15 Aralık 2010 Çarşamba

Donanma’dan belge fışkırıyor

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yaptığı aramalarda 10 çuval belge çıktı. Aralarında Poyrazköy cephaneliğinin belgeleri de bulunuyor.

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ meşhur basın toplantısında iki yerde çok sinirlenmişti. İlki Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan “AK Parti ve Gülen’i bitirme belgesi’ne kâğıt parçası derken; diğeri ise ‘toprak altından silah fışkırıyor’ cümlesine itiraz ederken. Hâlâ görevde olsaydı herhâlde yine çok kızardı; çünkü Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada tam anlamıyla ‘belge fışkırdı’. Hem de ele geçen 10 çuval belgenin içinde Çiçek’in hazırladığı İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın üst yazısının bulunduğu ileri sürülüyor. Anlayacağınız, söz konusu metnin ‘kâğıt parçası’ olmadığını ispat eden yeni bir delil daha ortaya çıktı. Kriminal laboratuarlarında gerçekliği defalarca tespit edilen belge için artık delile ihtiyaç kalmadı. İddia doğrulanırsa ‘Çiçek’in kökleri’ne de ulaşmak mümkün olacak. Üst yazının talimat olduğu ve üst düzey komutanların da ıslak imzalarının yer aldığı ileri sürülüyor.

Askerî casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramalarda ele geçen 10 çuval belge ve dijital materyal arasında Poyrazköy cephaneliğinin belgesine de ulaşıldığı belirtiliyor.

ERGENEKON CEPHANELİĞİNİ TESCİLLEYEN BELGE DE VAR
Poyrazköy’deki İstek Vakfı arazisine gömülen ve kazılarla ortaya çıkarılan silahlarla ilgili resmî yazışmalarda Koramiral Kadir Sağdıç ve Deniz Albay Ali Türkşen’in imzalarının olduğu ileri sürülüyor. İstanbul’un Beykoz ilçesi Poyrazköy mevkiinde 21 Nisan 2009’da başlatılan kazılardan sonra 15’i dolu 22 Law silahı, 14 el bombası, 24 el bombası fünyesi, 450 gr C-3 patlayıcı, 7 hakem bombası, 3 gösteri bombası, 5 bubi tuzağı, 2 kullanılmış bubi tuzağı, 23 işaret fişeği, 45 sis bombası, 15 aydınlatma fişeği, 30 metre infilaklı fitil, 38 metre saniyeli fitil ve 3017 fişek dahil olmak üzere tam bir cephanelik bulunmuştu. İlker Başbuğ, o basın toplantısında bu silahları ‘boru’ olarak nitelendirmişti. Alınan bilgilere göre, Poyrazköy davası sanığı iki üst düzey komutanın imzasının yer aldığı yeni belgede değişik yerlerde bulunan cephaneliklerin bir araya getirilmesi isteniyor. 10 çuval dolusu gizli belgenin Deniz İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı K.Y.nin odasında parkelerin altında gizlendiği öğrenildi.

Yine bir ihbar mektubuyla patlatılan zulada eski ve yeni deniz kuvvetleri komutanlarıyla ilgili planlar da bulundu. Emekli Oramiral Metin Ataç ile Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in yapılacak darbenin ardından askerî mahkemelerde yargılanarak Yassıada’ya sürgün edileceği bildiriliyor. Devletin üst düzey 46 ismine ait özel fişlemeler bulunduğu iddiası çuvallardaki vesikaların önemini artırıyor. Deliller arasında ‘Kafes ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın devamı niteliğinde dokümanlar da var. Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen’in gözetiminden yapılan aramada üst düzey askerî yetkililer de hazır bulundu. Savcı Seçen, İstihbarat Şube Müdürü’nün makam odasının zeminindeki gizli bölmeyi fark etti. Parkelerin sökülmesiyle gizli bölmeler ortaya çıkarıldı. Özel olarak belirlenen 167 ismin darbe sonrasında nerede tutulacağına ilişkin bilgilerin de yine bu gizli bölmeden çıkarıldığı ileri sürülüyor. El konulan çuvallarda ayrıca Deniz Filo Komutanlığı sefer seyir tutanakları, 34 ses kaseti, amiraller ile eşleri hakkında bilgiler ve yeni mühimmat alanlarını gösteren gizli krokilerin olduğu belirtiliyor.

Taraf gazetesine konuşan ve ismi gizli tutulan Gölcük Donanma Komutanlığı’nda çalışan eski bir istihbaratçı ilginç iddialarda bulundu: “Örneğin Kuzey Deniz Saha Komutanı olacak kişiyi 45 gün izlerdik. 24 saat ne yaptığını takip eder, kayıt altına alırdık. Kiminle görüştüğü, kime hediye aldığı, eşinin ne yaptığı. Bunların hepsi burada değerlendirmeye alınırdı. Bir belediye başkanı bir bölgeye yatırım yapıyorsa neden yapıyor bunlara bakılırdı. Fişlemeler yapılırdı.”

Başta 28 Şubat olmak üzere Kafes, Ergenekon, Poyrazköy, Amirallere Suikast, Deniz Kuvvetleri içerisindeki Fuhuş ve Şantaj şebekesi gibi birçok davada Gölcük Donanma Komutanlığı’nın ismi geçiyor. Davaların çoğunda gözaltına alınan subayların da Donanma Komutanlığı’na mensup olduğu ortaya çıkmıştı. Donanma Komutanlığı 28 Şubat postmodern darbesine de ev sahipliği yapmıştı. 28 Şubat tarihî Millî Güvenlik Kurulu toplantısından önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı başkanlığında Kuvvet ve Ordu komutanları Gölcük Donanma Komutanlığı üssünde bir araya geldi. Toplantının görünürdeki amacı plan tatbikatıydı.

Ancak 28 Şubat’ta alınacak kararlara ve irticayla mücadelede yürütülecek stratejiye ilişkin detaylara bu toplantıda son nokta konuldu. Amirallere Suikast planında Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit’e suikast iddiasıyla gözaltına alınan 3 teğmenin de Gölcük Donanma Komutanlığı’nda görevli olduğu ortaya çıkmıştı. Evde yapılan aramada “Alb. Tayfun Duman’dan gelecek fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa’ya yapılacak operasyonun detay ve tarihleri Levent Bektaş, Orhan Yücel Albay üzerinden iletilecek. Size teslim edilen malzemeleri korunaklı bir yerde tutunuz.” notu bulunmuştu. Evdeki aramalarda 500 gram Datasheet TNT patlayıcı, 10 paket esrar ve bir miktar Captagon uyuşturucu hap bulunmuştu. Ardından Amirallere Suikast Soruşturması, Poyrazköy Davası’yla birleştirilmişti.

Donanma’nın yeni darbe maceralarına yelken açmaması için söz konusu davaların sonuçları çok önemli. Bu hafta başlayacak Balyoz Darbe Planı davası da demokratikleşme serüvenimizin önemli dönüm noktalarından olacak.