8 Temmuz 2011 Cuma

Yazıcıoğlu Kazasında '4 Dk. Arıza' Skandalı

Genelkurmay'ın resmî yazısına göre, kaza bölgesine 28,5 km mesafede üç savaş uçağı bulunduğu kesinleşti. Askerî radarlar ise kazanın olduğu 15.03 sularında 4 dakika arızalandı.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun hazırladığı raporda yer alan merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopterin düştüğü zaman diliminde bölgede askerî uçaklar olduğu iddiasını güçlendiren yeni bilgiler ortaya çıktı. Genelkurmay'ın resmî yazısına göre, kaza bölgesine 28,5 km mesafede üç savaş uçağı bulunduğu kesinleşti. Askerî radarlar ise kazanın olduğu 15.03 sularında 4 dakika arızalandı. Bölgedeki bütün radarlar kısa süreli karardığı için 15.03.02 ile 15.07.40 arasında görüntü alamadı.
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişiyi taşıyan helikopter 25 Mart 2009'da düşmüştü. 6 kişiye mezar olan helikopter kazasıyla ilgili çok şey yazıldı çizildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla harekete geçen Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) yaptığı araştırmalar, helikopterin bir savaş uçağı tarafından savrulmuş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Soruşturma daha sonra Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na geçti. Edinilen bilgilere göre, kazayla ilgili soruşturmanın seyrini değiştirecek yeni bulgular ortaya çıktı. Genelkur may Başkanlığı, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği yazıda, kazanın yaşandığı gün saat 15.03.02 ile 15.07.40 arası dijital radar görüntü kayıtlarının, doğu bölgesindeki tüm radarlarda meydana gelen kısa süreli bir arıza nedeniyle alınamadığını aktardı. DDK'nın daha önce yaptığı tespitlere göre helikopter tam da bu zaman aralığında düştü. Yani helikopterin düştüğü anda etrafından bir savaş uçağının geçip geçmediğini gösterecek radar kayıtları yok. Çünkü radarlar o anda 4 dakika 47 saniye boyunca bozulmuş.

Genelkurmay'ın açıklamasındaki bir diğer çarpıcı bilgi ise, kaza mahallindeki savaş uçaklarının hareketliliğiyle ilgili. DDK daha önce yaptığı tespitlerde, helikopterin düşmesinden birkaç dakika önce saat 14.58.57'de bir jetin, sivil radarda gözüktüğünü ve daha sonra kaybolduğunu ortaya koymuştu. Hava Kuvvetleri Komutanlığı ise yaptığı açıklamada, kaza bölgesinin 74 km çevresinde herhangi bir savaş uçağı bulunmadığını açıklamıştı. Fakat Genelkurmay Başkanlığı'nın verdiği bilgiler, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın açıklamasını doğrulamıyor. Genelkurmay'ın gönderdiği yazıda üç savaş uçağının 14.59.47'de kaza mahallinin 28.5 km güneydoğusundan 7 bin 528 metre yükseklikten geçtiği belirtiliyor.
Bu noktadan sonra olayın aydınlatılması için, askerî radar görüntülerinin incelenmesi ve üzerlerinde sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığının anlaşılması gerekiyor. Ayrıca kaza bölgesinin 28,5 km yakınında görünen jetlerin güzergƒhlarının hesaplanması ve Genelkurmay radarlarında tam da kazanın olduğu anda meydana gelen teknik arızanın sebebinin açığa kavuşturulması büyük önem taşıyor.
SAVAŞ UÇAKLARININ KAYITLARI SİLİNMİŞ

Genelkurmay Başkanlığı'nın verdiği bilgilerde ilginç bir durum daha göze çarpıyor. Savaş uçaklarının tuttuğu kayıtlar silinmiş. Konuyla ilgili ifadeler şöyle: "Anılan üslerdeki tüm FD16 ile bazı F4 uçaklarında kayıt sistemleri mevcut olup bu sistemlerin kayıt süreleri 30 dakika ile 10 saat arasında değişmektedir. Yapılan kayıtların saklanması uçuştan hemen sonra talep edilmediği takdirde, müteakip uçuştaki bilgiler aynı kasete kaydedilmektedir. Bu nedenle söz konusu tarihteki uçuşlara ait kayıt bulunmamaktadır. Diğer taraftan bu kayıtlar olsa dahi, uçağın uçtuğu rotanın bu kayıtlardan yararlanılarak harita üzerine aktarılması mümkün değildir."
Öte yandan Genelkurmay'ın verdiği bilgilerin ardından DDK da yeni bir durum değerlendirmesi yaparak s savcılığa gönderdi. DDK'nın Genelkurmay Başkanlığı tarafından kendilerine gönderilen bulgularla yeni ortaya çıkan bilgilerin farklı olduğu ve söz konusu kuşkulu konuların yeniden araştırılması yönünde görüş bildirdiği ifade ediliyor.

Görev sırası Türkiye'de!

NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu - 2 (SNMCMG - 2) Komutanlığı, Muğla’nın Marmaris İlçesi’ndeki Aksaz Deniz Üssü’nde düzenlenen törenle Yunanistan’dan Türkiye’ye geçti. Törende, Yunanistan Deniz Kuvvetleri’nden Albay Giorgios Pelekanakis SNMCMG - 2 Komutanlığı görevini Kurmay Albay Abdülhamit Şener’e devretti. ’TCG C.G. Hasan Paşa’ da grubun komuta gemisi olarak görevlendirildi.

Türkiye ve Yunanistan milli marşlarının çalınmasıyla başlayan törene, NATO’nun Napoli Deniz Unsur Komutanlığı Kurmay Başkanı İngiliz Tümamiral Jon S. Westbrook, Yunan Donanması Komutan Yardımcısı Albay Georgios Pelekanakis, Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Şafak Yürekli, çok sayıda üst rütbeli subay, SNMCMG - 2 bünyesinde görev yapan, Türk ve Yunan deniz kuvvetlerine ait 2’şer, İtalya ile İspanya deniz gücüne bağlı 1’er olmak üzere toplam altı firkateynin personeli katıldı.

Törende konuşan Tümamiral Jon S. Westbrook, grubun çok önemli bir görevi yürüttüğünü vurgulayarak, "Özellikle olası mayınlı terör saldırılarını defalarca önceden tespit eden grubun, Türkiye’nin komutasında da aynı başarıyı göstereceğine, Akdeniz, Karadeniz ve Adriyatik’i mayın tehlikesinden koruyacağına inanıyorum" dedi.
Tümamiral Westbrook’un konuşmasının ardından Albay Giorgios Pelekanakis, görevini, SNMCMG-2’nin komutasının simgesi olan NATO Bayrağı’nı vererek Kurmay Albay Abdülhamit Şener’e devretti. Yunan fırkateyni Kalipso’dan indirilip, Kurmay Albay Şener’e verilen bayrak, ’TCG C.G. Hasan Paşa’ya asıldı.

Yeni komutan Kurmay Albay Şener, "Barış adına çok önemli bir görev üstlendiğimizin farkındayız. Bu görevin tarafımızdan devralınması hem Türkiye, hem de benim için gurur vericidir. Görevimizi en iyi şekilde yerine getireceğiz" dedi. Kurmay Albay Abdülhamit Şener’in konuşmasının ardında da, törene katılan subaylar, SNMCMG-2’nin yeni komuta gemisi ’TCG C.G. Hasan Paşa’yı gezdi.
Kurmay Albay Abdülhamit Şener, bir yıllık görev süresi içinde ’TCG C.G. Hasan Paşa’nın yanı sıra SNMCMG-2’deki diğer beş firkateyne komuta edeceği, grubun, Akdeniz, Karadeniz ve Adriyatik’te mayın arama ve avı görevini yürüteceği belirtildi.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Gönül Koşaner'e Veda Etti

AK Parti hükümetlerinin deneyimli isimlerinden Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’e veda ziyaretinde bulundu.
Genelkurmay internet sitesinde yer alan açıklamada Gönül'ün Koşaner'e ziyarette bulunduğu belirtildi. Açıklamada henüz devir teslim yapılmadığı için Vecdi Gönül’ün titri “Milli Savunma Bakanı” olarak geçti. Genelkurmay açıklamasında, “Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül, bugün saat 10.30'da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’e veda ziyaretinde bulunmuştur” denildi.

Orgeneral Işık Koşaner ve Genelkurmay Şeref Defteri’ni imzalayan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün ziyaretine ilişkin bir fotoğraf da Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesine konuldu.

GÜL, GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL KOŞANER'İ KABUL ETTİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'i kabul etti.
Çankaya Köşkü'ndeki haftalık olağan görüşme basına kapalı gerçekleşti.

Nöbet kulübesinde intihar!

Kilis’te bir asker nöbet kulübesinde ölü bulundu. 21 yaşındaki askerin intihar ettiği ileri sürüldü.
Yaklaşık 10 ay önce vatani görevini yapmak için askere giden Ramazan Bulut, Haziran ayı başında izin kullandıktan sonra yaklaşık 15 gün önce vatani görevini yaptığı Şerif Kaya Hudut Karakolu'na geri döndü.

Nöbet değişimi için kulübeye gelen asker, Ramazan Bulut’un cesediyle karşılaştı. Bulut'un kendisine zimmetli tüfekle başına ateş ederek intihar ettiği öne sürüldü.

İntihar haberi Bulut ailesine Dursunbey İlçe Jandarma Komutanlığı'nda görevli astsubaylar tarafından iletildi.

Anne Zahide Bulut, oğlunun intihar ettiği haberini alır almaz sinir krizi geçirirken, baba Osman Bulut, "Oğlumun hiçbir sorunu yoktu sadece içine kapanıktı. İntihar edişine bir anlam veremedim" dedi.

Er Bulut'un cesedi ayrıntılı otopsi yapılmak üzere Gaziantep Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GATA'da Sahte Profesör SKANDALI!

GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi nöroloji servis şefi Prof. Alb. Mehmet Saraçoğlu' nun, Prof.'luk ünvanını sahte yayınlarla aldığı iddia ediliyor. İşte skandal ses kaydı...

Dailymotion ve Youtube video paylaşım sitelerinde yayınlanan yeni bir ses kaydına göre, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi nöroloji servis şefi Prof. Alb. Mehmet Saraçoğlu'nun sahte yayınla profesör oluğunu iddia ediliyor.
Yayınlanan ses kaydında, Prof. Alb. Saraçoğlu ile Tbp. Tuğa. Bekir Sıtkı Cebeci arasında geçen konuşmada ilginç itiraflar yer alıyor.
Ses kaydına göre Prof. Alb. Saraçoğlu, profesörlük unvanına sahte yayınlarla yükselmiş.
 
Prof. Alb. Saraçoğlu ile Tbp. Tuğa. Cebeci arasında geçen konuşmada, Saraçoğu’nun bir makalesinin dergi tarafından kabul edilmediği halde, kabul edilmiş gibi gösterilerek evrak düzenlendiği ve bu evrakı da profesörlük ataması dosyasına koyduğu iddia ediliyor.
Tbp. Alb. Mehmet Saraçoğlu’nun, bu sahte yayınla hak etmediği halde profesörlüğe yükseldiği ve her yıl bilimsel yayın listesi içerisine bu sahte yayını da koyarak terfi sırasında yer aldığı iddia ediliyor.

İŞTE PROF. ALBAY MEHMET SARAÇOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN SAHTE YAYIN İTİRAFI




Kaynak:
http://www.dailymotion.com/video/xjqdnr_tbp-alb-mehmet-saracoylu-sahte-profesorluyunu-ytyraf-etty_news

http://www.youtube.com/watch?v=DRfHIypf9T0  Ses Kaydında Geçen Konuşmalar;
TUĞA. CEBECİ: MEHMET, NE HABER?
TBP. ALB. SARAÇOĞLU: SAĞOL, İYİDİR ABİ SENDEN NE HABER? TUĞA. CEBECİ: İYİYİM HOCAM. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: BUNDAN SONRA BANA SAHTE PROFESÖR DE. TUĞA. CEBECİ: HADİ YAA, TBP. ALB. SARAÇOĞLU: YARIN, SANA DİLEKÇE VERECEĞİM. AKSİ KANITLANINCAYA KADAR İDARİ BİR GÖREVE ATANDIRILMAM DİYE.
TUĞA. CEBECİ: YAV S... ET MEHMET YAV. NE OKUDUN MU? NE ?
TBP. ALB. SARAÇOĞLU: OKUDUM, OKUDUM. TUĞA. CEBECİ: NEYMİŞ. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: SAHTE YAYINLA ŞEY DOÇENT OLDUĞUM İÇİN TUĞA. CEBECİ: NİÇİN?
TBP. ALB. SARAÇOĞLU: ŞEYİ YOK DİYOR. İSMİ YOK DİYOR. HER ŞEYİ AÇIK AÇIK YAZMIŞ.
TUĞA. CEBECİ: HAA. HERŞEYİ AÇIK AÇIK YAZMIŞLAR TBP. ALB. SARAÇOĞLU : BİRİNCİ İSİM KABUL YAZISI ALDIĞIM YAZI YAYINLANMAMIŞ. HİÇBİR ZAMAN YAYINLANMAMIŞTIR DİYOR. AÇIK AÇIK YAZMIŞ. YAYINLANMIŞ OLMASI GEREKİYOR DİYOR. TUĞA. CEBECİ: YANİ HOCAM, SENİN YAPTIĞIN BİR SÜRÜ ŞEY VAR YAV. SENİ MİLLET TANIYAN TANIYOR. BOŞVER HOCAM GEÇ BUNLARI YAV. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: AMA SORUŞTURMA AÇAR BUNLAR. TUĞA. CEBECİ: NE SORUŞTURMASI YAV. TBP. ALB. SARAÇOĞLU ANKARA AÇAR. TUĞA. CEBECİ: NE ANKARASI AÇACAK YAV. NEREDEN ÇIKIYOR BUNLAR. NERDEN BULUYORLAR NE YAPIYORLAR NE EDİYORLAR. BEN. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: İNANILMAZ GÜZEL BİR YAZI. BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL. HERŞEYİ ÇOK AYRINTILI YAZMIŞ. TUĞA. CEBECİ: NE YANİ... TBP. ALB. SARAÇOĞLU : ADAM HER ŞEYİ. HERŞEYİ TARAMIŞLAR.ÖNCE YAYINLANMIŞ HERŞEYİ TARAMIŞ. TUĞA. CEBECİ: HAAA... TBP. ALB. SARAÇOĞLU : İŞTE 5 YILDIR HALA YAZI YAYINLANMADI BİLMEM NE FİLAN. TUĞA. CEBECİ: YAV BOŞVER HOCAM SEN İKİ DAKİKA İÇERİSİNDE GÖNDERDİĞİN YAZI GENE YAYINLANIR ŞEY YAPAR YANİ GEÇ BOŞVER. TBP. ALB. SARAÇOĞLU : YAA, NİYE YAYINLANSIN Kİ 2 DAKİKA İÇİNDE. 5 YILDA YAYINLANMAYINCA. DEMEK Kİ. TUĞA. CEBECİ: HİÇ HİÇ ŞEY YAPMA. KATSAYISINI YÜKSELTMEK İÇİN YAPACAĞIN TEK ŞEY VAR. TAMAM MI? TBP. ALB. SARAÇOĞLU: HIHI TUĞA. CEBECİ: NORMAL O YAYIN BAŞKA. DİĞER YAYINLARDAN BİRİNCİ İSİM YAYIN GÖNDERCEKSİN. HİÇ DEĞİLSE MİLLETİN İLERİYE YÖNELİK ŞEYİ TIKANIR. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: NİYE ŞİMDİ AMA O ZAMANA DA TUĞA. BEKİR SITKI CEBECİ YENİ SAHTE YAYIN ÖNERİYOR
TUĞA. CEBECİ: YANİ YAPTIĞINIZ YAYINI BAŞKASINA YAZIYORSUN. İŞTE BİLMEM NEYİ YAZIYORSUN. İNSANLARI ŞEY YAPIYORSUN. MİLLETE ŞEY YAPMADAN BİR TANE SENİN ADINA GÖNDERSİNLER DURSUN KENARDA SEN BİR ŞEY YAPMA. BOŞVER. GEÇ BUNLARI. HOCAM.
TBP. ALB. SARAÇOĞLU: TAMAM. TUĞA. CEBECİ: BAŞKA KİMLERİ NE YAZIYOR. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: ALİ AYDIN ŞEY HAMSTER GİBİ ASKERLERİ KULLANMIŞTIR DİYOR. TUĞA. CEBECİ: HII. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: AMA HABERİN YÜZDE 90'I BENİM. TUĞA. CEBECİ: ALLAH ALLAH. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: RESMİM DE VAR, RESMİM DE VAR. TUĞA. CEBECİ: HAA. NE RESMİ VAR YAAA TBP. ALB. SARAÇOĞLU: ŞEY ÜNİFORMALI RESİM. TUĞA. CEBECİ: SENİN ÜNİFORMALI RESMİNİ Mİ BASMIŞ. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: HAA HAA TUĞA. CEBECİ: ALLAHIM YA RABBİM. YANİ ŞEYDE BİR SAĞLIK KOMUTANLIĞINDA BİR ŞEY VARDIYA DİĞER BİR TUĞGENERALİMİZ NEYDİ O. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: ŞAHİN TUĞA. CEBECİ: ONLARLA İLGİLİ BÖLÜMLER. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: ÇOK AZ YARANMAK İÇİN BİLMEM NE NEYSE SONRA KONUŞURUZ.TUĞA. CEBECİ: SIKMA KENDİNİ YAV BOŞVER. TBP. ALB. SARAÇOĞLU: NEYSE SAĞOL

Kaynak:
http://www.dailymotion.com/video/xjqdnr_tbp-alb-mehmet-saracoylu-sahte-profesorluyunu-ytyraf-etty_news

http://www.youtube.com/watch?v=DRfHIypf9T0

Yıldırım'ın çürük raporu gerçek çıktı

Şike iddiaları nedeniyle gözaltına alınan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a askerliğiyle ilgili verilen çürük raporu gerçek çıktı. Bacağındaki rahatsızlık nedeniyle askerlik yapmayan Yıldırım'ın çürük raporunun sahte olmadığı anlaşıldı. Milli Savunma Bakanlığı'nın, geçen yıl 25 bin çürük raporu üzerinde yaptığı inceleme sonuçlandı. 5 bin raporun sahte olduğu saptandı., 20 bin raporun üzerinde ise herhangi bir sahteciliğe rastlanmadı. Geçen yıl başlatılan Sahte Çürük Raporu Çetesi operasyonunda, çetenin Yıldırım'dan para almaya çalıştığı ortaya çıkmıştı. Yıldırım, çetenin kendisine şantaj yaptığı ve 10 milyon TL istediği iddiasıyla şikâyetçi olmuştu. Aziz Yıldırım'ın ismi, Sahte Çürük Raporu soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede müşteki olarak geçmişti. Bu operasyon, Yıldırım'ın aldığı raporun da sahte olduğu iddialarına neden olmuş, hakkındaki rapor, ayağındaki rahatsızlığa rağmen Düzce ve Sakarya'da futbol oynadığı için incelemeye takılmıştı. Aziz Yıldırım'ın raporu da doktorun, olmayan bir hastalığı varmış gibi gösteren "içerikte sahtecilik" kapsamında incelenmişti. Öte yandan Fransa'da kaçak yaşayan Cem Uzan'ın raporu da incelendi. Kalp damarlarının tıkalı olduğu gerekçesiyle askerliğe elverişsiz olan Uzan'a, raporunu GATA'dan aldığı için dokunulamadı.

Lojman yok, asker açık hedef!

Yüksekova’da 2 uzman çavuşun sokak ortasında şehit edilmesinin ardında lojman eksikliğinin yattığını belirten Emekli Uzman Çavuşlar Derneği Başkanı Merdoğlu ‘Uzman çavuşlar lojmanların sadece yüzde 5’inden faydalanabiliyor. Diğerleri açık hedef’ dedi


Lojman yok, asker açık hedef! Yahya Karakaya (26) ve Murat Özkozanoğlu (25), Hakkari Yüksekova’da uzman çavuş olarak görev yapıyorlardı. Lojmanları olmadığı için de Yüksekova ilçesinde kiraladıkları evlerde aileleriyle yaşıyorlardı. Salı sabahı her sabah olduğu gibi 7:00’de eşleriyle vedaştılar ve birliklerine gitmek için sivil kıyafetleri ile evden çıktılar. İşte tam bu sırada silahlı kişilerin kurduğu pusuda saldırıya uğrayarak şehit oldular.

LOJMAN SORUNU

Onlar kendilerine pusu kuranlarla çatışma fırsatı bile buladılar. Hatta kimin ateş ettiğini bile göremeden şehit oldular. Yaşanan bu olaydan sonra hemen akla güvenlik zaafı geldi. Çünkü etrafta ne koruma vardı ne başka bir güvenlik önlemi? Peki iki uzman çavuş neden hayatını kaybetti? İşte bu sorunun cevabı, Emekli Uzman Çavuşlar Derneği Başkanı Esef Merdoğlu’ndan geldi. İki uzman çavuşun şehit olmasında saldırganlar kadar bölgede yaşanan lojman probleminin de suçlu olduğunu söylüyor Merdoğlu... Merdoğlu yaşanan lojman sorunun şöyle açıklıyor: “Askeri personelin lojmanlara yerleşmesini düzenleyen yönetmeliği göre, uzman erbaşlar toplam lojmanın sadece yüzde 5’inden faydalanabiliyor. Hakkari Yüksekova’da ise 3 birlik bulunuyor. Bunlar Hakkari Dağ Komanda Tugayı, Jandarma Özel Harekat Birliği ve Özel Kuvvetler Birliği. Bu üç birlikte ise binlerce personel görev yapıyor. Lojman sıyısı ise 300. Bu üç birlikte görev alan uzman erbaş sayısı ise yaklaşık bin 500. Bin 500 uzman erbaşın sadece 15’ine birlik içindeki güvenli lojmanlardan veriliyor. 15’in dışında kalan evli personel eğer ailesini Yüksekova’ya getirmişse mecburen ilçe içinde güvenliği olmayan yerlerde ev kiralamak zorunda kalıyor.”

GÖREV SÜRELERİ UZUN

Merdoğlu’na ‘Tehlikeli bölgeye uzman erbaşlar neden ailelerini götürüyor?’sorusunu sorduğumuzda ise bize şu cevabı veriyor: “Astsubay ve subaylar bölgeye 2 yıllığına gidiyor. Görev süreleri bu kadar. Dolayısıyla bir çoğu ailelerini götürmüyor. Bu yüzden birlik içinde kalabiliyorlar. Oysa uzman erbaşların görev süresi 5 yıl. Zorunlu olarak ailelerini götürmek zorundalar. Bu süre aileden uzak kalınamayacak kadar uzun süre.”

Merdoğlu, görev süresi ile lojman sayısının birbirine bağlı problemler olduğunu söylüyor: “Demek ki burada iki sıkıntı var. Birincisi lojman sayısı ikincisi ise görev süresi. Yüksekova’da görev yapan uzman erbaşların bir kısmı garnizonda kalıyor, özellikle bekar olanlar. Ancak onun dışındakiler mecburen ilçe merkezinde ev kiralamak zorunda. Garnizon ise ilçeye yaklaşık 6-7 kilometre uzaklıkta. Kimisi servisle kimisi ise özel aracıyla gidiyor. Ama ilçe merkezinde kalanlar açık hedef.”

KİMLİK AÇIĞA ÇIKIYOR

Uzman erbaşların görev süresinin 5 yıl olmasının güvenlik sorununa da sebep olduğunu söylüyor Merdoğlu: “Çalışma süresi uzun olduğu için 5 yıl içinde sivil de dolaşsanız zaten kimliğiniz açığa çıkıyor. Zaten bölgeye geldiğinizde sizin yabancı olduğunuzu biliyorlar. Dikkat çekiyorsunuz. Bölge halkı içinde örgüt sempatizanı olanlar da var. Onlar zaten örgüte bilgiyi veriyorlar. O andan itibaren de ailenizle birlikte tehdit altındasınız. Hadi siz garnizona gittiniz, aileniz savunmasız kalıyor. Onları nasıl koruyacaksınız? Ailesini korunmadığını bilen bir asker nasıl görevini rahatça yerine getirsin?”

BAŞKA OLAYLAR DA YAŞANDI

Merdoğlu, Yüksekova’da yaşanan olayın ilk olmadığını, daha önceden benzer olayların yaşandığını söyledi: “Bundan kısa süre önce Cizre’de Mehmet Çelikkol adlı bir uzman çavuş arabasında saldırıya uğradı. Arabada eşi ve çocuğu da vardı. Ağır yaralandı ve 1 hafta komada kaldı. Yüksekova’da daha önce de 2 arkadaşımız şehit olmuştu. Hakkari merkezde ise bir arkadaşımızın aracından eşini kaçırmaya kalktılar. Arkadaş havaya ateş açınça 13 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti. Başka bir arkadaşımız görevdeyken de evine girmişler ve eşine saldırmışlar.”

‘AİLENİZİ GÖNDERİN’

Merdoğlu, Yüksekova’da yaşanan olaydan sonra askeri birlikte toplantı yapıldığını ve bazı kararlar alındığını söylüyor: “2 uzman erbaşın şehit edilmesinden sonra ilçede ev kiralayan personele emir verilmiş ve güvenlikleri için garnizonda kalmaları gerektiği söylenmiş. Ailelerini ise memleketlerine göndermeleri sözlü olarak bildirilmiş. Ayrıca nişanlı olanlara da evlenmemeleri gerektiği, batı tayinlerine kadar ailelerini yanlarına almamaları söylenmiş. Oysa sorun evlenme sorunu değil, güvenli lojman sorunu. Ankara Eti Mesgut’ta 440 konut yapıldı ve 6 ayda teslim edildi. Yüksekova’ya gelen askere ‘evlenme’ demek yerine lojman temin edilmesi gerekir.”

PROFESYONELLİK NEREDE?

Ordunun profesyonelleşmesi için yeni adımlar atıldığını söylen Merdoğlu, uygulama anlamında profesyonelce hareket edilmediğini söyledi: “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı ordunun profesyonelleştiğini söylüyor. Maaş alan ordu oluşturmakla profesyonelleşme olmaz, verdiğiniz hizmet de profesyonel olmalı. Yoksa kurda kuşu emanet etmekle görev yapılmaz. Lojman verilmediği sürece bu olaylar yaşanır. Anayasa’nın 41. maddesine göre devlet herkesin ailesini korumakla görevli. Ama korunamıyor. Hem de ülkeyi koruyan askerin ailesi...”

Şehitlere son veda

HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nde teröristlerin silahlı saldırısında şehit düşen iki uzman çavuştan 25 yaşındaki Murat Özkozanoğlu’nun cenaze töreninde Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Lapanta gözyaşlarını tutamadı. Şehit uzman çavuşun 5 aylık hamile olan eşi Neziha Özkozanoğlu teröristlere lanet yağdırırken, “Şerefsizler korkun bizden. Bir asker daha geliyor. Sizin gibi kahpe olmayacak. Babasını arkasından vurduğunuz gibi vurmayacak benim oğlum” dedi. Şehit Özkozanoğlu, Kozan Aile Mezarlığı’ndaki şehitlikte toprağa verildi.

Piyade Uzman Çavuş 26 yaşındaki Yahya Karakaya, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Merkez camiinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. 15 Mayıs’ta şehit uzman çavuş Karakaya ile evlenen ve bir hafta önce onu görmek için Yüksekova’ya giden Funda Adile Karakaya, e∫inin tabutuna sarılıp, “Bitanem, beni bırakıp nereye gidiyorsun. Canım, böyle mi konuşmuştuk” diyerek son kez öptü. Şehidin annesi Salime ve kız kardeşi Durdu “Ona nasıl kıydınız, o daha 26 yaşındaydı” diye feryat etti. Baba Kamil Karakaya da, “Oğlum sana küstüm. Niye kalkmıyorsun ordan, yavrum” diye tabuta sarılıp ağladı.

SİVİL-ASKER İLİŞKİLERİNE MESAJ / Sedat Ergin


AK Parti’nin baskın muhafazakar karakterinin bu kabineyle birlikte daha da kökleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Partinin vitrinine beraberinde liberal bir esinti taşıyacak yeni bir ismin getirilmemesi de bu tercihi yansıtıyor.
Başbakan’ın özellikle iki tasarrufunun çok tartışılacağı anlaşılıyor. Bunlardan birincisi, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya görev vermemesidir. Bu karar, genelde kamuoyunda sürpriz etkisi yaratmıştır.
İkincisi, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün yeniden görevlendirilmemesi sürpriz olmamakla birlikte, kendisinin yerine bilinen şablonun dışında bir ismin gelmesi anlamlıdır. Gönül, uzun yıllar Emniyet Genel Müdürlüğü ve Valilik gibi görevlerde bulunmanın verdiği tecrübeyle genelde asker kesimle sıkıntısız, ancak düşük profilli bir ilişki yürütmüştü.

Bu kez önce Denizcilik Müsteşarlığı, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde bulunmuş kısmen genç bir hukukçu bürokrat olan İsmet Yılmaz’ın atanması, Milli Savunma Bakanlığında görmeye alıştığımız “görmüş geçirmiş ağır bakan” kalıbının dışına çıkıyor. Bu atama, muhtemelen Erdoğan’ın sivil-asker ilişkilerinde görmek istediği çizgiyi daha çok yansıtıyor ve sivil otoritenin alanını daha da genişletme mesajını taşıyor.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

'Astsubay bombaları masaya bırakıp gitti'

Poyrazköy-Kafes davasının İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 13. duruşmasında Rahmi Koç Müzesi Müdürü Ertuğrul Duru tanık olarak dinlendi. 2008 yılında Rahmi Koç Müzesi müdürü olduğunu anlatan Duru, emekli Astsubay Oğuz İşleyenel'in denizaltı rehberi olduğunu belirtti. İşleyenel'in kendisiyle özel olarak görüşmek istediğini anlatan Duru, "Ben de kabul ettim. Masanın üzerine bir şeyler bırakarak 'Bunlar patlayıcı' dedi. Rahmi Bey'in SAT komandosu olan eski korumasını aradım. Geldi baktı 'bunlar patlayıcı' dedi ve gitti. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nda görevli Adnan Özbal'ı aradım. Özbal da 'Ellemeyin ekip göndereceğim' dedi. Akşam 18.30'da bir astsubay ve binbaşı geldi ve incelemelerin ardından 'biz bu malzemeleri alacağız, size daha sonra bilgi veririz' dedi. İki ay sonra ise savcılık tarafından ifadem alındı" dedi. Patlayıcı malzemeleri Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'na teslim ederken tutanak hazırlandığını ifade eden Duru, denizaltını ziyaret edenlerin dedektörle arandığını söyledi. Duruşma 8 Temmuz'a erteledi.

İran'dan füze tatbikatı!

İran Devrim Muhafızlarının füze tatbikatının son aşamasında radara yakalanmayan akıllı füzelerin test edildiği bildirildi.

Fars Haber Ajansı, Devrim Muhafızlarının 27 Haziran’da başlattığı füze tatbikatının son aşamasında "Fars Körfezi" (Basra Körfezi) ve "Tonder" adlı radara yakalanmayan akıllı füzelerin fırlatıldığını duyurdu.

Orta menzilli olduğu bilinen füzelerin, önceden belirlenen hedefleri başarıyla imha ettiği belirtildi.

Tatbikat süresince orta menzilli "Fatih 110", "Zilzal" füzeleri ile uzun menzilli "Şahap" füzelerinin yeni geliştirilmiş modelleri fırlatılmıştı.

Tatbikatta ayrıca, yeni radar sistemleri ve füze rampaları ile yer altındaki füze hangarlarından füze fırlatma sistemleri test edilmişti.

Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı ve tatbikat sözcüsü Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, tatbikatın asıl amacının ülkenin savunma gücünü artırmak, bölge ülkelerine "dostluk ve barış" mesajı vermek olduğunu açıklamıştı.

Vecdi Gönül'den YAŞ Açıklaması

Vecdi Gönül, YAŞ'ta terfi sırasına giren tutuklu generallerle ilgili değerlendirmede bulundu.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) terfi sırasına giren ve haklarında dava süreci devam eden generallerin pasif görev atanabileceklerini belirterek, YAŞ kararları yargıya kapalı olduğu için, Şura'nın istemesi halinde bu generallerin resen emeklide edilebileceklerini belirtti.

ABD Büyükelçiliği Rezidansı'nda verilen ABD'nin Bağımsızlık Günü resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gönül, YAŞ'a ilişkin hükümetin tavrını henüz konuşmadıklarını bu sebeple de tavrın ne olacağını bilmediğini söyledi.

İktidarları döneminde YAŞ kararları ile ilgili bir prensip uygulandığını ve bu prensibi halkın tasvip ettiğini söyleyen Gönül, Şura ile ilgili teknik çalışmanın Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapıldığını, kendisinin tekrar bakan atanıp atanmayacağı belli olmadığı için de konuya ilgi göstermediğini söyledi.

Bu kadar çok generalin tutuklu bulunmasının Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çalışmalarını zaafa uğratabileceği yönündeki görüşlerin hatırlatılması üzerine de Gönül, görüş bildirirken hep kanunun öngördüğü sınırlarda kaldığını, bu sebeple bu konuda bir görüş bildirmesinin doğru olmayacağını kaydetti.

TSK PERSONEL KANUNU 65. MADDE NE DİYOR?
YAŞ'da terfi sırasına giren ve haklarında dava süreci devam eden generallerin durumuna ilişkin soru üzerine Gönül,TSK Personel Kanunu'nun 65. maddesini hatırlatarak, bu durumdaki personelin terfilerinin ve kademe ilerlemelerinin yapılamayacağına dikkati çekti.

Gönül, bu personelin pasif görevlere atanabileceğine işaret ederek, "YAŞ kararları yargıya kapalı, Şura isterse resen emekli de edilebilirler" dedi.

Hava KuvvetleriKomutanı Orgeneral Hasan Aksay'ın görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı yönündeki soru üzerine de Gönül, kuvvet komutanlarının görev süresinin bir yıl uzatılabilmesi imkanı olduğuna dikkati çekerek, "Genelkurmay Başkanı gibi o imkan olmasaydı, kim ne teklif ediyorsa etsin bir şey olmazdı. Yani bu imkan var ama henüz netleşmiş değil" dedi.

Kendisinin Milli Savunma Bakanı olarak devam etmesi ihtimali konusundaki soru üzerine de Gönül, kendisinin bunu bilmediğini vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanı imzalamadan Sayın Başbakan herhangi bir beyanda bulunmaz, bu saygısızlık olur" yanıtını verdi.

Milli Savunma Bakanlığında bakan yardımcısının sivil mi asker mi olacağı yönündeki soru üzerine de Gönül, bu konuda beyanda bulunamayacağını, önce bakanın belli olması gerektiğini söyledi.

Şehit cenazesinde komutanın gözyaşları!

Hakkari'deki hain saldırıda şehit düşen askerler toprağa verildi...

Şehit cenazesinde komutanın gözyaşları! HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nde teröristlerin silahlı saldırısında şehit düşen iki uzman çavuştan 25 yaşındaki Murat Özkozanoğlu’nun cenaze töreninde Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Lapanta gözyaşlarını tutamadı. Şehit uzman çavuşun 5 aylık hamile olan eşi Neziha Özkozanoğlu teröristlere lanet yağdırırken, "Şerefsizler korkun bizden. Bir asker daha geliyor. Sizin gibi kahpe olmayacak. Babasını arkasından vurduğunuz gibi vurmayacak benim oğlum" dedi.

İki yıllık uzman çavuş olan ve ilk görev yerinde şehit düşen Murat Özkozanoğlu için memleketi Adana’daki Sabancı Merkez Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törende şehit uzman çavuşun babası 50 yaşındaki Hasan Özkozanoğlu ve annesi 48 yaşındaki Arseven Özkozanoğlu, yakınlarının desteğiyle güçlükle ayakta durdu.
Cenaze namazı öncesinde, Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Lapanta ve 39’uncu Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Burhanettin Aktı, şehit uzman çavuşun babası Hasan Özkozanoğlu’na başsağlığı diledi. Şehidin bulunduğu tabut musalla taşına konulduğu sırada, Tuğgeneral Lapanta gözyaşlarına hakim olamadı. Tuğgeneral Ali Lapanta, eline aldığı mendille, şapkasının altından gözyaşlarını silmeye çalıştı.

Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından şehit Kozanoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, askerlerin omuzunda top arabasına taşındı. Askeri kortejle birlikte, top arabasına eşlik eden baba Hasan Özkozanoğlu, Adana Valisi İlhan Atış’ın yardımıyla ayakta durabildi.
Cenaze törenine AK Parti Adana Milletvekili Ali Küçükaydın, CHP Milletvekili Turgay Develi, Çukurova Üniversitesi Rektörü Alper Akınoğlu, İl Emniyet Müdürü Mehmet Avcı ile birlikte çok sayıda asker ve vatandaş katıldı.

ŞEHİDİN HAMİLE EŞİ: BİR ASKER DÜNYAYA GETİRECEĞİM

Cenaze töreninde güçlükle ayakta duran şehidin 5 aylık hamile olan eşi Neziha Özkozanoğlu, "Hainler sevinmesin. Bir şehit daha istemiyorum bu hayatta. Kocam erkek bebeğimin cinsiyetini öğrenemeden gitti" dedi. Türk ordusuna bir asker dünyaya getireceğini ifade eden acılı eş, "Şerefsizler korkun bizden. Bir asker daha geliyor. Sizin gibi kahpe olmayacak. Babasını arkasından vurduğunuz gibi vurmayacak benim oğlum. Benim oğlum haince sizi vurmayacak. O cesur olacak. Erkek gibi karşınıza dikilip, alnınızdan vuracak. Korkun bizden. Üzülmüyorum. Benim aşkım, gülüm şehit oldu" diye gözyaşı döktü.
Baba Hasan Özkozanoğlu ise "Ağlamıyorum. Dimdik ayaktayım. Hainler gelsin, ben de buradayım. Bir Murat gider, binlerce Muratlar gelir. Kimse bu vatanı bölemez" dedi.

TOPRAĞA VERİLDİ

Şehidin cenazesi Adana’daki törenin ardından Kozan İlçesi’nin Türkeli Mahallesi’ndeki baba evine götürüldü. Cenaze burada bir süre bekletilirken toplanan kalabalık terör örgütü PKK aleyhine sloganlar attı. Ardından cenaze götürüldüğü Kozan Aile Mezarlığı’ndaki şehitlikte toprağa verildi. Cenazesinin toprağa verilişi sırasında eşi Neziha ise baygınlık geçirdi. Yakınları tarafından teselli edilmeye çalışan genç kadın güçlükle ayakta durdu.
Şehidin cenazesi Asri Mezarlık’ta toprağa verilmek üzere memleketi Kozan İlçesi’ne götürüldü.

TOPRAĞA VERİLDİ

Şehidin cenazesi Adana’daki törenin ardından Kozan İlçesi’nin Türkeli Mahallesi’ndeki baba evine götürüldü. Cenaze burada bir süre bekletilirken toplanan kalabalık terör örgütü PKK aleyhine sloganlar attı. Ardından cenaze götürüldüğü Kozan Aile Mezarlığı’ndaki şehitlikte toprağa verildi. Cenazesinin toprağa verilişi sırasında eşi Neziha ise baygınlık geçirdi. Yakınları tarafından teselli edilmeye çalışan genç kadın güçlükle ayakta durdu.

AYNI SALDIRIDA ŞEHİT OLAN KARAKAYA DA TOPRAĞA VERİLDİ

HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nde şehit düşen Piyade Uzman Çavuş 26 yaşındaki Yahya Karakaya, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Merkez camiinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Eşi Funda Adile Karakaya, 52 gün önce düğünde sarılıp öptüğü şehit Yahya Karakaya’nın şimdi bayrağa sarılı tabutuna kapanıp defalarca öptü. Şehidin annesi Salime ve kızkardeşi Durdu da tabutu okşayıp öptü.
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde teröristlerin silahlı saldırısı sonucu şehit düşen Uzman Çavuş Yahya Karakaya için, Pınarbaşı ilçesi Merkez Caminde askeri ve dini tören düzenlendi. Cenaze namazına Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM eski Başkanvekili Sadık Yakut, Ak parti milletvekilleri Ahmet Öksüzkaya, Pelin Gündeş Bakır, MHP milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, Garnizon Komutanı Tümgeneral Ali Demiral, Sivas 5’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Muammer Bayram, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Emniyet Müdürü Cuma Ali Aydın, ilçe ve belde belediye başkanları ile şehidin yakınları ve vatandaşlar katıldı.

İLÇE BAYRAKLARLA DONANDI

İlçedeki tüm işyerleri ve evler Türk bayrağı ile donatılırken, cenaze namazı sırasında da dev Türk bayrağı açan gençler, ’Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ’Kahrolsun PKK, vatan sana canım feda’ sloganları attı. Ağlamaktan sesi kısılan ve doktor kontrolünde cenazeye katılan anne Salime Karakaya, "Kuzum, sana nasıl kıydılar. Kınalı kekliğim, sürmeli gözlüm, senin yerine babanla ben öleydik" diye göz yaşı döktü.

Şehidin kız kardeşi Durdu,ağabeyinin fotoğrafını eline alarak, "Ona nasıl kıydınız, o daha 26 yaşındaydı" diye feryat etti. Baba Kamil Karakaya da, "Oğlum sana küstüm. Niye kalkmıyorsun ordan, yavrum" diye tabuta sarılıp ağladı.

EŞE SON ÖPÜCÜK

15 Mayıs’ta Pınarbaşı ilçesinde düzenlenen düğünle şehit uzman çavuş Yahya Karakaya ile evlenen ve bir hafta önce onu görmek için Yüksekova’ya giden Funda Adile Karakaya, eşinin tabutuna sarılıp, "Bitanem, beni bırakıp nereye gidiyorsun. Canım, böyle mi konuşmuştuk" diyerek son kez öptü. Şehidin acılı eşini kadın teğmenin yanısıra, Ak Parti Kayseri milletvekili Pelin Gündeş Bakır teselli etti ve yanından bir an olsun ayrılmadı. Acılı eş Funda Adile Karakaya, şehidin Büyük Gürleyen Köyü’nde toprağa verilmesi sırasında da mezarına kapandı.

BAKAN CENAZEYE OMUZ VERDİ

Kayseri Müftüsü Ali Maraşlıgil tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından Enerji ve Tabı Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Kayseri milletvekilleri tabuta omuz vererek bir süre taşıdı. İlçe çıkısına kadar omuzlarda taşınan şehidin cenazesi daha sonra toprağa verilmek üzere doğum yeri Büyük Gürleyen Köyü’ne götürüldü. Şehidin cenazesi babası Kamil, amcası Kazım ve kardeşi Yakup Karakaya tarafından mezara indirildi. Tabutun üzerindeki Türk bayrağını Vali Mevlüt Bilici öperek şehidin babasına, Garnizon komutanı Hava Pilot Tümgeneral Ali Demiral da şehidin eşi Adile Karakaya’ya Türk Bayrağı verdi.

İSMET YILMAZ TÜRKİYE'NİN 56. MİLLİ SAVUNMA BAKANI OLDU

         -FEVZİ ÇAKMAK, CEMAL GÜRSEL, İSMET SEZGİN, HİKMET SAMİ TÜRK,
         ADNAN MENDERES GİBİ İSİMLER MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI GÖREVİNDE
         BULUNDU
         
         ANKARA (A.A) - Tarih - Yeni kurulan 61. hükümette, Sivas Milletvekili 
 İsmet Yılmaz, Türkiye'nin 56. Milli Savunma Bakanı olarak görev yapacak.
         AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 1920'den bu yana 55 Milli Savunma 
 Bakanı görev yaptı.
         Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak, 3 Mayıs 1920'de Milli Müdafaa Vekaletine 
 getirilerek Türkiye'nin ilk Milli Savunma Bakanı oldu. Bir sene bu görevi yürüten 
 Çakmak'tan sonra bakanlığa İbrahim Refet Bele getirildi. 6 ay bakanlık yapan 
 Bele'den sonra 10 Ocak 1922'te Kazım Fikri Özalp, Milli Müdafaa Vekilliğine 
 getirildi. İki yıl bu görevi yürüten Özalp, 1935-1939 yıllarında İsmet İnönü 
 hükümeti döneminde de bakanlık görevi yaptı.
         Cumhuriyetin ilk Meclisinin 1 Kasım 1923'teki toplantısında TBMM Başkanı 
 olan Ali Fethi Okyar, 22 Kasım 1924'te Başbakanlığa atandı. Okyar, bu görevinin 
 yanı sıra Milli Müdafaa Bakanlığını da birlikte yürüttü. Yaklaşık 4 ay bakanlık 
 görevi yapan Okyar'ın ardından, Mehmet Recep Peker bakan oldu.
         Daha sonra sırasıyla Mustafa Abdülhalik Renda, Zekai Apaydın, Ahmet Naci 
 Tınaz, Saffet Arıkan, Ali Rıza Artunkal, Cemil Cahit Toydemir, Münir Birsel, 
 Hüsnü Çakır, Refik Şevket İnce, Ahmet Hulusi Köymen, Ali Seyfi Kurtbek, Kenan 
 Yılmaz, İbrahim Ethem Menderes, Hasan Şemi Ergin, Cemal Gürsel, Fahrettin 
 Özdilek, Hüseyin Ataman, Muzaffer Alankuş, İlhami Sancar, Hasan Dinçer, Mustafa 
 Hazım Dağlı, Ahmet Topaloğlu, Ferit Melen, Mehmet İzmen, Hasan Esat Işık, 
 Sadettin Bilgiç, Turhan Kapanlı, Neşet Akmandor, Ahmet İhsan Birincioğlu, Ümit 
 Haluk Bayülken, Zeki Yavuztürk, Ercan Vuralhan, Safa Giray, Hüsnü Doğan, Mehmet 
 Yazar, Barlas Doğu, Nevzat Ayaz, Mehmet Gölhan, Vefa Tanır, Oltan Sungurlu, 
 Turhan Tayan, İsmet Sezgin, Hikmet Sami Türk, Sabahattin Çakmakoğlu ve Vecdi 
 Gönül Milli Savunma Bakanı oldu. Hasan Saka, Mehmet Fuat Köprülü, Adnan Menderes, 
 Cihat Bilgehan ve Güneş Taner ise vekaleten bu görevi yürüttü.
         Vekaleten atananların dışında, Milli Savunma Bakanı olduktan 59 gün sonra 
 istifa eden Sadettin Bilgiç bu görevi en kısa süre yapan bakan oldu. İlhami 
 Sancar, Milli Savunma Bakanlığına 5 defa getirilirken, 19 Kasım 2002'den itibaren 
 58. 59. ve 60. hükümetler döneminde Milli Savunma Bakanı olan Vecdi Gönül ise 
 aralıksız olarak bu görevde en uzun süre kalan isim oldu.

Yeni kabinede Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz oldu.


Kato Dağı'nda gece yarısı operasyonu

ŞIRNAK’ın Beytüşşebap İlçesi’ndeki askeri birlikler, Kato Dağı’nda saptanan kalabalık bir terörist grubunu etkisiz hale getirmek amacıyla, dün gece yarısı operasyon başlattı.
Isıya duyarlı termal kameralar tarafından, Kato Dağı’nda kalabalık bir terörist grubun hareketleri tespit edildi.

Bunun üzerine askeri birlikler saat 01.30’da ağır silahlarla operasyon başlattı. Operasyon sırasında tam donanımlı askerlerin Kato Dağı’na çıkışı kameralarla da kaydedildi.

Kuzey Irak’tan geldikleri tahmin edilen terörist grubun geçiş güzergahında konuşlanan özel eğitimli birliklere sabah saatlerinde kobra tipi helikopterleri de destek verdi.

5 Temmuz 2011 Salı

İstihbarata (sakın) karşı koyma / Yener Dönmez

İKK yani İstihbarata Karşı Koyma, çok basit; savaşın kazanılmasına yardımcı olacak; her türlü bilgi, belge ve materyallerin düşmanın eline geçmesini engellemek için alınacak tedbirler bütünüdür.
Peki niye başlıkta “sakın” dedik?
Tabii ki Genelkurmay Başkanlığı İKK Güvenlik Daire Başkanı M. Mutlu Arıkan’dan dolayı.
TSK’dan son yıllarda yüzlerce belki de binlerce belge sızdı basına.

Bu belgelere bağlı olarak onlarca dava açıldı.
Koca Genelkurmay Başkanları bu “kağıt parçaları” yüzünden ko(z)mik durumlara düştüler.
Buna rağmen bu sızmalara karşı hiçbir tedbir alınamadı.
Hiç merak ettiniz mi acaba, kim bu sızmaların engellemesinden sorumlu kişi? Hiç kimse bunu sormuyor.
Kim sızdırdı diye yer yerinden oynuyor ama,  “Kim kanunsuz iş yapıyor?

Kim sızmaları engelleyemiyor?” diye sorulmuyor.
TSK’da bu tedbirlerin alınmasından sorumlu olan bir numaralı kişi “Tümgeneral Mutlu Arıkan”dır.
Peki ne yapıyor bu komutanımız?

Şimdiye kadar sızdıranları bulabilmiş midir?
Tabii ki hayır.
O, onunla uğraşmıyor zaten.
Belki de umudunu kestiği içindir. Ama her şeye rağmen 3 yıldır koltuğunda oturuyor.

Şu son zamanda ortaya çıkan İlker Başbuğ ile Osman Paksüt görüşmesi ile ilgili belge bile Paşamızı pek yerinden oynatmadı.
Hani geçenlerde Başbuğ’un, Paksüt'le AK Parti’yi devirme üzerine yaptığı gizli görüşme ile ilgili basına bir bilgi notu düşmüştü.
Bunun üzerine hemen basın bilgilendirilmişti: “Elimizde böyle bir belge bulunmamaktadır” diye…

İki gün sonra bir belge daha düştü.
Meğerse 2009’da bu belge incelenmiş, karşısına da “Gizliliği kalkmamıştır” ibaresi yazılmış ve sivil savcılığa gönderilmiş.
Kim yazmış?

İKK Güvenlik Daire.
Kime göndermiş?

Adli müşavirliğe.
O da almış sivil savcılığa göndermiş.

Bunu hatırlayamadılar ki “Elimizde böyle bir belge bulunmamaktadır” deyiverdiler hemen.
O tarihte İKK Daire Başkanı kimdi acaba?

O da hatırlayamadı herhalde…
Genelkurmay Başkanı hayatını bu makama adasın, sen onun adına bilgilendirme notu koy!
Hem Paşa’nın kişiliğini, hem makamını, hem de kurumun güvenilirliğini doğru dürüst araştırmadığın bir hususta tartışmalı hale getir.
Aynı hatayı astları kendisine karşı yapsa ne yapardı acaba?
Paşa’nın, Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Caner Bener ile birlikte Can Ataklı’yı besleyerek kamuoyunu yönlendirme işini de unutmayalım.
Balyoz’da ele geçen “Darbeyi destekleme durumu” tarzındaki çizelgede isminin karşısına bir adet artı (+)  konulmuştu.
Onca darbe planı ve belgenin doğruluğuna yüzde yüz emin olup da yıllardır inkar edebilmenin hakkı bir artı (+) mı olmalıydı?
Beş yıldızlı artı bulunması gerekmez miydi?
Hatırlarsanız Genelkurmay 2. Başkanı Arslan Güner’in ismi bir dinleme aracı ile anılmıştı.

Hani o yüksek teknoloji ile donatılmış, teröristleri dinlemek için alınmış ama Ankara içinde dolaşan seyyar araç.
Bilin bakalım o araç için bilirkişi olarak kim atandı?
Elbette ki istihbarata karşı konulacak bu duruma Mutlu Paşamız bilirkişi oldu. Hem de MEBS Başkanlığı’nda onca bilgisayar mühendisi varken.
Peki acaba Mutlu Paşa’nın teknoloji ile bir alakası var mı?
Elindeki cep telefonu dışında açıp kapattığı teknolojik bir alet var mı?

Bilinmez!
Her şey bir yana İKK konusunda ordunun ve harp durumunda 70 milyon Türk halkının gözünün içerisine baktığı insandır.
İnsan üzülüyor tabi…
Bu kadar sızma ve bilgi ihlali yaşandı ve hala yaşanıyor.
Aslında İKK güvenlik daire, bu bilgi sızmalarına karşı gerekli tedbirleri almayarak asli görevini yapmıyor ve bu görevi ihmal ediyor.

Böyle İKK ancak düşmanı sevindirir.
İKK Başkanı, sıralı komutanlara sızmaların sebebi olarak “İçimizde hainler var, satın alınmış insanlar var” diyerek, olayı çok basite indirgeyip “görevi ihmal” suçunu sümenaltı etmeye çalışıyor.
Şayet böyle bir gerekçe belirtmemiş olsa, komutanların “İKK Başkanı olarak niye tedbir almıyorsun? Bu nasıl görev anlayışı?” gibi sorularına muhatap olmak zorunda kalacak.

İnsan Paşa, üç senedir komutanlarını yanıltıyor mu acaba diye düşünmeden edemiyor.
Yoksa, şimdiye kadar hakkında gerekli işlem yapılırdı.
Tabi bu ihmallere göz yuman birisi varsa;  o da İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’dir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ali menfaatini kendi şahsi menfaatlerinden üstün tutan bir general, bu tür mazeretlerin arkasına sığınmaz, böyle uluorta ordunun değerli mensuplarını hainlikle itham etmez ve üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapıp, sızmalara karşı tedbir alır.
Mutlu Paşa, görevini hakkıyla yapmış olsa idi; Murat Yetkin’in dediği gibi “Karargah kevgire dönmezdi.”
Şu konuda kendisine hak vermek lazım. Bu kadar usulsüz belgenin hazırlandığı bir ortamda, onlarca dava açılmışsa ve bu davalar hala sızan belgelerle besleniyorsa belki de istihbarata karşı koymamak lazım?
Ki her şey gün yüzüne çıksın, ülke nefes alsın. İhlallerin ve sızmaların olmasını istemiyorsanız,  en başta verilen görevin dışına çıkmamanız gerekir.
Üzerinize vazife olmayan işleri yaptıkça ve yapanlara da çanak tuttukça hem asli işinizi hem de gayri hukuki işleri elinize yüzünüze bulaştırmanız kaçınılmaz olur.

Geçmiş 4 yıl bu örneklerle doludur.
Mutlu Paşa’ya “İstihbarata Karşı Koyma” dediler Paşa da “Emredersiniz karşı koymam” deyip tersten anladı herhalde.
İşte işin özeti bu.

MGK ve AYİM'a atama yapıldı

5 Temmuz 2011 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 27985
ATAMA KARARLARI
             Başbakanlıktan:
             Karar Sayısı : 2011/493
             1 – Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde açık bulunan 1 inci derece kadrolu ve +6400 ek göstergeli Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığına, Hikmet Renan ŞEKEROĞLU’nun atanması, 657 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi ile 2945 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince uygun görülmüştür.
             2 – Bu Kararı Başbakan yürütür.
4/7/2011

                                                                                                                                                      Abdullah GÜL
                                                                                                                                                CUMHURBAŞKANI

     Recep Tayyip ERDOĞAN
                  Başbakan
         —— • ——
Millî Savunma Bakanlığından:
             Karar Sayısı : 2011/482
             1 – Bu Kararnamede kimlikleri yazılı kurmay subayların hizalarında gösterilen görevlere atanmaları 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu gereğince uygun görülmüştür.
             2 – Bu Kararı Millî Savunma Bakanı yürütür.
4/7/2011
                                                                                                                                                      Abdullah GÜL
                                                                                                                                                CUMHURBAŞKANI
     Recep Tayyip ERDOĞAN                             M. Vecdi GÖNÜL
                  Başbakan                                      Millî Savunma Bakanı

             1 – AYİM 3’üncü D.Bşk. Üyeliğinden ANKARA, 52561394500, Top.Kur.Kd.Alb, Cumhur BALKAN, 1988-131, 30.8.2008, K.K.Per.Bşk. Emrine ANKARA
             2 – K.K. Per.Bşk. Emrinden ANKARA, 12637951846, Hv.Svn.Kur.Alb., Sadrettin AÇIKSÖZ, 1991-Top.29, 30.8.2010, AYİM 3’üncü D.Bşk. Üyeliğine ANKARA
—— • ——
             Millî Savunma Bakanlığından:
             Karar Sayısı : 2011/483
             1 – Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin subay üyesi olan J.Kur.Alb. Abdullah Cüneyt KÜSMEZ (1988-J.Ord.1)’in görev süresinin Temmuz-2011 ayında dolacak olması nedeniyle bu personelin görevi sonlandırılarak 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 9’uncu maddesi gereği, J.Kur.Alb. Güven ŞAĞBAN (1990-50)’ın üye olarak atanması uygun görülmüştür.
             2 – Bu Kararı Millî Savunma Bakanı yürütür.
4/7/2011
                                                                                                                                                      Abdullah GÜL
                                                                                                                                                CUMHURBAŞKANI
     Recep Tayyip ERDOĞAN                             M. Vecdi GÖNÜL
                  Başbakan                                      Millî Savunma Bakanı

             1 – J.Gn.K.lığı Per.Bşk.lığı Emrinde, 40756056722 J.Kur.Alb., Güven ŞAĞBAN, 1990-50, 30.8.2009, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 3’üncü Daire Subay Üyeliğine
             2 – Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 3’üncü Daire Subay Üyesi, 19330718226, J.Kur.Alb., Abdullah Cüneyt KÜSMEZ, 1988-J.Ord.1, 30.8.2008 Şırnak İl J.K.lığına

ESKİŞEHİR YOLUNDA BİR ASKERİ ARACIN GEÇİŞİ SIRASINDA PATLAMA MEYDANA GELDİ

Ankara'da Eskişehir yolunda bir askeri aracın geçişi sırasında patlama meydana geldi.
         Edinilen bilgiye göre, Eskişehir yolunda, bir askeri aracın geçişi 
 sırasında patlama meydana geldi. İlk bilgilere göre olayda ölen ya da yaralanan 
 olmadı. Olay yerine çok sayıda polis ekibi, ambulans ve itfaiye sevk edildi.
         Güvenlik güçlerinin olayla ilgili incelemesi sürüyor.

Bedelli askerlikte yeni süreç...

Kabine üyelerinin yarın açıklanması beklenen 61'inci hükümetin ilk icraatlarından biri Sözleşmeli Er çalışmasını hayata geçirmek olacak. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde paralı asker dönemini başlatan projeyle ilgili yönetmeliğin Ağustos ayında yayınlanacağı belirtiliyor.

Vatani hizmetini yapan askerlerden seçilecek sözleşmeli er adayları için birlik komutanları referans verecek. Komutanlar, fiziki kabiliyeti uygun, askerlik mesleğine elverişli er ve erbaşlara, sözleşmeli olmaları için teklif götürecek. Erler terhis olduktan sonra en az 3, en fazla 7 yıl görev yapacak. En fazla 29 yaşına kadar görev yapacak olan erler ayda 1500 TL alacak. Erlerin eline, operasyon tazminatı ile birlikte ayda 2 bin TL'nin üzerinde para geçecek. Isparta Dağ ve Komando Okulu'nda 3 aylık özel bir eğitime tabi tutulacak erler daha sonra birliklerine atanacak. İlk etapta 5 bin sözleşmeli er istihdam edilecek.

BEDELLİ GÜNDEME GELEBİLİR

Öte yandan profesyonelleşmesi tamamlanan 5'i Kara Kuvvetlerive 1'i Jandarma Genel Komutanlığı'na ait 6 tugaya ek olarak 2 tugayın daha uzman erbaşlardan oluşan, profesyonel birliklere dönüştürülmesi planlanıyor. Terörle mücadelenin yoğun olduğu Güneydoğu'da şu anda 12 bin profesyonel asker görev yapıyor.

Profesyonelleştirilen tugayların dışında kalan terör bölgesindeki birliklere de acemiliği biten erler hemen gönderilmeyecek. Bu birliklerde ihtiyaç duyulan asker sayısına göre acemi birliklerde görev yapan erlerin eğitimi uzatılabilecek. 4 haftalık eğitim süresine, terör bölgesine gidecekler için bir 4 hafta daha eklenmesi planlanıyor.

Profesyonelleştirme ve sözleşmeli er çalışmasının tamamlanmasıyla asker açığının büyük bir kısmının karşılanması durumunda ise bedelli askerliğin tekrar gündeme gelmesi söz konusu.

Askerî savcılık, 'zannettik' skandalına soruşturma başlattı

Askerî savcılık, 2007'de şehit düşen komando erler Ayhan Demirci ve Servet Yıldırım'ın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.

İki askerin, bir uzman çavuş tarafından 'terörist' zannedilerek vurulduğu ileri sürülmüştü. Ayhan Demirci ve Servet Yıldırım, Şırnak'ta vatani görevlerini yerine getirirken şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. TSK, askerlerin çatışmada hayatını kaybettiğini açıkladı. Ancak olaydan 3 yıl sonra ortaya çıkan bir ihbar mektubu, iki askerin ölümü üzerindeki şüpheleri de artırdı. Mektupta, erlerin terörist zannedilerek taburda görevli uzman çavuş tarafından vurulduğu iddia ediliyordu. İhbar mektubunun medyada yer alması üzerine şehit Ayhan Demirci'nin arkadaşları da harekete geçti. Şehit babası Kamil Demirci'yi arayan şehidin arkadaşları, mektuptaki iddiaların doğru hatta eksik olduğunu söyledi. Bunun üzerine baba Demirci, Diyarbakır Askerî Başsavcılığı'na ulaştırılmak üzere Zonguldak Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgilere göre, askeri savcılık, dilekçeyi işleme koydu ve konuyla ilgili soruşturma başlattı.

Şehitlerin arkadaşlarından İ.G., olayda ciddi ihmalin olduğunu ve tabur komutanları Binbaşı Emin Uğur Özaçık'ın, Uğur Astsubay'ın ikazına rağmen arkadaşlarını ölüme götüren ateş emrini verdiğini söylüyor. İ.G., olaya ilişkin savcılık talimatıyla ifadelerinin alındığını belirtiyor. İ.G. olayı şöyle anlatıyor: "Ayhan ile Servet'in bulunduğu mevzi diğer mevzilerden 5-6 metre aşağı kazıldı. Akşam hava karardığında saat 21.00 civarında mevzilerin gerisinde gözetleme yapmakla görevlendirilen Uzman Jandarma Çavuş Serdar Kaplan görüntü aldığını söyledi. Bunun üzerine tabur komutanı Binbaşı Emin Uğur Özaçık telsizden ateş emir verdi. Telsizden dinlenen bu konuşmaya mevzileri kontrol eden komutanlardan biri müdahale ederek Binbaşı Özaçık'a 'Komutanım görüntü alınan bölgede bizim askerimiz olabilir. İsterseniz kontrol edelim.' diye cevap verdi. Bunun üzerine Binbaşı Özaçık, 'Burada emirleri sen mi vereceksin, ben mi?' diye çıkışarak Uzman Çavuş Kaplan'a emri tekrarlayarak ateş etmesini söyledi." Talimat yoluyla aynı timde bulunan R.G., M.K., Ü.A.'nın da ifadelerinin alındığı öğrenildi.

Balyoz'da 40 General Tutuklandı

İkinci 'Balyoz Darbe Planı' davası kapsamında haklarında yakalama kararı çıkarılan 8 kişiden 6'sı tutuklandı.
Yakalama emri yüzlerine okunarak cezaevine gönderilen 6 kişiden 5'i 'general'. Böylece birinci ve ikinci Balyoz davaları kapsamında tutuklanan general sayısı 40'a ulaşmış oldu.
İkinci 'Balyoz Darbe Planı' davasında haklarında yakalama kararı çıkarılan 8 kişiden aralarında Korgeneral Turgut Atman'ın da olduğu 6'sı tutuklandı. Sanıkların yakalama kararına yaptıkları itiraz ise üst mahkeme tarafından reddedildi.
Son tutuklamalarla birlikte ikinci Balyoz Davası kapsamındaki tutuklu sayısı 21'e yükselmiş oldu. Birinci ve ikinci Balyoz davaları kapsamında tutuklanarak Hasdal Cezaevi'ne gönderilen general sayısı ise 40'ı buldu.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci Balyoz iddianamesinin mahkemece kabul edilmesiyle, Korgeneral Turgut Atman, Tümgeneral Güngör Nedim Kurubaş, Tümgeneral Beyazıt Karataş, Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul, Tümgeneral Bülent Kocababuç, Tuğgeneral Mehmet Eldem ve Tuğgeneral Mustafa Erhan Pamuk ve Albay Mehmet Örgen hakkında yakalama kararı çıkarmıştı.
 
SUÇLAMALARI 'ENTERESAN' BULDULAR

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan sanıklardan Tümgeneral Bülent Kocababuç, "Eskişehir'de ele geçirildiği iddia edilen bir dijital veride ismim geçiyor. Bunun dışında hiçbir yerde adım geçmiyor. Bu bana enteresan geliyor" diye konuştu. Albay Mehmet Örgen ise adının geçtiği iddia edilen belgenin hazırlandığı tarihte Amerika'da NATO görevinde olduğunu söyledi.
Belgelerde isminin yer almasını 'iftira' olarak niteleyen Tuğgeneral Mehmet Eldem de "Belgeleri gönderdiğim iddia edilen tarihte İngiltere'deydim" dedi.
Tuğgeneral Mustafa Erhan Pamuk da ifadesinde, "Devletin bana gösterdiği hizmetin karşılığında hiçbir şekilde devlete karşı hukuksuz bir faaliyette bulunmadım" diye konuşurken, Tümgeneral Güngör Nedim Kurubaş ise kendisini sanık veya şüpheli olarak görmediğini belirtti. "Kaynağı bilinmeyen muhbirler tarafından birtakım dijital verilerle ve altına adım yazılmış sayfalarla suçlanıyorum" diyen Korgeneral Turgut Atman ise mahkemeden 'hassasiyet' istedi. Akman "40 yıldır hizmet eden biri olarak düşürüldüğüm durum acı" dedi. İfadeleri sonrası yakalama emirleri yüzlerine okunan 6 şüpheli tutuklanarak Hasdal Cezaevi'ne gönderildi. Haklarında yakalama kararı bulunan Tümgeneral Beyazıt Karataş ve Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul ise henüz adliyeye gelmedi. Karataş'ın rahatsızlandığı, Ertuğrul'un ise yurtdışında görevde olduğu belirtildi.

Hakkari'de 2 Asker Şehit Oldu

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 2 uzman çavuş, silahlı saldırıda şehit oldu...
Sözde ateşkes sürecinde olan terör örgütü PKK'nın yaptığı hain saldırı sonucu 2 uzman çavuş, Hakkari'nin Yüksekova kırsalında şehit düştü...

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Büyükanıt'ın o madalyası kayıp!

2008 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevini bırakırken, AKP Hükümeti tarafından verilen 'Devlet Şeref Madalyası'nı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün elinden alan Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın resmi biyografisinde bu madalya yer almıyor.

Sözkonusu madalyanın 2010 yılında Genelkurmay Başkanlığı koltuğundan ayrılan Orgeneral İlker Başbuğ'a verilmemesi tartışma yaratmıştı.

Devlet Şeref Madalyası alan eski Genelkurmay Başkanları, Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Orgeneral Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesindeki özgeçmişlerinde ise bu madalyaya Büyükanıt'ın aksine yer veriliyor. Büyükanıt'ın özgeçmişinde aldığı madalyalar şöyle sıralanıyor:"Büyükanıt, TSK Şeref Madalyası, TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, İtalya Şeref Nişanı, ABD Liyakat Madalyası, Pakistan İmtiyaz Nişanı ve Kore Cumhuriyeti Tongil Liyakat Madalyası sahibidir."

Büyükanıt'a Devlet Şeref Madalyası'nın Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe'de yaptığı görüşme nedeniyle verildiği ileri sürülüyordu.

İlk kez 28 Şubat sürecinde verildi

Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanının onayıyla verilen madalya, ilk olarak 28 Şubat sürecinde Karadayı'ya verildi. Daha sonra ise Kıvrıkoğlu ve Özkök bu madalyayı aldı.

Büyükanıt'ın madalyasını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tevdi etmişti. Madalya ve Nişanlar Kanunu'na göre devlet şeref madalyası, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bekâsı, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurtiçinde veya yurtdışında üstün yararlılık gösteren Türk ve yabancı uyruklu kişilere" veriliyor.

Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın madalyasını dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel takmıştı. Bu ödülü alan ikinci isim 9. Cumhurbaşkanı Demirel oldu. Demirel'in madalyası 16 Haziran 2000 yılında 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından verildi. Cumhurbaşkanlığı görevini Abdullah Gül'e devreden 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e ise bu madalya verilmedi.

Orgeneral Başbuğ, görevini devrederken, gazetecilerin, önceki devir teslim törenlerinde genelkurmay başkanlarına devlet şeref madalyası verildiğini ancak kendisine verilmediğinin anımsatılması üzerine, "Beni hiç ilgilendiren bir konu değil şu anda" yanıtını vermişti.

İKİNCİ ''BALYOZ PLANI'' DAVASI

         -HAKLARINDA YAKALAMA EMRİ ÇIKARTILAN 8 KİŞİDEN
         6'SI HAKKINDAKİ YAKALAMA EMRİ YÜZLERİNE KARŞI
         OKUNARAK TUTUKLANDI
       

        İkinci ''Balyoz Planı'' davası kapsamında 
 haklarında yakalama emri çıkartılan 8 kişiden 6'sı hakkındaki yakalama emri 
 yüzlerine karşı okunarak tutuklandı.
         İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan Korgeneral 
 Turgut Atman, Tümgeneral Nedim Güngör Kurubaş, Tümgeneral Bülent Kocababuç, 
 Tuğgeneral Mehmet Eldem, Tuğgeneral Mustafa Erhan Pamuk ve Albay Mehmet Örgen 
 yakalama emrine karşı diyeceklerini sordu.
         Mahkeme heyeti, sanıkları, haklarındaki yakalama emirlerini yüzlerine 
 karşı okuyarak tutukladı.

İsrail'in denizaltıları / Fikret Ertan


İsrail hava kuvvetlerinin bölgenin en güçlü, en gelişmiş hava kuvveti olduğu herkesin malumu.
Bu kuvvet kafasına estiği zaman hem bölge ülkeleri ve hem de bölgeye uzak ülkelere operasyon yapabiliyor. Üstelik bunları yaparken karşısına hiç kimse çıkamıyor. Bu husus birçok vakanın ortaya koyduğu bir husus. Utandırmamak için bu konuda fazla bir şey söylemiyoruz bugün.
Kara kuvvetleri bakımından da İsrail dikkate alınması gereken bir ülke. Bu konu da yaşanmış vakalarla biliniyor.

Deniz kuvvetleri, ya da donanması bakımından İsrail hava ve kara kuvvetlerine göre nispeten zayıf ve sınırlı bir kuvvet olarak görülebilir. Zaten İsrail de bunu biliyor; ancak gelişen yeni tehditleri göz önüne alarak donanmasını güçlendirmek için büyük çabalar da sarf ediyor. Bu çerçevede özellikle denizaltı kuvvetini daha da güçlendirmek, mevcut denizaltı sayısını artırmak için bilinen ve bilinmeyen hamleler yapıyor. Bu konuda da en çok Almanya'ya güveniyor, dayanıyor.

Nitekim, Almanya ile altıncı denizaltı bağlantısını gerçekleştirmek için kapalı kapılar ardında görüşmeler, pazarlıklar yapıyor halen. Esasen Almanya bugün İsrail'in elinde bulunan Dolphin sınıfı 3 denizaltıyı sağlayan ülke. Bunlar 1991 Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra tarafların yaptıkları bir özel anlaşmayla sağlanmış, maliyetlerinin büyük kısmı da Alman maliyesi tarafından karşılanmıştı. Bu anlaşmada da en önemli rolü zamanın Almanya Başbakanı Gerhard Schröder oynamıştı.

Dolphinler 21. yüzyılın en ileri, en gelişmiş klasik denizaltıları olarak temayüz etmiş bulunuyorlar. Dizel-elektrik sistemle çalışan bu denizaltılar pek çok özelliğe sahipler. Bunlar kısaca şöyle: Menzilleri aşağı yukarı 4500 deniz mili; Alman 212/214 tip denizaltıların dizayn ve özelliklerine sahipler; esasta düşman deniz hedeflerini imha etmek, keşif ve gözlem faaliyetleri yapmak ve özel kuvvetleri istenilen kara hedeflerine denizden çıkarmak için dizayn edilip imal edilmişler; 35 kişilik mürettebata sahip, üslerinden uzakta iki ay kadar kendi imkânlarıyla görev yapabiliyorlar; silah olarak torpil ve bu torpillerin 10 adet olan fırlatma kanallarından atılabilen Amerikan yapımı RGMF Harpoon (Zıpkın) adlı deniz hedeflerine karşı kullanılabilen füzeler atabiliyorlar. İsrail'in bu füzelerin menzillerini ya artırdığı ya da bunların yerine özel cruise (seyir) füzelerini denizaltılarına monte ettiği böylece hem ateş gücü ve hem de menzil olarak üstün bir konuma ulaştığı çoktandır söyleniyor. Üstelik İsrail'in bu füzelere nükleer yetenek de kazandırdığı da kuvvetle muhtemel. Kısacası, Dolphinler İsrail'in nükleer füzelerle donatılı özel denizaltıları olarak da nitelenebilir. Başka bir deyişle, Dolphinler İsrail'in ikinci nükleer vurucu gücü olarak da görülebilirler. Birinci vurucu güç, malum İsrail'in hava esaslı nükleer gücü. Bu güç, ya savaş uçaklarıyla ya da balistik füzelerle kullanılabilecek önemli bir güç.

Almanya'nın sağladığı Dolphinler de dediğimiz gibi 'ikinci vurucu güç' oluyor ve yerlerinin tespiti neredeyse imkânsız olduğu için muhtemelen hava vurucu gücünden daha etkili ve caydırıcı olarak değerlendirilmeleri de elbette mümkün.

Nitekim bu yüzden mesela donanma eski komutanlarından Amiral Avraham Botzer gibileri İsrail'in artık hava kuvvetlerinden ziyade nihai vurucu kuvvet olarak denizaltılara daha çok yatırım yapmasını tavsiye ediyor. Botzer bugünlerde medyada çıkan demeçlerinde bunu hararetle savunuyor.
Bugün sadece 3 adet olan Dolphinler muhtemelen önümüzdeki yıl 5'e çıkacak; zira 2 Dolphin Alman tersanelerinde inşa halinde bulunuyorlar. Böylece İsrail önümüzdeki yıl 5 denizaltıya sahip olacak.
Esasen mevcut denizaltılar zaman zaman Basra Körfezi'ne kadar gidip İran üzerinde baskı da kuruyorlar, İran'a mesaj veriyorlar. İran da zaten bugün devam eden deniz tatbikatlarını en çok İsrail ve Amerikan deniz tehditlerini düşünerek icra ediyor.

İsrail'in denizaltıları bugünlerde herhalde sayısı azalan Akdeniz'de 2. Özgürlük Filosu'nu da bekliyorlar. Filoyla muhtemel karşılaşmada ne yapacaklar, bilmiyoruz; ancak bugün sadece 3 adet olmasına rağmen İsrail'in denizaltıları kendilerine göre iyi bir iş yapıyorlar. Bunları söylerken bazılarının bana İsrail propagandasını yaptığımı söyleyeceklerini elbette biliyorum. Yeri gelmişken söyleyeyim, biz hiç kimsenin propagandasını yapmayız; biz sadece gerçekleri yazmaya, kamuoyunu elimizden geldiği kadar bilgilendirmeye çalışırız. Bugünlerde şu veya bu şekilde gündeme gelen İsrail donanmasını ve de denizaltılarını da sadece bu amaçlarla ele aldık, o kadar..

Balyoz'da yakalama çıkan paşalar adliyede

İkinci Baloz davasında haklarında yakalama kararı çıkarılan generaller adliyeye getirildi.

İddianamenin kabulü ile birlikte Korgeneral Turgut Atman, Tümgeneral Güngör Nedim Kurubaş, Tümgeneral Beyazıt Karataş, Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğul, Tümgeneral Bülent Kocababuç Tuğgeneral Mehmet Eldem ve Tuğgeneral Mustafa Erhan Pamuk ve Albay Mehmet Örgen hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Yakalama kararı çıkarılan askerler Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Askeriyeye ait sivil bir minibüsle getirilen askerlerin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklama kararlarının yüzlerine okunması bekleniyor.

Nöbet tutan er intihar etti


Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı'nda vatani görevini yapan er Musa Ertürk, nöbeti sırasında silahıyla intihar etti.
Bigadiç İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Yağcılar Köyü Jandarma Karakolu'nda görev yapan er Musa Ertürk, karakolun önündeki kulübede nöbet tuttuğu sırada silahıyla başına ateş ederek yaşamına son verdi.
Kulübeden silah sesi gelmesi üzerine olay yerine giden askerler tarafından bulunan Ertürk'ün cesedi, otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

ABİSİ DE İNTİHAR ETMİŞ

Beş aylık asker olduğu bildirilen Musa Ertürk'ün, yaklaşık 1.5 yıl önce ağabeyinin de intihar ettiği ve bu nedenle uzun süredir psikolojik tedavi gördüğü belirtildi.

Ertürk'ün cenazesinin Manisa'da toprağa verileceği bildirildi.

Jandarma gidiyor Başbakanlık geliyor!

Jandarma Genel Komutanlığı Ankara merkezdeki binasından kent dışına taşınıyor

Jandarma gidiyor Başbakanlık geliyor!



Başkentin kalbi Kızılay ve çevresinde yer alan Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın merkezden çıkarılarak kent dışına konumlandırılmasına yönelik çalışmalar başlıyor. Jandarma Genel Komutanlığı Beştepe’deki Atatürk Orman Çiftliği manzaralı karargâhını boşaltarak İncek’e, Jandarma Okullar Komutanlığı’na taşınıyor.

Geniş bir koruluğu da bulunan Beştepe’deki alana ise Başbakanlık talip oldu. Beştepe’ye inşa edilecek yerleşke ile Başbakanlık da sosyal tesisleri ile birlikte kent merkezinden daha kullanışlı bir alana taşınmış olacak. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay bölgeye ilişkin bir proje taslağı olduğunu doğruladı. Projeye ilişkin bir çalışmanın başlatılması için izin yazılarının çıktığını belirten Günay, “Bugüne kadar bize talep gelmedi ancak biliyorum ve sanıyorum bize bir talep gelecek” dedi.

Milli piyade tüfeği hazır

Yaklaşık 3.5 yıl üzerinde çalışarak geliştirdiği milli piyade tüfeğinin üretimine başlandı
Milli piyade tüfeği hazır Milli piyade tüfeğinin ilk 50 adetlik prototipi, 4 ay içinde hazır olacak. Proje kapsamında Temmuz 2012’ye kadar toplam 200 adet prototip piyade tüfeği üretilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki çeşitli birliklere dağıtılacak prototip tüfekler, profesyonel askerlerce test edildikten sonra seri şekilde üretilecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin piyade tüfeği ihtiyacının karşılanması amacıyla 22 Ocak 2009’da Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile sözleşme imzalayan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), alt yüklenici Kalekalıp firmasıyla birlikte çalışmalarını hızlandırdı. Tüfeğin tasarımının karara bağlanmasının ardından 50 adetlik prototip üretimine geçildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın taktik ve teknik istekleri doğrultusunda geliştirilen milli piyade tüfeğinin ilk etapta 3 farklı versiyonu tasarlandı.

Yapılan testlerin ve değerlendirmelerin ardından 3 konfigürasyon prototipi teke düşürüldü ve çalışmalar tek model üzerinde yürütülmeye başlandı.

Tasarım ve doğrulama testlerinin yapılacağı ilk 50 adetlik prototip tüfek, Ekim 2011’de hazır olacak. Proje kapsamında toplam 200 adet prototip üretiminin ise Temmuz 2012 tarihinde tamamlanması planlanıyor. Projeye göre bu prototip tüfekler, geri bildirim almak üzere TSK’da çeşitli birliklere dağıtılacak. Profesyonel askerler tarafından çeşitli hava ve arazi koşullarında (aşırı sıcak, aşırı soğuk, tozlu, ıslak ortamlar) bir süre kullanılacak olan milli piyade tüfekleri, askerlerden gelen öneri ve değerlendirmelerin ardından seri şekilde üretilecek.

Dakikada 650 atış

Türk ordusu tarafından kullanılan G3’lerin yerini alması planlanan modern piyade tüfeği, dünya ordularının envanterinde bulunan son nesil piyade tüfeklerinin üstün özelliklerini bünyesinde topladı. Buna göre milli piyade tüfeğinin ağırlığı şarjörsüz 4.3 kilogram. Fişek kapasitesi 20 adet, boyu 920 mm, namlu ömrü en az 10 bin atım olan milli piyade tüfeği, dakikada 650 atış yapabiliyor.

Bingöl'de saldırı: 1 asker şehit!

Bingöl'de PKK'lı teröristlerin jandarma karakoluna inşaat malzemesi taşıyan kamyonete saldırdı. 1 asker şehit oldu, 1 rütbeli asker ile araç sürücüsü de yaralandı.
Bingöl'ün Genç ilçesinde yapımı devam eden Suveren Jandarma Karakoluna kamyonetle inşaat malzemesi taşıyan araca teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi.

Saldırıda araçta bulunan Yozgat Yerköy nüfusuna kayıtlı onbaşı Deniz Bacanak ağır, bir rütbeli asker ile araç sürücüsü N.B. yaralandı.

Askeri helikopterle Elazığ Askeri Hastanesine kaldırılan Deniz Bacanak'ın şehit oldu.

Saldırıyı düzenleyen terör örgütü üyelerinin yakalanması için bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

BAŞBAKAN, GENELKURMAY BAŞKANI'NA BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl'de bir askerin şehit olması sebebiyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e başsağlığı diledi.

Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Erdoğan'ın, Bingöl'de teröristlerin saldırısı sonucu bir askerin şehit olması nedeniyle Orgeneral Koşaner'e bir başsağlığı mesajı göndererek, üzüntülerini bildirdiği belirtildi.

Başbakan Erdoğan'ın mesajında, aynı saldırıda yaralanan asker için de acil şifalar dilediği ifade edildi.

Komutanlar tam kadro katıldı

Komutanlar tam kadro Alan’ın damadını uğurladı
Komutanlar tam kadro katıldı Bordo-Bereli Albay Yılmaz Çetin’in cenazesine komutanlar tam kadro katıldı. Törende cezaevinde olan ve Çetin’i oğlu gibi seven kayınpederi Engin Alan’ın çelengi alışılmışın dışında en ön sıraya alındı...

 MHP’den İstanbul Milletvekili seçilen ve halen tutuklu olan emekli Korgeneral Engin Alan’ın damadı Yılmaz Çetin’in dün yapılan cenaze törenine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, kuvvet komutanları ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. Emekli Albay Yılmaz Çetin’in cenaze namazı, Kocatepe Cami’nde öğle namazına müteakip kılındı. Törende cezaevinde bulunan Engin Alan tarafından gönderilen çelenk, cenaze namazının olduğu alana getirildi. Korkut Eken, askerlere seslenerek, Çetin’in tabutunun yanına Alan’ın çelenginin getirilmesini istedi.

Bölükbaşı, Bahçeli’yi bekledi

Deniz Bölükbaşı, cenazeye önceden gelerek Bahçeli’yi bekledi. Engin Alan’ın aile dostu olan Bölükbaşı, Bahçeli gelince yanına giderek kendisi ile tokalaştı. Bahçeli de Bölükbaşı’na gülümseyerek, selam verdi. Bahçeli bir süre Hurşit Tolon ile de sohbet etti. Aileye taziye dileklerini ileten Bahçeli daha sonra Çetin’in naaşının bulunduğu yere gelerek dua etti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner ve kuvvet komutanları, Çetin’in cami avlusundaki yakınlarına taziyelerini sundu. Taziyeleri, Yılmaz Çetin’in eşi Pelin Çetin, oğlu Aytun Çetin, Engin Alan’ın eşi Nevin Alan ve aile mensupları kabul etti. Yılmaz Çetin’in annesi Melahat Çetin’in zorlukla ayakta durduğu görüldü.
Öğle namazının ardından Çetin için cenaze namazı kılındı. Bir süre askerlerin omuzunda taşınan Çetin’in Türk bayrağına sarılı naaşı top arabasına konuldu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner, diğer kuvvet komutanları ile törene katılan subay ve astsubaylar önlerinden askerlerin omuzlarında geçirilen naaşı askeri selamla uğurladı.
Yılmaz Çetin’in cenazesi daha sonra Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Alan cezaevinde, hastanede tedavi gören 48 yaşındaki damadının yanında olmadığı için çok üzüldüğünü açıklamıştı. Alan ailesi, “İzin verilmez” gerekçesiyle, emekli korgeneral için Bakanlıktan izin talebinde bulunmadığı belirtildi.

Silah arkadaşı damadı oldu

48 yaşında yaşamını yitiren Yılmaz Çetin, Amasya Taşova doğumlu. Çetin 4 yaşındayken Astsubay olan babası şehit düştü. Meslek konusunda babasının izinden giden Çetin, Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Buradan mezun olduktan sonra 1984 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirdi. Uzun yıllar terörle mücadelede önemli görevler üstlenen, Çetin, “bordo bereli” olarak da adlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan Albay rütbesinde emekliye ayrıldı. Engin Alan ile “silah arkadaşı” olan Albay Çetin, Pelin Alan ile evlenince, çok sevdiği komutanı ile aralarındaki ast-üst ilişkisi, baba-oğul ilişkisiyle sürdü.

KİMLER KATILDI?

Cenaze törenine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Erdal Ceylanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Uğur Yiğit, Jandarma Genel Komutanı Org. Necdet Özel, Ergenekon sanığı emekli Org. Hurşit Tolon, eski MİT görevlisi Korkut Eken, İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, MHP genel başkan yardımcıları Semih Yalçın ve Emin Haluk Ayhan ile kaset skandalının ardından partisinden istifa eden Deniz Bölükbaşı da katıldı.