaklaşması ve normal bir konuma girmesi, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın tutumları sayesinde gerçekleşti.
Bu konuda kimselerin kuşkusu yok.
Peki bundan sonra ne olacak?
İşler nasıl yürüyecek?
Siyasi İktidar ile Silahlı Kuvvetler arasındaki ilişkiler nasıl gelişecek ?
Bunlar en çok sorulan soruların başında geliyor.
Sivil iktidarın lideri etrafına dört yıldızlı generalleri toplayıp, masanın başına tek başına oturmasına oturdu da, ilerde nasıl bir düzen kurulacak?
Başbakan ile Genelkurmay Başkanlığı arasındaki ilişki nasıl oluşacak ?
Üzerinde durulması gereken en önemli unsur, sivil iktidarın Genelkurmaya belirli bir hareket alanı tanımasıdır.
Genel stratejik kavramlar, yapılacak büyük harcamalar, önemli kararlar mutlaka sivil iktidar ile ortaklaşa gerçekleştirilir. (Zaten bundan dolayı, Milli Savunma Bakanlığına bağlanması gerekiyor.) Ancak, hemen her alan ve hemen her konuda ve özellikle de terfiler konusunda siyasiler işin içine girerlerse, o zaman rahatsızlık doğacaktır.

SUBAY, TERFİ İÇİN SİYASETÇİ DEĞİL KOMUTANINA BAKMALI
Terfiler, tüm Silahlı Kuvvetlerin en can alıcı noktasıdır.
Eğer sivil iktidarlar tüm terfileri kendi denetiminden geçirmek ve son sözü etkilemek gibi bir yaklaşım benimserlerse, en büyük hatayı yapmış olacaklardır. Bu yöntem eskiden kullanıldı ve sonucu acı oldu. Kendi adamını terfi ettirmek veya kendi görüşlerine yakın olanların önünü açmak, iktidar sahipleri için cazip gelebilir.
Ancak faturası ağır olur.
Orduya siyaseti bulaştırdınız mı, bir daha çıkartmak çok güç olur. Bakın, yıllardır neler yaşadık...
Asker terfi için , sivil iktidara bakmamalıdır.
Tam aksine sicil amirine , yani komutanına bakmalıdır. Komutan ne derse desin , siyasetçi abileri tarafından korunup kollanacaklarını hisseden asker bakışını ve tutumunu değiştirir.
İktidarlar eğer, herhangi bir terfiye itiraz edeceklerse, bunun nedenini Genelkurmaya anlatmalı ve YAŞ’ı ikna etmelidirler.
Mekanizma bozulmamalı ve kimse bugünkü kuralları değiştirmeye kalkmamalıdır.
Önümüzdeki yıllarda, hangi parti veya partiler iktidar olurlarsa olsunlar bu altın kuraldan vaz geçmemelidirler.
Unutmayalım, siz kuralı bir defalığına kırarsanız , yarın bir başkası da kendi adamlarını başa geçirmeye kalkar ve bu durumdan da en çok ülke zarar görür.

SİVİL KIŞKIRTMAYA SON VERMELİYİZ...
Şimdi de aynı soruyu sivil kesimlere soralım:
Org. Necdet Özel’in başarılı olmasını istiyor musunuz ? Eğer yanıtınız EVET ise, o zaman TSK’yı rahat bırakmalıyız.
Rahat bırakmaktan kastettiğim, yapılacak hataları görmezden gelmek veya hiçbir şekilde hesap sorulmaması değil. Gayet tabii hesap soracağız, hataları yazacağız.
Üstünde durduğum, bazı sivil kesimlerin TSK’yı kışkırtmaktan vazgeçmeleridir. Emekli askerleri kullanarak vatan elden gidiyor, Komutan ne zaman harekete geçeceksiniz?” edebiyatını artık bırakmalıyız.
Medyanın da aynı yaklaşımı göstermesi gerekir.
Bugüne kadar hep kışkırtmacılık yaptık.
Yalan mı ?
Sürekli şekilde, beğenmediğimiz iktidarları devirmeleri için çaba harcamadık mı ?
İşte artık bu yaklaşımı bırakmak zorundayız.
Medya da bırakmalı , Ulusalcı çevreler de...
Siyasi mücadelelerinin içine askeri sokmaktan vaz geçmeliler.
Emin olun, medya ve sivil kesimler bölesine bir tutum değişikliğine girerlerse , Askerimiz rahatlayacak ve kendi işine dönecektir.

TSK’YA HER ZAMANDAN ÇOK MUHTACIZ...
TSK’ya her zamandan daha çok ihtiyaç duyacağımız bir döneme girdiğimizi , hemen her yerde okuyorsunuz.
Çok doğru bir saptama.
Orta Doğu bölgesinde söz sahibi olmak isteyen bir Türkiye için Etrafımıza şöyle bir bakalım hemen görebiliriz.
Suriye‘nin durumu ortada...
İsrail ile ilişkiler giderek gerginleşiyor...
Bunu , çıkacak olası bir savaşa işaret etmek için söylemiyorum.
TSK, bölgenin en etkili caydırıcı gücünü” elinde tutmak zorundadır.
Siyasete karışmayan, sivil iktidarlarla kavgalı olmayan , buna karşılık ateş gücü artmış , vurduğu yerden ses çıkartan bir ordu yaratmak zorundayız.
Bu görev, Genelkurmaya ait.
Bizim tek yapabileceğimiz , bu çabalara destek vermek olmalıdır.
Şanlıurfa'da askeri araç devrildi: 12 yaralı

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinden Mürşitpınar Sınır Kapısı'nda nöbet tutan askerleri taşıyan askeri araç devrildi.
Kazada ikisi ağır 12 asker yaralandı. Hafif yaralı 7 asker Suruç Devlet Hastanesine, aralarında durumu ağır olan iki asker ile birlikte 5'i de Şanlıurfa Balıklıgöl ve 500 Yataklı Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Maçı kendi evinde yapmasına rağmen Tuğg. Ünal Karaosmanoğlu:0 J.kur. Alb. Güven Şağban:9

(Paşa Keyfi sitesinden...) Daha önceden Yumurcağın Paşa Keyfi adlı yazının altında Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanı J.Kur. Alb. Güven Şağban’ ın bazı usulsüzlüklerini gündeme getirmiştik. Yazıdan hemen sonra Bölge Komutanı Tuğg. Ünal KARAOSMANOĞLU harekete geçti. Geçti geçmesine ama bu seferde Kimin gerçek komutan, kimin kukla komutan olduğu da gün yüzüne çıkmış oldu.
Hakkında ispatlı 8 ayrı iddiayı gündeme getirmemize rağmen yapılan idari tahkikat J.Kur. Alb. Güven ŞAĞBAN’ temize çıkarma ve usulsüzlüklerini başka usulsüzlüklerle kapatma operasyonuna dönüştü.   
1. J.Alb. Güven ŞAĞBAN misafirhanedeki bir odayı kendisi ve eşi için, bir odayı da çocukları için gasp etmeye ve yasak olmasına rağmen odada her türlü elektrikli ve tüplü ev aletleri kullanmaya devam etmektedir.
2. Sosyal tesislerde görevli Mehmetçikler kendisi ve ailesi tarafından hizmetçi gibi kullanılmaya devam etmektedir.
3. Kaloriferlerin talimatına aykırı olarak yaktırılması olayı, apar topar örtbas  edilmiştir.
4. Kendisine özel ev tipi çamaşır makinesini kullanmaya devam etmektedir.
5. Tesislere alınan güneş enerjisinden J.Alb. Güven Şağban’ın odasına özel hattın kullanımı devam etmektedir.
6. Sosyal tesislerde aşçı olarak çalışan Mehmetçiğe özel tarifler vererek yemeğin bu şekilde çıkmasını sağlama konusu J.Alb. Güven ŞAĞBAN’ın eşinin alaylı tavırları ile devam etmektedir.
7.  Zonguldak ilinde J.Yzb. Suat Göçen tarafından şikâyet edilmiş olması hala bildirilmemiştir.
8. Mehmetçik Dershanesi’nde görev yapmakta olan öğretmenler Bölge Komutanlığı’na çağırılarak motive edilmişler ve olay örtbas edilmiştir. 
9. Maddeleri örtbas etmek bir yana, çocuğuna JÖH S3’ü Yzb. Muhammet Sever tarafından ücretsiz ingilizce ders verdirmeye başlamıştır.
Bu güne kadar Silahlı Kuvvetlerde hakkında idari tahkikat yürütülen hiç kimse J.Alb. Güven ŞAĞBAN gibi kendi idari tahkikatını yürütmemiştir. Olayın ortaya çıkması ile birlikte harekete geçen J.Kur.Alb.Güven ŞAĞBAN nizamiyede görev yapan bütün rütbeli personelin üzerinde baskı kurarak kendisini şikayet edeni bulmaya adamıştır. Bölge Komutanlığı’nda görev yapmakta olan bütün şube müdürlerini toplayarak sıra ile aileleri ve nikâhları üzerine yemin ettirerek idari tahkikatlara açılım getirmiştir.
Olayın ortaya çıkmasından sonra yapılan usulsüzlüklere bir son vermesi beklenen Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Ünal KARAOSMANOĞLU ise gelişmelere kayıtsız kalarak bütün personeli hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu ise Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı’nda ipler kimin elinde sorusunu akıllara getirmiştir.
Hakkındaki bu iddiaların hesabını verene kadar olayın takipçisi olacağız. Bu olayların hesabını verdikten sonra Zonguldak defteri ile maalesef paşa keyfini kaçıracağız. Umarız veda gecesindeki şarkıcı bayanlarla yaşadığı gecenin, Hüma İPEK’ in ve gemi ile bedava yurtdışı seyahatlerinin anıları hala tazedir…

YAŞ Mağdurları AYM Yolunda

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylaması, 28 Şubat ve sonraki süreçte Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla ordudan atılan askerlere umut ışığı oldu.
Referandum öncesi YAŞ mağdurlarının haklarının iadesi başta olmak üzere birçok değişiklik sözü veren hükümet, vaatlerini tek tek yerine getiriyor. Bu kapsamda ordudan atılan askerlerin ihraç edildiği rütbeleri esas alınarak şu anki durumlarına göre kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirme yapılmaya başlandı. YAŞ mağdurları atılan bu adımın ardından yeni bir sürecin başlaması için hazırlıklara başladı. Ordudan atıldıkları için hem tazminatlarını hem de Ordu Yardımlaşma Kurumu'ndan (OYAK) kesintilerini alamayan mağdurlar, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurarak haklarının iadesini istemeye hazırlanıyor. YAŞ mağdurlarının ilk hedefleri arasında tazminatları yer alırken, ikinci sırada ise OYAK haklarının iadesi bulunuyor. Bunun yanı sıra üçlü kararname ile ordudan atılan mağdurlar için yargı yolunun açılmasını bekleyen yüzlerce kişi, kimliklerinin de eski rütbelerinden değil de yeni değişiklikler dikkate alınarak kendilerine iade edilmesini bekliyor. Bu doğrultuda hem bireysel hem de toplu başvurularda bulunacak olan askerler, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) başvurarak sürecin hızlandırılmasını talep edecek.

Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Ankara Şubesi Başkanı emekli Binbaşı Şahin Akdoğan, eşi başörtülü olduğu için TSK'dan ihraç edildi. Daha sonra ise 19 yıllık öğretmen eşi, kapının önüne konuldu. İlgili kurum ve kuruluşlarda haklarını aramalarına rağmen bütün kapılar yüzlerine kapatıldı. Hem kendisinin hem de eşinin tazminatları verilmedi. Ordudan atılmasının ardından bir bilgisayar şirketinde işe başladı, daha sonra ise kullanılmış kâğıt alıp sattı. Ordudan ihraç edildiğinde binbaşı rütbesindeydi. Akdoğan'ın devreleri şu an kıdemli albay rütbesinde. Halk oylamasının ardından kendisi de kıdemli albay rütbesine yükselen Akdoğan'ın, Milli Eğitim Bakanlığı'na araştırma görevlisi olarak ataması yapıldı.

'KİRPİ'ler İran ve Irak Sınırına Gönderildi

Kara harekâtı için K.Irak’taki askerî üsler takviye edildi. Mayına dayanıklı, zırhlı araç ‘Kirpi’ler de bölgeye sevk edildi.
Sıfır noktasında hareketlilik hızlandı. Daha önce onlarca zırhlı araç, sınıra sevk edilmişti. Dün de ‘Kirpi’ler İran ve Irak sınırına gitti.
 
PKK EKİMDE VURULABİLİR
Kara harekâtının eli kulağında. Asker karadan da PKK’yı vurabilir. PKK terör örgütü de bu konuyu sık sık gündeme getiriyor.
Terör örgütün inlerine yönelik hava harekâtı devam ediyor. Uçaklar 17 Ağustostan bu yana militanların inlerini bombalıyor. Hava harekatlarıyla kesin ve köklü sonuç alınmayacağı ortada. Bunun için Kandil’e yönelik geniş kapsamlı bir kara harekatının yapılması gerektiği her defasında dile getiriliyor. Bunun içinde bu defa kapsamlı ve darbe indirici bir sınır ötesi operasyonun hazırlıkları yapılıyor. Kara herekatı için askeri üsler bir bir takviye ediliyor. Zarhlı araçlar peş peşe sınır bölgelerine kaydırılıyor.
 
200 KİRPİ HİZMETE VERİLDİ
Yakın zamanda başlayacağına yönelik emareler de oldukça fazla. Birincisi Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi kapsamlı bir operasyon için bölgeye sevkıyat yaptırıyor. Bugüne kadar kaç askerin Hakkâri ve Şırnak’a gönderildiği tam olarak bilinmiyor. Ama şurası kesin ki, zırhlı araçlar, tanklar, uçaklar ve helikopterler bölgedeki yerlerini çoktan aldılar.
Özellikle de TSK için bir Türk firması tarafından yapılan mayına dayanıklı ve zırhlı asker sevk araçları olan Kirpiler bölgeye gönderildi. Bugüne kadar TSK’ya teslim edilen 200 kirpinin çoğu bölgedeki askerlerin hizmetine verildi. Dün de 20 Kirpi Van’a gönderildi. Söz konusu bu araçların da Van üzerinden Yüksekova ve Şemdinli’ye gönderileceği tahmin ediliyor.

KUZEY IRAK’A TAKVİYE GÜÇ
Hareketlilik Türkiye sınırlarının içerisiyle sınırlı değil. 30 yıldır devam eden terör örgütüne öldürücü darbeyi vurmak isteyen Türkiye Kuzey Irak’taki askeri üslerine de asker takviyesi yaptı.
TSK’nın Dokuk’taki Bamarne ve Şeladeze’deki askeri üslerine bin 300 civarında asker gönderdiği, bunun yani sıra her türlü teknik techizat ve lojistik de ulaştırdığı kaydediliyor. Zaten 17 Ağustos’ta bu yana bölgedeki hareketliliğe paralel olarak da hem TSK’daki 500 kişiden oluşan “özel birliğin” hem de Polis teşkilatının en vurucu gücü olan özel harekatçıların Şırnak ve Hakkâri’de görevlendirildiği biliniyor.
 
PJAK ATEŞKES İLAN ETTİ
PKK da Türkiye’nin kara harekatı başlatacağını her vesileyle kendi yayın organlarında dile getiriyor. Hatta bu amaçla İran ile çatışan PJAK’ın ateşkes ilan ettiği belirtiliyor. Zira İran Devrim Muhafızları Temmuz’dan bu yana Kandil’i ağır silahlar ve toplarla dövüyorlardı. İki cepheden birden çatışamayacağını anlayan PKK, İran ile anlaşma yoluna gitti.
Devreye giren bazı Iraklı Kürtlerin girişimiyle şimdilik PJAK ve İran Devrim Muhafızları silahlarını susturmuş durumdalar. PKK da bütün gücüyle Türkiye’nin olası bir operasyonuna yönelik hazırlık yapıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ise adeta Ankara’dan gelecek bir emri bekliyor. Yollarda boy gösteren Kirpiler de bunun göstergesi.

Israel and Turkey

Can it get worse?

The row between Israel and Turkey is becoming increasingly bitter


RELATIONS between Israel and Turkey, already rocky, have worsened. On September 2nd the Turkish government formally expelled the Israeli ambassador who, as it happened, was back in Israel. Military links have been suspended. Turkey’s prime minister, Recep Tayyip Erdogan, is to go to Egypt—the first visit at such a level for 15 years—to sign new military and economic agreements. Mr Erdogan may even visit the Gaza Strip, which Israel continues to blockade since it is still governed by Hamas, the Islamist movement that officially rejects Israel’s existence. That would be a real poke in Israel’s eye.

Turkey’s moves against Israel followed the publication by the UN on September 2nd of a report on Israel’s attack on a flotilla bringing aid to Gaza in May 2010, when Israeli commandos killed eight Turks and one Turkish-American. The report upheld the legality of Israel’s blockade of Gaza, and hence its boarding the flotilla outside territorial waters, but found Israel’s methods “excessive and unreasonable”.
Israel agreed to adopt the report “with reservations”. Its officials quietly exulted over the legal vindication for the blockade and the right to board, at least in principle.

Turkey’s president, Abdullah Gul, called this ruling “null and void”. Mr Erdogan said “it means nothing to us.” In a statement attached to the report, the panel’s Turkish representative, Özdem Sanberk, said that “common sense and conscience dictate that the blockade is unlawful.”

The report urged Israel to make an “appropriate statement of regret” and offer damages to the victims’ families. Turkey has demanded an unequivocal apology. But Binyamin Netanyahu, Israel’s prime minister, said Israel would not apologise for its soldiers defending their lives.

Traders in both countries were relieved to learn that Mr Erdogan’s decision will not yet affect non-military commerce. Israeli statistics show two-way civilian trade rising steadily in the past three years, despite the political rift. Today it is worth more than $3.5 billion a year; Turkey is Israel’s sixth-largest trading partner.
Defence ties between the two countries have weakened during this period, and there are fears of lay-offs in Israeli companies if existing contracts are broken. In recent years Israel has upgraded hundreds of Turkey’s American-made tanks and supplied electronic systems to American-made Turkish military aircraft. Turkey uses Israeli-produced drones against Kurdish guerrillas. But once-frequent joint training exercises are a thing of the past. Israeli aircraft train over Bulgaria and Cyprus and have conducted war games with Turkey’s neighbour and traditional rival, Greece. Mr Erdogan noted ominously on September 6th that Turkish warships would “display themselves more often” in the waters of the eastern Mediterranean.

Israeli-Turkish relations have suffered in part because of Mr Erdogan’s determination to reduce his generals’ influence on foreign policy. In the past, keeping Israel close has allowed the army to cosy up to America. But the rise to power of Mr Erdogan’s mildly Islamist Justice and Development (AK) party and the exposure of mischief by soldiers—from coup plotting and corruption to incompetence in the field—has changed that. Cooling relations with Israel was a part of it. Israel’s assault on Gaza in late 2008 and early 2009 enraged many of AK’s pious supporters. And AK was and remains keen to have warmer relations with the Arab and Muslim worlds.

The Turkish government has no intention, however, of upsetting its NATO allies. It has agreed to host the radar component of a proposed NATO nuclear missile defence shield, a project that is aimed mainly at Iran, with which Turkey has a tricky relationship. And Turkey has turned against Bashar Assad’s regime in Syria, though Mr Erdogan has not explicitly told the Syrian president to go, nor has he downgraded relations with Damascus.

'Türkiye'de ordu zayıflayınca İsrail'le ilişki soğudu!'

İngiltere'de yayınlanan Economist dergisi, Türk-İsrail ilişkilerinin zayıflamasını kısmen Türkiye'de ordunun dış politika üzerindeki nüfuzunun azalmasına bağladı.
Türkiye ve İsrail arasındaki gerginliği masaya yatıran haftalık Economist dergisi, bir süredir engebeli bir seyir izleyen iki ülke ilişkilerinin daha da kötüleştiğini yazdı.

Ama dergi, Türkiye'nin savunma sektöründeki anlaşmaları dondurmasına karşın, sivil ticaretin etkilenmeyecek olmasının her iki ülkedeki işadamlarını da rahatlattığını belirtiyor.

İsrail'deki istatistiklere göre karşılıklı ticaretin siyasi anlaşmazlıklara rağmen son üç yılda devamlı arttığını yazan Economist, Türkiye-İsrail arasındaki ticaret hacminin yılda 3 buçuk milyar doları geçer hale geldiğini ve Türkiye'nin İsrail hükümetinin en büyük altıncı ticaret ortağı olduğunu kaydediyor.

Ancak askeri ticaretin bu dönemde zayıfladığını belirten Economist, halihazırdaki sözleşmelerin iptal edilmesi durumunda İsrail'in savunma sanayiinde işten çıkarmaların yaşanabileceğini söylüyor.

Dergi, yakın zaman içinde Türkiye'nin Amerikan yapımı yüzlerce tankının İsrail'de güncellendiğini ve Türk hava kuvvetlerinin Amerikan yapımı savaş uçaklarının elektronik sistemlerini de İsrail'in sağladığını yazıyor. Economist bunun yanısıra Türk ordusunun Pkk militanlarına karşı kullandığı insansız uçakların da İsrail'de üretildiğine dikkat çekiyor.

Buna karşılık, iki ülke arasında bir zamanlar sık sık yapılan ortak tatbikatların artık tarihe karıştığını yazan dergi, İsrail hava kuvvetlerinin eğitim uçuşu için Bulgaristan ve Kıbrıs semalarını seçtiğini ve Türkiye'nin geleneksel rakibi Yunanistan'la tatbikat düzenlediğini ifade ediyor.

NATO FAKTÖRÜ

Economist, Türk-İsrail ilişkilerinin zayıflamasını kısmen Başbakan Erdoğan'ın generallerin dış politika üzerindeki nüfuzunu azaltmasına bağlıyor. Derginin deyişiyle geçmişte Türk ordusu İsrail'e yakın durarak bu şekilde Amerika ile de arasını iyi tutuyordu.

Erdoğan'ın iktidara gelmesi ve ordunun nüfuzunu yitirmesi ile birlikte, İsrail'le ilişkilerin de soğumaya başladığını kaydeden Economist, İsrail'in Gazze operasyonlarının çok sayıda AKP seçmenini öfkelendirdiğine ve Erdoğan hükümetinin Arap ve genelde Müslüman dünya ile daha sıcak bağlar kurmaya geçmişte olduğu gibi halen hevesli olduğuna işaret ediyor.

Fakat öte yandan, Türkiye'nin Nato'daki müttefiklerini karşısına almak gibi bir niyeti olmadığının altının çizen Economist, Nato'nun öncelikli olarak İran'a karşı planladığı nükleer füze kalkanı projesinin radar operasyonlarının Türkiye'ye konuşlandırılmasını Erdoğan hükümetinin kabul ettiğini belirtiyor.

Economist ayrıca, her ne kadar Başbakan Erdoğan doğrudan Beşar Esad'ın istifasını istememiş ya da Suriye ile diplomatik ilişkilerin düzeyini düşürmemiş olsa da, Türkiye'nin Şam rejimine karşı sırtını çevirdiğini hatırlatıyor.

Heronların bakımı daha tamamlanmadı

İsrail Savunma Bakanlığı açıkladı...
Heronların bakımı daha tamamlanmadı Bakım için İsrail’e gönderilen Heronların geri verilmediğini söyleyen Başbakan Erdoğan’a cevap geldi. İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Heron motorlarını yeniden modelliyoruz. Geliştirme çalışmaları henüz tamamlanmadı” dendi.

Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e bakım için gönderilen ancak geri verilmeyen Heron tipi insansız istihbarat araçları için, “Aramızda sıkıntı var ama bu ahlaki değil” ifadesini kullanmasının ardından İsrail’den resmi yanıt geldi. İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Heronlar’ın bakımının sürdüğü belirtildi. Türkiye’den özür dilenmesi gerektiğini savunan birkaç üst düzey isimden biri olan Ehud Barak’ın liderliğindeki Bakanlık, “Türkiye ve İsrail yıllardan beri güvenlik işbirliği yapıyor ve şu anda yaşanan gelişmelere rağmen halen tamamlanmayan alışverişler var. Bunlardan biri de Heronlar’ın bazı parçalarının renovasyonudur. Heron motorlarını yeniden modelliyoruz ve geliştirme çalışmaları henüz tamamlanmış değil” ifadesini kullandı.

‘Ahlaki değil’ demişti

Başbakan Erdoğan önceki gün, bakıma gönderilen Heronlar’la ilgili şunları söylemişti: “Savunma sanayi noktasında da şu ana kadar bir defa aramızdaki anlaşmalarımıza sadakatleri yoktur. Mesela aramızdaki bu sıkıntılar sebebiyle insansız hava araçlarımızı hala bakımını yapıp geri göndermemişlerdir. Bunlar ahlaki midir? Birisiyle aranızda sıkıntılar, kırgınlıklar olabilir, görüşmeye bilirsiniz, bütün bunlar olabilir ama uluslararası anlaşmalarda bir uluslararası ticari ahlak vardır.”

6 Heron 5 aydır bakımda

Başbakan Erdoğan’ın hala İsrail’de bulunan 6 Heron için gösterdiği tepki, Türkiye ile İsrail arasında yaşanan krizin derinleştiğini ortaya koydu. Heron’larla ilgili süreç şöyle işledi:

10 HERON ANLAŞMASI: Türkiye ile İsrail arasında 1 Mayıs 2005’te İnsansız Hava Aracı niteliğindeki Heron anlaşması imzalandı. İsrail’den önce 15 milyon dolara 2 Heron kiralandı. Daha sonra da 10 adet satın alınması öngörüldü. Toplam 182 milyon 973 bin 677 dolarlık anlaşma çerçevesinde kiralanan Heron’lar 2008 yılı Aralık ayında Türkiye’ye teslim edildi.

TEKNİK SIKINTI: Ancak 10 Heron’un Türkiye’ye teslim sürecinde de, performans konusunda da sıkıntılar yaşandı. Test sürüşlerinde Heron’lar istenilen yüksekliğe çıkamadı ve şartnamede yer alan havada kalma süresini gerçekleştiremedi. Ancak sonunda motorların güçlendirilmesi formülüyle sorun aşıldı.

TESLİM GECİKTİ: Ama bu formül, teslimatta gecikmeye yol açtı ve 2009’da yapılması gereken teslimat, 2010 yılına sarktı. Bu uzama, “ihalenin iptal edileceği” iddialarını gündeme getirdi, fakat Türkiye “ihtar” formülünü uygulamayı tercih etti.

OCAK 2010’DA 6 HERON GELDİ: Geçen yıl Ocak ayında 6 Heron teslim edildi. Bunlar, Irak sınırında gözlem yapmak amacıyla Batman’daki baz istasyonlarında konuşlandırdı. Bu arada ikinci partinin teslimatı gecikince, Türkiye Mavi Marmara baskını eşiğinde 1 Heron daha kiraladı.

MAVİ MARMARA BASKINI: Mavi Marmara baskını sonrasında İsrail, Heronları uçuran teknisyenlerini geri çekti, Ankara ise parasını ödemiş olmasına karşın hâlâ teslim almadığı 4 adet Heron’un test ve kabul işlemleri için İsrail’e gidecek heyetin gezisini iptal etti. Ancak kriz daha sonra aşıldı ve kalan 4 Heron geçen yıl Ağustos sonunda Türkiye’ye geldi. Böylece Türkiye’nin elindeki Heron sayısı 13’e çıktı. Bunlardan 10’u Hava, 3’ü de Kara Kuvvetleri’ne tahsis edildi.

3 HERON DÜŞTÜ: Gelinen noktada terörle mücadele için alınan Hava Kuvvetleri’nin elindeki 10 Heron’dan 3’ü düştü. 6 Heron ise bakım ve onarım için İsrail’e gönderildi.

DİĞER DÖRDÜ BAKIMIN EŞİĞİNDE: Bakım ve onarım süresinin ortalama 4 ay olmasına karşılık, İsrail 5 aydır motorları Türkiye’ye iade etmedi. Kalan dördü ise, 600 saatlik uçuşu doldurup bakıma girme eşiğinde. Sürenin uzaması ve motorların Türkiye’ye teslim edilmemesi, diğer Heron’ların da bakıma girmesi gereği dikkate alınınca, Türkiye’nin 2012’de Heron’suz kalabileceği ihtimalini de gündeme getirdi.

TSK’yı kim yıpratıyor? Komutanları mı, yargı mı, hükümet mi? -- Bilal Çetin


Birkaç yıldan beri Türkiye’nin tartıştığı temel sorulardan biri bu. TSK’yı kim yıprattı veya yıpratıyor?

Bu noktada herkes meşrebine göre bir yanıt veriyor; muhalif kesimlere göre siyasi iktidar veya siyasi iktidara yakın, yargı ve polis teşkilatı içinde örgütlü bir cemaat. İktidara ve iktidar yanlılarına göre ise TSK içinde yuvalanmış olan Ergenekoncular...

Ama acaba gerçek ne?

Bugün gelinen noktada Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin hiçbir döneminde bu kadar açık veya örtülü bir yıpratma operasyonu ile karşı karşıya gelmemişti. Hiç bu ölçüde bir prestij ve itibar kaybı yaşamamıştı. Hiçbir dönemde TSK’nın yüzlerce muvazzaf subayı, 50 generali tutuklanıp hapse girmemişti. Bugün Hasdal Cezaevi’nde tutuklu subaylar için yer sorunu yaşanıyor. Ki sadece o kadar da değil, emekli kuvvet komutanları, ordu komutanları da Silivri Cezaevi’nde...

Son üç yılda ne oldu, ne değişti de TSK’nın başına bu işler açıldı?

Aslında çok şey değişti. Dünya değişti, Türkiye değişti. Türk-ABD ilişkilerinin ana ekseni değişti. 2003’teki Irak savaşına kadar Pentagon’la (ABD Savunma Bakanlığı) Genelkurmay Karargâhı ekseninde yürüyen Türk - ABD ilişkilerinin ağırlık merkezi siyasi otoritenin inisiyatifine geçti. En önemlisi geçici sanılan AKP iktidarı güçlendi, kökleşti...

Asker ise eski alışkanlıklarından kurtulamadı, siyaseti etkileme, yönlendirme faaliyetlerini terk edemedi.

O nedenle şimdi TSK, başını ağrıtan ve daha da çok ağrıtacağı anlaşılan “Andıç Davası“ ile karşı karşıya.

Ve buradaki iddialar, suçlamalar çok ağır: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aleyhinde kara propaganda yapmak...

Bu nedenle Genelkurmay’ın kalbi durumundaki, Harekât ve İstihbarat Başkanı sıfatını taşıyan korgeneraller Hasdal Cezaevi’nde. O nedenle 30 Ağustos’a kadar Ege Ordusu Komutanı olan ve şu anda da Yüksek Askeri Şûra Üyesi olan Orgeneral Nusret Taşdelen tutuklanma riski ile karşı karşıya.

Çok daha önemli bir isim, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ her an ifade için savcılığa çağrılabilir.

Askerler hakkında peş peşe gelen bu davalar (Ergenekon, Kafes, Balyoz, Andıç vb.), suçlamalar, emekli ve muvazzaf komutanların tutuklanmaları, hiç kuşku yok ki TSK için ciddi bir üzüntü kaynağı olduğu kadar ciddi bir zafiyet de...

En önemlisi bu sürecin çok uzun sürmesi, üç yılı aşması.

Neden bu kadar uzatılıp, yaygınlaştırıldı? Hükümet bu sürecin TSK’nın itibarını, gücünü, moralini etkileyeceğini hiç hesaba katmadı mı? Niye buna karşı bir önlem alınmadı? Yoksa kasten mi böyle bir yol izlendi?

“KENDİ İÇİNİZİ TEMİZLEYİN”

Bu soruları bir süre önce sohbet ettiğimiz bu dönemin çok etkili siyasi isimlerinden birine sormuştum.

Şu yanıtı vermişti:

- “Bu olumsuz etkilerin olabileceği başından itibaren düşünüldü. Gelinen bu nokta elbette Başbakanımızı, hükümeti de çok üzüyor. Ama yapacak bir şey yok. Hukukun gereği yapılıyor.

İlla böyle mi yapılması gerekirdi diyorsanız böyle olmayabilirdi.

Olmaması için çaba sarfedildiğini biliyorum. Daha bu işin başında komutanlarla konuşuldu. O çok sert tepkileri açıkladıkları günlerde konuşuldu hem de...”

Nasıl konuşuldu?

- “Denildi ki, bakın çok yanlış, vahim işler olmuş. Kurduğunuz veya kurdurduğunuz o internet sitelerindeki yalan yanlış haberlerle bizim partimiz hakkında kapatma davası açtırdınız. Bunları kabul edin, bu yanlışları siz kendiniz temizleyin. Kendiniz açıklayın, ‘şunlar şunlar yanlış yapılmış, hukuk dışına çıkılmış’ deyin. Kendi içinizde soruşturma başlatın, sorumluları belirleyip siz yargıya sevk edin, bu güzide kurumumuzu yıpratmadan, suçlu varsa onları siz yargıya teslim edin...

Bütün bunların çok fazlası en üst seviyede kendilerine söylendi, anlatıldı. Ama yapmadılar, hep inkâr ettiler!”

Kime söylenmişti, İlker Başbuğ’a mı?

- “Ona da söylendi, başkalarına da. Tahmin ediyorum 2007 baharındaki meşhur Dolmabahçe görüşmesinde Tayyip Bey Yaşar Büyükanıt‘a da söylemiştir bunları...

Nedense yapamadılar, göremediler. Sonuçta da savcılar çok daha vahim şeyleri bulup ortaya çıkardılar. Keşke kendi içlerinde sağlıklı bir soruşturma, aklanma faaliyetine girebilselerdi. O zaman itibarı daha da artardı TSK’nın...”

Bugün düşünüldüğünde çok makul sayılabilecek bu öneriyi acaba niye dikkate almadılar?

Komutanlar sınırdaki illerde!


Komutanlar sınırdaki illerde!
Orgeneral, Necdet Özel

 

Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları sınırdaki illerde birlikleri denetliyor



Göreve geldikten sonra ilk kez Doğu ve Güneydoğu’daki birliklerini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve kuvvet komutanları, Malatya, Diyarbakır ziyaretlerinin ardından dün Batman, Siirt ve Şırnak’taki birlikleri denetledi.
Diyarbakır’dan sabah saatlerinde Batman’a gelen Genelkurmay Başkanı, Batman Valisi Ahmet Turhan’ı da ziyaret etti. Daha sonra Siirt’e giden ve Vali Musa Çolak’la bir araya gelen Genelkurmay Başkanı buradan Şırnak’a geçti. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’nda brifing alan Orgeneral Özel, buradan Şırnak Valiliği’ne geçti. Vali Vahdettin Özkan tarafından polis merasim mangasıyla karşılanan Orgeneral Özel, Vali Özkan’a Türk Silahlı Kuvvetleri’ni simgeleyen plaket verdi. Vali Özkan da Özel’e, Beytüşşebap’ta üretilen yılın ilk balını hediye etti.

"Gemilerimiz artık saldırıya uğramayacak"

Erdoğan: Türk askeri gemileri koruyacak

"Gemilerimiz artık saldırıya uğramayacak"
Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şu anda Türk askeri gemileri şüphesiz ki, birinci derecede kendi gemilerini korumakla mükelleftir. Birinci derecede adım bu. Ve bizim oraya yapacağımız insani yardımlar vardır. Ve bu insani yardımlarımız Mavi Marmara'da olduğu gibi artık herhangi bir saldırıya uğramayacaktır'' dedi

Başbakan Erdoğan, El Cezire televizyonuna verdiği röportajda, Türkiye-İsrail ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, Türkiye'nin Akdeniz'de seyrüsefer serbestisinin sağlanmasıyla ilgili soru üzerine, ''Şu anda Türk askeri gemileri şüphesiz ki, birinci derecede kendi gemilerini korumakla mükelleftir. Birinci derecede adım bu. Ve bizim oraya yapacağımız insani yardımlar vardır. Ve bu insani yardımlarımız Mavi Marmara'da olduğu gibi artık herhangi bir saldırıya uğramayacaktır'' dedi.

ASKERİ TERBİYEMİZ MÜSAADE ETMEZ
Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine, Türkiye'nin uluslararası sularda İsrail'in yaptığı yanlışları yapmayacağını belirterek, şöyle konuştu:

''Türkiye'nin devlet terbiyesi zaten buna müsaade etmez. Türkiye'nin askeri terbiyesi buna müsaade etmez. Biz bütün hedeflerimizi dünyada zulmün karşısında durmaya yönelik almışız. Mazlumun yanında durmaya yönelik almışız. Burada mazlumlar var. Bu mazlum halkı 15 gün, 16 gün bu İsrail bombalamıştır. Ve şu anda hala çadırlarda yaşayan o insanlara gıdaydı, giyecekti, ilaçtı, okuldu, hastaneydi bunların hiçbiri yapılamıyor. Ve biz burada bir hukukun tesisini istiyoruz. Ve uluslararası camiada bir hukuk tesisi yoksa siz buna seyirci kalamazsınız.''

''ADETA AÇIK HAPİSHANEDE YAŞIYORLAR''
Burada 1.5 milyon insanın yaşadığını ve insanların yok farz edilemeyeceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Neredeyse İsrail'in üçte biri, dörtte biri bir nüfus var orada. Bunları yok farz edemezsiniz. Dolayısıyla onlarla olan bizim tarih bağlarımız, onlarla olan kültür bağlarımız, insani bağlarımız bizi böyle bir kararı almaya zaten mecbur ediyor. Ve bu insanlar, sadece, Refah Kapısı'nı bir kenara koyacak olursak ki oraya da İsrail müdahale etmeye çalışıyor. Adeta bir açık hapishanede yaşıyorlar. Yani bir sandık domates sokmaya kalksan İsrail'in iznine tabi. Böyle bir insani yaşam olur mu? Bu yaşam karşısında sessiz mi kalacağız.''

Bahçeli'den "bedelli"ye yeşil ışık!

Bahçeli'den "bedelli"ye yeşil ışık!
Devlet Bahçeli

MHP lideri "Talepler değerlendirilmeli" dedi, şartlarını açıkladı


Bedelli askerlikle ilgili Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nın çalışma yürüttüğü ve uygulamaya ilişkin uzlaşmaya varıldığı haberlerinin ardından MHP lideri Devlet Bahçeli, "bedelli" konusunu Twitter'da değerlendirdi. Bahçeli'nin twitleri şöyle:

Değerli takipçilerim, bana gönderdiğiniz mesajlar arasında bedelli askerlik taleplerinin de çok fazla olduğunu görüyorum.

Askerlik sürelerinin kısaltılmasıyla ilgili beklentilerin de fazlalaştığına şahit oluyorum.

Askerlik hizmetimi 1975 yılında İzmir-Bornova-Hacılarkırı’nda yapmıştım.

İlk defa uygulanan dört aylık kısa dönem askerlik süresinden faydalanarak vatan görevini yerine getirmiştim.

Böylesi bir imkanı kullanan birisi olarak askerlik süresi ve bedelli konusunda çoğalan isteklere duyarsız kalmam mümkün değil.

Anayasa’nın 72. Maddesi vatan hizmetini tanımlıyor ve bunun her Türk’ün hakkı ve ödevi olduğunu ifade ediyor.

Aynı madde, bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu hizmetinde ne şekilde yerine getirileceği kanunla düzenlenir, diyor.

Şüphesiz askerlik bir vatan hizmeti olarak hem hak hem de ödevimizdir.

Ancak bedelli askerlikle ilgili artan taleplerin belirli kıstaslar dahilinde karşılanması vatan hizmetine halel getirmemelidir.

Öncelikle Anayasa’daki eşitlik ilkesi zedelenmemeli. Öte yandan kamu vicdanı da sarsılmamalı.

Ayrıca yapılacak düzenlemeler şehit ailelerimizi, gazilerimizi, terörle mücadele eden kahraman Mehmetçikleri rahatsız etmemeli.

Parası olanın bedelli askerlik yapacağı, olmayanın da bundan yararlanamayacağı adaletsiz bir ortamın da oluşmamasına dikkat edilmeli.

Diyeceğim, yükümlü askerlik sistemi yeni baştan gözden geçirilmeli ve bedelli askerlikle ilgili talepler değerlendirilmeli.

Şayet iktidar partisi, TSK’nın görüşünü ve ihtiyaçlarını ihtiva eden çözüm iradesini Melis’e getirirse biz buna bigane kalmayız.

Erdoğan'a Rağmen HERON SKANDALI!

İHA'lar terörle mücadelede hayati öneme sahip ancak Başbakan'a rağmen bazı İHA projelerinin engellendiği iddia ediliyor...  
Başbakan’a rağmen alınamayan Heron’lar
Türkiye yurtdışından Heron satın aldı. Peki yerli İHA’nın önünü kim neyin karşılığında tıkadı?
Şu an emekli olan mühendis Tuğgeneral Kadir Akçizmeci, 2008’de niçin apar-topar KKK Teknik Hizmetler Daire Başkanlığı’ndan alındı?
Şu andaki Teknik Hizmetler Daire Başkanı Tuğgeneral Nevzat Kılınç’ın bazı İHA projelerine karşı çıktığı ileri sürülüyor. Nasıl oluyor da onun ‘hayır’ dediği bir konu Başbakan’a rağmen aşılamıyor? Bu konularda Ankara kulislerinde mebzul miktarda bilgi var.
Fakat şu anda yapılması gereken bir an önce şehit vermeyi engelleyecek sistemleri kurmak. Modern dünyada terörle mücadelenin en etkin silahı insansız hava araçları. Özellikle de Predatör’ler. ABD, Afganistan’da etkin bir şekilde kullanıyor. Yeni nesil silahlı İHA’ların hafızasına teröristlerin resimleri yükleniyor.
 
YENİ NESİL İHA ÖNEMLİ
Bilgisayar yerde gördüğü insanlarla o resimleri kıyaslıyor, herhangi bir tanesi ile eşleşirse otomatik olarak mühimmatını o hedefin üzerine boşaltıyor. PKK kıyafeti, ayakkabıları, silahları bariz olduğundan açık arazide bu tip yeni nesil İHA’lar önemli işlev görecektir. İstendiğinde ateş emrini manuel vermek de mümkün. TSK’nın elinde bir tane bile silahlı İHA yok.
ABD’den temin mümkün mü? Hükümetin elinde bunu ABD’den alabilecek argüman var. Ancak sorun TSK’dan bunları izah edecek raporların gelmemesi ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndaki tıkamalar. Şehitlerin ardından gözyaşı döken masumlar için en kısa sürede mesafe alınabilmesi şart. Bunun için ‘müşterek komutanlık’ ve silahlı İHA’nın acil temini konusu çözülmeli. Bu iki konuda ilerleme sağlanırsa PKK’lıların Kandil’den ya da herhangi bir yerdeki kampından kıpırdaması mümkün olmaz. PKK’lılar kafasını çıkardığı anda bomba yağacağını bildiği için Kandil güvenli bölge olmaktan çıkar.
Teröristlerin haberleşmesi önlenmeli
PKK ile mücadelede bugüne kadar çok konuşulan ama adım atılamayan konular kısa sürede halledilmeli. Özellikle akıllı mühimmat konusunda. Her an öldürülebileceği hissi teröristlere ciddi korku salar ve hareket kabiliyetini sınırlar. Akıllımühimmat, mağara bombaları ve termal dürbünler hayati öneme sahip.

ÇÖZÜM İÇİN TERÖRLE MÜCADELE ŞART
Teröristlerin haberleşmesinin kesilmesi de zorunluluk. Kandil, mesaj ileteceği zaman Danimarka’da yayın yapan Mezopotamya’nın Sesi Radyo’sunu internet aracılığıyla kullanıyor. Radyo kısa dalgadan talimatı yayınlıyor. Teröristler ellerindeki radyodan bunu dinliyor ve gereğini yapıyor. Kürt sorunuyla ilgili yasal ve hukuki düzenlemeler TBMM’nin işi. Bu konuda zikzak çizmeden ilerlemek gerekiyor. Aynı zamanda halkı bezdiren teröriste karşı etkili mücadele şart. Aksi durumda örgüt cesaret bulup daha kanlı saldırılara girişebiliyor. Terörle etkin mücadele etmeden Kürt sorununun çözümü mümkün değil.
Yürütülen projeler
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nca yürütülen ve tamamen yerli olan ANKA Projesi’nin, 2012-2013 yıllarında bitmesi planlanıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca yürütülen Özgün Taktik İHA projesi, Vestel’le devam ediyor. 2012 yılının sonunda envantere girmesi planlanıyor. Ancak duyumlara göre proje gecikecek. Genelkurmay Plan Prensipler Başkanlığı ise 2013 ortasından önce bitmesinin zor olduğunu, bu nedenle projenin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.
Uydu kontrollü yönetim şart
Uzmanlar mevcut İHA’ların ve yürütülmekte olan projelerin yer kontrol istasyonuna bağlı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle mesafe sınırının olduğu ve sıkıntılar yaşanacağına dikkat çekiliyor. Özellikle PKK’nın Karadeniz bölgesinde saldırılara başlaması, İstanbul gibi metropolleri hedef seçmesi nedeniyle, mesafe sınırını ortadan kaldıran ABD yöntemli uydu kontrollü uçaklar geliştirilmesi isteniyor.