17 Şubat 2011 Perşembe

ODATV dileği / Yıldıray Oğur

Umarım savcıların sizin Ergenekon ile ilişkili olduğunuz yolundaki delilleri, “İşte Taraf-Cemaat Ortaklığı’nın Belgeleri” haberinizde öne sürdüğünüz “Taraf sitesi de Fethullah Gülen sitesi de aynı servis sağlayıcıdan hizmet alıyor”daki gibi (Planet.com adlı, milyonlarca siteye hizmet veren dünyanın en büyük servis sağlayıcı şirketlerinden biri) “sağlam” değildir.

Umarım polis, dış istihbarat örgütleriyle ilişkinizi ispat ederken, sizin “Yasemin Çongar’ın eşi CIA ajanı” haberlerinizde yaptığınız gibi, Çongar’ın bir model Afgan krizi toplantısına katılan akademisyen eşinin katıldığı temsilî tartışma grubunu CIA hücresi, onu da CIA ajanı ilan etmeniz gibi bilinçli ve kötü niyetli çarpıtmalara başvurmaz.

Umarım sizin Ergenekon’dan, CHP’den şuradan buradan para aldığınız ile ilgili suçlamalarda karşınıza, “Taraf hazineden 3 trilyon teşvik aldı” haberinizdeki, yapılan teşvik başvurusunda sunulan proje bütçesini alınan teşvik gibi sunmak gibi sürprizler çıkarılmaz...

Eğer haksız bir muameleyle karşılarsanız, umarım bu muameleyi savunmak için gazetelerde Elazığ’da bir üsteğmenin ceza için bir eline tutuşturduğu, pimi çekilmiş bombanın patlaması sonucu dört erin ölmesi olayı için sitenizde yazdığınız gibi “ Ordu yıpratılıyor. ABD ordusunda nasıl oluyor bu eğitimler sanıyorsunuz” tarzı savunmalar çıkmaz.

Umarım dedenizin, babanızın ırki ve dinî kökenlerini teşhir eden çıkmaz.

Umarım hiçbir gazetede sizin için, bizim için sitenizde yaptığınız gibi, yan yana resimleriniz basılıp “Yargılansınlar” yazan başlıklar çıkmaz.

Umarım siyasi öfkeleriniz, sitenizden taşan kötücülükten daha fazlasını yapmanıza neden olmamıştır.

Kusura bakmayın ama sizin için daha fazlasını dileyemeyeceğim...
***
Darbecilere Gülgeç...
“Beklediğim telefon fazla gecikmedi:

“Hasan Bey, sıkıyönetim arıyor.”

Selimiye Santralı:

“Komutanımı irtibatlıyorum.”

Birinci Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Ekrem Dinç. Boğuk ses tonu ve benden yavaş konuşma tarzıyla: “Cemal Bey, özellikle sizin gazeteyi uzun zamandır izliyoruz. Anayasa referandumu konusunda en ufak bir ima, telkin, telmih yoluyla dahi olsa, en ufak bir şey istemiyoruz. Yoksa derhal kapacağız gazeteyi.”

Bir an durdu, devam etti: “Bir de mavi konusu var. Sizde kimdi o? Gülgeç mi ne, biri var. Hep mavi mavi diye çiziyor. Bundan sonra mavi de olmayacak, anlaşıldı mı?” (Hasan Cemal, 30 Nisan 2000, Milliyet)

1982 Anayasası’nın oylandığı günlerdeki sivil yayımları yüzünden dört kez kapatılan Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni olan Hasan Cemal’i arayan komutana tarih önünde gülerek hatırlanma pahasına maviyi yasaklatan karikatürist İsmail Gülgeç dün hayatını kaybetti.

Referandumda propagandası yasak olan mavi renkli “hayır”ın simgesi haline dönüşen İsmal Gülgeç’in karikatürlerinde bazen “Mavilim, mavişelim, tenhada buluşalım mavilim” diye saz çalan âşıklar, sevdiği kıza, “Gözlerin nasıl güzel öyle, mavi mavi bakıyorsun” diye ilanıaşk eden delikanlılar vardı.

Cumhuriyet
’teki komşu karikatüristi Behiç Ak’ın yine mavi temalı 6 Ekim 1982 tarihli karikatüründe ise deniz kıyısında oturan bir kadın bir erkek arasında şöyle bir diyalog geçiyordu:

“Denize bak! Bugün rengi her zamankinden...”

“Evet, her zamankinden daha ma.. Yani ŞEY...”

“Gökyüzünün rengi de ŞEY...”

“Evet evet ŞEPŞEY...”

Daha sonraki siyasi çizgisiyle aramda epey mesafe olsa da 12 Eylül’ün kudretli paşalarının peşine teneke kutular takmış bu zeki ve cesur çizeri, mizahın politik gücüne inanan bir demokrat olarak saygıyla anmak isterim...