Bir ülke düşünün ki, 2010 yılında hâlâ darbe planlarıyla anılsın. Bir ülke düşünün ki, onca soruşturma ve davaya rağmen hâlâ darbe planları bulunsun. Bir ülke düşünün ki, toplumu doğrudan ilgilendiren önemli gelişmeler bazı gazetelere hiç yansımasın, bazı televizyon ekranlarında kendine yer bulamasın...
Hafta içinde habercilerin yüreğini ağzına getiren büyük bir bilgiyle karşı karşıya kaldık. Bir savcı askerî makamlara bilgi vererek Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'nda arama yaptı. Neler çıktı ortaya, neler! 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' soruşturmasında Albay Dursun Çiçek'i de ilgilendiren yepyeni belgeler bulunduğu öğrenildi. Darbe planlarında hangi komutanların nereye sürgün edileceği bile hesap edilmiş. Poyrazköy'de bulunan silahların envanteri ve diğer benzer silahların durumu hakkında tutanaklar ortaya çıktı...
Bundan daha 'flaş' haber olabilir mi bir ülkede? Nitekim medyanın büyük bir kısmı, bu bilgilere gereken değeri verdi. Bir de böyle bir şey hiç yaşanmamış gibi davranan haberciler ve yorumcular oldu. Sanki bambaşka bir ülkede yaşıyormuşçasına sade suya tirit yazılara devam edenlerin bu mesleği hâlâ nasıl yaptığını anlamak çok zor. Haber taş gibi duruyor ortada; haberci nerede, yorumcu nerede? Bu tür önemli gelişmeler aslında gazeteciliğin bu ülkede nasıl yapıldığını da fotoğraflıyor. O fotoğraf hem arşivlere malzeme olacak hem de insanlara, "Bu kadar da olmaz ki!" dedirterek ve gerçek gazeteciliğin ortaya çıkmasını sağlayacak...