17 Aralık 2010 Cuma

Keşke bu mahkemeler 27 Mayıs ve 12 Eylül'de de çalışsaydı

Türkiye, dün 195 sanıklı en büyük darbe davası için Silivri'ye kilitlendi. Eski kuvvet komutanları Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 187 sanık, darbeye teşebbüs suçundan ilk kez hâkim karşısına çıktı.

Haklarında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar, camilerin bombalanması, Türk jetlerinin düşürülmesi gibi eylemlerin yer aldığı 'Balyoz' darbe planının ortaya çıkmasından 11 ay sonra yargılanmaya başlandı. Duruşmaya, sanıklar kadar, sivil toplum örgütleri de damgasını vurdu. Başta Hukukçular Derneği ve Özgür-Der olmak üzere bazı gazeteci ve yazarlar müdahillik taleplerini içeren dilekçeleri mahkemeye sundu. Dışarıda ise protestolar vardı. Avukatların oluşturduğu Yargıda Reform Grubu adına konuşan Tülay Sofu, siyaset ve hukuk tarihi açısından milat oluşturacak bir günün yaşandığını vurguladı. Sofu, "Gönül isterdi ki bu mahkemeler, 1960'larda, 1971'lerde, 1980'lerde ve 28 Şubat'larda yapılsaydı da Cumhuriyet'imize bulaşan darbe virüsü, hukuk eliyle dezenfekte edilip bu kirli geçmiş hiç yaşanmamış olsaydı." dedi. Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya ise Türkiye'nin, yakın tarihinde yaşadığı kirlilikten kurtulma iradesini sergilediğini belirtti.

'Balyoz' darbe planı sanıkları içeride yargılanırken dışarıda dar-becilere yönelik protesto gösterileri yaşandı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde toplanan 'Yargıda Reform Grubu' üyesi bir grup avukat, 'Yargı Balyoz'a el koydu' ve 'Ordu yargıyı yordu' yazılı pankart ve dövizler açtı. Daha sonra grup adına açıklama yapan Tülay Sofu, bugün siyasi ve hukuk tarihi açısından milat oluşturacak sayılı günlerden birinin yaşandığını belirtti. Bir çeşit darbeler tarihi olan genç Türkiye Cumhuriyeti'ne, halkın seçtiği meşru hükümete, halkın meclisine karşı, etkisizleştirme ve ortadan kaldırmaya teşebbüs eden Silahlı Kuvvetler içindeki gayri meşru bir yapılanmanın bugün mahkeme karşısına çıkarılacağını ifade etti. Sofu, "Gönül isterdi ki bu mahkemeler, 1960'larda, 1971'lerde 1980'lerde ve 28 Şubat'larda yapılsaydı da Cumhuriyet'imize bulaşan darbe virüsü, hukuk eliyle dezenfekte edi-lip bu kirli geçmiş hiç yaşanmamış olsaydı. Keşke hayatının baharındaki binlerce öğrenci öldürülmeseydi, 1 milyona yakın insan işkence mağduru olmasaydı. Bu insanlara hak ettikleri cezaların verileceğine inanıyoruz.'' dedi.

SİSTEMATİK İNKAR ÇABALARI İKİYÜZLÜLÜK
Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜR-DER), 'Balyoz' planı davasının görülmeye başlanması nede-niyle 'darbe girişimlerini' protesto etti. Si-livri Cezaevi önünde toplanan ÖZGÜR-DER üyesi bir grup, darbe karşıtı pankart ve dövizler açtı. Grup adına açıklama yapan ÖZGÜR-DER Genel Başkanı Rıdvan Kaya, bugün başlayan duruşmanın Tür-kiye'nin yakın tarihi açısından çok önemli olduğunu belirtti. Davaya konu belgelerin bir kısmını incelediklerini dile getiren Kaya, "Açık bir şekilde bu belgelerin nasıl hazırlanabildiğini gördük. Ancak buna rağmen hâlâ bütün bu olayın düzmece olduğunu, olayın komplo olduğunu söyleyenler ve halkı inandırmaya çalışanlar var. Bu düzene, bu sistematik inkar çabaları ikiyüzlülüktür. Ortada bu kadar açık bilgi varken, tüm bunları inkar edebilenler yarın güneşin doğuşunu da inkar edebilecek insanlar. Diyorlar ki, 'Bu belgelerin mantığı yok'. Bakın tarihe yapılanları göreceksiniz. Türkiye sonuçta darbelerin yaşanmadığı bir ülke değil. Darbeler yaşanan ülkemiz belki onlarca defa dolaylı müdahaleler yaşadı. Bütün bu geçmişi yok sayıp darbe iddiaları yalandır deniliyorsa kimse buna inanmaz." diye konuştu.

Muvazzaf generaller salonda
Duruşmaya Çetin Doğan, İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Koramiral Kadir Sağdıç'ın yanı sıra açığa alınan generaller Gürbüz Kaya, Abdullah Gavremoğlu ve Halil Helvacıoğlu da katıldı. Gelen 187 sanık arasında 20'yi aşkın muvazzaf general yer aldı. Emekli Org. Ergin Saygun rapor gönderirken, Cemal Temizöz duruşmada yoktu.

Mahkeme önünde gazetecilere konuşan Çetin Doğan, kendini, "Darbelerin değil, meşru zeminin adamıyım." diyerek savundu. 164'üncü sıradaki Astsubay Recep Yavuz'un kimlik bilgileri okunurken iddianamedeki teknik bir hata ortaya çıktı. Yavuz'un yerine 47 numaralı sanık Recep Yıldız'ın bilgileri yazılmıştı. Hâkim, Yavuz hakkında dava olmadığını açıkladı. Sanık sayısı 195'e düştü.

Bazı sanıklar, mahkeme başkanı hariç diğer iki üye için reddihakim talebinde bulundu. Bunun üzerine dosya üst mahkemeye gönderilirken, dava 28 Aralık'a ertelendi.

25 general duruşma salonunda
'Balyoz' kod adlı darbe planına ilişkin eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 195 sanığın yargılanmasına başlandı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek, Genelkurmay Muhabere ve Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Süha Tanyeri, Milli Savunma Bakanlığı tarafından açığa alınan Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınan Jandarma Tümgene-ral Halil Helvacıoğlu ve 'Kaos Planı' davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu 187 sanık katıldı. Emekli Orgeneral Ergin Saygun, emekli Tuğgeneral Mustafa Kemal Tutkun, faili meçhuller davası sanığı emekli Albay Cemal Temizöz, muvazzaf askerler Binbaşı Gökhan Murat Üstündağ ile Kemal Dinçer, Timuçin Erarslan, Ali Demir, Kahraman Dikmen, Astsubay Fikret Çoşkun ise ilk duruşmaya gelmedi.

Muvazzaf askerler ve bir kısım emekli askerler iki ayrı otobüsle, diğer emekli asker sanıklar ise özel araçlarıyla Silivri'ye geldi. Tüm sanıklar binaya girdikten sonra sırayla duruşma salonuna alındı. Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanı tarafından görevinden alınan Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu salona girerken yakınları tarafından alkışlandı. Mahkeme mübaşiri Aydın Aslan, içeri giren sanıkları iddianame sırasına göre tek tek sandalyelere oturttu. Hakim Ömer Diken'in başkanlık yaptığı mahkeme heyetinde, üye hakimler Davut Bedir, Murat Üründü ve Ali Efendi Peksak yer aldı. Duruşmada iddia makamını Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş temsil etti. Başkan Diken, duruşmayı açtıktan sonra sanık ve avukat yoklaması yaptı. İlk olarak başka suçtan tutuklu sanıkların yoklaması yapıldı. 'Kaos Planı' davasında tutuklu Albay Dursun Çiçek mikrofonu ilk alan isim oldu. Çiçek, "Son zamanların sözde milli sanıklarından Dursun Çiçek." ifadelerini kullandı. Hakim Diken, sadece ismini söylemesi konusunda Çiçek'i uyardı. İlk duruşmada 25 muvazzaf general, hakim karşısına çıktı.

Sanıklar ve avukatların yoklamalarının tamamlanmasının ardından kimlik tespitlerine geçildi. Çetin Doğan, askeri lojmanda kaldığını ve aylık gelirinin de 4 bin 500 TL olduğunu bildirdi. Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına aylık 6-7 bin TL, Korgeneral Nejat Bek 5 bin 500 TL geliri olduğunu belirtti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından görevinden alınan Gürbüz Kaya'nın da kimlik tespiti sırasında muvazzaf subay olduğunu ve hakkındaki dava nedeniyle 4 bin 700 TL olan maaşının 3 bin 200 TL'ye düştüğünü söyledi. Kimlik tespiti sırasında 164'üncü sıradaki Astsubay Recep Yavuz'un kimlik bilgileri okunurken iddianamedeki teknik bir yanlış ortaya çıktı. Recep Yavuz'un kimlik bilgileri yerine 47 numaralı sanık olan Recep Yıldız'ın kimlik bilgilerinin yazıldığı ortaya çıktı. Mahkeme Başkanı Ömer Diken, Recep Yavuz hakkında açılmış bir kamu davası olmadığını kaydetti. Sanık davadan çıkınca sanık sayısı 195'e düştü.

Hâkimden sanığa: Rahatsız değilsen ayağa kalk
Duruşmada kimlik tespiti sırasında ilginç bir olay yaşandı. Sanıklardan Ahmet Küçükşahin'in, kimlik tespiti sırasında oturduğu yerden Harp Akademileri'nde görevli olduğunu söylemesi üzerine Başkan Ömer Diken, "Bir rahatsızlığınız yoksa ayağa kalkar mısınız?'' diye uyardı. Bunun üzerine ayağa kalkan Küçükşahin'in kimlik tespiti tamamlandı. Saat 15.00 sularında biten kimlik tespiti yaklaşık 3,5 saat sürmüş oldu. Duruşma salonunda sanıklar için ayrılan 199 sanık sandalyesinin çok azının boş kaldığı görüldü. Davaya bakan sanık avukatlarından katılımın fazlalığı dikkati çekti. İstanbul Barosu'nun çok sayıda sanığa avukatları olmasına rağmen müdafi görevlendirdiği görüldü. Birinci 'Ergenekon' davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün kızı Zeynep Küçük ile eşi Necla Küçük de duruşmayı izledi.

Vakit Gazetesi köşe yazarı Abdurrahman Dilipak, avukatı Salih Döğücü, avukatlar Necip Kibar ve Cahit Özkan mahkeme salonunda müdahil bölümünde yer aldı. Yazar Dilipak'ın avukatı mahkemeye müdahillik dilekçesi sundu. Avukat Necip Kibar da, yazarlar Rıdvan Kaya, Hamza Türkmen ve Özgür-Der adına müdahillik talebinde bulundu.

Reddihâkim talebi üst mahkemeye
'Balyoz' Planı iddialarına ilişkin görülen davada, bazı sanık avukatları, reddihakim talebinde bulundu. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, bazı sanık avukatlarının, üye hakimler Ali Efendi Peksak, Davut Bedir ve Murat Üründü hakkındaki reddihakim taleplerine yönelik beyanları alındı. Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş da reddihakim taleplerinin değerlendirilmesi için dosyanın üst mahkeme olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini istedi. Mahkeme, verilen kısa aranın ardından kararı açıkladı. Heyet, sanıkların reddi hakim taleplerine ilişkin değerlendirmenin yapılması amacıyla dosyanın, bir üst mahkeme olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetti. Mahkeme heyeti, diğer taleplerin ise reddihakim talebi karara bağlandıktan sonra değerlendirileceğini ifade ederek, duruşmayı 28 Aralık Salı gününe erteledi. 11. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce 102 sanık hakkında yakalama kararını kaldırmıştı.

Geniş güvenlik önlemleri alındı
Duruşma nedeniyle mahkeme salonunun bulunduğu binaya girişlerdeki aramaların daha da artırıldığı, daha fazla personelin görevlendirildiği görüldü. Ancak, salonun bulunduğu binaya girerken x-ray cihazının alarm vermesine rağmen Çetin Doğan'ın üstü aranmadı. Ergenekon davalarında olduğu gibi salona girişlerde sanık, avukat ve basın mensupları ile izleyicilere kart verilirken, fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı gibi ses ve görüntü kaydeden her türlü dijital malzemelerin duruşma salonunun bulunduğu binaya sokulmasına izin verilmedi. Davanın başlayacak olması nedeniyle sabah saatlerinden itibaren gazeteciler ve basın yayın kuruluşlarının canlı yayın ekipleri, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin önünde çalışmalarına başladı. Basın mensupları, arama noktalarından geçtikten sonra salona giriş yaptı. Yerleşke çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındığı ve içeriye giren araçların eğitimli köpeklerin de yardımıyla arandığı görüldü.

Kirlenen ayakkabılarını korumalarına sildirdi
'Balyoz' darbe planı davasının bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Silivri'ye gelişi sırasında kirlenen ayakkabılarını korumalarına sildirdi. Avukatı Celal Ülgen, söz konusu olayı kendisinin de yadırgadığını söyledi. Ülgen, "Korumaların asker mi sivil mi olduğunu ben de bilmiyorum. Görüntüleri izleyince bende yadırgadım. Gittim korumalarına sordum. 'Komutanımız belinden rahatsız olduğu için eğilemiyor. Bunun için ayakkabılarını biz sildik' dediler." ifadelerini kullandı.

Çetin Doğan, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin önünde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir soru üzerine Doğan, "Mahkemede savunma zamanı gelince 'temel olarak bu davanın meşru bir zemini kalmamıştır' diyeceğim. Bu işin başında da söylemiştim kopyalayıp yapıştırmışlar. Seminerdeki konuşmalarımızdan belli bir bölümü koymuşlar. Bir montaj almışlar.'' diye konuştu. "Davanın sonunu nasıl görüyorsunuz?'' diye sorulan Çetin Doğan, "Hak yerini bulacaktır, er ya da geç... Ben çok rahatım. Çünkü ben haklı olan yandayım. Ben doğru olan yandayım ve hiçbir zaman gayri meşru bir zeminde bulunmadım ve bulunmam. Ben darbelerin adamı değilim, ben meşru zeminin adamıyım." şeklinde cevapladı. Hakim değişikliği ile ilgili bir soruya da Doğan, "Beni ilgilendiren, davanın bir an önce sonuçlandırılması.'' karşılığını verdi.