1 Kasım 2010 Pazartesi

Referandumdan resepsiyona bu inat niye / Nevzat Tarhan

Başörtüsü kelimesi yerine türban kelimesini ısrarla ve vurguyla kullananların kozmik odalarda ikinci gizli bölümde ismi olan ve askeri harekat planlarında özel emir almayı bekleyen siviller olma ihtimali ne kadar?

İnatçı olanlar başını örtenler mi, başörtülüleri yok sayanlar mı? Kararı siz veriniz ama Türkiye’ye zarar veren bir süreç yaşıyoruz.

Türban kelimesini kullanmayacağım çünkü o kelimenin 1995’te 5nci Kolordu’da görevliyken istihbarat başkanının bana gösterdiği resmi yazı tecrübem var. O gün Genelkurmayın Psikolojik Harekat kaynaklı emrinde çizimlerle ‘Tavşan kulağı’ örtüsünü “Başörtüsü”, iğnelerle yapılan başörtüsünü “Türban” olarak tanımlandığını çok iyi biliyorum. O tarihlerde türban kelimesi çok bilinmiyordu. Ancak basındaki iyi çocukların iyi çalışması sonucu psikolojik harekat amacına ulaştı. İğneli başörtüsü modeli iç tehdit modeli olarak yaygınlaştı. Yani psikolojik hareket başarıya ulaşmıştı.

Başörtüsü kelimesi yerine türban kelimesini ısrarla ve vurgu ile kullananların kozmik odalarda ikinci gizli bölümde ismi olan ve askeri harekat planlarında özel emir almayı bekleyen siviller olma ihtimali çok yüksektir. Halen bu emrin kaldırılmadığını varsayarsak yaşananlar yerli yerine oturur.

Başını örtenler inatçı değiller çünkü inançlarının gereğini yapıyorlar.

Bir gün başörtülü olduğu için eczanede evrak imzası gerektiğinde “Abla parmağını bas” muamelesi gören, toplum baskısı sonucu “cahiller başını örter” algısının acısını yaşayan bir hanımın hatırasını dinlemiştim. Üniversite mezunu bu genç hanımı bir modern görünümlü bayan “Siz İran’dan 300’er dolar alıyorsunuz” diye suçluyor.

Onun verdiği cevap tam damardandı. ”Eğer Allah’ın emri olmasaydı 300 dolar değil 10 bin dolarda verseniz örtmezdim, örttüğüm için yaşadığım sıkıntıyı biliyor musun?” cevabıydı.
Bence Hayrünnisa Gül veya Emine Erdoğan hanımefendiler de bir çok bürokrat eşi gibi zaman zaman “Allahın emrinin ağırlığını” hissedip eşlerini nasıl zor durumda bıraktıklarını düşünmüşlerdir.

Fakat olaylara sadece siyasi ve ideolojik ön yargı gözlüğü ile bakanlar bunu anlayamıyorlar. Başörtüsüne büyük siyası anlam yüklendi. “Siyasi simge” iddiası ciddi bir iddia içinde güvensizlik ve tehdit anlamı var.

Hukukta “Suçun ve cezanın kanuniliği” ve “İspat külfeti müddeiye aittir ” ilkeleri var.

Eğer başörtüsü siyasi simge olsa idi yasaların hüküm maddesi ile tanımlanırdı ve ceza belirlenirdi. Böyle bir hüküm maddesi olmadığı gibi , Türkiye nüfusunun çoğunu düşman olarak tanımlayacak ve zan altında bırakacak belirsizlik ortaya çıktı.

Başörtüsünün siyasi simge olduğuna dair kanıt sadece “Ben bu amaçla örtüyorum” beyanı olabilir. Böyle bir beyan varsa onlar takip altına alınabilir. Kamu düzenini bozan eylemleri varsa gereken yapılır. Yanlış bile olsa düşüncesinden ve inancından insanları mahkum etmek ortaçağ zihniyetidir.

Genelkurmay Başkanlığı referandum sonrası yeni duruma eski tutumla karşılık verdi.

Cumhurbaşkanlığı köşkünde 29 EKİM 2010 Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna tam kadro katılmama kararı aldı ve alternatif resepsiyon yaptı. Ayrıca genelge yayınlayıp tesettürlü protokol durumlarında temas etmeden uzaklaşma krokisi verildi.

Şu anda Jandarmanın herkesi fişlediğinden kimsenin şüphesi olmasın.
Şu anda alternatif siyasi koalisyon oluşması için neler yapılacağı ile ilgili bilgi notları yazıldığından kimsenin şüphesi olmasın.
Şu anda kaos ve istikrarsızlık oluşturmak için JİTEM ve BÇG gibi yapıların emir komuta zinciri dışında harıl harıl çalıştıklarından kimsenin kuşkusu olmasın.

Neden çünkü adamlar tesettürlü birisini gördüklerinde “kategorize bir nefret” hissediyorlar, ellerinde değil.
Neden çünkü adamlar tesettürlü insanları iç düşman olarak görüyorlar menfaatleri onu gerektiriyor.
Neden çünkü adamların “Sen kimsin ki?” dediği ve küçük gördüğü kişiler iktidara geldiler her alanda kaliteyi temsil etmeye başladılar.
Neden çünkü her şeye siyasi ve ideolojik gözlükle bakıyorlar ve sosyolojik değişimi göremiyorlar.
Neden çünkü derin komiteler saf Generallerimizi “İran tipi rejim” korkusu ile kullanıyorlar.
Neden çünkü “Türkiye’de İran tipi bir rejimi kabule hazır toplum var mı?” dediğimizde evet cevabı veremiyorlar.
Neden çünkü “AB yolundaki bir Türkiye’de İran tipi dini bir faşizm ihtimali mi daha yüksek yoksa Hitler tipi ırkçı faşizm ihtimali mi yüksek?” sorusuna iddialarına uygun cevap veremiyorlar.

Mamafih halk arasında “Köprü yöntemi” ile çözülen sorun devlette de çözülecek. ABD ‘e zenci beyaz sorunu ve eşcinsellere yönelik homofobi sorunu böyle çözüldü.

Birbirlerini tanıyan gruplar ve insanlar önyargılarını ve varsayımlarını yavaş yavaş değiştiriyorlardı. Çünkü diyalog sonrası oluşan “psikolojik köprüler” gerilimi gideriyordu.
Bunun için diyalogu kopartan bloklaşmaya, devletin iki başlı olduğu ve kamu düzeni bozuluyor algısına sebep olan davranışlardan kaçmaya devam etmek gerekir.

Özetle formül; bilimin öngörüsüne uygun olarak ‘bedeli ne olursa olsun’ daha çok diyalog daha az önyargı.

İstanbul Semalarında Gizemli Uçuş

5 jet Beyoğlu ve Beşiktaş ilçelerinin üzerinde turladı. Uçuş sebebi öğrenilemeyen 5 jetin yolculuğu yaklaşık yarım saat sürdü.

İstanbul üzerinde sabah saatlerinde geçen ve paniğe neden olan askeri jet uçaklarının Kadıköy üzerinde planlı fotoğraf çekimi yaptıkları ortaya çıktı.

Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan kalkan ve 113. Filo'ya ait üç RF-4E tipi keşif uçağı Karadeniz üzerinden Zekeriyaköy-Maslak-Taksim hattını izleyerek Kadıköy üzerine geldi. Kısa bir süre Kadıköy üzerinde uçan RF-4'ler, burunlarında taşıdıkları özel kameralar ile fotoğraf çekimi gerçekleştirdi. Jetler daha sonra Eskişehir'e geri döndü. Fotoğraf çekimi nedeniyle İstanbulAtatürkHavalimanı'ndaki Hava Trafik Kontrol Merkezi'ne haber verildiği, uçuşun planlı olduğu öğrenildi.

Uçuş sırasında bölgede uçan sivil bir helikopter olduğu görülürken, bu helikopterin planlı olarak İstanbul Levent-Bursa arasında uçtuğu öğrenildi.

Peki 30 Ağustos’ta ne olacak? / Fatih Çekirge

ASKERLER 29 Ekim’de Cumhurbaşkanı Gül’ün davetine gitmediler.
Yani Başkomutan’ın davetine...
Gerekçeyi herkes biliyor:
- Bu defa Cumhurbaşkanı eşli davet etti. Ve eşi Hayrünnisa Hanım başörtülü.
Peki şimdi soralım:
- Bu garip kaçış ne kadar sürebilir?
- Önümüzde 30 Ağustos var. Ahmet Necdet Sezer hipodruma eşiyle gidiyordu. Gül artık eşli davet yaptığına göre Zafer Bayramı törenlerine eşiyle gidebilir. Bu durumda asker o selamlamaya katılmayacak mı?
- Ya da tören kıtaları protokol balkonunun önünden geçmeyecek mi?

İşte bu soru şimdi daha da büyüyor.

Bu yüzden diyorum ki;

Asker bu “kaç göç oyunu”nu artık bırakmalıdır.

Eğer demokrasiye ve halkın iradesine inanıyorsak, seçilmiş cumhurbaşkanına gerekli saygıyı göstermeliyiz.
Çünkü bu halk, bu saçma “körebe” yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve özgür görüntüsünü hak etmektedir.

Milli Coşku doruğa çıktı

Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşunun 87’inci yıldönümü Doğu Anadolu Bölgesi illerinde, milli coşku ve gururla kutlandı. Bölgedeki törenlere halk yoğun ilgi gösterdi. Kutlamalar kapsamında, geçit törenleri, paneller, bando konserleri ve Cumhuriyet koşuları gerçekleştirildi.

//BİNGÖL’DE MİLLİ COŞKU
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta olduğu gibi Bingöl'de de coşkuyla kutlandı.
Bingöl Valiliği önünde bulunan Atatürk Anıtı'na çelenk konulması ile başlayan kutlamalar Bingöl Şehir Stadyumu'nda devam etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan kutlamalarda öğrenciler tarafından şiirler okundu. Kutlamada günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapan Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, seçme ve seçilme hakkı gibi büyük bir nimet varken silah zoruyla halkı sindirmeye çalışan gruplara tepki gösterdi.

//BÖLÜCÜLERE TEPKİ
Terör örgütü PKK'nın 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda köylüleri tehdit ettiğini belirten Vali İrfan Balkanlıoğlu, bu tür girişimlerin demokrasiye büyük zarar verdiğini söyledi. Vali Balkanlıoğlu, "Dünya haritası incelendiğinde en stratejik konumda bulunan yurdumuzun coğrafyası sürekli işgallere sahne olmuş, herkesin iştahını kabartmıştır. Osmanlı İmparatorluğu kurulduğundan sonra kısa sürede dünyanın süper gücü haline gelmiş. Ancak zamanla gerilemeye başlamıştır. Bu dönemde elinde tuttuğu coğrafi bölge herkesin iştahını kabartmıştır. Osmanlı İmparatorluğu yeterince savunma gücünü oluşturamadığı için 1699 yılından itibaren toprak kaybı başlamıştır. En son Anadolu'nun tamamına yakını 1. Dünya Savaşı'ndan sonra işgal edilmiştir. Bu yokluklarda bile büyük bir kahramanlıkla Atatürk önderliğindeki ordumuz ve milletimiz Kurtuluş Savaşı'nı kazanmış, devletimizin şu anki coğrafyasını ebedi Türk yurdu olarak bizlere bırakmıştır. Ülkenin değişik vilayetlerinden gelerek TBMM çatısı altında toplananlar cumhuriyeti ilan etti. “dedi.

//ÖDÜL TÖRENİ
Konuşmanın ardından Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla ilk ve ortaöğretim okullarında düzenlenen şiir, resim ve kompozisyon yarışmaları ile spor müsabakalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Coşkuyla kutlanan Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri tören geçidi ile son buldu.

//BAKAN YILMAZ KUTLAMALARA KATILDI
Bingöl Şehir Stadyumu'nda gerçekleşen kutlamalara Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Bingöl milletvekilleri Yusuf Coşkun ve Kazım Ataoğlu, Bingöl 49. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Hakkı Öner, Belediye Başkanı Serdar Atalay, AK Parti İl Başkanı Cevdet Çalbay, kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

//BİTLİS'TE CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI
Cumhuriyetin kuruluşunun 87'nci yılı Bitlis'te de düzenlenen törenlerle kutlandı.

Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törenler saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Tören, Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, Jandarma Komutanı Albay İhsan Sarı ve Bitlis Belediye Başkan Vekili Celal Erdil'in törene katılan öğrencileri, askeri birlikleri ile vatandaşları selamlayarak bayramlarını kutlamalarıyla devam etti. Günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, bu bayramın vatandaşlık bayramı olduğunu belirtti.

Törene Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz'ın yanı sıra, Jandarma Komutanı Albay İhsan Sarı, Bitlis Belediye Başkan Vekili Celal Erdil, Cumhuriyet Başsavcısı Oğuz Aydın, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Doğru, kamu kurum amirleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

//CUMHURİYET BAYRAMI ARDAHAN'DA COŞKUYLA KUTLANDI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Ardahan'da törenlerle kutlandı.

80. yıl Cumhuriyet Stadyumu'nda yapılan törenlere Vali Mustafa Tekmen, 25. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Küçüktekin, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, daire amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Burada günün anlam ve önemini belirten Konuşmayı Ardahan Valisi Mustafa Tekmen yaptı. Bugünün gururu ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Tekmen, "Bu devleti yıkmak ve birliğimizi bozmak isteyenler olabilir. Bu yüce milleti fitne ve fesat tohumlarını yaşatmak isteyenler olacaktır. Biz uyanık ve akıllı olmak zorundayız. Özellikle sevgili gençler sizlere hitap ediyorum; Cumhuriyet Türk milletine bırakılmış en büyük miras en önemli değerdir. Cumhuriyetimizi sizler koruyacak ve bu yüce milleti hakkettiği yere sizler getireceksiniz. Yüce bir milletin mensubu olduğunuzu asla unutmayın. Sizler doğu ile batı arasında köprü olan kutsal bir vatanın mensubusunuz" dedi.

//ERZURUM EKİBİNİN CİRİT GÖSTERİSİ
Daha sonra öğrencilerin şiir okuması ve halk oyunlarının gösterisi ile devam eden törenler, resmi geçitlerle son buldu. Buradaki kutlamaların ardından Erzurum'dan gelen Altunbulak ve Ortadüzü Cirit Spor Kulüpleri de bir gösteri yaptı. Gösteriyi izleyen Vali Tekmen, "Bu kültüre sahip çıkıp yaşatmak lazım. Bu kültür milletimizin bin yıllık bir kültürüdür" diye konuştu.

//ERZİNCAN’DA CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Erzincan’da çeşitli etkinliklerle kutlandı.Ordu Caddesi’nde düzenlenen geçit töreni renkli görüntülere sahne oldu.Erzincan Valisi Abdulkadir Demir, 3. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Ergüder Toptaş, Belediye Başkanı Yüksel Çakır’ın halkı selamlamasıyla başlayan geçit töreninde Vali Abdulkadir Demir tarafından günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapıldı.

Öğrenciler tarafından şiirlerin okunmasının ardından ilköğretim okulları ve lise öğrencilerinin geçit töreni ile devam eden törende askeri birlikler ve bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait araçların geçiş yaptı. Yağışlı havaya rağmen kutlamalara vatandaşlar büyük ilgi gösterdi

//ÇOCUKLAR ASKERİ BANDO TAKIMINA YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ
Hakkari'de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı düzenlenen törenlerle coşku içinde kutlanırken, çocuklar askeri bando takımına yoğun ilgi gösterdi.Kutlamalar sabah saatlerinde Hakkari Valisi Muammer Türker'in makamında tebrikleri kabul etmesiyle başladı. Daha sonra Şehir Stadyumu'nda alınan geniş güvenlik önlemleri altında kutlamalara devam edildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından; Vali Muammer Türker, Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Levent Köse ve Belediye Başkanı Dr. Fadıl Bedirhanoğlu vatandaşların bayramını kutladı. Vali Muammer Türker'in günün anlam ve önemini belirten konuşmalarının ardından, öğrenciler şiirler okudu. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen değişik sportif etkinliklerde dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesinden sonra geçit töreni ile kutlamalar sona erdi.

//TÜRK ASKERİNE ALKIŞ YAĞMURU
Bu arada stadyumda bulunan kalabalık, askeri geçit törenini ayakta alkışladı. Tören sırasında askerlerin peşine düşen bir grup çocuk da yürüyüş boyunca onlara eşlik etti. Bir ara bando takımının başındaki komutanın majörü çocukların eline vererek bandoyu yönlendirmelerine izin vermesi ise dikkatlerden kaçmadı. Çocuklar, alandan uzaklaşmalarına rağmen uzun süre bando takımına eşlik etti. Askerler de çocuklara yakın ilgi gösterdi.

Etkinlilere Cumhuriyet Başsavcısı Yavuz Yener ve daire amirleri katıldı.

//CUMHURİYET BAYRAMI KARS’TA COŞKUYLA KUTLANDI
Cumhuriyet Bayramı’nın 87. kuruluş yıldönümü bütün yurtta olduğu gibi Kars’ta da törenlerle kutlandı.

Hükümet Konağı önünde yapılan törenlere Vali Ahmet kara, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, 14. Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Salt, KAÜ rektör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Otlu, AK Parti Kars Milletvekilleri Zeki Karabayır, Mahmut Esat Güven, daire amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Törenler Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Vali Ahmet Kara, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş ve Garnizon Komutanı Mete Salt halkın bayramını kutladı.

//KARA’NIN KONUŞMASI
Kars Valisi Ahmet Kara, Cumhuriyetin 87’nci kuruluş yıldönümünü tüm yurtta coşkuyla kutluyoruz. Cumhuriyet Türk milletine bırakılmış en büyük miras ve en önemli bir değerdir. Cumhuriyet, tarihimizin en büyük aydınlanma ve çağdaşlaşma projesidir. Bu projede hedef çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ve uygar uluslar topluluğunun onurlu bir üyesi olarak dünya sahnesinde yerini almaktı” dedi.

//CUMHURİYETİN KAZANIMLARI
Vali Kara; “Bu gelişme ve kalkınmada bizlerin en önemli dayanağı, destekçisi, itici gücü Cumhuriyetin kazanımlarıdır. Cumhuriyet 100. yılına doğru yaklaştıkça gelişen demokrasisiyle, dinamizmiyle ve dünya ile entegre olan ve dünya ile rekabet eden özel sektörüyle, güçlü ordusuyla, komşularıyla sıfır problem anlayışındaki uluslar arası alanda saygınlığı artan ve kabul gören diplomasisiyle çevresine güven ve istikrar yayan ülke konumunu her geçen gün ilerletmektedir” diye konuştu.

Törenler, öğrenciler tarafından Cumhuriyet ile ilgili şiirlerin okunmasıyla devam etti. Cumhuriyet koşusunda dereceye giren öğrencilerin ödüllerini Vali, Belediye Başkanı, Garnizon Komutanı ve Kars Milletvekilleri tarafından verildi.

Hükümet Konağı Önünde yapılan törenler yöresel halk oyunları ve resmi geçit yürüyüşünün ardından sona erdi.Cumhuriyet Bayramı törenine Karslıların yoğun ilgi gösterdiği gözlendi.

Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında akşamda havaii fişek gösterisi yapılacak

//MUŞ'TA CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI

Cumhuriyetin kuruluşunun 87'nci yıldönümü Muş'ta düzenlenen törenlerle kutlandı.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta olduğu gibi Muş'ta da coşku ile kutlandı. Vali Erdoğan Bektaş'ın saat 09.00'da makamında tebrikleri kabul etmesi ile başlayan kutlamalar daha sonra Muş Eğitim Fakültesi önünde devam etti. Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı alana gelen Vali Erdoğan Bektaş, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yavuz Selim Kahveci ve Belediye Başkanı Necmettin Dede, halkı selamlayıp bayramlarını kutladı.

//MİLLİ DİRİLİŞ VE CUMHURİYET
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile bir konuşma yapan Vali Erdoğan Bektaş, Türkiye Cumhuriyeti'nin modern bir devlet olarak kurulduğunu söyledi. Türk Milletinin cumhuriyetin ilanının ardından egemenlik hak ve yetkisini elde ettiğini belirten Bektaş, “Ülkemiz, Atatürk'ün öncülüğünde, meclisimizin rehberliğinde her alanda büyük bir dönüşüm sürecine girmiştir. Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle şunu ifade etmek isterim ki 87 yılda büyük hamleler gerçekleştiren ve önemli başarılara ulaşan Türkiye, geleceğe umutla bakmaktadır. Geçmişten gelen birikimiyle son yıllarda muazzam bir gelişme ivmesi yakalayan ülkemiz, dünyanın saygın ve güçlü bir ülkesi olma yolunda yürüyüşüne kararlılıkla devam etmektedir. Önemli yapısal reformlar gerçekleştiren, demokrasisini olgunlaştıran, insan hak ve hürriyetleri konusunda ciddi mesafe alan Türkiye, memnuniyet verici bir istikrar süreci yakalamıştır” dedi.

//TUNCELİ’DE MİLLİ COŞKU
Türkiye Cumhuriyeti'nin 87. kuruluş yıldönümü Tunceli'de coşkuyla kutlandı.
Tören saat 10.00'da, Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Harun Ocaklı ve Belediye Başkan Vekili Makbule Tolga'nın protokol aracı üzerinde halkın ve öğrencilerin bayramlarını kutlamalarıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ardından öğrenciler, günün anlam ve önemini belirten şiirler okudu. Vali Mustafa Taşkesen'in, günün anlamını ve önemini belirten konuşmasında, Cumhuriyet'in ilanı ile bir zihniyet devrimi gerçekleştirildiğini, bu zihniyet devrimininbilime, akılcılılığa, özgür düşünceye dayalı çağdaş Türkiye'nin mayasını oluşturduğunu ifade ederek, "Cumhuriyet bu toprakları kanlarıyla vatan sıfatına taşıyanları tebaa olmaktan çıkararak yurttaş olma onuruna ulaştırmıştır" dedi. Çeşitli yarışmalarda dereceye giren tüm öğrencilere madalyaları Vali Taşkesen tarafından verildi. Halk oyunları ekiplerinin gösterilerinin ardından yapılan yürüyüşle bayram töreni sona erdi.

//MALATYA'DA CUMHURİYET KONSERİ
Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Malatya'da konser düzenlendi. Sabancı Kültür Merkezi Salonu'nda Cumhuriyet Konseri'ni Musiki Cemiyeti Korosu sundu. 91 Bin Dev Öğrenci İlköğretim Okulu öğrencilerinin şiir dinletisi programı ilgi gördü. Konser sonrasında Vali Ulvi Saran, Musiki Cemiyeti Başkanı Mehmet Tunçyıldırım'a günün anısına bir plaket verdi.

//MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK GÖSTERİSİ
Türkiye Cumhuriyeti'nin 87. kuruluş yıldönümü Malatya'da da coşkuyla kutlandı.

Malatya'da kutlama töreni ilk kez Sümer Park yanında yapıldı. Vali Ulvi Saran, 2. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Taner Büyükkantarcıoğlu, Belediye Başkanı Ahmet Çakır'ın halkın ve törene katılanların bayramını kutlamasıyla başlayan tören İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti. Törene AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, askeri erkan, kamu kurum ve kuruluş yöneticileri, siyasi parti, meslek ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı.

////SARAN MALATYALILARA SESLENDİ
Vali Saran, yaptığı konuşmada,"Bundan 87. yıl önce Türkiye'nin siyasi tarihinde radikal bir dönüşüm noktası olarak yer edinen cumhuriyetin ilanı; yeni bir dönemin başlangıcı olmuş, bugüne kadar geçen süre içinde Türk toplumu, sosyal, ekonomik, idari ve kültürel açıdan gerçekleştirdiği köklü reformlarla önemli gelişme ve ilerlemeler kaydetmiştir. Cumhuriyet hür ve bağımsız yaşama karakterine sahip milletlerin, bu arada Türk milletinin tabiatının en uygun olan idare şeklidir. Zaten cumhuriyetin bir fazilet rejimi olması, birbirinden farklı niteliklere sahip unsurların çoğunluk iradesine bağlı olarak bir arada yaşamasını anlattığı gibi, hür ve bağımsız olmanın gerektirdiği şartları en iyi karşılayabilen bir sistem olduğunu da ifade etmektedir" diye konuştu.

//BANDO EŞLİĞİNDE KORTEJ YÜRÜYÜŞÜ
Malatya Lisesi'nden 2 öğrencinin şiir okumasının ardından 2. Ordu Bölge Bando'sunun eşliğinde kortej yürüyüşü yapıldı. Malatya'daki askeri birliklerin sancaklarının geçişinden sonra askeri birlikler tören yürüyüşü yaptı. Askerler yürüyüş sırasında "Vatan sana canım feda", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Her Türk asker doğar", "Akan kan bayrak için" şeklinde sloganlar attı.

Askeri birliklerin ardından kortejde Malatya Belediyesi mehteran takımı yer aldı. Öğrencilerin toplu halde Türk bayrağı ile yürümesinin ardından çeşitli okulların öğrencileri kortejde yürüyüş yaptı. Malatya Polis Meslek Yüksekokulu öğrencilerinden sonra muharip gaziler, askeri araç üzerinde kortejde yer alarak, protokolü ve Malatyalıları selamladılar. Malatya Kara Havacılık Alay Komutanlığı'ndan ise 8 helikopter tören alanı üzerinde uçuş yaptı. Törende askeri araçlar ile birlikte emniyet ve jandarma araçları da kortejde yer aldı.Kortej yürüyüşü Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin çeşitli meslek dallarını vurgulayan gösterisini yer aldığı TIR'ın geçişiyle sona erdi. TIR üzerindeki esnaf ve sanatkar odaları başkanları törendekilere şeker dağıttı.

//VAN’DAKİ KUTLAMALAR
Cumhuriyetin 87. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Van'da düzenlenen törenler esnasında alçak uçuş yapan Skorsky helikopterler ortalığı toz bulutuna çevirirken, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı ile Barış ve Demokrasi Partili belediye başkanının tokalaşması dikkat çekti.

Törenin yapılacağı Cumhuriyet Caddesi sabahın erken saatlerinde trafiğe kapatılırken, çevrede geniş güvenlik önlemi alındı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Van Valisi Münir Karaloğlu, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Nazım Altıntaş ve Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın halkı selamlaması ile başladı.

//MEYDAN TÜRK BAYRAKLARIYLA DONANDI
Vatandaşlar, çocukları ile birlikte ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak törene destek verdi.

Cumhuriyet'in 87. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde ilköğretim okulları arasında düzenlenen şiir, kompozisyon ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödüllerini; Vali Karaloğlu, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Nazım Altıntaş ve Belediye Başkanı Bekir Kaya verdi. Büyük bir coşku ile kutlanan Cumhuriyet Bayramı, resmi geçit töreni ile son buldu.

//CUMHURİYET CADDESİ KIRMIZI- BEYAZ’A BÜRÜNDÜ
Cumhuriyet’in ilanının 87’nci yıldönümü, Bayburt'ta törenlerle kutlandı. Ellerinde Türk Bayraklarıyla yürüyen öğrenciler, Cumhuriyet Caddesi’ni kırmızı- beyaza bürüdü.
Cumhuriyet Caddesi’ndeki tören Vali Kerem Al, Garnizon Komutanı Muh. Kur. Alb. Faruk Kayadelen ve Belediye Başkanı Hacı Ali Polat’ın halkın bayramını kutlamasıyla başladı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Vali Kerem Al, Cumhuriyet’in Türkiye için sadece bir yönetim şekli ve idari rejim değil aynı zamanda tarihin en kapsamlı çağdaşlaşma hamlesi olduğunu söyledi.

//CUMHURİYET DESTANI
Cumhuriyet’in vatan için siper edilmiş göğüslerin, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla birleşmiş yüreklerin ve bağımsızlık yolunda kenetlenmiş ellerin tarihi olduğunu kaydeden Vali Al, “Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları temel dayanaklardır. Zamanın ruhuna uygun olarak Cumhuriyetimizin gelişim sürecide otoriter modernleşmeden, demokratik çağdaşlaşmaya yerini bırakmaktadır. Artık tarihi korkulardan sıyrılabilmiş, özgüveni artan bir Cumhuriyet idaresinde yaşamaktayız. Artık çoğulculuğu esas alan, katılımcı, insan onurunu diğer tüm değerlerin önünde tutan, hukukun üstünlüğü temeline oturan, her türlü ön yargı ve baskılardan arınmış, değişime açık, toplumun değerleriyle barışık bir devlet anlayışı talep edilmektedir. Çağa hâkim olan ruh ve değer farklılıkları bir çatışma zemini olarak algılamayan, farklı olanı ötekileştirmeyen, ötekileştirdiğini potansiyel tehlike olarak görmeyen, demokrasiyi anlam erozyonuna uğratarak halka sırtını dönmeyen bir devlet anlayışıdır. Bu itibarla Cumhuriyet ancak, halkla birlikte yaşanır ve yaşatılır ve Cumhuriyet’i kurma ideasının yolu da bireyleri ve toplumları modelleyerek değişime zorlamak değil, onların irade ve özgürlüklerini güvence altına almaktan geçmektedir” diye konuştu.

Öğrencilerin okuduğu şiirlerle devam eden tören, Cumhuriyet haftası ile ilgili resim, şiir, komposizyon dallarında yapılan yarışmada dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesi, Yüzbaşı Şehit Ağah İlköğretim Okulu Halkoyunları ekiplerinin gösterileri ve tören geçişi ile sona erdi.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, saat 18.00’de Milli Eğitim İl Müdürlüğü bahçesi Cumhuriyet Caddesi güzergâhı üzerinde Fener alayı, Bayburt Öğretmenevinde Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ve Genç Osman Stadyumu’ndaki havai fişek gösterileriyle devam etti.
Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyesi Tümgeneral Orhan Akbaş görevinden alındı. Akbaş’ın yerine Tuğgeneral Tacettin Coşkun atandı.

Kabil Bölge Komutanı: Tuğgeneral Rafet Şaşmaz

Afganistan'daki görev süresi 28 Ekim'de sona erecek olan Kabil Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak bugün yapılan bayrak teslim töreni ile görevi Tuğgeneral Rafet Sevinç Şaşmaz'a devretti.

Afganistan'daki görev süresi 28 Ekim'de sona erecek olan Kabil Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak bugün yapılan bayrak teslim töreni ile görevi Tuğgeneral Rafet Sevinç Şaşmaz'a devretti.

1 Kasım 2009 tarihinde Afganistan'daki Türk Birliğine atanan Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak görevini Doğan Kamp'ta yapılan bayrak teslim töreni ile Tuğgeneral Rafet Sevinç Şaşmaz'a devretti. Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak tören sırasında yaptığı konuşmada Kabil Bölge Komutanlığı olarak şimdiye kadar Afgan Parlamentosu açılış töreni, Afgan Devlet Başkanı Hamit Karzai'nin görevi tekrar devralması, Afgan Mücahitleri Günü Barış Jirgası, Kabil Konferansı ve Afganistan Parlamento seçimlerinin de dahil olduğu

6 büyük olay sırasında görevde olduklarını ve hepsinin başarı ile tamamlandığını belirtti. Tuğgeneral Çolak ayrıca Kabil bölge komutanlığı olarak yaklaşık 30 bin kişiye sağlık hizmeti sağladıklarını ve parasal değeri yaklaşık olarak 3,4 milyon dolar olan tıbbi ilaç ve teçhizatı Afgan halkına ücretsiz olarak sağladıklarını belirtti. Tuğgeneral Çolak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kabil bölge komutanlığını devraldıktan sonra 12 okul, 12 cami, 10 klinik ve 3 köprü inşa ettiğini söyledi.

Konuşmaların ardından Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak Türk Bayrağını ve Kabil Bölge Komutanlığı bayrağını Tuğgeneral Rafet Sevinç Şaşmaz'a teslim etti. Törene Türkiye'nin Afganistan Büyükelçisi Basat Öztürk, ISAF komutanı David Howell Petraeus, Kabil Valisi Zabihullah Müceddidi ve çok sayıda askeri yetkili katıldı.

Törenin ardından Tuğgeneral Mustafa Levent Çolak İHA'ya yaptığı açıklamada Afganistan'ı ikinci vatanı olarak gördüğünü ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hizmet için Afganistan'da olduğunu ifade ederek, "Bir yıllık görevimi onurla şerefle başım dik olarak bitirdiğim için gerçekten çok mutluyum" dedi.

Konya'da Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Konya Valiliği tarafından resepsiyon düzenlendi.

Dedeman Otel'de düzenlenen resepsiyona, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, Garnizon Komutanı Tümgeneral Orhan Turfan, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, 3. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Ateş Mehmet İres, Konya Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Canan, AK Parti Konya milletvekilleri Mustafa Kabakçı, Harun Tüfekçi, askeri ve mülki erkan, şehit yakınları ile davetliler katıldı. Canlı müzik eşliğinde gerçekleşen resepsiyonda Atatürk'ün sevdiği şarkılar ve Türk Sanat Müziği'nden eserler seslendirildi.

Resepsiyon sonunda ise halk oyunları ekibi tarafından Aydın ve İzmir yöresine ait Harmandalı oyunu sergilendi.

Ağrı'da Cumhuriyet Bayramı anısına yapılan atlı koşusu nefesleri kesti

Ağrı Valiliği ile Tarım İl Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bu yıl ilk kez düzenlenen 'Cumhuriyet Koşusu'na vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Ağrı ve ilçelerinden gelen atlar, Cumhuriyet Kupası Koşusu'nu kazanmak için kıyasıya yarıştı.

Toplam 21 atın katıldığı yarışta dereceye girenlere Ağrı Valisi Ali Yerlikaya, Tugay Komutanı Tuğgeneral Hakan Atınç, Belediye Başkanı Hasan Arslan ve İl Genel Meclis Başkanı Kasım Polat tarafından ödülleri verildi.

Oldukça heyecanlı geçen yarışlara at sahiplerinin yakınları yoğun ilgi gösterirken, özellikle Alaattin Polat isminde yaşlı bir at sahibinin koşu sırasındaki heyecanı herkesin dikkatini çekti. Ağrı Valisi Ali Yerlikaya'nın bir süre sohbet ettiği Aslan, bütün ailesinin at yetiştirdiğini ve atlara olan ilgisini anlattı.

Vali Yerlikaya ise "Bu yaşta bu enerjiye sahip olmak oldukça önemli. Herhalde bunda atların önemli bir payı var." şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Resepsiyonu Aydın'ı bir araya getirdi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş ve eşi Aylin Coş'un ev sahipliğinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Resepsiyonu Aydın’ı bir araya getirdi. Akarsu Park’ta gerçekleşen Cumhuriyet Resepsiyonu’na katılımın yüksek olduğu gözlenirken, resepsiyonda 10. Yıl Marşı ile Atatürk’ün sevdiği eserler seslendirildi.

Resepsiyon’a Garnizon Komutanı Tuğgeneral Arif Çetin, Belediye Başkanı Özem Çerçioğlu ve eşleri, protokol üyeleri, sivil toplum örgütü temsilcileri eksiksiz katıldı. Gecede Aydın Vali Hüseyin Avni Coş eşi Aylin Coş ile birlikte resepsiyona katılanlarla tek tek tokalaşıp 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

Vali Hüseyin Avni Coş, Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Arif Çetin ve eşleri gece için hazırlanan pastayı 10. Yıl Marşı eşliğinde kesti. Davetlilerde ellerinde bayraklarla 10. Yıl Marşı’na eşlik etti. Gece boyunca Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan öğretmenlerden oluşan müzik grubu Atatürk’ün sevdiği türkü ve şarkıları seslendirdi.

Bu iddia gündemi sarsacak !

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, 2003 yılında Tarabya Hakimevi'nde şu anErgenekonDavası'ndan tutuklu bulunan Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile özel bir görüşme gerçekleştirdiği ortaya çıktı. İşte o yazı;

Soru: Sezer, Veli Küçük ile görüştü mü?
Sn. Ahmet Necdet Sezer'e bazı sorularımız var.. Malum, aktif görevindeyken soru sorma şansımız olmadı.. Dünya tarihinde, basın mülakatı vermeyen başka bir devlet başkanı olmuş mudur bilemiyorum. Fakat bizde oldu.. Mecbur mudur? Asla. Fakat sormamız gereken sorular yok mudur? Olmamış mıdır? Elbette olmuştur.. İşte şimdi en azından, bu vesileyle soralım.. Biz sadece sormuş olalım, varsın yine kendisi mülakat yapmasın.. Fark etmez..
¥
Sorularımıza geçmeden önce, bir minik hatırlatmamız var.. Veli Küçük'ü hatırlatmamız lazım size.. Hani Uşak Cezaevi'nde başlattığı isyan sırasında, cezaevi penceresinden; “...Bu devlet bana Mustafa Duyar'ı öldürttü. Beni Veli Abi'ye sorun...” diyen Nuriş'in Veli Abisi... Biz tabi kendisiyle ilk olarak Susurluk Skandalı sırasında tanıştık.. O zamanlar Generaldi.. Ancak alakasız yerlerde ismi çıkıyordu.. Tetikçi Mahmut Yıldırım'ın telefonunun onun adına kayıtlı olduğunu öğrenmiştik mesela.. Abdullah Çatlı'nın ölmeden önce son konuştuğu kişi olduğu anlaşılmıştı.. falan falan.. Bugün derin yapılanmalar içinde ortaya çıkan planlarda, “operasyon” diye anılanHrant Dinkcinayeti öncesi, Dink'i telefonla arayarak tehdit ettiği de iddia edilmişti.. Hatta Üzeyir Garih cinayetinde bile, kendi askerlerinin işin içinde olduğu yönünde haberler okumuştuk.. Velhasıl, iki yıl önce Ergenekon örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.. Halen, “silahlıterörörgütü kurma, yönetme,TürkiyeCumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik, zorla hükümeti ıskata teşebbüs, kasten öldürmeye azmettirme, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde atmaya azmettirmek, mala zarar vermeye ve ruhsatsız patlayıcı bulundurmaya azmettirme” suçlarından yargılanması devam ediyor..
*
Bu minik hatırlatmanın ardından, isterseniz Sayın Sezer'e sorularımıza geçelim..

Şöyle başlayabiliriz; Sayın Sezer, Tarabya'daki Hakimevi'nde misafir kabul eder miydi? Kimleri kabul eder, kimlerin görüşme talebini reddederdi? 2003 yılında da kendisini Tarabya'daki Hakimevi'nde ziyarete gelenler oldu mu? Bu kişiler arasında, Muzaffer Tekin ile Veli Küçük de var mıydı? Hatta yanlarında; biri PKK itirafçısından bozmaJİTEMelemanı (Şiran kod adlı), biri sivil (E.Ö) üç JİTEM görevlisi (subay olanın kod adı Yusuf) olduğu halde gelmiş olabilirler mi? Muzaffer Tekin ve diğerlerini içeri buyur etmeyip, sadece Veli Küçük ile görüşmüş olabilir mi? Söz konusu görüşmenin, mevcut siyasi iktidar ve uygulamalarıyla ilgisi olabilir mi? Vesaire vesaire.. Böyle şeyler soracağım kendisine ama kimseye de mülakat vermediğini bildiğimden soramıyorum..
*
Bu soruları sormazdım aslında. Ama hani “....”üçüncüsünde korktu veremedi Ak Parti'den. Şener'i de çok seviyor adam ama o korktu, o mitingde veremedi parayı. Cumhurbaşkanı korkar mı? Büyük hata yaptı....” şeklinde bir ses kaydı çıkmıştı ortaya biliyorsunuz.. ADD'lere, Cumhuriyet Mitingleri için Köşk'ten yardım yapıldığı şeklinde algılanan konuşmadan söz ediyoruz.. Hem bu ses kaydını düşünüp, hem de böyle ilginç görüşmeler geçince aklımızdan, böyle puzzle oynuyor gibi olduk birden.. Puzzle'ı çok severim bu arada.. Gerçek resmi, parçaları birleştirince görüyorsun.. Heyecan verici..

Kalın sağlıcakla. (ERSOY DEDE  / akit)

Kdz Ereğli'de Bayram Kutlamaları

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında tören düzenlendi.
29 Ekim 2010

Havanın yağmurlu olması nedeniyle Ereğli Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen törene, Kdz. Ereğli Kaymakamı İbrahim Çay, Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri ve davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda konuşma yapan Kaymakam İbrahim Çay, Cumhuriyet'in kuruluşunun 87. yıldönümünü kutladı. Çay, "Milletin şeref abidesi olan Türkiye Cumhuriyeti'nin 87. kuruluş yıldönümü ilçemizde büyük bir sevinçle kutlanmaktadır. Bayramımız kutlu olsun. Bu heyecan ve coşku, birliğimizi, daha da güçlendirip ve derinleştirmemizin, milletin hiç bir ferdini dışarıda bırakmadan birbirimize ve Cumhuriyetimize en anlamlı ifadesidir. Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'ni gençlere emanet etmiştir. Üretici olarak, gençlerimizi çağın gerekli donanımıyla eğitmek ve yarınlara hazırlamak gibi çok büyük görev üstlenerek onları geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum" dedi.

Sinevizyon gösterimi ile devam eden programda, Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri şiir dinletisi sergiledi. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilk ve orta dereceli okul öğrencilerine yönelik şiir, resim, kompozisyon yarışmaları ile Karadeniz Bölge ve Garnizon Komutanlığı'nca düzenlenen yelken yarışlarında dereceye girenlere ödül verildi.

Tuğamiral Şafak Yürekli: Aranmıyorum, buradayım

28 Ekim 2010
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "şantaj ve askeri casusluk" iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında hakkında "zorla getirilme" kararı verildiği iddia edilen Tuğamiral Şafak Yürekli, katıldığı bayram töreninde "Hakkımda her hangi bir arama veya zorla getirme kararı yok" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "şantaj ve askeri casusluk" iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında hakkında "zorla getirilme" kararı verildiği iddia edilen Tuğamiral Şafak Yürekli, katıldığı bayram töreninde "Hakkımda her hangi bir arama veya zorla getirme kararı yok" dedi.

Aksaz Deniz Üs Komutanlığı'nda görevli Tuğamiral Şafak Yürekli, Marmaris'te düzenlenen Cumhuriyet Bayramı kutlama törenine katıldı. Marmaris Kaymakamı Serdar Polat ve Belediye Başkanı Ali Acar ile birlikte protokoldeki yerini alan Tuğamiral Yürekli, deniz üssünün çelengini Atatürk Anıtı'na sundu.

Yürekli, tören sonrasında gazetecilerin sorusu üzerine, "Hakkımda her hangi bir arama veya zorla getirme kararı yok" dedi.

Arınç, CHP ve G.Kurmay'a yüklendi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Cumhurbaşkanımız bir davette bulunuyor, başka bir kurum da oraya gitmemek için başka bir resepsiyon tertipliyor. Bu şık bir davranış, doğru bir davranış değildir. Amaç ne olursa olsun böyle bir farklılığı ortaya koymak yanlış anlaşılır, eleştirilir ve o kurumu yıpratır" dedi.

Arınç, Atlantik Eğitim Kurumları Mezunlar Derneğinin açılış töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlediği resepsiyona CHP’lilerin ve TSK mensuplarının katılmamasını eleştirdi.

Kurumların resepsiyona katılıp katılmamaları konusu halk tarafından merak ediliyorsa bu kurumların da çok haklı sebepler göstermesi gerektiğini ifade eden Arınç, kendisinin de resepsiyona katılmadığını, üyesi bulunduğu Hükümetin mensuplarının eşli veya eşsiz şekilde Hükümeti kurumsal olarak temsil ettiklerini söyledi.

Bugün gazetelerin ve televizyonların resepsiyon haberlerini "askerler ve CHP katılmadı" şeklinde verdiğine işaret eden Arınç, "Birisi sivil bir örgüt, diğeri de askeri bir kurum. İkisinin yan yana gelmesi bence dikkat çekici ve eğer söylenecek şeyler varsa bu benzerliğe bakarak söylenmelidir" dedi.

Arınç, 5 yıl süreyle TBMM Başkanlığı yaptığını da anımsatarak, başkanlığı döneminde gördüğü teamüller olduğunu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda tek resepsiyon verildiğini anlattı. Arınç, şöyle devam etti:

"29 Ekim Cumhuriyetimiz kurulduğu gündür. Cumhuriyetimizi, milletin birliğini ve başkomutanlık görevini temsil eden cumhurbaşkanıdır. 29 Ekim’in akşamında resepsiyon verilmesi gerekiyorsa bunu sadece Cumhurbaşkanımız yapar, bugüne kadar gelenek böyledir. Sayın Demirel, Sayın Sezer ve rahmetli Sayın Özal zamanında da 29 Ekim kutlamalarına Cumhurbaşkanı katılır, akşam da daveti sadece o verir, ikinci, üçüncü bir davet veya kurumların farklı gece tertip etmesi bugüne kadar yaşanmamıştır. 23 Nisan Meclisimizin açıldığı gündür. O gün Anıtkabir’e biz gideriz, kutlamaları biz izleriz, akşam da resepsiyonu Meclis Başkanı olarak biz veririz. Yaşadığım bu 5 yıl ve onun öncesi ve sonrasında 23 Nisan akşamı Meclis Başkanı’ndan başka bir kişinin ya da kurumun resepsiyon verdiğini duymadım.

30 Ağustos Zafer Bayramı’dır, o gün Anıtkabir’e asker gider, merasimlere onlarla beraber biz gideriz, resepsiyonu sadece askerimiz orduevinde verir. 30 Ağustos’un akşamında hiçbir başka kurum veya kuruluşun orduevinde yapılan resepsiyona karşı bir alternatif resepsiyon yaptığını ne gördüm, ne duydum. Bu teamül yerleşmiştir. Teamüllere karşı farklı şeyler yapılır mı, yapılırsa nasıl karşılanır, onu hem bunu yapanlara hem de kamuoyuna sormak lazım. Bir Cumhuriyet Bayramı’nda devletimizi temsil eden, milletin birliğini, başkomutan sıfatını taşıyan bir zat, Cumhurbaşkanımız bir davette bulunuyor, başka bir kurum da oraya gitmemek için başka bir resepsiyon tertipliyor. Bu şık bir davranış, doğru bir davranış değildir. Amaç ne olursa olsun böyle bir farklılığı ortaya koymak yanlış anlaşılır, eleştirilir ve o kurumu yıpratır. O kurumu yıpratacak hareketlere hiç kimsenin tevessül etmemesi lazım. Devletin başındaki insan davet ediyor, buna ya katılırsınız ya katılmazsanız. Hiç kimse bir yüzbaşı katılmadığı zaman ’niye gelmedi’ diye araştıracak değildir, hiç kimse ’Arınç niye katılmadı’ diye sormak ihtiyacı duymuyor, ama kurumları temsil eden insanların haklı mazeretleri olmadıkça bu davetlere katılması Cumhuriyetin de bir geleneğidir."

-"KEŞKE GELMESİ GEREKENLER DE GELSEYDİ"-
Arınç, dün akşamki resepsiyona Türkiye’nin farklı kesimlerinden bin 500’e yakın davetlinin katıldığını da belirterek, "Anadolu’nun bir haritası, bir toplamı, Türkiyemizin bir toplamı bu davete koşarak gelmiştir. Keşke gelmesi gerekenler de gelseydi, ama bu Türkiye’de sivilleşme adına, Sayın Cumhurbaşkanımızın konumu adına eksiklik değil, onlar kazançlı çıktılar, karlı çıktılar çünkü doğru olanı yaptılar. Gelmeyenler kendi durumlarını tekrar gözden geçirsinler. Halen Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanıdır, bütün yetkilerini kullanıyor, kullanmaya devam edecek. Beğenenler veya beğenmeyenler kendilerini buna göre dizayn etsinler. Türkiye’de güçlü bir hükümet var ve görevine devam ediyor" diye konuştu.

'Sayın Arınç'a soruyorum: TSK...'

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “CHP’nin gözü askerde” sözüne CHP’den yanıt geldi. Tekin, “Resepsiyona katılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin hesabını CHP’den sormaya kalkıyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Müflis tüccar gibi eski defterleri karıştırdığını ve resepsiyona katılmayan TSK komuta kademesinin hesabını CHP’den sormaya kalktığını” öne sürerek, “Ben de Sayın Arınç’a soruyorum, TSK Başbakan’a bağlı değil mi?” ifadesini kullandı.

Bülent Arınç’ın, CHP yönetiminin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği resepsiyona katılmamasıyla ilgili sözlerine, Gürsel Tekin’den tepki geldi. Arınç’ın, “CHP’nin gözünün askerde olduğunu öne sürerek, TSK’ya gösterdiği özeni kastediyorsa bunun doğru olduğunu” ifade eden Tekin, şöyle dedi: “AKP Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç, müflis tüccar gibi eski defterleri karıştırıyor ve resepsiyona katılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin hesabını CHP’den sormaya kalkıyor. Ben de Sayın Arınç’a soruyorum, TSK Başbakan’a bağlı değil mi?

Gebele ve kalkan... / Fikret Ertan

Rusya'nın NATO'nun füze kalkanı projesine bir yıl önceki kadar karşı olmadığı; süreçte ve projede yer aldığı takdirde projeye olumlu bakacağı üst düzey yetkililerin demeçlerinden anlaşılıyor.

Esasen Rusya, kalkanın en çok tartışıldığı 2007 yılında Amerika'ya ilginç bir teklifte bulunmuş, Azerbaycan'da Gebele'de bulunan kendi radar üssünün Amerika'nın kalkanına entegre edilmesiyle Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da kurulması planlanan radar ve füze üssüne gerek kalmayacağını ileri sürmüştü.

Teklifi yapan da zamanın Devlet Başkanı Vladimir Putin'di. Putin, Amerika'nın füzesavar sisteminin Avrupa ayağını iptal etmesi halinde Gebele'nin ortak kullanıma açılabileceğini söylemiş, böylece Amerika'ya bir teklifte bulunmuş, bu arada sistem için Türkiye'nin ismini de ortaya atmıştı. Azeri tarafı da Rus teklifini desteklemiş, bölgesel güvenlik ve istikrara katkı yapmaktan memnun olacağını ifade etmiş, Ermenistan ise Azerbaycan'ın hem Rusya ve hem de Amerika nezdindeki önem ve ağırlığını artıracağı endişesiyle konudan rahatsız olmuştu.

Rusya'nın teklifine konu olan Gebele radar üssü çok önemli bir üs. Bu üs, başkent Bakü'ye 70-80 kilometre uzaklıkta son derece eşsiz bir coğrafi noktada bulunuyor. Daryal sınıfı radar ve diğer donanımlarıyla balistik ve seyir tipi füzeleri 6.000 km uzaktan bile tespit edebiliyor. Başka bir ifadeyle Gebele üssü, Kuzey Afrika, İran, Irak, Suudi Arabistan, Hindistan, Pakistan, Çin, Avustralya, Hint ve Atlas okyanusları ve tabii Türkiye'yi stratejik anlamda izleyebiliyor, özellikle bu bölgelerden atılacak balistik füzeleri hemen tespit edebiliyor. Ayrıca sadece atışları tespit ve izlemekle kalmıyor, füzelerin seyir rotasını da ölçebiliyor, buna göre füze imha edici sistemleri harekete geçirebiliyor. Radarın Amerika'nın 2001 yılı sonlarında yaptığı Afganistan operasyonunun başlangıcında gemi ve uçaklardan attığı seyir füzelerini ve diğerlerini anında tespit ettiği de söylenmişti, o zaman. Kısacası, Gebele radarı çok etkin bir radar.

Üs bugün bir Rus ön izleme ve radar üssü olarak faaliyette bulunuyor. Esasen Sovyet döneminde kurulduğu 1988 yılından bu yana faaliyette olan üs, Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra da faaliyetlerine devam etmiş, Azeri tarafı da üssün faaliyetlerini hiç durdurmamış, Rusya ile üssün statüsü konusunda anlaşmaya varmaya çabalamıştı.

Taraflar uzun ve çetin müzakerelerden sonra 2007 Haziran ayında anlaşmaya varmış, anlaşma da Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve zamanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalanmıştı. Anlaşmayla Gebele hukuki bir statüye de kavuşmuş, Rusya üssü en çok 10 yıl süreyle yılda 7 milyon dolar kira karşılığında kullanma hakkını elde etmişti. Aynı anlaşmayla Azeri tarafı, üssü denetleme ve ortak kullanım haklarına da kavuşmuştu.

Bazı özelliklerini ve kalkanla ilgili geçmiş bağlantısını bugün verdiğim Gebele konusu, esasen Amerika ve Rusya arasında güncelliğini fazla kaybetmemiş önemli bir konu. Bunu da geçen eylül ayında Washington'ı ziyaret eden Rusya Savunma Bakanı Serdukov'un Gebele'yi mevkidaşı Gates ile ele aldığı yönündeki haberlerden biliyorum.

Haberlerde Gates'in 'Amerika'nın Gebele'yi Rusya ile ortaklaşa kullanma konusunda çok ilgili olduğu' yer alıyordu. Hatta Gates, Interfax'a verdiği demeçte şunları söylemişti: "... Biz Gebele radarıyla çok ilgileniyoruz. Bu konu hakkında konuşuyoruz. İncelemeler yapmak üzere radara uzman heyet gönderdik. Füze hareketleriyle ilgili bilgilerin paylaşılacağı Moskova merkezli bir data merkezi hakkında da konuştuk. Rusya ile birlikte çalışacağımız birkaç alan var sanırım."

Gates, Gebele ile ilgili olarak kısa bir süre önce böyle konuştuğuna göre, tarafların konuyla ilgili görüşmelerinin halen devam ettiği söylenebilir. Bu da bize Gebele'nin, kalkan sistemi konusunda önemli bir unsur olarak kalmaya devam ettiğini gösterir. Şayet Gebele, kalkan projesinde bir rol oynayacaksa, Rusya ve Amerika'yı belli ölçülerde bir araya getirecekse bu şüphesiz bizi de ilgilendirir; zira Gebele'nin projeye entegrasyonu bugün konuşulan durumu büyük ölçüde değiştirebilir.

Bu bakımdan Gebele konusunu biz de dikkate almalı, konuyla ilgili gelişmeleri yakından izlemeliyiz. Bu yüzden ben bugün eskiden çok yazdığım Gebele'yi ilgisi dolayısıyla hatırlatmış olayım.

Genelkurmay, 'resepsiyondan kaçış' genelgesi yayımlamış

'Başkomutan' Abdullah Gül'ün Çankaya Köşkü'nde verdiği 29 Ekim resepsiyonu davetini geri çeviren askerin, başörtüsünden 'süratle' kaçılması için bir de genelge hazırladığı ortaya çıktı. Genelkurmay'ın bütün garnizonlara gönderdiği genelgede, "Tesettürlü bayanlar görüldüğü takdirde süratle ve fark ettirmeden resepsiyon terk edilecektir." talimatı verilmiş.

- Adana'da düzenlenen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna başörtülü davetliler gelince, resepsiyondaki subayların salonu terk etmesinin nedeninin TSK'nın yayınladığı bir genelge olduğu ortaya çıktı. Star gazetesinin haberine göre, yurt çapındaki tüm birliklere gönderilen genelgeyle, resepsiyonlara başörtülü davetlilerin katılması durumunda yapılacaklar adım adım sıralandı. Genelgede, "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda; karşılamada bulunacak protokolün eşleri tesettürlü ise askeri personel programa katılmayacak. Eşler tesettürsüz ise salona girilecek ancak resepsiyon esnasında tesettürlü bayanlar görüldüğü takdirde süratle ve fark ettirmeden resepsiyon terk edilecektir." talimatı verildi. Ayrıca Garnizon komutanlarının, tokalaşma krizi çıkmaması için, tören ve resepsiyonlardaki tesettürlü bayan durumunu önceden tespit etmek amacıyla istihbarat çalışması yapmaları da istendi. Ancak bilgilendirmede, "fark ettirmeden" vurgusu yapılırken, Adana'da durum böyle olmamıştı. 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Eröz ve Adana Bölge Komutanı J. Tuğgeneral Ali Lapanta'nın, resepsiyonun yapıldığı Hilton Oteli'nden ayrılışları bütün ajanslar ve gazetelere yansımıştı.
--------------------------------------------------------------------------------
Başörtüsüne göre protokolün krokisi
--------------------------------------------------------------------------------
Gül'ün, eşsiz gelmesi halinde ise normal protokol düzeni uygulanacak.

ASLAN GÜNER SAVUNMASINI YALANLAYAN KROKİLİ PLAN
Cumhuriyet resepsiyonları için garnizonlara verilen "resepsiyonu terk talimatı"nın dışında karşılama törenlerine de "başörtülü eş ayarı" yapıldığı ortaya çıktı. Garnizon komutanlıklarına gönderilen 'krokili' talimatlarda, Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi ile gelmesi veya gelmemesi durumuna göre iki alternatifli karşılama düzeni geliştirildi. Gül'ün eşi ile birlikte gelmesi halinde normal şartlarda validen hemen sonra protokolde yer alması gereken Garnizon Komutanı, Aslan Güner olayında olduğu gibi protokolden ayrılarak karşı tarafta bir yerde duracak, böylece Hayrünnisa Hanım'la el sıkışmak zorunda kalmayacak. Gül'ün, eşsiz gelmesi halinde ise normal protokol düzeni uygulanacak. Aynı şekilde il valisinin eşi başörtülüyse, törenlerde benzer biçimde dizilim uygulanacak. Böylece Güner'in 3 yıl önce Esenboğa Havalimanı'nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'le karşılaşmamak için protokolü terk ettiğine dair haberlere açıklık getiren Genelkurmay açıklaması da boşa düşmüş oldu. Genelkurmay, geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi'ne yaptığı açıklama ile 3 yıl önceki olayın yanlış anlaşıldığını savunmuştu. "Kaçmadı, yerine geçti" başlıklı habere göre Genelkurmay'ın açıklaması şöyleydi: "Sayın Cumhurbaşkanı'nın uğurlanması ve karşılanması, uzun yıllardır TSK Protokol Yönergesi'ndeki esaslara göre yapılıyor. Tören, kıt'alı (mangalı) veya kıt'asız oluşuna göre uygulamada farklılık gösteriyor. Havaalanında yapılan uğurlama ve karşılama törenlerinde gündüz şartlarında manga çıkarılır. Gece şartlarında ve yoğun yağmur gibi manganın çıkarılamayacağı kötü hava şartlarında ise mangasız uğurlama ve karşılama yapılır. 19 Eylül 2007 tarihinde yapılan, Sayın Cumhurbaşkanı'nı karşılama töreni manga çıkarılarak icra edildi. TSK Protokol Yönergesi'ne göre Garnizon Komutanı Korg. Güner, yönergeye uygun bir karşılamayı icra etti. Korg. Güner'in görüntülerde yer alan hareketi, Ankara Valisi ile sohbet etmekte iken, tören için yerine doğru hareket etmesinden ibaret. Eğer, yoğun yağış gibi bir nedenle manga çıkarılmasaydı Korg. Güner de, Ankara Valisi'nin yanında bulunuyor olacaktı."

Çetin Doğan, muhalefet yapmak için CHP'yi adres gösterdi
Balyoz darbe planının lideri olarak yargılanan emekli General Çetin Doğan, Bodrum Belediyesi'nin Cumhuriyet Balosu'na katıldı. Oldukça sağlıklı görünen Doğan, çökertme oynadı, şarkılara ve marşlara eşlik etti. Beyaz kıyafetleri ile ilgi çeken Doğan, baloda bir de konuşma yaptı. Hükümeti yıkmak için Balyoz planı hazırladığı öne sürülen Doğan'ın, davalardan sonra artık muhalefet için CHP'yi adres göstermesi dikkat çekti. Doğan, ikinci bir kurtuluş savaşı verme heyecanı duyduklarını ifade ederken aynı duyguyu taşıyanlarla kümeleşmek zorunda olduklarını vurguladı.

Emekli Hâkim Albay'dan Milli Savunma Bakanı'na: Açığa alma yetkini kullan

'Balyoz' sanığı 3 generale terfi yolunu açan AYİM'in kararına tepkiler sürüyor. Emekli Hâkim Albay Rüştü Atpulat, Bakan Vecdi Gönül'ün açığa alma yetkisini kullanması gerektiğini söylüyor.

Emekli Hakim Albay Rüştü Atpulat, 'Balyoz' davası sanığı üç generale terfi yolunu açan Askerî Yüksek İdare Mahkemesi'nin (AYİM) kararına karşılık Bakan Vecdi Gönül'ün 'açığa alma' yetkisini kullanması gerektiğini söyledi. Atpulat, söz konusu generallerin Balyoz'da sanık olmalarına rağmen açığa alınmamalarının ise hata olduğunu anlattı.

'Balyoz' sanıkları arasında yer alan Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu, Yüksek Askerî Şûra'da (YAŞ) terfi ettirilmedikleri gerekçesiyle AYİM'e başvurmuştu. AYİM'in yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine Başbakanlık itiraz etmişti. AYİM ise itirazı reddederek, üç generale terfi yolunu açtı. Emekli Hakim Albay Atpulat, AYİM'in ret kararını 'yanlış' veya 'doğru' şeklinde eleştirmekten ziyade, yetkisini kullanıp açığa almadığından üç generalin terfisinin önünü açan Millî Savunma Bakanlığı'nın tutumunun tartışılması gerektiğini söyledi. Atpulat, "Bakan Vecdi Gönül'ün bu generalleri açığa almaması hataydı. Açığa alması teamüldü çünkü. Alsaydı, terfinin önünü açmazdı. Açığa alınsalardı, generallerin dosyası YAŞ'a bile gelmezdi. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun, açığa alınan veya tutuklanan subay ve askerî memurlar hakkındaki esasları içeren 65. maddesi, Millî Savunma Bakanı'na generalleri açığa alma yetkisi veriyor. 65. madde, 'Haklarında ölüm veya ağır hapis cezasını gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan ya da taksirli suçlar hariç olmak üzere 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir cürümden veya emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı kamu davası açılanlar, mensup oldukları bakanlıklarca açığa çıkarılabilirler.' diyor." ifadesini kullandı.

Generaller için ağır suçlama olduğunu hatırlatan Rüştü Atpulat, subaylar hakkındaki bütün iddianamelerin Millî Savunma Bakanlığı'na bağlı Adalet İşleri Başkanlığı'na gittiğini belirtti. Dava açıldığı için Millî Savunma Bakanı'nın, "Haberim yoktu" demesinin mümkün olmadığına dikkat çeken Atpulat, Gönül'ün bugünden itibaren açığa alma yetkisini kullanabileceğini ifade etti. Generallerin açığa alınmasının terfilerini durdurmayacağına da dikkat çeken Atpulat, şunları söyledi: "Mahkemenin kararı uygulanacak ve generaller terfi edecek. Buna rağmen Bakan, yetkisini kullanıp açığa alma işlemini uygulayabilir."

Bu yol çıkmaz sokak / Ekrem Dumanlı

Anladık; yenilmişlik psikolojisi bazı insanların asabını fena halde bozmuş. Anladık; ma'şeri vicdanda beklediği yankıyı bulamayanlar hırçın bir ruh haline kapılmış.

Anladık; yeni Türkiye'yi (hatta yeni dünyayı) kavrayamamak, teveccüh bekledikleri insanlardan kendilerini uzaklaştırmış ve bu durum kavgacı bir çizginin devamını sağlamış... Ancaaak! Halkla barışmak için herkese kucak açmak mı gerekir; yoksa herkesle yaka paça olmak mı? Bir haftaya sıkışan ve toplumsal kutuplaşmayı en uç noktalara kadar savuran fotoğraf karelerini hatırlamak gerekiyor:

Cumhuriyetimizin 87. yılı münasebetiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü'nde resepsiyon veriyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ortada yok. Niçin? "Başörtüsü ile ilgili değil..." diyor CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. Peki, neyle ilgili? Makul bir cevabı yok bu sualin. Güya parti üyelerini serbest bırakmışlarmış. Ve tesadüfe(!) bakın ki, resepsiyonda CHP yönetim kadrosundan insan bulmak imkânsız.

Aynı CHP, birkaç gün önce düzenlenen bir başka Cumhuriyet resepsiyonuna tam kadro katılmıştı oysa. Cumhuriyet Gazetesi'nin düzenlediği resepsiyona Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi tam katılıyor da, Cumhurbaşkanı'nın resepsiyonuna niçin hiçbir yetkili şahıs katılmıyor? Cumhuriyet resepsiyonu denilince akla hemen Cumhuriyet Gazetesi'nin resepsiyonu gelmiyor olsa gerek. Vakıa, gazetenin böyle bir program yapmasında ve CHP zirvesinin bu programda tastamam hazır olmasında bir mahzur yok; lakin Cumhurbaşkanı söz konusu olduğunda ortaya koydukları hırçın ve kavgacı tavrın hesabını vermek zorundalar. DSP'nin orada olması bile CHP'yi utandırmaya yeter; çünkü konunun laiklikle ya da solculukla ilgisi yoktur...

Askerler niçin katılmıyor peki? Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hiç kimsenin aile şirketi değil ki dilediği gibi hareket edip 'la yüsel' bir çerçeve çizsin kendine. Cumhurbaşkanı, TSK'nın başkomutanıdır. O koltuk, Mustafa Kemal Atatürk'ten kalma bir makamı temsil ediyor. Şu an görev yapan bütün komutanlar, Cumhurbaşkanı'nın emri altındadır. Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı doğru söylüyor. Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK), Yüksek Askerî Şûra'da (YAŞ) vs. Cumhurbaşkanı'nın otoritesi altında vazife yapan komutanların Cumhuriyet'in 87. yılını kutlama söz konusu olduğunda programa gelmeme hakları bulunmamakta. Resepsiyona katılmamak sadece Sayın Abdullah Gül'e saygısızlık değil; Cumhuriyet'in asıl sahibi 'cumhur'a da saygısızlıktır. TSK gibi arkasında yüzlerce senelik geleneği olan bir kurumun böyle bir yanlış içinde olması asla kabul edilemez...

Genel başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri Sayın Kılıçdaroğlu, "sıcak, sempatik, herkese saygılı, herkesi kucaklayan" bir portre sergiliyordu. Ancak ne acıdır ki, Kemal Bey o koltuğu ısıttıkça herkesin hoşuna giden o sempatik imajından uzaklaşıyor. İşte son örneği: CHP Gençlik Kolları, CHP Genel Merkezi'nde bir sergi açmış. Serginin ismi, "AKP Eziyetleri". Sayın Kılıçdaroğlu da etrafa gülücükler dağıtarak bu serginin açılışını yapıyor. Sergi dediğime bakmayın; asabı bozuk çizgilerden nefret damlıyor, aşağılama kokuyor, kutuplaşma pohpohlanıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hüseyin Çelik, Bülent Arınç, Fethullah Gülen Hocaefendi... Hemen herkese ağır hakaret sayılabilecek böyle pespaye bir serginin CHP'ye nasıl zarar vereceğini parti yönetimi bilmiyorsa, üzülerek belirtmeliyim ki, bu kişiler uzayda yaşıyor. Benzer bir serginin CHP'liler için yapıldığını farz edip empati yapmak çok mu zor? Açık söylüyorum, bu uzlaşmasız kafayla CHP sittin sene iktidar yüzü göremez; göremeyecek. Çünkü insanların kalbini kırmakla kalmıyor; evrensel hukukta suç sayılan ayrımcılık (discrimination) ve nefret suçu (hate crime) gibi iki büyük günahı irtikâp ediyor. Böyle bir mantıkla iflah olmaları mümkün değil.

Saygısızlığı, sevgisizliği, kutuplaşmayı vs. resmedecek vakaları uzun uzadıya yazsam, galiba bu sütun yetmeyecek. Cumhurbaşkanı'nın eşine 'eğreti gelin' demekten başlayarak bütün hakaretleri tek tek örneklendirmenin bir faydası da yok üstelik. Yazılanları okuyup, konuşulanları dinleyince "Edep ya Hû!" demek geliyor içinizden. Edep yahu, edep!

Vali Mutlu: Bayram kutlamalarının yeri, idarenin takdirindedir

İstanbul'da 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamaları valilikte düzenlenen kabul töreni ile başladı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, resmi bayramların Vatan Caddesi'nde kutlanmasından dolayı yaşanan tartışmalara ilişkin, "Bayram kutlamalarının yeri, idarenin takdirindedir." dedi.

Vali Hüseyin Avni Mutlu, valilik binasında tebrikleri kabul etti. Kabul törenine İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, dini cemaatlerin liderleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

Törene katılanlar, Vali Hüseyin Avni Mutlu'ya makamında Cumhuriyet Bayramı tebriklerini iletti. Tebrik törenin sonunda basın mensuplarına açıklama yapan Mutlu, Tüm Türkiye'nin bayramını kutladığını belirtti. Vali Mutlu, "Milletimizin en büyük bayramı Cumhuriyet bayramı İstanbul'a, ülkemize hayırlı uğurlu olsun. İstanbul'umuz da bu büyük bayrama coşkulu bir şekilde hazırlandı. Bu coşkuyu Vatan Caddesi'ndeki gösterilerle paylaşmayı çok arzu ediyorduk. Halen devam etmekte olan yağış nedeniyle bir iptal zorunluluğumuz oldu. Törenin diğer kısımlarını icra edeceğiz. Pazar günü inşallah iyi havada büyük bayramımızı kutlamış olacağız. Nice yılları bağımsız, hür ve büyük Atatürk'ün bize gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşma azmi içerisinde idrak edeceğiz." dedi.

Resmi bayramların Vatan Caddesi'nde kutlanmasından dolayı yaşanan tartışmalara ilişkin değerlendirmesi sorulan Vali Mutlu, "Bayramlarımız milletimizin bayramıdır. Bu bayramları en coşkulu şekilde, en uygun yerde kutlamak idealdir. Bu noktada da Vatan Caddesi çok özel bir yerdir. Herkesin rahatlıkla katılabildiği, rahat bir bayramın yapılabildiği bir alandır. Tabi böylesine bir alanın aynı zamanda İstanbul'un trafik noktasında da ciddi bir arter olma özelliği var. Bu ikisini birleştirebilmek, dolayısıyla hem bayramı en güzel şekilde kutlamak, hem de İstanbulluların trafikle ilgili sıkıntılarını asgariye düşürebilmek için çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Yani önemli olan bayramları kutlamaktır, coşkulu bir şekilde kutlamaktır, ama bunun yeri idarenin takdiridir. Dolayısıyla bu konuyla ilgili çıkan değerlendirmeleri takip ediyoruz. Bunun içine çalışıyoruz. Uygun olan neyse zamanı geldiğinde yapılır."

Uzun Büyükanıt'a tazminat davası açtı

28 Ekim 2010

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Uzun, bir TV programındaki “Şemdinli olayları sırasında Meclis’e hakkımda uydurma beyaski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Uzun, bir TV programındaki “Şemdinli olayları sırasında Meclis’e hakkımda uydurma beyanatlar veriyor” sözleri nedeniyle Yaşar Büyükanıt hakkında tazminat davası açt.

Şemdinli olayları döneminde Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olan Sabri Uzun, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında avukatı Fikret Kart aracılığıyla, Kadıköy Adliyesi’nde 7 Mayıs Ağustos 2010’da bin liralık manevi tazminat davası açtı. Davanın konusu, Büyükanıt’ın emekli olduktan sonra katıldığı bir TV programında söylediği “Şemdinli olayları sırasında Meclis’e gidip Emniyet İstihbarat Daire Başkanı benim hakkımda uydurma beyanatlar veriyor. Ben bunu ilgili makamlara ilettim ve hemen görevden alındı” şeklindeki açıklamalarıydı.

Büyükanıt’ın “uydurma beyanatlar veriyor” ifadesiyle Uzun’un kastedildiği ifade edilen dava dilekçesinde, bu yolla Uzun’un manevi kişiliğine yönelik saldırıda bulunulduğu, bu beyanla Uzun’un uydurma beyanatlar verebilecek bir kişilikte olduğunun iddia edildiğinin anlaşıldığı ifade edildi.

Dava dilekçesinde şu ifadeler yer aldı: “Beyanatın son kısmında ‘Ben bunu ilgili makamlara ilettim ve o adam hemen görevden alındı’ açıklaması ise, müvekkilin yine kişilik haklarına bir saldırı, nezaket kurallarını aşan ve aşağılayıcı anlam taşıyan bir beyandır... Sayın Başbakan Kanal 7 televizyonunda 6.04.2006 tarihinde sayın Nazlı Ilıcak ile yaptığı söyleşide, müvekkilimin görevden alınışının kendilerinin tasarrufu olduğunu ifade etmiştir. Bu ifade ile, konunun siyasi iradenin bir tasarrufu olduğunu açıkça belirtmiştir. Sayın Başbakan’ın bu açıklaması karşısında sayın davalı Büyükanıt’ın yıllar sonra vermiş olduğu beyanat, bir noktada gerçek olmaktan uzak olup tavır itibariyle aşağılayıcı bir davranışın sonucudur. Bu açıklama müvekkilimi manevi açıdan derinden yaralamıştır...

Duymuş bulunduğu manevi ıstırap nedeniyle müvekkilin davalıdan bin TL manevi giderim talebi bulunmaktadır.”

‘Zamanaşımı’ dediler ama...
Yaşar Büyükanıt’ın avukatı ise mahkemeye gönderdiği dilekçede, “Uzun, Şemdinli Komisyonu’na müvekkilim Büyükanıt hakkında açıklamalar yapmış ve kamuoyunun bildiği bilgi notunu sunmuştur. Büyükanıt da hakkında asılsız iddalarda bulunan biri hakkında haklarını aramıştır. 2006 yılında gelişen bu olaylar zaman aşımına uğramıştır” denildi.

Bunun üzerine Uzun’un avukatı, mahkemeye verdiği dilekçede, “Davamızın sebebi davalının 2006 yılında ilgililerle görüşmesi değil 08.05.2009 tarihinde 32. Gün programında müvekkile atfen ‘uydurma beyanatlar veriyor’ sözüdür. Bu nedenle zaman aşımı itirazı yersiz olduğu gibi davalı tarafın inkâr etmeyip vevap dilekçesinde de kabul ettiğine göre davacının uydurma beyanat verdiğini ispat etmesi gerekir” denildi. Ancak zaman aşımı talebini kabul etmeyen Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi, davaya devam ediyor.

Büyükanıt: Beni dinlediler

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 8 Mayıs 2009’da 32. Gün’de yaptığı açıklamada, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitabevi’nin bombalanmasının ardından telefonlarının dinlendiğini belirtmiş, adres olarak da Emniyet’i göstermişti.

Hanefi Avcı ‘Cemaat komplosu’ demişti
Devrimci Karargâh adı verilen terör örgütüne yardım ettiği iddiasıyla tutuklanan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliç’te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında konuyla ilgili şöyle demişti: “Yaşar Büyükanıt Paşa emekli olduktan sonra yaptığı bir açıklamada Sabri ağabeyi (İstihbarat Daire Başkanı) Başbakan’a söyleyerek aldırttığını açıklamıştı. Bence o zaman Yaşar Paşa’ya Sabri ağabey hakkında en ciddi bilgileri getirenler aslında en ciddi iğfal edicilerdi ama ne Yaşar Paşa ne de TSK bunları, bu yöntemleri asla anlayamadı. Yaşar Büyükanıt, Sabri Uzun’u görevden kendisinin aldırttığını zannetti ama aslında o sadece alınma sebebine bir perde olmuştu. Hem de kendisinin en fazla karşı çıktığı gruplara karşı hizmet eder bir tarzda.” (gazetevatan)

Benim için sürpriz olmadı

29 Ekim 2010

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın ‘darbe günlükleri’ soruşturmasında yetkisizlik kararı vermesini değerlendiren eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, “Karar sizin için sürpriz oldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Niçin sürpriz olsun? Darbe günlükleri diye bir şeyin içinde olmadığımı zaten biliyorum. Bunun aksini düşünmek mümkün mü? Cumhuriyet Savcılığı da tetkik etti, Ergenekon ve var olduğu iddia edilen günlükler arasında bir bağ olmadığı görüldü. Soruşturmanın gizliliği devam ettiği için söyleyecek başka bir şeyim yok.”

Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ergül’ün, Ergenekon ile ‘darbe günlükleri’ arasında bir bağ olmadığına ilişkin yetkisizlik kararından sonra dosya Ankara’ya gönderilirken, dava açılması halinde eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ile eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, Anayasa’da yapılan son değişiklik nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nde yargılanacak. Yetkisizlik kararında, eski kuvvet komutanlarının Anayasa Mahkemesi’nde yargılanabileceğine dikkat çekilerek, şöyle denildi: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 148. maddesinde yapılan değişiklik gereğince şüpheliler Aytaç Yalman, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın hukuki konumlarının da değerlendirilip takdir edilmesi sonucuna da ulaşılmıştır.”

Yalman’ın avukatı: Biz öngörüyorduk

Emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın avukatı Tarık Kale de, “Ergenekon davası ile ‘darbe günlükleri’ iddiası arasında bir bağın olamayacağını biz öngörüyorduk. Dosya Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı’na verilecek. Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı da verebilir dava da açabilir. Savcının yetkisizlik kararında da belirttiği gibi Anayasa’da yapılan değişiklik nedeniyle Ankara Cumhuriyet Savcılığı da yetkisizlik kararı verebilir ve dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne gönderebilir” dedi.

MGK'da Yeni Millî Güvenlik Siyaseti Belgesi Uygun Bulundu

28 Ekim 2010 Perşembe
Yeni Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nin uygun bulunduğu MGK toplantısının ardından yayımlanan bildiride, terörle yürütülen çok yönlü mücadelenin aynı kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre,Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu’nun yeni görevlerinde ilk kez katıldığı Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında Dün Çankaya Köşkü’nde yapıldı.

BÖLÜCÜ TERÖRÜN SİVİL HALKI HEDEF ALMASI
MGK Genel Sekreterliği’nin toplantının ardından yaptığı yazılı açıklamada, bölücü terör örgütünün ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin birliğini ve huzurunu bozmaya yönelik her türlü faaliyetine karşı çok yönlü olarak yürütülen mücadelenin, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, bölücü terör örgütünün, aralarında çocuk ve kadınların da yer aldığı sivil halkı hedef alan saldırılarında kara mayını kullanmaktan çekinmemesinin, bu örgütün insani değerlere bakış açısını da bir kere daha açıklıkla sergilediğine dikkat çekildi.

Dost ve müttefik ülkelere, bu hususları ciddiyetle ve sorumluluk duygusu içinde dikkate almaları, terör örgütü mensupları ve yandaşlarının ülkelerinde faaliyet göstermelerine imkân tanımamaları ve terörün maddi kaynağının kurutulması bakımlarından etkin tedbirler benimsemeleri çağrısında bulunulduğu aktarıldı.

IRAK’TAKİ SON GELİŞMELER
Bildiride; Irak’taki son gelişmelerin tüm boyutlarıyla değerlendirildiği, bu çerçevede, 7 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden bu yana yeni hükümetin henüz kurulamamış olmasının muhtemel yansımalarının ele alınarak, Irak’ta siyasi süreçte yaşanan sorunların ulusal uzlaşı temelinde bir an evvel aşılmasının taşıdığı önemin vurgulandığı kaydedildi. Terörle mücadeleye ilişkin Türkiye-Irak-ABD üçlü mekanizma sürecindeki gelişmelerin de gözden geçirildiği bildirildi.

BM GENEL KURULU

Birleşmiş Milletler’in, 23–30 Eylül 2010 tarihlerinde New York’ta yapılan 65. Genel Kurulu bağlamındaki gelişmeler ile Cumhurbaşkanı Gül’ün başkanlığındaki heyetimizin genel kurul sırasındaki kapsamlı faaliyetleri üzerinde durulduğu aktarılarak, bu çerçevede, BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığımızla aynı döneme tesadüf eden genel kurul çalışmaları sırasında yürütülen çok yönlü faaliyetlerin, Türkiye’nin uluslararası alanda ve BM nezdinde yakalamış olduğu ivmenin daha da güçlendirilmesine önemli katkıda bulunduğunun vurgulandığı ifade edildi.

İRAN VE İSRAİL İLE İLGİLİ BAZI KONULAR

BM Genel Kurulu çalışmaları bağlamında, BM gündeminde yer alan, İran ve İsrail ile ilgili bazı konulara ilişkin son gelişmelerin de değerlendirildiği, İran’ın nükleer programı konusunda ilgili taraflar arasında doğrudan müzakerelerin yeni turunun biran önce gerçekleşmesinin önemine dikkat çekildiği; İsrail’in insani yardım konvoyuna saldırısı konusundaki gelişmelerin, BM İnsan Hakları Konseyi’nin bağımsız uzmanlarca hazırlanan 29 Eylül 2010 tarihli raporu ışığında değerlendirildiği belirtildi.

SİBER TEHDİDİN ULAŞTIĞI BOYUT

Bildiride, siber tehdidin global düzeyde ulaştığı boyut ve bu tehdidin ulusal güvenliğe etkilerinin kapsamlı biçimde ele alınarak, siber tehdidin engellenebilmesi açısından millî düzeyde yürütülen çalışmaların değerlendirildiği aktarıldı.

Duyuruda, dost ve kardeş Pakistan’da meydana gelen sel felaketi ve Türkiye’den yapılan kapsamlı yardımların ele alındığı, Pakistan halkıyla bu zor günlerindeki dayanışmanın önümüzdeki dönemde de sürdürüleceği vurgulandı.

YENİ MİLLÎ GÜVENLİK SİYASETİ BELGESİ

Bildirinin sonunda, yeni Millî Güvenlik Siyaseti Belgesinin görüşülerek uygun bulunduğu ve bu konudaki tavsiye kararının Bakanlar Kuruluna bildirilmesine karar verildiği belirtildi.

Belediye Başkanı misafirhanede ağırlandı

Cumhuriyet Resepsiyonu'nda başörtü krizi yaşandı... 30.10.2010

Erzincan'da düzenlenen ve Vali Abdulkadir Demir'in ev sahipliğini yaptığı Cumhuriyet Resepsiyonunda,başörtüsükrizi yaşandı. Erzincan Belediye Başkanı Yüksel Çakır ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İl Başkanı Salih Eğinlioğlu'nun eşlerinin başörtülü olması sebebiyle Cumhuriyet Resepsiyonuna alınmadı.

Erzincan Emniyet Müdürlüğü Polisevinde düzenlenen Cumhuriyet Resepsiyonuna Vali Abdulkadir Demir ve eşi Nurtaç Demir ev sahipliği yaptı. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, 3. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Ergüder Toptaş, askeri ve sivil erkanın katıldığı Cumhuriyet Resepsiyonunda, Vali Demir ve eşi, davetlileri kapıda karşıladı.

Akşam saat 19.00'da başlayan resepsiyona, AK Partili Erzincan Belediye Başkanı Yüksel Çakır eşi Yasemin Çakır'la,AK PartiErzincan İl Başkanı Salih Eğinlioğlu ise eşi Armağan Eğinlioğlu ile birlikte resepsiyonun yapıldığı Polisevine geldi. Belediye Başkanı Yüksel Çakır ve AK Parti İl Başkanı Salih Eğinlioğlu'nun eşlerinin başlarının kapalı olması nedeniyle, düzenlenen Cumhuriyet Resepsiyonuna alınmadılar.

Bu durum karşısında eşleri ile birlikte Polisevinden ayrılmak isteyen Belediye Başkanı Çakır ve AK Parti İl Başkanı Eğinlioğlu, Vali Abdulkadir Demir ve Vali Yardımcısı Adem Keleş tarafından polisevinin üst katında bulunan misafirhanede ağırladı.

Cumhuriyet Resepsiyonu diğer misafirlerin gelmesi ile başladı. Askeri ve sivil erkanın katıldığı Cumhuriyet Resepsiyonunda, Vali Abdulkadir Demir, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman ve 3. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Ergüder Toptaş ve bazı misafirleri aynı masada sohbet etti. Onuncu Yıl Marşının okunduğu resepsiyon yaklaşık 1.5 saat sürdü.

3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, 3. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Ergüder Toptaş ve diğer misafirleri uğurlayan Vali Abdulkadir Demir ve eşi Nurtaş Demir, daha sonra misafirhanede bekleyen Belediye Başkanı Çakır ve İl Başkanı Eğinlioğlu'nun yanına giderek bir süre sohbet etti. Daha sonra Polisevinden hep birlikte ayrılan Vali Demir, Başkan Çakır ve İl Başkanı Eğinlioğlu, kapıda vedalaştıktan sonra ayrıldılar.

Polisevi çıkışında gazetecilerin sorularına yanıt vermek istemeyen Belediye Başkanı Yüksel Çakır, "Davete icabet ettik" dedi. Basın mensuplarının 'resepsiyon salonunda yoktunuz' sorusuna ise Başkan Çakır, "Siz bizim yanımızda olduğunuz sürece bize bir şey olmaz" diyerek eşi Yasemin Çakır'la birlikte makam aracına binerek Polisevinden ayrıldı.

Vali Abdulkadir Demir ise yaşanan olayla ilgili her hangi bir açıklamada bulunmadı.

Cumhuriyet resepsiyonu

31 Ekim 2010
Cumhuriyet’in 87’inci yıldönümü nedeniyle İzmir Valisi M. Cahit Kıraç ve eşi Berrin Kıraç, Balçova Termal Tesisleri Kardelen Salonu’nda resepsiyon düzenledi.

Vali Kıraç ve eşi Berrin Kıraç, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler ile birlikte salonu gezerek tüm konukları selamladı. Resepsiyonda konuşan Vali Kıraç, “İzmir’de Cumhuriyet’i kutlamak bir ayrıcalıktır. Atatürk, ‘en büyük eserim’ dediği Cumhuriyet’i gençlere emanet etti. Cumhuriyet bayrağını, burçlara dikmek için göndere çekmek için çalışacağız. Hepinizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum” dedi.

En güzel şarkılar söylendi
Vali Kıraç ve eşi Berrin Kıraç, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler ile birlikte salonu gezerek tüm konukları selamladı. Daha sonra Vali Kıraç ve eşi Berrin Kıraç, Genelkurmay Eski Başkanı Hilmi Özkök, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Hekimoğlu ile birlikte bir tarafında Atatürk, bir tarafında ise Türk Bayrağı bulunan

Cumhuriyet Pastası’nı kesti.
Konuklar gecenin sonunda ellerindeki Türk Bayrakları’nı sallayarak Onuncu Yıl Marşı’nı hepbirlikte söyledi. Gecede sahne alan Grup Albatros’un seslendirdiği birbirinden güzel şarkılar, büyük beğeni topladı.

Asker tam kadro Merkez Orduevi’nde

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte Çankaya Köşkü’nde düzenlediği 29 Ekim resepsiyonuna katılmayan TSK’nın komuta kademesi tam kadro Merkez Orduevi’nde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in verdiği resepsiyona katıldı
30 Ekim 2010

Koşaner, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un türbana tepki olarak 2008 yılında başlattığı 29 Ekim’de Orduevi’nde resepsiyon geleneğini, Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonların bire inmesine karşın dün de sürdürdü.

Şehit aileleri de resepsiyonda
Türban hassasiyeti nedeniyle Cumhurbaşkanı Gül’ün Köşk’e çıktığı 2007 yılından bu yana Köşk’te akşam düzenlenen resepsiyonlara katılmama geleneğini dün de sürdüren TSK mensupları, Merkez Orduevi’nde eşleriyle birlikte Koşaner’in verdiği resepsiyona katıldı. Saat 19.00’da başlayan ve yaklaşık 2 saat süren resepsiyona Orgeneral Koşaner ve tüm kuvvet komutanları eşleriyle birlikte katılırken, Ankara Garnizonu’nda görevli subay ve astsubaylar ile gaziler ve bazı şehit aileleri de resepsiyonda yerini aldı.

Geleneği sürdürdü
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Başbuğ tarafından 2008 yılında başlatılan resepsiyon geleneği, Gül’ün Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonları teke indirmesine karşın devam etti. Asker, 2007’dan bu yana sadece, Gül’ün öğlen saatlerinde devlet protokolü için düzenlediği eşsiz resepsiyonlara katılıyordu. Böylece, TSK mensupları 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’ne çıkmamış oldu.

İstanbul’da cumhuriyet coşkusu
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 87. yıldönümü dolayısıyla Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de bir resepsiyon verildi. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Boğaziçi Köprüsü ile Kız Kulesi arasındaışık, lazer ve havai fişek gösterisi düzenlendi. Gösteride, Boğaziçi Köprüsü üzerinde 42 ateşleme sistemiyle 800 metre ateş şelalesi oluşturuldu. Yaklaşık yarım saat süren havai fişek gösterisi, izleyenleri büyüledi.

Anıtkabir’e Cumhuriyet Bayramı ilgisi
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir ziyaretçi akınına uğradı. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesindeki Anıtkabir ziyaretçi sayısına ilişkin verilere göre, dün Anıtkabir’i 80 bin 96’sı yerli, 464’ü yabancı toplam 80 bin 560 kişi ziyaret etti.

Ankara’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla hipordomda geçiş töreni düzenlendi. Devlet erkanının da katıldığı törene askeri okullar da katıldı.

Org. Koşaner'in 29 Ekim mesajı

Genelkurmay Başkanı, 'hukuka saygı' üzerinden mesajını verdi
28 Ekim 2010

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, "Silahlı Kuvvetlerimiz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyetimizin temel değerlerinin, ulusal birliğimizin ve bölünmez bütünlüğümüzün güvencesi olmaya devam edecektir" dedi.

Bütün değerleriyle, hukuk ve düşünce sistemiyle daima çağdaş bir kurum olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka saygılı olmaya devam edeceğini belirten Orgeneral Koşaner, "Ancak hukuka saygının herkes tarafından dikkate alınması gereken bir zorunluluk olduğu ve gerçek anlamda hukuk devleti olgusuyla çağdaş ve saygın bir toplum olunabileceği aşikardır" ifadesini kullandı.

Orgeneral Koşaner, Türkiye Cumhuriyeti'nin 87.yılı nedeniyle, yayınladığı mesajında, "Ebedi Başkomutan ve Büyük Devlet Adamı Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Türk milletinin her türlü zorluk ve imkansızlığa rağmen büyük fedakarlıklar ve şehitlerimizin aziz kanları ile yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin 87.yılını kutlamanın onur ve gururunu yaşıyoruz" dedi.

Cumhuriyetin, ulusun onurunu yücelten, çağdaş uygarlıkla bütünleşmesinin yolunu açan inanılması güç bir devrim ve Türk ulusunun karakterine en uygun yönetim biçimi olduğunu belirten Orgeneral Koşaner, "Umutların tükendiği, her şeyin sona erdiğinin sanıldığı bir anda, Yüce Atatürk'ün önderliğinde 'Ya istiklal ya ölüm!' parolasıyla bir ulusun yeniden dirilişinin ve tarihin ender kaydettiği bir başarının simgesi olan Cumhuriyet, her türlü tehlikeye karşı göğüs gererek ulusça birlik ve beraberlik içinde sonsuza dek korumamız ve yaşatmamız gereken en değerli varlığımızdır" dedi. Atatürk'ün Türk ulusuna armağan ettiği en önemli eseri olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin temelinde; çağdaş yurttaş, toplum ve devlet ülküsüne ulaşmayı sağlayacak prensiplerin özenle yaşama geçirildiğini ve gücünü ulus iradesinden alan demokrasinin hayat bulmasının yolunun açıldığını vurgulayan Orgeneral Koşaner, şunları kaydetti: "Cumhuriyet, Anayasamızda da güvence altına alınmış olan üniter devlet, ulus devlet ve laik devlet temellerine oturan Atatürk milliyetçiliğine bağlı laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olma erdemine sahiptir. Türk milletinin bağrından çıkan, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş ifadesi olan Silahlı Kuvvetlerimiz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyetimizin temel değerlerinin, ulusal birliğimizin ve bölünmez bütünlüğümüzün güvencesi olmaya devam edecektir. Ulusumuzdan aldığı güç, sahip olduğu modern imkan ve kabiliyetler, üstün disiplin, yüksek moral gücü ve eğitim seviyesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birlik ve bütünlüğümüze kastedecek her türlü tehdit karşısında daima göreve hazırdır ve milletinin emrindedir."

"TSK HUKUKA SAYGILI OLMAYA DEVAM EDECEKTİR"
Orgeneral Koşaner, bütün değerleriyle, hukuk ve düşünce sistemiyle daima çağdaş bir kurum olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka saygılı olmaya devam edeceğini belirterek, "Ancak hukuka saygının herkes tarafından dikkate alınması gereken bir zorunluluk olduğu ve gerçek anlamda hukuk devleti olgusuyla çağdaş ve saygın bir toplum olunabileceği aşikardır" dedi. Orgeneral Koşaner, mesajında şöyle devam etti: "Dünyada ve bölgemizde meydana gelen son gelişmeler bir kez daha göstermektedir ki, ülkemizin bulunduğu bu zor coğrafyada güçlü Silahlı Kuvvetlere sahip olmak, varlığımızın, bekamızın ve esenliğimizin yegane teminatıdır. Bu mutlu günde, bir neslin kendini feda ederek bizlere armağan ettiği Cumhuriyetimizin kuruluşunu gerçekleştiren başta ebedi başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimizin, ebediyete intikal etmiş komutanlarımızın ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğilirken Cumhuriyeti korumak uğruna ve bölücü teröre karşı yürütülen mücadelede şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz. Bu duygularla, Cumhuriyetin erdemine, onun kazanımlarına ve temel değerlerine yürekten inanmış, silah arkadaşlığı çatısı altında sarsılmaz bir birlik ve vatana adanmışlık ruhuyla birbirine kenetlenmiş, Atatürkçü Düşünce Sistemini özümsemiş Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensuplarının ve ailelerinin Cumhuriyet Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlar, esenlikler dilerim."

Genelkurmay'dan Cumhuriyet Bayramı afişi

Genelkurmay Başkanlığı’nca 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla afiş hazırlatıldı. Kırmızı fon üzerine yapılan afişin üst bölümünde “Cumhuriyetle aydınlık geleceğe” yazısı yer alırken, ellerinde Türk Bayrağı taşıyan öğrencilerin, Atatürk posteri tutan bir genç kızın ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafına yer veriliyor. Afişin at bölümünde ise “güçlü ordu güçlü Türkiye” yazısı yer alıyor. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, ’tek’e indirdiği 29 Ekim resepsiyonunda gelişmeler ilgiyle izlenirken, asker de kendi formülünü geliştirdi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, eşi Nurdan Koşaner’le birlikte, Gül çiftiyle aynı saatlerde ’29 Ekim resepsiyonu’verecek. Böylece başkentte, hem Çankaya Köşkü’nde hem de Merkez Orduevi’nde aynı saatlerde resepsiyon verilecek. (29.10.2010, yeniçağ)

Komutanların Köşk boykotu! / Erhan Başyurt

Çankaya'da düzenlenen Cumhuriyet Bayramı davetine CHP lider kadrosu ve komuta kademesi katılmadı.
Sebep basit; tek davet olacağı için Hayrünnisa Gül'ün ev sahipliğinden rahatsızlık duydular.
Çünkü hanımefendinin başı kapalı ve konuklar arasında da başı kapalı insanlar olacaktı.
Bu tavır birçok açıdan sakıncalı ve sonuçta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarını kamuoyunda zayıflatır.
Her şeyden önce Türk kadınının yüzde 70'inin başı kapalı, o halde başörtüsüne bu şekilde tavır almak toplumun büyük kesimine de tavır almak anlamına gelir.
İkincisi, TSK uzun süredir kendisinin inançlara saygılı olduğunu ortaya koymaya çalışıyordu.
Hatta Orgeneral Aslan Güner'in "Cumhurbaşkanı'nın eşiyle tokalaşmamak için protokolden kaçtığı" iddiasına 3 yıl sonra "talimat" nedeniyle izah getirilmeye bile çalışıldı.
Şimdi bir hafta önce yapılan bu açıklama da, geçmişte yapılan açıklamalar da havada kaldı.
Bundan böyle kamuoyunu inandırmak daha zor olacaktır.
Daha önemlisi, Cumhurbaşkanı "Başkomutan" olarak kabul edilmiştir.
YAŞ kararlarının altında imzası olmayınca, atama gerçekleşmez.
Başbakan hükümetin, Cumhurbaşkanı devletin başıdır.
Bu durumda devletin ordusu, devletin başını nasıl protesto edebilir?
Başkomutanın, Cumhuriyet Bayramı davetini bugüne kadarki bütün teamülleri yerle bir ederek nasıl reddedebilir?

Köşk'e nispet olsun diye aynı saate neden ve nasıl resepsiyon koyarlar?..
Oysa komuta kademesinin tamamı "atanmış" bürokratlardır.
Bürokrasinin devlete bu şekilde tavır alması izah edilemez bir tutumdur.
CHP de resepsiyonu "boykot" etmiştir.
Ama CHP siyasi bir partidir.
Hesabını da halka verir.
CHP'nin peşine takılarak ya da CHP'yi peşine takarak asker bürokratların aldığı bu tavır son derece yakışıksız olmuştur.
Hesap sorması gereken de onları o göreve atayan isimlerdir.
Ama başta da söylediğim gibi bu tavır en fazla TSK'nın yok yere yıpranmasına neden oluyor.
Türkiye demokratikleştikçe, bu tavırların ne kadar yersiz olduğu da gün gibi ortaya çıkacak.
Bugün başörtülülere "vebalı" muamelesi yapıp görünce kaçanlar ve kurumlarının kapılarını kapatanlar, o zaman yaptıklarının ne kadar çocuksu ve saçma olduğunu da görecek ve belki de nedametle kendilerine gülecekler...
31.10.2010 (bugün)