Gölcük Donanma Komutanlığı'nda, parke zeminin altından çıkan (6 Aralık 2010) "Balyoz" belgeleri, kamuoyuna açıklandı. Hem 5-8 Mart 2003 tarihli "Plan Semineri", hem de "Balyoz Harekât" belgeleri incelendiğinde, aradaki irtibat açıkça görülüyor. Belli ki, Balyoz planı, EMASYA kapsamında çalışılmış ve Mart 2003'te yapılacak Plan Semineri'ndeki "jenerik senaryo" ya uydurulmuş. Ya da jenerik senaryo, Balyoz'un üstünü örtecek biçimde geliştirilmiş. Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri'nden gelen talimata göre, sadece dış tehdide karşı bir Harp Oyunu hazırlanması gerekirken, Çetin Doğan'ın, ısrarla, iç tehdit unsurunu buna dahil ettiğini biliyoruz. Jenerik senaryoya göre, irticai, bölücü ve sol gruplar ayaklanacak, sıkıyönetim ilân edilecek ve sonuçta bir Milli Mutabakat Hükûmeti kurulacaktı. 1. Ordu'daki Plan Semineri'ne katılan Genelkurmay Başkanlığı gözlemcisi Tuğgeneral Mehmet Pınar, hazırladığı raporda, "Senaryo bağlamında iç tehdidin vurgulandığına" dikkat çekiyor, bu çerçevede, "öncelikle bir Milli Mutabakat Hükûmeti'nin kurulması gerektiği" gibi görüşlerin belirtildiğini Genelkurmay Başkanı'na aktarıyordu. Zaten Çetin Doğan, toplantının kapanış konuşmasında, "Ültimatom ve Milli Mutabakat Hükûmeti" kelimesini telâffuz etmişti: "Genelkurmay Başkanı'na diyeceğim ki, 'Siz Meclisi ve hükûmeti uyarıcı, bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın, bu işin sonu b...tur' deyin. Evvela ulusal birliğimizin... Buraya öyle yazmışım. İnandırıcı bir Milli Mutabakat Hükûmeti kurulması suretiyle, halkın tasvip edeceği tarafsız, bağımsız... bütün bu gailelerden sonra seçime götürecek bir hükûmetin kurulması en önemli, birinci öncelik..."
Bu sözlerden sonra, Çetin Doğan, hemen ilave ediyor: "... Bu tabii ki öngördüğümüz senaryonun içerisinde bir çözüm tarzı. Bugün de gidip ona 'şunu yapın' diyeceğim yok."
Bir yanda Balyoz planı... Bu başlık altında, denizde Yunanistan'la çatışmayı derinleştirecek Suga; kendi uçağımızı düşürecek ve sıkıyönetimi ilân etmeyen TBMM'nin çalıştığı gün ve saatlerde Meclis üzerinden çok alçak uçuşlar yapılmak suretiyle TSK'nın varlığını hissettirecek Oraj; Fatih ile Beyazıt Camii'nin bombalanmasını öngören Sakal ve Çarşaf eylem planları.
Balyoz kapsamında böyle bir dizi eylem planlanırken, diğer yanda, bunu kamufle edecek bir jenerik senaryo hazırlandı. Darbe planına resmi bir kılıf giydirildi. Jenerik senaryoda şöyle deniliyordu: "Yunanistan kara sularını 12 mile çıkarıp, bir Türk uçağını düşürmüştür. İrticai hareketler sonucunda, çok kişi ölmüş ve yaralanmış, işyerleri yağmalanmıştır. İstanbul'un birçok semtinde sokak çatışmaları her gün vuku bulmaktadır. Hükûmet sıkıyönetim kararı vermiş, ancak TBMM'de yeterli üye oy kullanamadığından karar onaylanamamıştır. İşte bu durumda, Milli Mutabakat Hükûmeti kurulacaktır."
5-8 Mart 2003 tarihli Harp Oyunu'nun, darbe hazırlıklarını gizleyecek şekilde düzenlendiği Gölcük'te ele geçen bir belgeden de açıkça anlaşılıyor. Oraj planının ayrıntılarında şöyle deniliyor: "Harp Akademileri Komutanlığı'nda yapılan hazırlığın, Hava Kuvvetleri Komutanı (Cumhur Asparuk) tarafından öğrenilmesi engellenecek. Öğrenilmesi durumunda, çalışmaların, jenerik harp oyununa yönelik hazırlıklar olduğu bildirilecek."
Bilmiyorum daha fazla söz söylemeye gerek var mı? Balyoz'a fasa fiso diyenler utansın.
Balyoz nasıl karşılanmıştı?
Genelkurmay Başkanlığı: "Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir. Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının sadece, toplumumuzda tedirginlik doğurmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği açıktır."
Deniz Baykal: "Balyoz'a inanmıyorum. Bugüne kadar yaşananların yeni bir parçasıdır. Kafes, İrtica ile Mücadele Eylem Planı, komutana suikast ve Arınç'a suikast gibi olaylara yeni bir halka. İnandırıcılıktan yoksun bir tablo. İddiaların doğru olduğunu kabul etmek demek, TSK'nın bir fesat yuvası olduğunu kabul etmek demek." (22 Ocak 2010); "Bir günde 21 amiral ve general, 27 subay, yani 48 TSK mensubu büyük bir operasyonla gözaltına alınmıştır. Sabaha karşı 4'te kapınız çalındığı zaman, 'Olsa olsa sütçüdür' diyebiliyorsanız demokrasi vardır. Ama sabaha karşı 4'te 'Eyvah geldiler' diyorsanız, o ülke demokratik bir ülke olmaktan çıkmış demektir... Neymiş, bir askeri tatbikat vesilesiyle darbeye yönelik bir proje ortaya koymuşlar. Resmi bir tatbikat uygulamasıdır. O olay darbe hazırlığı imiş. Bunu sadece bu 48 kişi mi yapmış?" (23 Şubat 2010)
Oktay Ekşi: "Son günlerde bir 'Balyoz' hikâyesi kamuoyunu işgal ediyor. Demokrasi tarihimize 'darbe karşıtı' olarak adı altın harflerle yazılacak 36 değerli 'demokrasi mücahidi' konuyu çok ciddiye almış olmalı ki, tuttular savcılığa bir suç duyurusunda bulundular. O ne mene bir suç durusu idi, doğrusu anlayamadık... ama yaptılar..." (31 Ocak 2010)
Melih Aşık: "Henüz soruşturma aşaması bile beklenmeden, bir belgeyi darbe planı olarak yayınlamak akla ve mantığa sığar mı? Üstelik bu darbe yaygarasını iki günde bir tekrarlamak. Daha dün Arınç'a suikast senaryosu fiyaskoyla sonuçlandı. Bir öncesinde ıslak imza skandalı yaşandı. TSK'yı sürekli darbeci diye yaftalayan bir takım senaryolarla halkın gözünden düşürmek kimin çıkarınadır?" (22 Ocak 2010); "Önceki gün 9. Ağır Ceza, dün 12. Ağır Ceza, verdikleri tahliye kararlarıyla darbe iddialarını çökerttiler." (2 Nisan 2010)
Ruhat Mengi: "Balyoz soruşturması kapsamında, Haziran'ın 18'inde 14 kişinin tahliyesine karar veren mahkeme, 22 Haziran'da da 12 kişiyi tahliye etti. Aslında, oynanan trajikomedinin, adaletin ayaklar altına alınmasının henüz yeni farkına varıldı. İnanılır gibi değil. Bunca zaman orgeneralleri, tüm tuğgeneralleri 'Balyoz da Balyoz' diye içeri tıkacaksınız, yapılanın adaletsiz olduğu size anlatılmasına rağmen umursamayacaksınız. Sonra da 'Affedersiniz ya böyle olmasa da olurmuş' diyeceksiniz." (24 Haziran 2010)
Can Ataklı: "Yunanistan bu planı ciddiye alırsa, Türkiye'ye nota vermesi ve suni olarak savaş çıkarıp, 'Ülkemizi işgal etmek istiyorsunuz' diye tepki göstermesi gerekir. Bakalım bizim sözde aydın, özde liberal maskeli faşistlerin dört elle sarıldığı Balyoz planı, Yunanistan'da nasıl yankılanıyor?" (22 Ocak 2010)